29.03.2004

   

Anasayfa

e-posta


 

            ANKARA, 29/03(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 26-28 Mart 2004 tarihlerinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:

            ABD BASINI:

            Amerika'nın Sesi Radyosu'nun Türkçe yayınında (27/03)  "Almanya'da, Türkiye'nin AB Üyeliği Konusundaki Tartışmalar  Hergün Yeni Bir Boyut Kazanıyor" başlığı altında ve  Berlin'den Gürkan Kesici imzasıyla yer verilen bir haberde,  Almanya'da, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliği konusundaki tartışmaların hergün yeni bir boyut kazandığı belirtilmekte  ve kedilerine Federal Yurttaş Hareketi adını veren bir  oluşumun günlük gazetelere verdikleri ilanlarla, Türkiye'nin  Avrupa Birliği üyeliğine karşı çıkarken, Alman Protestan  Kiliseler Konseyi Başkanı'nın"Avrupa'nın bir Hıristiyan kulübü  olmadığı sanılmasın" yorumunda bulunduğu kaydedilmektedir.  Almanya'da kimilerinin Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girmesi taraftarıyken, kimilerinin de buna karşı çıktıkları, ortada  kalanların ise ana muhalefet lideri Merkel'e uyarak, özel  statüden söz ettikleri belirtilen haberde, konuyla ilgili  tartışmaların, yapılan açıklamalar ve düzenlenen toplantıların, konuşulanlara sürekli yeni boyutlar kazandırdığı ve bunun en  iyi örneğinin Süddeutsche Zeitung ve Die Welle gazetelerinde  yaşandığına dikkat çekilerek, "Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne  Girmesine Hayır" başlığıyla gazetelerde yayımlanan ilanın,  Başbakan Schröder'e yazılmış açık bir mektup görünümünde  olduğu, adlarını, adreslerini ve internet sayfalarını gönül  rahatlığıyla ilanda belirtmekten kaçınmayan Federal Yurttaş  Birliği Hareketi'nin, amaçlarının Alman vatandaşlarını  bilgilendirmek olduğunu dile getirdiği vurgulanmaktadır.  Federal Yurttaş Birliği Hareketi'nin ilanlarında, Türkiye'nin  Birliğe üyeliğiyle, Avrupa'nın sınırlarını aşacağına ve İran,  Irak ve Suriye ile komşu durumuna geleceğine dikkat çekildiği,  bunun yanı sıra Türkiye'de nüfusun yakın zamanda 100 milyona  ulaşacağı ve böylelikle Türkiye'nin birlik içinde en çok  sözü geçen ülke konumuna geleceği ifade edildiği kaydedilen  haberde, Federal Yurttaş Birliği Hareketi'nin öne sürdüğü  bir varsayımın da, üyeliğin ardından Türkiye'den beş milyon  kişinin Avrupa'ya geleceği, bir diğer iddiasının ise Avrupa  Birliği'nin kültürel kimliğini kaybedeceği yönünde olduğuna  işaret edilmektedir.

            ALMANYA BASINI:

            Kieler Nachrichten gazetesinde (28/03) "Türkiye ile  Üyelik Müzakerelerine Başlanıp Başlanmayacağı Hala Belirsiz"  başlığı altında ve DPA kaynaklı yer alan bir haberde, Avrupa  Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günther  Verheugen'in, Türkiye'nin AB adaylığı konusundaki müzakerelere  başlanıp başlanmayacağının hala belirsiz olduğunu ifade ettiği kaydedilmektedir. Avrupa Komisyonu'nun sonbaharda Ankara'ya  müzakerelere başlanmasını önerip önermeyeceğinin bilinmediğine  işaret edilen haberde, Türkiye'ye genişleyecek bir Avrupa  Birliği'nin, en sorunlu bölgeye, Yakın Doğu'ya komşu olma  kaygısı taşıdığı vurgulanmaktadır.

