ANKARA, 22/03(BYE)---
Yabancı basın-yayın organlarında 19-21 Mart 2004 tarihlerinde
yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve
yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ALMANYA BASINI:
Nürnberger
Nachrichten
gazetesinin internet sayfasında (19/03) "AB, Türkiye'yi Üyeliğe
Alabilir mi?" başlığı altında ve Herbert Fuehr imzasıyla yer
alan bir yazıda, AB ve Türkiye arasında olası bir üyelik
müzakeresi ve Avrupa seçimlerinin yaklaşması nedeniyle
Almanya'da yeni bir tartışmanın başladığı belirtilmektedir.
Şarkiyat Uzmanı Prof. Dr. Şefik Bahadır'a göre burada "Türkiye
üyelik koşullarını yerine getiriyor mu? Eğer cevap evet ise,
Avrupa Türkiye'yi üyeliğe kabul etmek istiyor mu?" sorularının
öne çıkması gerektiği ifade edilen yazıda, Birlik Partileri'nin
Savunma Politikaları Sözcüsü ve CSU Milletvekili Christian
Schmidt'in, Avrupa'nın bir yol ayrımında bulunduğuna ve
geleceğine yönelik bir karar vermesi gerektiğine dikkat çekerek,
Türkiye'nin üye olması halinde, AB'nin bariz bir şekilde
değişime uğrayacağını vurguladığı kaydedilmektedir. Schmidt'in
düşüncesine göre, Türkiye'nin "25'ler Avrupa'sına" fazla
geleceği ve AB'nin de bu ülkenin entegre olmasını sağlama
imkanına sahip olmadığı ve Birlik Partilerinin Ankara'yla
imtiyazlı ortaklık yapılması önerisinin bu yüzden sunulduğunu
belirttiği ifade edilen yazıda, Prof. Dr. Bahadır'a göre ise,
Türkiye'nin Avrupa'ya hazır olduğu konusunda şüphe olmadığı, bu
nedenle AB'nin, üyelik müzakerelerinin başlatılması yönünde
yapılmış anlaşmalardan doğan sorumluluğunu yerine getirmesi
gerektiği ve eğer ortada sorun varsa, bunun Ankara'dan değil
AB'den kaynaklandığını dile getirdiği, Avrupa uzmanı ve SPD
milletvekili Günter Gloser'e göre ise, Prof. Bahadır'ın
Türkiye'deki duruma yönelik pembe bir tablo çizdiği, buna,
insan haklarına yönelik modern yasaların çıkarılmasıyla
uygulama arasında büyük farklar olmasını örnek verdiği ve
Türkiye'nin kendi iç entegrasyonuna yönelik -buradan kastedilen
ülkenin doğusu- çok fazla şey yapması gerektiğini vurguladığı
kaydedilmektedir. Yazıda, Gloser'in aynı zamanda, kapının
kapatılmaması gerektiği ve üyelik müzakereleri yolunun
aralanması gerektiği görüşünü savunarak, en erken 2012 yılında
üyeliğin gündeme gelebileceğini belirttiğine işaret
edilmektedir.
AVUSTURYA BASINI:
Die Presse
gazetesinde (19/03) "Türkiye için Bir Seçenek Yaratmak" başlığı
altında ve Wolfgang Böhm imzasıyla yayımlanan yazının Türkiye
ile ilgili bölümünde, "Avrupa Irak sınırında bitmiyor."
denilmekte ve CDU/CSU'nun Parlamento Grubu Başkan Yardımcısı
Wolfgang Schaeuble'nin, Avusturya'daki Avrupa Güvenlik
Politikası Enstitüsü'nün (OIES) bir toplantısında, Türkiye'nin
tam üye olmaması yolunda uyardığı belirtilmektedir. Schaeuble'nin,
Türkiye'deki ulusal bilincin diğer AB ülkelerindekinden farklı
olduğuna işaret ederek, "Bu ülke egemenlik hakkından vazgeçmeye
nasıl razı olacak?" diye sorduğu, ancak entegrasyon sürecinin
Ankara'ya şimdiye dek verilen sözlerden sonra "tek yönlü" olarak
bitirilemeyeceğini, bu yüzden giriş müzakerelerine başlanılması,
ama başka seçenekler için açık kapı bırakılmasının gerektiğini
de belirttiği kaydedilen yazıda, Schaeuble'nin, "Görüşmeler
üyelik ya da imtiyazlı ortaklık ile sonuçlanabilir." dediği
aktarılmaktadır.
