21.04.2004

Anasayfa e-posta

 

   

            ANKARA, 21/04(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  20 Nisan 2004 tarihinde arasında yayımlanan Türkiye-AB  ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara  değinilmektedir:

            ALMANYA BASINI:

            Frankfurter Allgemeine Zeitung'da (20/04) "Paris'in  Dönüşü" başlığı altında ve Michaela Wiegel imzasıyla  yayımlanan bir yazıda, Fransa Cumhurbaşkanı'nın partisi  UMP'nin, Avrupa seçim kampanyasını, Türkiye ile üyelik  müzakerelerin başlatılmasına karşı çıkarak sürdürmeye  hazırlandığı belirtilmektedir. 1995-1997 yılları arasında  başbakan olan UMP Genel Başkanı Juppe'nin, Ankara'ya hiçbir  şekilde üyelik perspektifi vermeyi kabul etmediği ve "AB  sadece büyük bir serbest ticaret bölgesi olmak yerine,  uluslararası alanda siyasi açıdan da rol oynamak istiyorsa,  sınırlara ihtiyacı vardır. Şimdi 25 olacağız, sonra da  Romanya ve Bulgaristan, belki günün birinde demokrasi ve  barış geri gelirse, Balkan devletleri de eklenecek. Bunun  ötesinde ise sadece komşuluk ilişkileri başlar ki o zaman,  -eğer AB'yi kendine yabancılaştırmak istemiyorsak- böyle  bir birlik AB olmaktan çıkar. Yeni Anayasa, Türkiye ve  Magrip devletlerine önerebileceğimiz bir ayrıcalıklı ortaklık  öngörüyor." dediği belirtilen yazıda, bu sözlerle ilk kez  UMP'nin bir genel başkanının, Cumhurbaşkanı Chirac'ın 1995  yılından beri izlediği dış siyaset çizgisi ile arasına  oldukça net bir şekilde mesafe koyduğu kaydedilmektedir. Son  kamuoyu yoklamalarının, Fransızların çoğunluğunun Türkiye'nin  üyeliğini uzak bir gelecekte de reddettiğine kuşkuya yer  bırakmadığı ve parti yönetimlerinden Türkiye politikası  hakkında bir tartışma yapılmasını talep eden UMP'li Avrupa milletvekillerinin de bu konuda baskı yaptıkları ifade  edilen yazıda, UMP'den Francoise Grossetete'nin, "Türkiye  konusu, Avrupa seçim mitinglerinde insanları en fazla  öfkelendiren konu. Devlet ve hükümet başkanlarının aldığı  kararları halk kesinlikle tasvip etmiyor." dediği  aktarılmakta ve UMP'nin Avrupa seçim kampanyasında, Türkiye  ile katılım müzakerelerinin başlatılmasının engellenmesi  konusuyla seçmen kazanmak için girişimde bulunan tek parti  olmayacağına işaret edilmektedir.

            FRANSA BASINI:

            AFP'nin (20/04) "Türkiye'nin AB'ye Girmesi  Avrupalılardan Önce Fransa'da Tartışılıyor" başlığı altında  ve Anne-Laure Mondesert imzasıyla yer verdiği bir haberde,  Fransız siyasi çevrelerinden birçok kişinin, Türkiye'nin   AB'ye çabuk girmesi konusunda çekimser olduklarını  söyledikleri, ancak haziranda yapılacak olan Avrupa  seçimlerine haftalar kala tartışmanın giderek genişlediği vurgulanmaktadır. Türkiye'nin Müslüman niteliğinden Asyalı  olmasına kadar ileri sürülen gerekçelerin aslında -laf  ebelikleri ve kendi menfaatlerine alet etme amaçlı  suçlamalarla- tartışmaların uzayıp gitmesine yaradığı  belirtilen haberde, Fransa'nın Avrupa İşlerinden Sorumlu  eski Bakanı Pierre Moscovici'nin, "Bunalım içindeki sağcıları,  en aşırılık yanlısı seçmenlerin oylarını almaya çalışmakla"  suçladığı ifade edilmektedir. "Avrupa, bir Hıristiyanlar  kulübü değil. Türkiye'yi, Müslüman olmasından dolayı  reddetmeyeceğiz." diyen Pierre Moscovici'nin, zamanı gelince  Türkiye'nin Birliğe girmesinden yana olduğunu ifade ettiği  ve olmazsa olmaz kriterlerin lüzumunda ısrar ettiğine işaret  edilen haberde, Türkiye'nin Birliğe girmesinden yana olan  Fransız sosyalizminin bir başka şahsiyeti Michel Rocard'ın,  bu konunun Avrupa seçim kampanyalarının birinci malzemesi  yapılmasını reddettiği ve Jacques Chirac'ın partisi Halkçı  Hareket Birliği'nin (UMP) bu konudaki laf ebeliklerini  kınadığı kaydedilmektedir.

