09.04.2004

   

Anasayfa

e-posta


 

                    

            ANKARA, 09/04(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  08 Nisan 2004 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir: 

            ALMANYA BASINI: 

            Rheinische Post gazetesinin internet sayfasında  (07/04) "Fransa, Türkiye'nin AB Üyeliğine Karşı" başlığı  altında yer alan bir yazıda, Fransa'daki bazı siyasilerin,  Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olduklarını açıkladıkları  belirtilmektedir. Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın Halkçı  Hareket Birlik Partisi (UMP)'nin Başkanı Alain Juppe'nin,  Paris'te gazetecilere, "Türkiye'nin üyeliği AB'nin şeklini  bozar" açıklamasında bulunduğu ve UMP yönetiminin yıl  sonunda Türkiye ile müzakerelere başlanmasını istemediği  belirtilen yazıda, UMP yönetiminde yer alan Fransa'nın  Dışişleri yeni Bakanı Michel Barnier'in, Türkiye'nin  üyeliğinin şu an ki şartlarda söz konusu olamayacağını  ifade ettiği kaydedilmektedir. Juppe'nin, Türkiye'ye  tıpkı Magrip ülkeleri ve eski Sovyet Bloğu'nun güneyindeki  ülkeler gibi tam üyelik yerine AB ile "imtiyazlı bir  ortaklık" teklif edilmesi gerektiğini ve özellikle de  Türkiye'ye değinerek, "AB'ye 'yakın olan ülkeler',  şeklini bozmamak adına AB'ye dahil olmamalıdır"  açıklamasında bulunduğu ifade edilen yazıda, şimdiye  kadar AB'nin Komiseri olan Barnier'in Paris'te yaptığı  açıklamada, Türkiye'nin, üye olmadan önce özellikle  insan hakları alanında öngörülen koşulları yerine  getirmesi gerektiğini vurguladığı belirtilmektedir.  Milliyetçi Fransa İçin Hareket Partisi'nin (Mouvement  pour la France MPF) lideri Philippe de Villiers'in ise,  UMP'li siyasilerin açıklamalarına "güvenilmez" oldukları  gerekçesiyle karşı çıkarak, Parti'nin ve Chirac'ın bugüne  kadarki rotalarından "ani bir dönüş" yaptıklarını ifade  ettiği kaydedilen yazıda, Villiers'in, Türkiye'nin AB  üyeliğine bir referandum ile karar verilmesini talep  ettiğine işaret edilmektedir.

            Aynı habere, Almanya'nın Sesi Radyosu'nun Türkçe  yayınında da yer verilmektedir.

            Berliner Zeitung'da (08/04) "Türkiye'yi Dışlayanlar  Hata Yapar" başlığı altında ve Damir Fras-Frank Herold  imzalarıyla Savunma eski Bakanı, Federal Parlamento Dış  İlişkiler Başkanı ve Hıristiyan Birlik Partileri Parlamento  Grubu Başkan Yardımcısı Volker Rühe ile yapılan mülakata  yer verilmektedir. Mülakatın Türkiye ile ilgili bölümünde  şu ifadeler yer almaktadır:  

            "SORU: Amerikalılar, Filistin sorununun çözümünü,  Orta Doğu'nun tamamı için hazırlanan bir tasarıya dahil  etmek istiyorlar. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? 

            RÜHE: Doğu-Batı ihtilafını aşmamızın ardından, şimdi en önemli görevimiz Yakın ve Orta Doğu'da çözüm bulmaktır.  Orada 21'inci yüzyılın çözümlenemeyen sorunları toplanmıştır:  Filistin ihtilafı, kitle imha silahlarının yayılması ve  terörizm, demokratik ve ekonomik alanlardaki eksiklikler.  Avrupalılarla Amerikalıların birbirleri için ne kadar  önemli oldukları, Yakın Doğu'da görülecektir. 

            SORU: Peki Türkiye bunda hangi rolü oynuyor? 

            RÜHE: Türkiye önemli bir köprü işlevi görüyor. Şayet  Avrupa'nın desteğiyle İslam'ın, demokrasi ve modernizmle  bağdaşabileceği gösterilebilirse, bu Arap dünyası için  devasa önemde olacaktır. Böyle bir şey, gerçekten de  Avrupalıların dünya siyasetindeki başarısı olurdu. 