BELÇİKA BASINI:
La Libre Belgique
gazetesinde (19/03) "Türkiye ve Hollanda, 2004-2005 Sezonunda
Güzel Sanatlar Sarayı'nda Olacak" başlığı altında ve Guy Duplat
imzasıyla yayımlanan haberin Türkiye ile ilgili bölümünde,
Brüksel Güzel Sanatlar Sarayı'nın, yenilenmesini büyük adımlarla
sürdürdüğü ve en zengin programlardan biri olan 2004-2005 sezonu
programının tanıtıldığı belirtilmektedir. Bu programın, Türkiye
ve Hollanda'yı çok değişik konularda ön plana çıkardığı
belirtilen haberde, Türkiye'nin AB'ye olası üyeliği konusunda
tartışmanın başladığı ve Hollanda'nın AB Dönem Başkanlığı'nı
alacağı bir dönemde, Güzel Sanatlar Sarayı'nın tüm birimlerinin
bu iki etkinlik çevresinde harekete geçmiş bulunduğu
kaydedilmektedir.
FRANSA BASINI:
AFP'nin
(19/03) "Verheugen, Türkiye ile Müzakerelerin 2005 İlkbaharında
Başlatılmasını Düşünüyor" başlığı altında yer verilen haberde,
AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günther Verheugen'in,
genişleme konusunda Bratislava'da düzenlediği basın
toplantısında ilk defa Türkiye'yle müzakerelerin başlatılması
için bir tarihten bahsettiği ve bu tarihin 2005'in ilkbaharı
olduğu belirtilmektedir. Komisyon'un bu yılın sonunda,
Türkiye'nin AB kriterlerine uyup uymadığına evet veya hayır
demek için nihai bir görüş bildireceğini hatırlatan Verheugen'in,
"Komisyon'un olumlu görüş bildirmesi halinde, müzakereler
geciktirilmeksizin başlatılacaktır, yani 2005 ilkbaharında"
dediği aktarılan yazıda, "Tekrar ediyorum, bu şarta bağlı."
diyen Verheugen'in, demokratikleşme, hukuka saygı ve insan
haklarına riayet konularında ilerlemelerin memnuniyet verici
olması gerektiğini vurguladığı kaydedilmektedir.
İNGİLTERE BASINI:
International Herald
Tribune gazetesinin
Avrupa baskısında (19/03) "Türkiye için Doğru Olan Avrupa için
de Doğrudur" başlığı altında yer alan makalede, 2004 Türkiye'nin
Avrupa ile ilişkileri açısından çok önemli bir yıl olduğu,
aralık ayında Avrupa Birliği üyelerinin Türkiye'nin tam üyeliğe
yönelik resmi sürece başlamaya hazır olup olmadığına karar
vereceği kaydedilmektedir. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın,
"Önemli olan müzakerelerin başlamasıdır. Üyelik için kesin bir
tarih beklemiyoruz." dediği belirtilen makalede, Türkiye'yi tam
üyelik yoluna sokmanın, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 2002
Kasım ayında iktidara geldiğinden bu yana en büyük amacı olduğu
ve AKP hükümetinin demokratik reformlara yeni bir ivme
kazandırarak -idam cezasının kaldırılması, ifade özgürlüğünün
genişletilmesi ve Milli Güvenlik Kurulu'nun rolünün yeniden
tanımlanması gibi- büyük bir değişime gittiği ifade
edilmektedir. AB nezdindeki emekli büyükelçi Cem Duna'nın,
"Değişimin gücü geri dönüşü olmayan bir noktaya kadar ilerledi.
