ANKARA, 16/04(BYE)---
Yabancı basın-yayın organlarında
15 Nisan 2004 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine yer
verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ABD BASINI:
Amerika'nın Sesi Radyosu'nun Türkçe yayınında (15/04) "Lefkoşa'da
Onbinlerce Kıbrıslı Türk, Annan Planı Lehinde Gösteri Yaptı"
başlığı altında ve Nusret Özgül imzasıyla yer verilen bir
haberde, Kıbrıs'ta çözüm süreci ve 24 Nisan'daki referandumda
"evet" oyu verilmesi yönünde KKTC'de gerçekleştirilen gösteriler
konu edilmektedir. Brüksel'de toplanan Avrupa Parlamentosu
Dışişleri Komisyonu'nun, Annan planına destek veren tasarıyı
onayladığı belirtilen haberde, Brüksel'in izlediği tavrın,
Kıbrıs'ta çözüm değil, çözümsüzlük istediği yönünde kuşku
yaratmaya devam ettiği ve Avrupa Parlamentosu Dışişleri
Komisyonu'nun, referandum öncesinde Kıbrıs Rum kesimine güçlü
bir uyarı mesajı gönderme fırsatı elde etmişken, tam tersini
yaptığı ve referandumdan "hayır" sonucu da çıksa, Kıbrıs
Cumhuriyeti'nin 1 Mayıs'ta üye olabileceğini adeta teyit
ettiğine işaret edilmektedir. Avrupalı Hıristiyan demokratların
engellediği değişiklik önergelerinden birinin de, hem Türkiye
hem de Kıbrıs Türklerinin lehine olduğu belirtilen haberde,
teklifte, kuzeyin plana "evet" demesi, güneyin de referandumda
reddetmesi halinde, Kıbrıs Türklerinin bir tür
ödüllendirilmesinin istendiği, diğer bir deyişle Türk tarafı
ile AB arasında siyasi ve ekonomik diyalog başlatılmasının
önerildiği ve bunun ambargonun kaldırılacağına dair bir tür
işaret anlamına da geldiği kaydedilmektedir. Haberde, Brüksel'de
Türkiye'nin AB üyeliğini istemeyenlerin korkusunun, "Kıbrıs
Türkleri adımlarını bir kere içeri atarlarsa, ardından Türkiye
Türklerinin de geleceğinden" kaynaklandığı vurgulanmaktadır.
AP'nin (15/04) "Yunanistan, BM Planına İhtiyatlı Bir Şekilde
Destek Veriyor" başlığı altında ve Derek Gatopoulos imzasıyla
yer verdiği bir haberde, Yunanistan'ın yeni muhafazakar
hükümetinin, 1 Mayıs'ta AB'ye katılmadan önce adanın
birleştirilmesini amaçlayan BM planına ihtiyatlı destek verdiği
belirtilmektedir. Başbakan Kostas Karamanlis'in, "Olumlu
unsurlar, olumsuzlardan daha güçlü çıkabilir. Haksızlıkların
ileriye bakmamızı engellemesine izin vermemeliyiz. Kabul edilse
de edilmese de referandumun sonucuna tamamen saygı göstereceğiz"
dediği belirtilen haberde, BM Planı'nın benimsenmemesinin,
uygulamada Kıbrıslı Türkleri AB dışında bırakacağı ve ezeli
rakipler Yunanistan ve Türkiye arasında bir gerginlik kaynağı
olacağı ifade edilmektedir. Haberde, Karamanlis'in,
Yunanistan'ın, Türkiye'nin AB'ye üyelik girişimini desteklemeye
ve Kıbrıs'ta uluslararası desteğe sahip bir çözüme ulaşılması
için elinden geleni yapmaya devam edeceğini belirttiği ve "Plan
kabul edilmezse de çözüm şansı kaybedilmemelidir" dediği
aktarılmaktadır.
ALMANYA BASINI:
Berliner Zeitung'da (15/04) "CDU Türkiye'nin AB Üyeliği Hakkında
Tartışıyor" başlığı altında ve Frank Herold imzasıyla yayımlanan
bir yazıda, CDU içinde Türkiye'nin AB üyeliğine ilişkin
tartışmanın şiddetle devam ettiği, Birlik Partileri'nin Federal
Meclis'teki Dış Politika Sözcüsü Peter Hintze'nin, Meclis
Grubundaki arkadaşı Volke Rühe'nin açıklamalarını, münferit
düşünce diye eleştirdiği belirtilmektedir. Peter Hintze'nin,
gazeteye verdiği demeçte, "Türkiye'nin üyeliği, AB'yi aşırı
gerecek ve iç bütünlüğünü tehlikeye sokacaktır" dediği
belirtilen yazıda, Parti Başkanı Angela Merkel'in öngördüğü gibi
Türkiye ve AB arasında "imtiyazlı ortaklığın" da
düşünülebileceğini belirten Hintze'nin, "Neden Türkiye ile,
ABD'yle olduğu gibi iyi ve yakın ilişkilerimiz olmasın?" dediği
kaydedilmektedir. Federal Meclis Dışişleri Komisyonu Başkanı
Rühe'nin ise, partisinin politikasına şüpheyle yaklaşarak,
"Türkiye'yi Avrupa'dan dışlayanlar, stratejik bir hata yapmış
olurlar" diyerek, Türkiye'nin, Arap dünyasının modernleşmesinde
önemli bir köprü işlevi gördüğünü ve bunun da Avrupa'nın
çıkarına olduğunu söylediği ifade edilen yazıda, Hintze'nin ise
25 ülkeden oluşacak yeni AB'nin istikrarlı hale getirilmesinin,
nüfusu ve siyasi kültürü nedeniyle şu an için AB'ye uymayan
Türkiye'nin üyeliği karşısında öncelik taşıması gerektiğini
söyleyerek, CDU planlarının şimdi Fransa gibi büyük bir AB
ülkesi tarafından da desteklenmesini umduğunu belirttiği
vurgulanmaktadır.
