ANKARA, 05/03(BYE)---
Yabancı
basın-yayın organlarında 04 Mart 2004 tarihinde yayımlanan,
Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu
hususlara değinilmektedir:
ABD BASINI:
International Herald Tribune gazetesinin internet sayfasında
(04/03) "Ankara Kıbrıs Çıkmazında Toprak Teklif Edecek" başlığı
altında ve Thomas Fuller imzasıyla yer alan bir makalede,
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türkiye'nin, Kıbrıs'ın yeniden
birleşmesi konusunda yaşanan çıkmazı aşmak amacıyla bir
girişimde bulunarak barış için toprak anlaşması önereceğini
söylediği belirtilmektedir. Erdoğan'ın, Avrupalı gazetecilere
verdiği bir mülakatta, bölünmüş adanın yaklaşık yüzde 36'sını
kontrol eden Kıbrıslı Türklerin Rum tarafına "jest" yaparak,
toprak teklif edeceklerini söylediği ifade edilen makalede,
Erdoğan'ın, ne kadar toprak verileceği ya da bu öneriyi ne zaman
resmi olarak sunacağına dair herhangi birşey söylememekle
birlikte yardımcılarının, BM planında da öngörüldüğü üzere Türk
tarafının, elindeki toprakların beşte birinden fazlasından
vazgeçeceğini söyledikleri kaydedilmektedir. Erdoğan'ın Kuzey
Kıbrıs ve uluslararası camiada tanınan güney kesimi arasında
yeniden birleşmenin sağlanması yönündeki çabalarıyla eşzamanlı
olarak Türkiye'nin, AB liderlerini AB'ye üyelik müzakerelerine
başlamaya hazır olduğuna ikna etmeye çalıştığı ifade edilen
makalede, Erdoğan'ın, Türkiye'nin AB'ye katılımını birliği
güçlendirmenin bir yolu olarak tanımladığı ve bunun, AB'nin tüm
dünyada, özellikle de İslam dünyasında sahip olduğu imajı
değiştireceğini ve Birliğin artık "Hristiyan kulübü" olarak
düşünülmeyeceğini de vurguladığı, AB'den alınacak bir "hayır"
cevabının ülkesinde "büyük bir üzüntü" yaratacağını söyleyerek
"40 yıl süren sıkı bir çalışmanın ardından eğer bir tarih
alamazsak bu bizi gerçekten üzer" dediği aktarılmaktadır.
Makalede, Avrupa Komisyonu ve diğer kuruluşlar tarafından
gerçekleştirdiği demokratik reformlar nedeniyle övülen
Erdoğan'ın, Türkiye'nin müzakerelere başlamaya hazır olduğunu
söylediği ve "sizinle açık konuşacağım. Geçmişte katılım
müzakerelerine başlayan ülkeler, reform ve reformların
yürütülmesi bakımından bugün bizim olduğumuz seviyede değildi"
dediği belirtilmektedir.
ALMANYA BASINI:
Süddeutsche Zeitung'da (04/03) "Erdoğan AB Üyeliğinde Israrlı"
başlığı altında ve Christian Wernicke imzasıyla yayımlanan bir
yazıda, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Ankara ile AB üyelik
müzakerelerinin başlatılmasına yönelik çekinceleri reddettiği ve
Türkiye'nin gerçekleştirilen reformlar bakımından, 1 Mayıs'ta
AB'ye üye olacak "bazı ülkelerden" daha ilerde olduğunu
söylediği, buna örnek olarak da Baltık ülkeleri ve Kıbrıs'ı
gösterdiği belirtilmektedir. Yazıda, Erdoğan'ın, Avrupa medyası
ile yaptığı görüşmede, aralık ayındaki AB zirvesinde ülkesine
müzakere tarihi verilmesi gerektiğini belirterek, olumsuz bir
cevabı "halkına açıklamasının" çok zor olacağını söylediği
kaydedilmektedir.
Handelsblatt gazetesinin internet sayfasında (03/03) "Yunanlılar
Yeni Bir Politika İstiyor" başlığı altında ve Gerd Höhler
imzasıyla Yeni Demokrasi Partisi Başkanı Kostas Karamanlis ile
yapılan bir mülakata yer verilmektedir. Yunanistan'da yapılacak
seçimler ile iç ve dış politika konularının ele alındığı
mülakatta şu ifadeler yer almaktadır:
SORU: Türkiye'nin AB üyeliğini onaylıyor musunuz?
KARAMANLİS: Türkiye'nin Avrupa perspektifini desteklemek için
birçok nedenimiz var. Avrupa'ya entegre olmuş bir Türkiye bizim
için çok daha iyi bir komşu olurdu. Tabii ki Ankara'nın ilk önce
Avrupa'nın istediği kriterleri yerine getirmesi gerekiyor.