Avrupalılar şaşkınlığa uğradılar. Aniden Türkiye'nin
başarabileceğinin farkına vardılar." dediği belirtilen makalede,
Kıbrıs konusu ve bu konuda Türk yetkililerin tutumlarındaki
olumlu değişikliğe değinilmektedir. Makalede, "AB'nin aralık
ayında üyelik yolunda Türkiye'ye olumsuz bir cevap vermesi, Türk
Hükümeti'nin cesur adımlarına zarar verebilir ve değişikliğe
isteksiz olan şüphecileri güçlendirebilir. Türkiye'nin başarı
ihtimali yüksek. İngiltere ve Almanya gibi Avrupa'nın ağır
topları, kısmen İslami ve Batılı değerlerin uyuştuğunun bir
kanıtı olarak 70 milyon nüfuslu bu demokratik Müslüman ülkeyi
sıkı bir şekilde Avrupa'ya bağlama düşüncelerinden dolayı
Türkiye'nin çabasına destek veriyor." denilmektedir.
İSVİÇRE BASINI:
Neue Luzerner
Zeitung'un internet
sayfasında (21/03) "Solana: Türkiye'nin AB Üyeliği, Avrupa'daki
İstikrarı Artırabilir" başlığı altında ve SDA kaynaklı yer alan
bir yazıda, AB Ortak Savunma ve Dış Politika Yüksek Temsilcisi Javier
Solana'nın, Bild am Sonntag gazetesine verdiği demeçte,
Türkiye'nin AB'ye dahil edilmesinin, Avrupa'nın güvenliğini
daha iyi bir konuma getirebileceğini ifade ederek, "Türkiye'ye
üyelik verilmesiyle, ülkenin, demokrasinin gerçekleştirilmesi
ve insan haklarının benimsenmesi konularındaki çabaları
başarıyla ödüllendirilmiş olurdu." şeklinde konuştuğu
kaydedilmektedir. Haberde, AB'nin Ortak Savunma ve Dış Politika
Temsilcisi Solana'nın ayrıca, "Gündemde olan 10 yeni aday
ülkenin, AB'nin Doğu'ya genişlemesi kapsamında Birliğe dahil
edilmesi bile Avrupa'daki istikrarı artırıyor. Yeni üye ülkeler
içerisindeki gelişmeleri, genişlemeye dahil olmayan -Batı Balkan
gibi- bölgelerdeki gelişmelerle kıyasladığımızda, bu iyice
belirginleşiyor." açıklamasında bulunduğu belirtilmektedir.
RUSYA BASINI:
Rus haber ajansı Regnum'un internet sitesinde (20/03)
"Türkiye Ancak 2016 Yılında AB Üyesi Olabilir" başlığı altında
yer alan bir yazıda, Avrupa Birliği İç Pazardan Sorumlu Komisyon
Üyesi Frits Bolkestein'in, tahminlerine göre Türkiye'nin ancak
2016 yılında Avrupa Birliği'ne üye olabileceğini söylediği
kaydedilmektedir. Avrupa Ermeniler Asamblesi'nin bildirdiğine
göre Bolkestein'in, Ankara ile görüşmelerin ancak 2006 yılında
başlayabileceğini ve dolayısıyla Türkiye'nin bundan ancak 10 yıl
sonra AB üyesi olabileceğini belirttiği ifade edilen haberde,
Türkiye'ye AB üyeliği konusunda "hayır" demenin bu aşamada
haksızlık olduğunu belirten Bolkestein'in, "40 yıl önce üyelik
için başvuru yapmış bir ülkeye 'kusura bakmayın' diyemeyiz. Bu
haksızlık olur." dediği aktarılmaktadır.