23.03.2004

   

Anasayfa

e-posta


 

              

            ANKARA, 23/03(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  22 Mart 2004 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:  

            ALMANYA BASINI: 

            Bild am Sonntag gazetesinde (21/03) "Terörün  Yaşantımızı Değiştirmesine İzin Vermemeliyiz" başlığı  altında ve Jochen Gaugele imzasıyla AB Komisyon Başkanı  Javier Solana ile yapılan mülakata yer verilmektedir.  İspanya'da gerçekleşen terör olaylarına değinilen  mülakatta, "Mayıs ayında 10 yeni ülke AB'ye katılacak. Bu   durum güvenliğimizi nasıl etkileyecek? şeklindeki bir soruya,  Solana'nın, "AB'nin şimdi tamamlanan Doğu'ya genişlemesi   Avrupa'nın kalbindeki istikrarı hızla artıracak. Üye olacak  10 yeni ülkedeki gelişmeyi, genişlemeye dahil etmediğimiz  -örneğin Balkanların batısı gibi- bölge ile  karşılaştırdığımızda bu daha belirgin olarak ortaya çıkıyor"  şeklinde cevap verdiği belirtilmektedir. Mülakatta,  "Türkiye'nin AB'ye alınmasının ne gibi sonuçları olur?"  şeklindeki bir soruya ise, Solana'nın, "Türkiye'nin  katılımıyla birlikte, bu ülkenin demokratikleşme ve insan  haklarına saygı yolunda gösterdiği çabaların başarısı  taçlandırılmış olacaktır. Bu başarı, Türkiye'nin dışına da  geniş ölçüde yansıyacak ve istikrarı sağlayıcı etki  yapacaktır" dediği aktarılmaktadır. 

            AVUSTURYA BASINI: 

            Die Presse gazetesinde (20/03) "Türkiye'nin Katılımı  İçin Büyük Bir AB Reformu Gerekiyor" başlığı altında ve  Wolfgang Böhm imzasıyla AB'nin Genişlemeden Sorumlu  Komiseri Günther Verheugen ile yaptığı mülakatın Türkiye  ilgili bölümüne yer verilmektedir. Mülakatta şu ifadeler  yer almaktadır: 

            SORU: Yıl sonunda Ankara ile giriş müzakerelerine   başlanıp başlanmayacağına karar verilecek. Sizce Türkiye   AB'ye üye olacak olgunlukta mı? 

            VERHEUGEN: Türkiye'nin katılıma ne kadar hazır olduğu   sorusuna henüz cevap verecek durumda değilim. Sınav  sonbaharda sona erecek. Bugünkü duruma ve Komisyon'un  şimdiye kadar verdiği raporlara dayanarak, reformlar  konusunda dikkat çekici bir dinamizmin gözlemlendiği  söylenebilir. Türkiye kuşkusuz son iki yıl içinde, modern  Türkiye'nin 80 yıllık geçmişindekinden çok daha fazla  değişim gösterdi. Bu ülkenin hukukun üstünlüğüne dayalı,  demokratik, liberal reformlar yolunu seçmesi, AB  politikasının başarısıdır. Ancak, hala bazı noksanlar var.  Örneğin din özgürlüğü, ordu ile sivil güçler arasındaki  ilişki, öncelikle de reformların gerçekten uygulamaya  geçirilmesi. Bugün önümüzde çok karışık bir tablo var.  Herşey bu yıl sonunda reformların gerçekleştirilmesine  ilişkin yeterli ve güvenilir bir tablonun sergilenmesine  bağlı.  

            SORU: Türkiye tartışması kültürel ve dini bir boyuta   sahip. Siz şahsen Türkiye'nin AB'ye alınması taraftarı  mısınız? 

            VERHEUGEN: Bu sorunuza cevap vermeyeceğim. Komisyondaki   arkadaşların hepsinden bu konuda şahsi beyanlarda  bulunmamalarını rica ettim. Bunun nedeni şu: Devlet ve  hükümet başkanlarının kararına temel teşkil edecek olan  Komisyon Raporu'nun tarafsızlığından şüphe edilmemeli. AB  tarihindeki en geniş çaplı ve en zor kararlardan birine  temel teşkil edecek, kuşkuya yer bırakmayan bir rapor vermek  zorundayız.  

            SORU: Türkiye'yi AB içinde büyük bir reform   gerçekleştirmeden entegre etmek mümkün mü? 