Die Welt gazetesinde (04/03) "Türkiye Kendi Geleceğimize
Yatırımdır" başlığı altında ve Katja Ridderbusch imzasıyla AB
Komiseri Günther Verheugen ile yapılan mülakata yer
verilmektedir. AB genişlemesinin ele alındığı mülakatta şu
ifadeler yer almaktadır:
SORU: AB tarihindeki en büyük genişleme henüz tamamlanmadan,
yeni bir konu Avrupa'yı bölüyor: Türkiye. Bazı AB ülkeleri,
örneğin Almanya ve İngiltere, müzakerelerin hemen başlamasını
istiyorlar. Türkiye konusu siyasi bakımdan mı karara bağlanacak
yoksa AB tarafından getirilen siyasi kriterlere göre mi?
VERHEUGEN: AB Hükümetler Konseyi, Komisyon'dan sadece bir rapor
değil, özellikle bir tavsiye istemiştir. Bu, Konsey'in kendi
elini kolunu bağladığı anlamına gelmektedir. Zira Konsey,
Türkiye ile olan ikili ilişkiler ve dış politik bağlantı
nedeniyle daha dikkatli olmak zorunda. AB hükümetlerinin,
Komisyon'un tavsiyesine karşı çıkmak istemediklerine eminim.
Raporumuz adil ve dengeli olacak, objektif verilere
dayanacaktır.
SORU: Fakat stratejik nedenlerle Türkiye'yi AB'ye bağlı görmek
isteyen ABD'nin baskısı var. Bu baskı etkisini gösterecek mi?
VERHEUGEN: Nereden gelirse gelsin, baskı yapıcı olmaz, hatta
tehlikeli olabilir. Avrupa'nın geleceği için bu kadar önemli bir
kararın, dışardan gelen baskıyla oluştuğu izlenimi kesinlikle
doğmamalıdır. Ayrıca, Komisyon uygun bir pozisyondadır. Çünkü
bu, alacağı son büyük karar olacaktır ve baskıya karşı da
duyarsızdır.
SORU: Türkiye tartışması öncelikle Almanya'da mali yöne
odaklanıyor...
VERHEUGEN: Evet. Bu sadece Almanya'da böyle ve tartışmanın
ülkemdeki entellektüel düzeyine bakınca üzülüyorum. Bunun artık
Türkiye ile bir ilgisi yok, aksine iç politikadaki güç
mücadelesinin bir parçası. Bu çok tehlikelidir. Modern,
liberalleşmiş bir Türkiye hepimizin çıkarınadır; sonunda
Türkiye'nin üyeliğini isteyip istememek önemli değil.
SORU: Eğer müzakereler doğrudan AB'ye katılımla sonuçlanmazsa,
Türkiye Avrupa'ya siyasi sorumluluk yükleyecek mi?
VERHEUGEN: Türkiye bu sürecin başlamasına büyük önem veriyor.
Edindiğim izlenime göre, şimdiki Türk hükümeti için bu süreç,
üyelik kadar önemli.
SORU: Türkiye ne zaman üyeliğe hazır hale gelebilir?
VERHEUGEN: Kimsenin cesaretini kırmak istemiyorum. Polonya ile
müzakereler 1997 yılında başladı ve 2002'de tamamlandı. Beş
yıl... Ve Polonya Türkiye ile karşılaştırıldığında daha kolay
bir örnek. Benim tahminim şöyle: Alman Federal Meclisi Türkiye
ile üyelik anlaşmasını onaylayana kadar Almanya'da en az iki
Parlamento seçimi yapılır.
BELÇİKA BASINI:
De
Morgen gazetesinde (04/03) "Türkiye, Demokrasi Sınavını Geçti"
başlığı altında ve Fabian Lefevre imzasıyla yayımlanan bir
yorumda, Türkiye'nin AB üyeliğine Avrupa Konseyi'nden destek
geldiği belirtilmekte ve Konsey'in yayımladığı bir raporda,
Türkiye'nin üye olmak için gerekli demokratik şartları yerine
getirdiğini -"Türkiye'de işleyen bir demokrasi var."- belirttiği
kaydedilmektedir. Son yıllarda Avrupa Konseyi'nin birkaç insan
hakları derneği ile birlikte Türkiye'ye karşı çok merhametli
olmadığı ve durumun kesin olarak değişmişe benzediği -son iki üç
yılda çok şey değişti- vurgulanan yorumda, Türkiye'nin, idam
cezasını kaldırdığı ve Kürtlere daha fazla haklar tanıdığı
hatırlatılmakta ve söz konusu olumlu rapora da bunların katkısı
olduğu kaydedilmektedir. Avrupa Konseyi raporunda, kaydedilen
ilerlemeler karşısında Türkiye'nin demokratik eksiklikleri
bulunan ülkeler listesinden çıkarılmasını önerdiği ve bu
raporun, Türkiye'nin AB'ye üyeliği, yani tam anlamıyla üyelik
görüşmelerinin başlaması için tarih belirlenmesi konusundaki
tartışmaya oksijen getirdiği kaydedilen yorumda, Avrupa
Konseyi'nin raporunun Türkiye'nin AB üyeliğine şüphesiz katkısı
olacağına dikkat çekilmektedir.