            AVUSTURYA BASINI:

            Wiener Zeitung'un internet sayfasında (25/03)  "Cohn-Bendit: Türkiye'ye İhtiyacımız Var" başlığı altında  ve Heike Hausensteiner imzasıyla yer alan bir yazıda,  Alman-Fransız Avrupa Politikacısı Daniel Cohn-Bendit'in, AB  anayasası konusundaki müzakerelerin haziran ayına kadar  noktalanacağı görüşünde olduğu ve Brüksel'de "Eğer Türkiye  gibi bir ülkeyi entegre etmek istiyorsak daha güçlü bir  anayasaya ihtiyacımız var." açıklamasında bulunduğu  belirtilmektedir. Bu nedenden dolayı da önümüzdeki beş altı  yıl içerisinde AB'nin anayasa değişiklikleri konusunda kendi  içinde "ağır savaşlar" yaşamasının olası olduğu ifade edilen  yazıda, Cohn-Bendit'in, "Biz, Türkiye'yi entegre etmeliyiz.  Bizim Türkiye'ye ihtiyacımız var, ancak bunun için aynı  zamanda daha derinlere inen bir Avrupa'ya da ihtiyacımız  var." dediği belirtilmektedir. AB Parlamentosu'nda şu an  Fransız Yeşillerin temsilcisi olan ve haziran ayında  gerçekleştirilecek seçimlerde Alman Yeşiller'den aday olacak  olan Cohn-Bendit'in, Türkiye sorununun AB seçim savaşında  Yeşillerin ana konularından biri olacağını ifade ettiği  kaydedilen yazıda, AB Parlamentosu'ndaki Avrupa Halk Partisi  Fraksiyon Lideri Hans-Gert Pöttering'in (CDU) ise, Wiener  Zeitung'a, Türkiye'nin üyeliğine karşı olduğunu bir kez  daha yineleyerek, bu ülkeye sadece "imtiyazlı bir ortaklık"  verilmesi gerektiği görüşünde olduğu belirtilmektedir.

            FRANSA BASINI:

            AFP'nin (26/03) "Brüksel... Chirac ile Erdoğan  Türkiye'nin AB Adaylığı Konusunu Görüştüler" başlığı altında  yer verdiği bir haberde, Cumhurbaşkanlığı Sözcülüğünden  yapılan açıklamaya göre, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques  Chirac'ın, Brüksel Zirvesi vesilesiyle, Türkiye Başbakanı  Recep Tayyip Erdoğan ile Türkiye'nin AB adaylığı konusunu  görüştüğü bildirilmektedir. Başbakan Erdoğan'ın, Brüksel'de  yaptığı açıklamada, Türkiye'nin AB'ye üyelik görüşmelerine  2004 sonunda "başlayacağını" söylerken, Chirac'ın, Erdoğan'a,  aralık ayında bir karar vermenin Avrupalı yöneticilere ait  olacağını belirttiği kaydedilen haberde, Fransa  Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Catherine Colonna'nın,  "Cumhurbaşkanı, Erdoğan'a, siyasi ve ekonomik kriterlerin  Türkiye tarafından gerçekçi biçimde uygulanıp uygulanmadığı  konusunda Avrupa Komisyonu'nun ekim ayında sunacağı raporu  beklediğimizi belirterek, Fransa'nın bu konudaki tavrını  hatırlattı. Bundan sonra da Avrupa Konseyi'nden bir karar  alması istenecek." dediği aktarılmaktadır. Haberde,  Colonna'nın, Türkiye Başbakanı'nın, "Türkiye'nin, Avrupa  ailesine katılma konusundaki derin özlemini hatırlattığını  ve AB tarafından istenen kriterlere yanıt vermek amacıyla  ülkesinde gerçekleştirilen reformlardan söz ettiğini"  belirttiği ifade edilmektedir.