FRANSA BASINI:
AFP'nin (15/04) "Barnier: Türkiye ile Diyalog Devam Ediyor,
Ancak 'Yarın' Üye Olamaz" başlığı altında yer verdiği bir
haberde, Fransa Dışişleri Bakanı Michel Barnier'in, Türkiye ile
diyalogun devam ettiğini, ancak Türkiye'nin AB'ye "yarın" üye
olmasının "söz konusu olmadığını" yinelediği belirtilmektedir.
Paris'te genç Fransız ve Alman diplomatları kabul eden
Barnier'in, "Söyledim ve tekrar ediyorum, Fransa'nın çizgisi
değişmedi. Kırk yıldır komşumuz olan bu büyük ülke ile
oluşturduğumuz diyalogumuzu korumayı, devam ettirmeyi,
sağlamlaştırmayı diliyoruz" şeklinde konuştuğu ifade edilen
haberde, Ankara ile olan "müzakerelerin durumu hakkında her
zaman doğruyu söylediğini" belirten Barnier'in "Türkiye'nin
AB'ye yarın üye olması söz konusu değil. Bunu söyleyenler ve
buna inandıranlar gerçeği söylemiyorlar" dediği aktarılmaktadır.
Bakan Barnier'in, "Türkiye ile olan bu diyalog kırk yıl önce
oluşturuldu. O dönemde Türkiye AB'nin sınırlarından çok uzakta
bulunuyordu (...) O zamandan bu yana diyalog sürdürüldü, Türkiye
yola koyuldu ve gelecekteki bir üyelik perspektifine hazırlandı"
şeklinde ifadesi aktarılan haberde, Barnier'in, "Türkiye ile
üyelik müzakerelerinin açılıp açılamayacağını veya açılma
tarihini objektif olarak belirtecek olan sonbaharda yayımlanacak
Avrupa Komisyonu raporunu" beklediğini belirttiği
kaydedilmektedir.
LÜBNAN BASINI:
The Daily Star gazetesinin internet sayfasında (14/04)
"Kıbrıs'taki Sonuç Ne Olursa Olsun, Erdoğan Kazanacak" başlığı
altında ve Philip Robins imzasıyla yer alan makalede, Kıbrıs'ta
çözüm süreci, 24 Nisan'da yapılacak referandumlar, Türkiye,
Yunanistan ve Kıbrıs Türk ve Rum kesimindeki gelişmeler konu
edilmektedir. Kıbrıs adasının her iki kesiminde de 24 Nisan'da
yapılması planlanan referandumlarla, BM destekli Kıbrıs barış
süreci dramı son safhasına girmiş gibi göründüğü, kampanyalar
devam ederken hala yapılacak çok şey olmasına rağmen, esas
kazananın kim olduğu konusu araştırıldığında, hiç şüphe yok ki
bunun Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve AKP hükümeti
olduğu vurgulanmaktadır. Oyların muhtelif değişimleri ne olursa
olsun Erdoğan'ın, Türkiye'nin Avrupa Birliği hedefinin önündeki
engeli etkisiz kılmakta başarılı olduğu belirtilen makalede, Tüm
Kıbrıs barış sürecinin en önemli sonucunun, kimsenin anlaşmayı
engelleyenin Türkiye olduğunu söyleyemeyecek olması, bunun da
Kıbrıs konusunun etkisiz hale getirebileceği anlamına geldiği,
üstelik referandumların sonucunda gerçekten Kıbrıslı Türklerin
"evet" ve Rumların "hayır" demesi durumunda, AB için adanın
kuzeyine uygulanan geniş çaplı ambargoyu sürdürmenin zor olacağı
ve aslında bazı Avrupalıların Türk varlığının tanınmasından bile
söz ettiklerine işaret edilmektedir. Böyle bir senaryo bu
aralık ayında gerçekleştirilecek AB zirvesinde Türkiye'ye,
Avrupa ile katılım müzakerelerine başlaması için tarih
verilmesini daha olası kıldığı ve AB'nin Madrid'de gerçekleşen
bombalı saldırıların ardından yaşadığı umutsuzluğun Müslüman
dünyayla ortak çalışabileceğini açıkça gösterecek olmasının da
Türkiye'nin ikinci kozu olduğu kaydedilen makalede, eğer aralık
ayında bir tarih alabilirse, Türkiye'nin üyeliğinin an meselesi
olduğuna işaret edilmektedir.