ANKARA, 15/04(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 14
Nisan 2004 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine yer
verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ALMANYA BASINI:
Merkur
gazetesinin internet sayfasında (14/04) "Oyunun Tam Ortasında
Saf Değiştirmeyin" başlığı altında yer alan bir yazıda, bir
delegasyonla Münih'i ziyaret eden Ankara'nın Almanya eski
Büyükelçisi Onur Öymen'in, Türkiye'nin AB'ye dahil edilmesi
hususunda açıklamalarda bulunduğu ve Almanya'da ülkesinin AB
üyeliği konusunda gerçekleştirilen tartışmalar nedeniyle hayal
kırıklığına uğradığını belirterek, "Türkiye, AB tarafından talep
edilen tüm kriterleri yerine getirdi ve şimdi de birden bire
CDU Başkanı Angela Merkel ortaya çıkıyor ve Türkiye'ye özel bir
statü verilmesi için çaba sarfediyor" dediği belirtilmektedir.
"Bunu kabul etmemiz mümkün değil, çünkü bir oyunun tam
ortasındayken saf değiştirilmez" diyen Öymen'in, Birlik
çevrelerinden yükselen "Türkiye, Avrupa için uygun değildir"
eleştirilerine de karşı çıkarak, "Biz Avrupa'yı hep kendi
ailemiz olarak gördük. Avrupalı değerleri paylaşıyoruz ve aynı
ekonomik çıkarlara sahibiz" ifadelerini kullandığı belirtilen
haberde, Öymen'in ayrıca Türkiye ve Türklerin Almanya'nın
gelişmesine zamanında büyük katkı sağladıklarına dikkat
çekerek, "bu gözardı edilmemeli" dediği aktarılmaktadır.
AVUSTURYA BASINI:
Die Presse
gazetesinde (14/04) "Paris Ankara'yı Reddediyor" başlığı altında
ve Reinhold Smonig imzasıyla yayımlanan bir haberde, "Fransız
kamuoyunun Türkiye'nin AB'ye katılımını istemediği", şimdiye
kadar kimsenin bunu Parisli muhafazakar AB Parlamenteri Alain
Lamassoure kadar açıkça ifade etmediği, ancak Paris'teki tüm
parti merkezleri ile hükümet çevrelerinin, türlü siyasi, ahlaki
ve dini argümanlar kullanarak, ağız birliği etmişçesine
Türklerin AB'de işi olmadığını söyledikleri belirtilmektedir.
"Sağcıların dini ve etnik merkezci Avrupa planına" hep mesafeli
bakmaya çalışan muhalefetteki sosyalistlerin bile artık
geleneksel laik ve çok kültürlülük ilkelerini, AB Parlamenteri
Patrice Duhamel'in üzüntüyle belirttiği gibi, bir kenara
ittikleri kaydedilen haberde, SP Genel Sekreteri François
Hollande'nin, muhafazakar iktidar partisi UMP'nin Türk yanlısı
çizgisinden aniden ayrılması üzerine, önümüzdeki haziran ayında
yapılacak olan AB seçimlerinde seçmenlerin şamar oğlanı olmak
istemediği ve sosyalistlerin liderinin, "Şu anda Türkiye'nin AB
katılımı için şartlar uygun değil" diyerek, partisi içinde
inatla Türkiye'nin AB üyeliğinden yana çıkanlara kulaklarını
tıkadığı kaydedilmektedir. Haberde, bu konuda yapılan anketlere
göre, Fransızların yaklaşık yüzde 70'inin Türkiye'nin AB
yolundaki gayretlerine sıcak bakmadığı vurgulanmaktadır.