            SORU: Fakat partinizin yönetimi Türkiye'nin AB  üyeliğini engellemek istiyor. 

            RÜHE: Benim pozisyonum, CDU'nun son yönettiği federal  hükümetin pozisyonudur. Bu hükümet 1997 yılının sonunda  yapılan AB zirvesinde şöyle demiştir: 'Türkiye üyelik  perspektifine sahiptir ve üyelik başvurusu, diğer aday  devletlerin başvurularıyla aynı kriterler temelinde  incelenecektir.' CDU/CSU'nun şu anki parti yönetimi bu  çizgiden sapmış bulunuyor. Ben bunu yanlış buluyorum.  AB'nin, Türkiye'nin katılım müzakerelerinin başlatılması  için gerekli olan kriterleri yerine getirdiğini saptaması  halinde, gelecek yıl müzakereler başlayacaktır. CDU/CSU  istediğini söyleyebilir. Ancak bu müzakerelerin sonunun  açık olduğu da görülmelidir. Fakat yine de şimdi çizgimizden  sapmamalıyız. Türkiye'yi Avrupa'dan dışlayan herkes,  stratejik bir hata yapar. Bu konuyu, daha objektif ele  almalıyız. 

            SORU: CSU'nun Avrupa seçim kampanyasında planladığı  şekilde mi? 

            RÜHE: Bu konuda konuşulabilir, fakat demagoji yapmadan.  Bu yönde girişimde bulunan herkese, bunu kabul etmediğimi  açıkça söyleyeceğim."  

            Süddeutsche Zeitung'da (08/04) "AB Kıbrıslılara Çağrıda  Bulundu" başlığı altında ve "cob." rumuzuyla yayımlanan bir  yazıda, AB'nin genişlemeden sorumlu Komiseri Günther  Verheugen'in, Kıbrıslı Türk ve Rumlara, 24 Nisan'da yapılması  planlanan referandumlarda bölünmüş Kıbrıs'ın birleşmesi için  oy kullanmaları ve Kıbrıs'ın tamamının AB'ye üye olmasının  yolunu açmaları çağrısında bulunduğu belirtilmektedir.  Yazıda, "Bunun uzun bir süre için son şans olduğunu"  belirten Verheugen'in, "Referandum sonuçlarının Türkiye'nin  gelecekte AB içinde oynayacağı rol için de belirleyici"  olacağını söylediği kaydedilmektedir. 

            FRANSA BASINI:  

            AFP'nin (08/04) "AB Devletlerinin Çoğu Türkiye'nin  Üyeliğine Taraftar" başlığı altında yer verdiği bir  haberde, AB devletlerinin çoğunun resmi olarak Türkiye'nin  AB'ye girmesine taraftar olduğu ve Fransa'da Jacques  Chirac'ın partisinin Ankara ile üyelik müzakerelerine  başlatılmamasına yönelik çağrısının nispeten istisnai  olarak kaldığı, bununla beraber ülkelerin kamuoylarının  bu konudaki çekincelerinin, üye devletleri, Türkiye ile  müzakere başlatılıp başlatılmaması konusunda sonbaharda  bir tavsiye verecek olan Avrupa Komisyonu'nun raporunun  ardına gizlenmeye teşvik ettiği belirtilmektedir.  Chirac'ın partisi Halkçı Hareket Birliği'nin (UMP)  Ankara'nın AB'ye girmesine karşı çıktığı, çok sayıda  Türk'ün yaşadığı Almanya'da Başbakan Gerhard Schröder'in  ise, Ankara tarafından gerçekleştirilmiş olan reformlardan  duyduğu memnuniyeti dile getirdiği ve 2004 sonunda  müzakerelere başlanması konusunda "büyük şans" olduğunu  belirttiği ifade edilen haberde, İngiltere'de ise Başbakan  Tony Blair'in Ankara'nın taleplerine olumlu baktığı ve  "AB, ırk, kültür ve din çeşitliliği bulunan bir Avrupa  lehinde olduğunu yalnızca sözle değil hareketler ile de  göstermeli" dediği aktarılmaktadır. Portekiz Başbakanı  Jose Manuel Durao Barroso'nun ise, "Türkiye'nin üyeliği  'dünyayı dinler açısından bölmek isteyenlere karşı iyi  bir cevap' teşkil eder" ifadesine yer verilen haberde,  İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi'nin, Ankara'nın AB'ye  çabuk girmesi taraftarı olduğu, halihazırda AB Dönem  Başkanlığı'nı yürüten İrlanda'nın, herhangi bir tarafta  yer almak istemediği, ancak İrlanda Başbakanı Bertie  Ahern'in, geçen temmuz ayında Türkiye'nin üyeliğini  destekleme talebinde bulunduğu kaydedilmektedir.