            VERHEUGEN: Şimdiye kadar Türkiye ile müzakerelerin   hacminin ne olacağı konusunda hiçbir şey belirlenmedi. Bu  yüzden katılımın neye malolacağını tartışmak birşey  getirmeyecektir. Ama tabii ki bizi mali yönden aşacak   görüşmeler yapamayız. Bodrumda altın yumurtlayan bir  tavuğumuz yok. Bu konuda tamamen sizin fikrinize katılıyorum.  Büyük harcamalar konusunda reformlar gerçekleştirmek, bir  olasılık olabilir. Zaten bundan başka bir çaremiz de  kalmayacaktır. Öte yandan Türkiye'nin ortak dış ve güvenlik  politikası olmayan bir Birliğe katılmasını da hayal  edemiyorum. Bunun jeopolitik açıdan ne anlama geleceğini  bir düşünün. AB dünyanın en zor ve en ihtilaflı  bölgelerinden birine komşu olacaktır. 

            SORU: Geçtiğimiz yıllarda alınan siyasi kararlara   bakılırsa, AB'nin Türkiye'ye yakınlaşması kesinleşmiş gibi   görünüyor. AB bu noktada artık geri çekilebilir mi? 

            VERHEUGEN: Karar tabii üye ülkelerin. Türkiye'ye 40   yıldan beri şartlar yerine getirilirse üye olabileceği   söylendi. Kanımca Türkiye'deki reform sürecini, bu kilit   ülkenin istikrarını ve Avrupa'nın uluslararası sahnedeki   inanılırlığını ciddi bir şekilde tehlikeye atmadan, bu  politikayı değiştirmek, imkansız değilse bile zor olacaktır.  

            Der Standard gazetesinde (20/03) "Türkiye ile  Müzakereler 2005'te" başlığı altında yayımlanan APA/AFP  kaynaklı bir haberde, AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri  Günther Verheugen'in, Türkiye'ye ilk kez giriş  müzakerelerine başlama tarihi konusunda ümit verdiği ve   Bratislava'daki bir konferansta, AB Komisyonu'nun giriş  müzakerelerine başlama konusunda yıl sonunda olumlu bir  sonuca varması halinde, görüşmelere 2005 baharında  başlanacağını söylediği kaydedilmektedir. 

            YUNANİSTAN BASINI: 

            Ta Nea gazetesinde (20/03) "Karamanlis'in Manevra Marjı  Yok" başlığı altında ve Athanasios Ellis imzasıyla  yayımlanan bir yorumda, Başbakan Kostas Karamanlis'in Kıbrıs  sorununa ilişkin hareketlerinin gergin ip üzerinde olduğu,  çünkü sorunun "şimdi" çözüme bağlanması için Amerikalıların  sıkı baskıları altında bulunduğu belirtilmektedir.  Karamanlis'in, Türkiye'nin AB ile üyelik müzakerelerinin  başlayacağı tarihi elde etmesi olasılıklarını güçlendirmek  amacıyla Washington'un uyguladığı  baskıların yarattığı  koşullar altında konuyu ele alması gerektiği vurgulanan  yorumda, İsviçre'de yapılacak genişletilmiş Kıbrıs  toplantısına değinilmekte ve "Beyaz Saray'ın, Karamanlis  ile Bush arasındaki ilk telefon görüşmesinden sonra, Yunan  Başbakanı'nın, Kofi Annan tarafından çizilen zaman çizelgesi  çerçevesinde  'Kıbrıs sorununun önümüzdeki haftalarda  çözümlenmesini  kabul etmiş olduğunu' açıklaması tesadüfi  değildi. Hedef  nettir: Annan planı kabul edilmeli ve  Türkiye AB ile üyelik  müzakerelerine başlamalı. Baskılar  devam edecek ve Kıbrıs'ta referandumların yapılacağı güne  kadar yoğunlaşacak. Elde edilecek olan çözümün işlevsel  olup olmayacağı konusu arka planda kalıyor" denilmektedir. 

            BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ BASINI: 

            Khaleej Times gazetesinde (22/03) "Kıbrıs'ta BM'ye Daha  Fazla Rol" başlığı altında yer alan başyazıda, BM'nin,  adalıların Türkler ve Rumlar diye ayrıldığı Kıbrıs'ta krizi  sona erdirmek konusunda daha da kararlı göründüğü, bu  kararlılığı, nihai bir çözüme ulaşılması için hem Yunan hem  de Kıbrıslı taraflara yapılan baskılar sonucunda Yunan  Başbakan ve Türk mevkidaşından gelen, görüşmelere doğrudan  ve resmen katılma davetini de desteklediği belirtilmektedir.  Başyazıda, "Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği,  hem Türkiye hem de Yunanistan'a, adadaki etnik toplulukları  1 Mayıs tarihine kadara bir anlaşmaya varmaları için   zorlamaları yönünde baskı yapıyor. Ya birleşmiş bir ada  olarak ya da BM barış gücü görevlilerinin tampon bölgesiyle   Kıbrıs bu tarihte AB'ye girecek. Ne var ki, Kıbrıs'ın  bölünmüş bir ada olarak Birliğe üyeliği, Türkiye'nin AB  umutları açısından bir felaket olabilir" denilmektedir.        

 

          ESKI SAYILAR