İNGİLTERE BASINI:
Financial Times
gazetesinin internet sayfasında (14/04) "Chirac'ın Türkiye'nin
AB Üyeliğine Desteği Şüpheli" başlığı altında ve Judy Dempsey-Jo
Johnson imzalarıyla yer alan bir haberde, Fransa Cumhurbaşkanı
Jacques Chirac'ın, Türkiye'nin AB üyeliğine desteğine ilişkin
kuşkuların, iktidar partisi UMP'nin beklenmedik bir çıkışla
sonbaharda görüşmelere başlanmasına karşı olduğunu açıklamasının
ardından daha da arttığı belirtilmektedir. Avrupa Komisyonu'nun,
Türkiye'nin ekonomik, siyasi ve toplumsal reformlarda kaydettiği
ilerlemeyi değerlendirecek olan raporu sunacağı ekim ayında
ülkeyle üyelik görüşmelerine başlanması konusunda bir tavsiye
kararı almasının beklendiği kaydedilen haberde, Chirac'ın baş
danışmanlarından Alain Juppé'nin genel başkanlığını yürüttüğü
UMP'nin, Paskalya Yortusu arifesinde, haziran ayındaki Avrupa
Parlamentosu seçimleri sırasında Türkiye ile görüşmelerin
başlatılmasına karşı bir kampanya yürüteceğini duyurarak
diplomatları şaşkına çevirdiği ifade edilmektedir. Juppé'nin, "UMP
Türkiye'nin AB ile üyelik görüşmelerinin başlatılmasını
istemiyor. Bir tür imtiyazlı ortaklığa olumlu bakabiliriz;
anayasa projesi de bu olanağı tanıyor" dediği belirtilen
haberde, kimi gözlemcilerin, UMP'deki bu tavır değişikliğini,
Chirac'ın, Türkiye'nin insan hakları alanında yeterince ilerleme
kaydedip kaydetmediği konusunda izlediği "bekle gör"
stratejisini terkettiğinin habercisi olarak yorumladıklarına
işaret edilmektedir. Bu durumu, uzun süredir Türkiye'nin
üyeliğini destekleyen Chirac'ın, UMP'nin geçtiğimiz ay yapılan
bölgesel seçimlerde uğradığı büyük bozgunun ardından kısa vadeli
seçim yatırımı olarak belirsiz bir tavır geliştirme çabası
şeklinde değerlendirenlerin de olduğu belirtilen haberde,
Fransız Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nden Dorothée Schmid'in,
"Cumhurbaşkanı Chirac, Türkiye'nin üyeliğini öteden beri
desteklediğinden, UMP'nin böyle bir tavır almasına şaşırdık"
dediği, AB'nin genişlemesi ve özellikle Türkiye'nin üyeliği
Fransa'da olumlu karşılanmadığından, analistlerin, UMP'nin yeni
tavrının, seçimlerde de oy toplaması halinde, resmi politikaya
dönüşmesi gibi bir risk olduğunu söyledikleri, ancak hem
Cumhurbaşkanlığı hem de Dışişleri Bakanlığı hükümetin tavrının
değişmediği iddiasında olduğu kaydedilmektedir. Avrupa
Komisyonu'nun ekim ayında Türkiye hakkında olumlu bir rapor
sunması halinde, AB'nin "Üç Büyüklerinin" aralık zirvesinde
nihai karar alınırken karşı karşıya gelebileceği öne sürülen
haberde, Londra'nın da desteğiyle Berlin'in AB'nin görüşmeleri
başlatması için ısrar edenlerin başını çektiği vurgulanmaktadır.
MALTA BASINI:
The Times of Malta
gazetesinde (11/04) "Kıbrıslı Rumlar Fazla Mı Zorluyorlar?"
başlığı altında ve Dr. Roderick Pace imzasıyla yayımlanan
makalede, Kıbrıs'ta çözüm süreci ve 24 Nisan'daki referandum
konusu alınmaktadır. Türkiye konusunda, Türkiye'nin
yapabileceklerini de abartmamak gerektiği, Kıbrıslı Rumların
köşeye sıkıştırıldığı yönündeki mevcut anlayış daha fazla itibar
kazanırsa, küçük AB ülkelerinin, aralık ayında verilecek üyelik
görüşmelerine başlayıp başlamama kararı öncesinde Türkiye'nin AB
üyeliği olasılığını düşünmeleri için hala yeterli vakitlerinin
olacağı belirtilen makalede, dolayısıyla Ankara'nın biraz
yatışması ve 24 Nisan'a kadar temel konularda Rumları
yatıştırmak için elinden geleni yapmasının gerektiği ifade
edilmektedir.