            İNGİLTERE BASINI:

            The Times gazetesinde (26/03) "Avrupa Türkiye'yi Kulübe  Kabul Ettiğine Pişman Olacak" başlığı altında ve Anthony  Browne imzasıyla yayımlanan bir yorumda şöyle denilmektedir:  "Bazen en önemli konular, haklarında en az konuşulanlardır.  Avrupa Birliği'nin yüz yüze olduğu en büyük ve aynı zamanda  en tartışmalı konu yeni anayasa değil, daha ziyade,  Türkiye'nin kabul edilip edilmeyeceğine ilişkin ufukta  beliren karardır. Kıta Avrupa'sında olmasa da İngiltere'de,  bu konuda yoğun bir siyasi görüş birliği bulunuyor. Dışişleri  Bakanı Jack Straw, bu hafta Türkiye'ye tam destek verdi ve  AB'nin bir Hıristiyan kulübü olmadığını kanıtlamanın,  'medeniyetler çatışmasının' çözüme ulaştırılmasına ve  terörizme karşı savaşın kazanılmasına yardımcı olacağı  konusunda ısrar etti. Batı Hıristiyanlığının suçluluğunu  böylesine dillendirmek, Türkiye'nin üyeliği ile ilgili  birçok eleştiriyi susturuyor. Medeniyetler çatışması  tartışması 11 Eylül 2001'den bu yana diğer tüm tartışma  konularından baskın durumda: Artık hangi ülkelerin AB'ye  katılabileceğine El Kaide karar veriyor. İngiltere'nin  terörle savaştaki yeni Müslüman müttefiki Muammer Kaddafi  bile geçenlerde, Türkiye'yi kabul etmenin tehlikelerine  işaret etti. Kaddafi Türkiye için 'Truva Atı' göndermesi  yaptı ve Batıyı, sokaklarında İslamcı radikalizm dalgasının  artışına karşı uyardı. Avrupa zaten, üye ülkelerin çoğunun  nüfusundan fazla olan AB içindeki 15 milyon Müslüman ile  bir Hıristiyan kulübü olmaktan uzak bulunuyor... Almanya  ve Fransa'da siyasiler, Türkiye'ye sınırlarını açmadan  önce, mevcut İslami azınlıklarının entegrasyonunu başarılı  bir şekilde nasıl gerçekleştireceklerini belirlemeleri  gerektiğini savunuyorlar. 1,5 milyon Doğu Avrupalıya  İngiltere'de yaşama hakkı verilmesiyle geçtiğimiz günlerde  yaşanan fırtına, İngiliz basını hükümetin Türkiye'den 70  milyon Müslümana kapılarını açmayı planladığını fark  ettiğinde solda sıfır kalacak gibi görünüyor. Türkiye  İslam ülkeleri arasında en demokratik ve modern ülke olmakla  birlikte, ülkenin göreceli laikliği, kısıtlayıcı yasaları  ve modern Türkiye'nin kurucusu Kemal Atatürk felsefesini  desteklemek amacıyla Batılılaşmış bir elit tarafından  dayatılıyor. Ancak Türkiye'nin AB değerlerini Orta Doğu'ya  ihraç etme yeteneğini sınırlayan da bizzat bu Batılılık.  Çünkü Türkler alkol kullanıyor, cuma günlerindense hafta  sonlarında tatil yapıyor, okullarda başörtüsü takılmasını  yasaklıyor ve İslam dünyasının büyük bölümünde hor  görülüyorlar. Türkiye onyıllardır NATO üyesi, ancak bölgeye  NATO desteği sağlanması konusunda başarısızlık yaşıyor...  Türkiye Birliğin hali hazırdaki üyeleri arasında öylesine  az kabul görüyor ki, bu konuda bir siyasi birlik sağlanması  neredeyse imkansız. Neredeyse tamamı Asya'da bulunan  gelişmekte olan bir ülkenin AB'nin en büyük üyesi olması,  Fransa eski Cumhurbaşkanı Valery Giscard d'Estaing'in  kehanetinde dile getirdiği gibi 'Avrupa'nın sonu' olacak.  Bu üyeliğe birçok Avrupa yanlısı karşı çıkarken, Avrupa'ya  kuşkulu yaklaşan İngiltere destek veriyor. Türkiye'nin  üyeliği AB'yi, Orta Doğu ve Orta Asya'nın merkezine  taşıyacak. AB'nin Suriye, Irak, İran ve Azerbaycan ile  sınırları olacak ve bu da, Kürt ayrılıkçılığı gibi bölgesel  etnik çatışmaları Avrupa siyasetinde hakim hale getirecek...  AB projesi zaten halk desteği konusunda bir kan kaybı  yaşamaktadır. Olayların akışını değiştirmek için hükümet,  AB'nin siyasi elit ve üye olmayan ülkelerin çıkarları  doğrultusunda yönetilen jeopolitik bir proje olmadığını,  Avrupa halkının çıkarlarına hizmet ettiğini göstermek  zorundadır. Avrupa'nın hatırına Türkiye'ye hayır deyin."

            BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ BASINI:

            El Halic gazetesinin internet sayfasında (27/03) "Erdoğan,  AB Üyeliğine Katılım Müzakerelerinin Başlayacağından Emin  Gözüküyor" başlığı altında yer alan bir haberde, Türkiye  Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yerel seçimler arifesinde,  Türkiye'nin AB üyelik müzakerelerine 2004 yılı sonunda  başlayacağından emin olduğunu vurguladığı ve bu açıklamanın,  AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günther Verheugen'i,  Birlik üyelerinin henüz bu konuda herhangi bir karar  almadıklarını açıklamak durumunda bıraktığı kaydedilmektedir.  Erdoğan'ın, "2004 yılı bizim için büyük önem taşıyor; çünkü  Türkiye yıl sonunda AB üyelik müzakerelerine başlayacak."  dediği belirtilen haberde, ancak Verheugen bu açıklamayı  şaşkınlıkla karşılayarak, bir gazetecinin sorusuna karşılık,  "Türkiye Başbakanı sadece, ülkesinin AB tarafından üyelik  için talep edilen kriterleri yıl sonuna kadar  tamamlayacağından emin olduğunu yansıtmaya çalışmıştır."  cevabını vermiştir.

            SIRBİSTAN BASINI:

            Danas gazetesinin internet sayfasında (27/03) "Erdoğan:  Türkiye Bu Yıl AB ile Görüşmelere Başlayacak" başlığı altında  yer alan bir haberde, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip  Erdoğan'ın, Türkiye'nin bu yıl AB ile üyelik müzakerelerine  başlayacağını açıkladığı belirtilmektedir. Avrupa Komisyonu  toplantısından sonra Erdoğan'ın, bu yılın Türkiye için önemli  bir yıl olduğunu ve AB ile müzakerelerin öngörüldüğünü  bildirdiği ifade edilen haberde, AB'ye üye ülkelerin, bu  yılın sonuna kadar Türkiye'nin üyelik için tüm şartları  yerine getirip getiremeyeceğini değerlendireceği ve  görüşmeleri başlatıp başlatmama konusunda karar verecekleri hatırlatılmakta ve bu konuya değinen AB'nin Genişlemeden  Sorumlu Komiseri Günther Verheugen'in, Erdoğan'ın  toplantıdaki açıklamalarının gerçek olması durumunda,  Türkiye'nin artık uygulamadaki sorunları gidermesi  gerektiğini belirttiği kaydedilmektedir.

            JAPONYA BASINI:

            Sankei Shimbun gazetesinde (26/03) "İngiltere ve  Portekiz Başbakanlarından Türkiye'nin AB Üyeliğine Destek"  başlığı altında ve Masako Yamaguchi imzasıyla yayımlanan  bir haberde, AB toplantısı öncesinde 24 Mart'ta Lizbon'da  biraraya gelen İngiltere Başbakanı Tony Blair ve Portekiz  Başbakanı Durao Barroso'nun, Irak savaşı nedeniyle Avrupa'da  oluşan zıtlıkların giderilmesi çağrısında bulundukları  belirtilmektedir. Türkiye'nin AB üyeliği konusunu da görüşen  Blair ve Durao Barroso'nun, "onurlu bir İslam ülkesi"  olan Türkiye'nin de katılımıyla Avrupa'nın daha çok  kenetleneceğini vurguladıkları ve üyelik müzakerelerinin  başlatılması gerektiği konusunda fikir birliğine vardıkları  ifade edilen haberde, Türkiye'nin, 1999 yılından bu yana AB  üye adayı olduğu, ancak AB içinde bir İslam ülkesinin  üyeliğine sıcak bakmayanların da bulunduğu kaydedilmektedir.

 

             

          

 

          ESKI SAYILAR