ANKARA, 19/03(BYE)---
Yabancı basın-yayın organlarında 18 Mart 2004 tarihinde
yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve
yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
BELÇİKA BASINI:
Merkezi Brüksel'de bulunan ve Avrupa Parlamentosu'ndaki bir
grupla işbirliği içinde çalışan bağımsız haber sitesi
Euobserver'ın internet sayfasında (17/03) "Avrupalı
Parlamenterler Türkiye'nin AB için Hazır Olmadığını Söylüyorlar"
başlığı altında ve Andrew Beatty imzasıyla yer alan bir haberde,
AB Parlamentosu Dışişleri Komisyonu tarafından yapılan bir
açıklamada, Türkiye'nin henüz AB'ye katılmak için gerekli olan
siyasal kriterleri karşılamadığının belirtildiği
kaydedilmektedir. Parlamenterlerin, ordunun etkisinin
azaltılmasından Kürtlerin haklarının artırılması konularına
kadar Ankara'nın gerekli reformları uygulamadığı pekçok alana
değinerek ezici çoğunlukla Türkiye'nin müzakerelere katılmak
için uygun olmadığının bildirilmesi yönünde oy kullandıkları
belirtilen haberde, parlamenterlerin Türkiye'nin iktidar partisi
AKP'nin üyelik kriterlerini karşılama amaçlı reformlarını takdir
etmekle beraber, bu reformların ancak uygulanma şekline
bakılarak değerlendirilebileceğini söyledikleri, Avrupa
Komisyonu tarafından hazırlanan buna benzer bir
değerlendirmenin ekim ayında açıklanacağı, ancak Türkiye'nin
kısa bir süre sonra üyelik müzakerelerine başlayıp
başlayamayacağına ilişkin değerlendirmelerin daha sonra
yapılacağına işaret edilmektedir. Raporu hazırlayan Avrupa
Parlamentosu üyesi Arie Oostlander'in Euobserver'a yaptığı
açıklamada, "Bence hazır olmaları mümkün değil. Hazır değilse
de, Türkiye'ye hayır dememeliyiz." dediği aktarılan haberde,
Avrupa Parlamentosu'nun Hollandalı üyesinin, Komisyon'un
değerlendirmesinden sonra, siyasi kriterlerin görüşmelerin ilk
aşamasını oluşturması koşuluyla Türkiye ile müzakerelere
başlanmasından yana olduğu vurgulanmaktadır.
HOLLANDA BASINI:
Haagsche Courant gazetesinde (13/03) "Türkiye, Ancak AB
Kriterlerini Yerine Getirdiğinde Birliğe Üye Olabilir" başlığı
altında ve AP Türkiye Operatörü Oostlander ve Hıristiyan
Demokrat Parti'nin (CDA) Avrupa İşleri Sözcüsü Van Dijk ortak
imzalarıyla yayımlanan makalede, meselenin Türkiye'nin Avrupa'ya
ait olup olmadığı değil, Avrupa Birliği'ne başvurduğuna göre
Türkiye'nin standartları karşılayıp karşılayamayacağı olduğu,
durumun bu doğrultuda gerçekleşmemesi halinde, Türkiye'nin
üyeliğine ilişkin müzakerelerin başlamayabileceği ileri
sürülmektedir. Avrupa bütünleşmesinin İkinci Dünya Savaşı'nın
ardından başladığı ve Avrupa kıtasında bir daha asla savaş
olmaması düşüncesinden çıktığı belirtilen makalede, Avrupa
bütünleşmesinin mimarlarının haklı çıktığı; tarihi düşmanlar
Fransa ve Almanya arasında artık savaş olmadığı, insanların
özgürce yaşadığı ve refah içerisinde ikamet ettiği, yaşadığı ve
çalıştıkları ifade edilmektedir. Avrupa Birliği'nin genişlemesi
ve Birliğe üye olacak ülkelerin gerekli olan Kopenhag Kriterleri
olarak adlandırılan kuralları yerine getirmesi konusunun
vurgulandığı makalede, yeni aday ülkeler için siyasi kriterler
üzerindeki tartışmaların hala sürdüğüne işaret edilerek şöyle
denilmektedir: "Siyasi kriterler Türkiye'yi kapsayan çerçevede
de ana hatları oluşturmalı. Bu yılın sonuna kadar Türkiye ile
görüşmelere başlayıp başlayamayacağımıza ilişkin bir kararın
alınması gerekiyor. Bu sorunun cevabı ancak siyasi kriterler
karşılanırsa olumlu olabilir. Türkiye bu konuda çok çalışıyor
ancak pek çok konu hala olması gereken noktadan uzak. AB esasen
Türkiye'den devrim niteliğinde değişiklikler istiyor. Sadece
birkaç tanesinden söz etmek gerekirse; ordunun siyasetteki rolü
hala çok fazla. İnsan hakları ihlalleri sürüyor. Azınlıkların
durumu kötü. Din özgürlüğü gerçek olmaktan çok uzak. Bir
Müslüman'ın Rotterdam'daki bir camiye gidebildiği kadar kolayca
bir Protestan Kilisesi'ne gidemediğimiz sürece din özgürlüğü
henüz olması gerektiği noktada değil demektir. Başka bir
deyişle; Türkiye henüz siyasi kriterleri karşılamış değil. Evet
Avrupa Komisyonu'nun bu sonbahardaki raporundaki
değerlendirmeleri bekliyoruz. Rapor ortaya çıktığında, mesele
Türkiye'nin Avrupa'ya ait olup olmadığı olmayacak. Mümkün
olabilir ancak bunun net bir biçimde açığa çıkması lazım. Sadece
kağıt üzerinde değil gerçekte de bunun böyle olması lazım. Bu
nedenle Türkiye 1999'dan beri resmi bir üye adayı. Tartışma
bizim Müslüman bir ülkeyi aramıza alıp alamayacağımız da değil.