            AFP'nin (08/04) "Barnier: Paris Yönetiminin, Türkiye  ve AB ile İlgili Fikirleri Aynı" başlığı altında yer verdiği  bir haberde, Fransa Dışişleri Bakanı Michel Barnier'in,  yaptığı açıklamada, Fransa'nın, Türkiye'nin AB üyeliği  konusundaki fikirlerinin değişmediğini ve Türkiye-AB  diyalogunun kesilmesini istemediğini ifade ettiği  belirtilmektedir. Haberde, Michel Barnier'in, Fransa'da  resmi ziyarette olan Çek Cumhuriyeti mevkidaşı Cyril  Svoboda ile düzenlediği basın toplantısında, "Fransa  hükümeti, iç siyasi tartışmalarda söylenen herşeyi dikkatle  izliyor. Ancak bizim bu konudaki fikirlerimiz değişmedi,  aynı. Fransa'da hiçbir hükümet ve hiçbir bakan Türkiye ve  AB arasındaki diyalogun kesilmesini talep etmedi" dediği  aktarılmaktadır.  

            İNGİLTERE BASINI:  

            Reuter'in (08/04) "Fransa'da İktidar Partisi  Türkiye'nin AB Üyeliğine Karşı Çıkıyor" başlığı altında  ve Timothy Heritage imzasıyla yer verdiği bir haberde,  Fransa'da iktidarda bulunan muhafazakar partinin,  Türkiye'nin AB'ye katılım sürecinin hızlandırılmasına  karşı olduğunu açıkladığı belirtilmektedir. Bu açıklama  öncesinde de ülkenin yeni Dışişleri Bakanı Michel  Barnier'in, Türklerin Birliğe katılımının bu yılın  sonlarına doğru açıklanacak olan Avrupa Komisyonu'nun  raporuna bağlı olduğunu ve Türkiye'nin henüz hazır  olmadığını ifade ederek, Paris'in resmi görüşlerini  yansıtan bir açıklamada bulunduğu hatırlatılan haberde,  iktidardaki muhafazakar eğilimli Halkçı Hareket Birliği  (UMP) Genel Sekreteri Francois Baroin'in, Europe-1  Radyosu'na verdiği demeçte, "Biz kesin bir dille  Türkiye'nin Avrupa Birliği ile entegrasyonuna hayır  diyoruz... Genişlemeye, muhtemelen Bulgaristan ve  Romanya'nın da dahil olacağı belli sınırlara dek evet  diyoruz; bundan sonrasına bakacağız. Türkiye bekleyecek,  ancak zaten Avrupa ile işbirliği içinde" dediği  aktarılmaktadır. Fransa kamuoyunun Türkiye'nin AB üyeliği  konusundaki endişelerinin, bu konuyu AB'nin büyük  güçlerinden biri olan bu ülkenin hükümeti için hassas bir  konuma soktuğu belirtilen haberde özellikle de UMP'nin  haziran ayında Avrupa Parlamentosu seçimleriyle karşı  karşıya olduğu düşünülürse Türkiye'nin AB üyeliği  konusunun hassasiyet kazandığı vurgulanmaktadır.

            Aynı habere AFP de yer vermektedir.