YUNANİSTAN BASINI:
To
Vima gazetesinde (04/03) "Kıbrıs Sorununun Çözüme Bağlanması
Ortak Çıkar Oluşturuyor" başlığı altında yayımlanan bir yorumda,
AB Parlamento Başkanı Pat Cox'un, TBMM'deki konuşmasında,
"Kıbrıs sorununun 1 Mayıs'tan önce çözüme bağlanması halinde AB
Parlamentosu'nda ve AB organlarında Türk temsilciler de olacak"
diyerek, TBMM'den Kıbrıs sorununun çözümünü desteklemesini talep
ettiği ve Kıbrıs meselesinin, Türkiye-AB diyalogunun devamı için
önşart oluşturmadığını, ancak "sorunun çözümlenmesinin ortak
çıkar oluşturduğunu" vurguladığı kaydedilmektedir. AB'nin bir
"Hıristiyan Kulübü" olarak nitelendirilmesinden söz eden Cox'un,
"çoğunluğu Müslümanlardan oluşan bir ülkenin de aynı değerlere
inanabildiğini biliyoruz" dediği, ayrıca Kopenhag Kriterleri'ne
uyum sağlayan herkese AB kapılarının açık olduğunu söylediği ve
Türkiye'nin bir NATO üyesi olarak Avrupa'nın güvenliğinin kopmaz
bir parçası olduğunu, aynı zamanda Türkiye'nin laik bir
Cumhuriyet olduğunu vurguladığı ifade edilmektedir.
Elefterotipia gazetesinde (04/03) "Jack Straw, 'Türkiye'nin AB
Kriterleri'ni Yerine Getirmiş Olduğunu' Tespit Etti" başlığı
altında ve Aris Abatzis imzasıyla yayımlanan bir yorumda,
Ankara'nın aleyhinde işkenceler hakkında şikayetlerin dile
getirilmesine rağmen İngiltere'nin, Türkiye'nin AB yönelimini
destekleme vaadinde bulunduğu belirtilmektedir. Ankara'da
temaslarda bulunan Dışişleri Bakanı Jack Straw'un aracılığıyla
Londra'nın, terörizm konusunda ikili işbirliğinin önemini
vurguladığı ve Türk tarafının, sadece Straw'un açıklamalarından
değil, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Denetim
Komisyonu'nun, Türkiye'nin denetim altında bulunan ülkeler
listesinden silinmesi önerisinden de memnun olduğu ifade edilen
yorumda, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un, Dışişleri
Bakanı Abdullah Gül ile düzenlediği ortak basın toplantısında,
Türkiye'nin gerçekleştirdiği reformları övdüğü ve "Kopenhag
Kriterleri yerine getirildiği takdirde, 2004 yılının sonunda
müzakerelere başlama tarihini alabileceğinize inanıyoruz. Yakın
gelecekte AB üyesi olacak ülkelerin siyasi durumu, Türkiye'nin
siyasi durumundan çok daha geride." dediği kaydedilmektedir.
ULUSLARARASI ARAP BASINI:
Londra'da Arapça yayımlanan El Kabes gazetesinin internet
sayfasında (04/03) "Gül: Irak'ın Yeni Anayasası Irak'ın
Birliğini Koruyor... Straw: Türkiye AB'ye Girecek" başlığı
altında ve Hüsnü Mahalli imzasıyla yer alan bir haberde,
İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un, AB'ye katılmak için
Ankara tarafından gösterilen çabalara ülkesinin destek verdiğini
yinelediği belirtilmektedir. Haberde, Avrupa başkentleri ve
kurumlarının yıl sonunda Türkiye ile AB arasında yapılacak
üyelik görüşmelerine nihai bir tarih vereceklerinden emin
olduğunu belirten Straw'un, demokratik reformlar alanında
gerçekleştirdiği büyük başarılardan dolayı Adalet ve Kalkınma
Partisi Hükümeti'ni överek, Türkiye'nin siyasi durumunun mayıs
ayında AB'ye üye olacak ülkelerin çoğundan daha iyi olduğunu
ifade ettiği belirtilmektedir. Türkiye'nin Kıbrıs'ta takındığı
yapıcı tutumu önemli bir faktör olarak değerlendiren Straw'un,
bunun Avrupa başkentlerinin Türkiye'ye yeşil ışık yakmasında
etkili olduğunu dile getirdiği kaydedilen haberde, Türkiye'nin
AB'ye katılımının Avrupa'nın da çıkarına olduğunu belirten Straw'un,
buna karşı çıkan kimi Avrupalı dostların elinde mantıklı
gerekçeleri olmadığını sözlerine eklediğine işaret edilmektedir.