Avrupa Birliği'nin Avrupa'nın Yahudi-Hıristiyan ve hümanist
kültüre dayanan siyasi değerleri, halkının büyük bir çoğunluğu
İslam'a bağlı olan bir ülkede de pekala kabul edilebilir ve
savunulabilir. Önemli olan Türkiye'nin Avrupa toplumunun tüm
adaylar için öne sürdüğü kuralları karşılamasıdır. Bunda
belirsizliğe ve diplomatik paravanlara değil yalnızca açıklığa
yer var."
YUNANİSTAN BASINI:
Fileleftheros gazetesinde (18/03) "Türkiye'nin AB Umutları
Kıbrıs Sorununun Çözümünden Geçer" başlığı altında yayımlanan
bir haberde, son kez toplanan Kıbrıs-AB Parlamentolar Karma
Komitesi'nin, Türkiye ve Denktaş'a net mesajlar göndererek
Türkiye'nin AB'ye giden yolunun Kıbrıs sorununun çözümünden
geçtiğini vurguladığı belirtilmektedir. Kıbrıs-AB Parlamentolar
Karma Komitesi'nin, iki günlük toplantılarının tamamlanmasının
ardından yayımladığı açıklamada, "Türkiye'nin AB'ye ilerlemesi,
AB'ye üye bir ülkeyi tanımadığı, bu ülkenin bir bölümünü işgal
altında tutan askeri güç bulundurduğu ve AB'nin temel
ilkelerini çiğnediği sürece düşünülemez. Çözüm bulma
çabalarının başarısızlığı Türkiye'nin AB umutları ve
isteklerinin önünde ciddi bir engel teşkil edecektir." denildiği
kaydedilen haberde, Kıbrıs-AB Karma Parlamento Komitesi
Eşbaşkanı Mathilde Rothe'un da yaptığı açıklamada, "Kıbrıs'ın
çözümden sonra, AB normlarından kabul edilemez sapmaların
olmadığı etkili bir federasyon olmasını bekliyoruz." dediği
aktarılmaktadır. Haberde, Rothe'un, "Katılım Anlaşması'nın
yeniden görüşülmesine değinilmemesi bile gerektiğini ve
Türkiye'nin, AB üyesi bir ülkenin işgalcisi durumunda kaldığı
sürece AB ile katılım müzakerelerine başlayamayacağını" iddia
ettiği ifade edilmektedir.
Elefterotipia gazetesinde (18/03) "Kıbrıs Sorunu ve Mülkler
Konusu, AB Parlamentosu'nun Türkiye için 'Şartları'" başlığı
altında ve Hrisostomos Bikacik imzasıyla yayımlanan bir yorumda,
AB Parlamentosu'nun Dış İlişkiler Komisyonu'nun raporuna göre,
Kıbrıs sorununun çözüme bağlanmasının ve Türkiye'deki Rum
azınlığın mülkleri konusunun, Erdoğan hükümetinin AB üyesi
olmayı istemesi halinde ulaşması gereken hedefler arasında yer
aldığı belirtilmektedir. Komisyon'a göre, Kıbrıs meselesinde
bir anlaşmaya varılmasının, "AB-Türkiye ilişkileri, özellikle
de ülkenin AB üyesi olma beklentisi için çok önemli olduğu"
ifade edilen yorumda, Komisyon'un raporunda, Titina Loizidu
konusuna da yer verildiği kaydedilmektedir.