            The Guardian gazetesinde (08/04) "Fransa Türkiye'nin  AB'ye Girmesine Karşı Çıkacak" başlığı altında ve Helena  Smith imzasıyla yayımlanan bir haberde, Fransa'nın yeni  Dışişleri Bakanı Michel Barnier'in, Paris'in "mevcut  koşullar altında" Türkiye'nin AB'ye girmesine karşı  çıkacağını söyleyerek, Türkiye'nin AB katılım  müzakerelerinin başlatılması yolundaki umutlarına  beklenmedik bir darbe indirdiği belirtilmektedir. Michel  Barnier'in, Fransa Parlamentosu'nda yaptığı konuşmada,  Fransa'nın bu Müslüman ülkenin başvurusunu, siyasi  kriterlere uymakta başarısızlığa uğradığı için  reddedeceğini söylediği ifade edilen haberde, Barnier'in,  Avrupa Parlamentosu'nun hissiyatını yansıtan bir ifadeyle,  "Türkiye koşullara uymaya hazırlansa da uymuyor" dediği  aktarılmaktadır. Haberde, Barnier'nin sözleri bütün  dünyanın Kıbrıslı Rum ve Türkleri, gevşek bir federal  devlet altında birleştirmeyi öngören BM planını kabul  etmeleri için iknaya çalıştıkları kritik bir döneme  rastladığına işaret edilmektedir. 

            JAPONYA BASINI: 

            Yomiuri Shimbun gazetesinde (08/04) "AB Genişlemesi...  40 Yıldır Üyelik Bekleyen Türkiye'yi Kendisinden Farklı  Gören Batı Direnç Gösteriyor" başlığı altında ve Ruriko  Hadano imzasıyla yayımlanan bir yazıda, Türkiye'nin en  büyük kenti İstanbul'da, Avrupa'nın 35 ülkesinden  müzisyenlerin katılacağı ve 11 Mayıs'ta başlayacak olan  Eurovision Şarkı Yarışması konu edilmektedir. Türkiye'nin,  1963 yılında imzalanan Ankara Antlaşması'ndan bu yana,  40 yıldır AB'ye girmeyi arzuladığı, öte yandan Soğuk Savaş  dönemi sonrasında AB'ye başvuran Doğu Avrupa ülkeleri dahil  10 ülkenin, bu yıl 1 Mayıs'ta, Türkiye'den önce AB'ye  gireceği hatırlatılan yazıda, sabırsızlanan birçok Türk'ün,  bu şarkı yarışmasını, "Avrupa toplumunun bir üyesi oldukları"  düşüncesini teyit fırsatı olarak gördüğü kaydedilmektedir.  Türkiye için AB üyeliğinin, Osmanlı İmparatorluğu'nun son  dönemlerinden bu yana sürdürüle gelen modernleşme ve  batılılaşma çabalarının son aşaması olarak görüldüğü ve  halkın yüzde 80'inin üyeliği desteklediğine işaret edilen  yazıda, bu süreçte, Türkiye'de bugünlerde en çok merak  edilen şeyin, yıl sonunda düzenlenecek AB Zirvesi olduğu  ve siyaset eleştirmeni Fatih Altaylı'nın, bunun nedenini,  "Zirve'de AB ile Türkiye'nin üyelik müzakerelerinin başlama  tarihi belirlenecek" diye açıkladığı ifade edilmektedir.  AB üyelik ihtimalini göstererek, Avrupa ile İslam dünyası  ve Orta Asya'yı birleştiren bir köprü vazifesi gören  Türkiye üzerindeki etkisini garantiye almak istediği,  bu arada üyeliğin gerçekleşmesi yönünde ilerleme sağlanan  şu günlerde Roma Üniversitesi'nden Profesör Jean Olcero'nun,  "AB'nin sahip olduğu değerleri zayıflatmaktan kaçınmak  gerekir" diyerek endişelerin büyüdüğüne dikkat çektiği  ifade edilen yazıda, Avrupa'nın sınırının, genelde,  "Boğaziçi'nden Batı'daki Hıristiyan dünyasına kadar  uzanan alan" olarak tarif edildiği, Kuzey Afrika'dan Fas,  Orta Doğu'dan Suriye ve İsrail gibi ülkeler de gelecekte  AB'ye üyelik niyeti taşıdıklarının belirtildiğine dikkat  çekilmekte ve Türkiye'nin üyelik sorununun, "AB, nereye  kadar genişlemelidir?" sorusunu gündeme getirdiği  vurgulanmaktadır.   

 

          ESKI SAYILAR