           

            İSVİÇRE BASINI:

            Neue Luzerner Zeitung'un internet sayfasında (20/04)  "Türk Hükümeti, Anayasanın Bir Bölümünü Değiştirmeyi  Amaçlıyor" başlığı altında yer alan bir haberde, Türk  Hükümeti'nin, anayasanın bir bölümünü değiştirmeyi amaçladığı  ve böylece Türkiye'nin, AB üyeliği için müzakerelere başlama  şansının artacağı belirtilmektedir. Adalet Bakanı Cemil  Çiçek'in, kapsamlı bir değişiklik için zamanın kısıtlı olması  nedeniyle Anayasanın sadece on maddesinin yenileneceğini  söylediği ve planlanan değişikliklerde, DGM'lerin  kaldırılması, basın özgürlüğünün ve kadın-erkek eşitliğinin  sağlanmasının amaçlandığı ifade edilen haberde, Türk  Hükümeti'nin, değişiklik çalışmalarını haziran ayına kadar  tamamlamayı amaçladığı ve böylece AB Komisyonu  raportörlerinin, Türkiye'deki gelişmeleri içeren yeni bir  rapor yazmaya başlayabilecekleri kaydedilmektedir.

            SIRBİSTAN BASINI:

            Danas gazetesinin internet sayfasında (20/04)  "Avrupa'dan Gelecek Bir 'Hayır' Türkiye'deki Reformları  Yavaşlatacak" başlığı altında yer alan bir yazıda, Fransa  Dışişleri Bakanı Michel Barnier'in, AB'nin kendisine  kapılarını kapattığı takdirde Türkiye'nin radikal  uygulamalarına geri dönme tehlikesiyle karşı karşıya  olabileceğini açıkladığı belirtilmektedir. Fransa Radyosu'na  yaptığı açıklamada Barnier'in, Avrupa'nın Türkiye'yi  reddetmesinin ve yüzüne kapılarını kapatmasının, bu ülkede  reform programına karşı isteksizlik uyandırabileceğini  belirttiği kaydedilen yazıda, Barnier'in bu açıklamasının,  Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın, Türkiye'nin AB'ye   girme şansının çok düşük olduğunu ifade etmesinden ve   "Türkiye'nin AB'de hiçbir işi yok." şeklinde konuşmasından   sonra geldiği ifade edilmektedir.

            PAKİSTAN BASINI:

            The Statesman gazetesinde (20/04) "Kıbrıs'ta  Referandum" başlığı altında ve Ansar Mahmood Bhatti  imzasıyla yayımlanan bir yazıda, Kıbrıs'ta çözüm süreci ve  24 Nisan'daki referandumun sonuçları sonrasındaki gelişmeler  ele alınmaktadır. 24 Nisan'da yapılacak referandumda KKTC'de  "evet" oyu çıkmasının, çözüm olmasa bile, AB'ye katılım  müzakerelerinin başlatılması için Türkiye'nin şansını  artıracağı belirtilen yazıda, AB'nin Genişlemeden Sorumlu  Komiseri Gunther Verheugen'in sözcüsü Jean-Christophe  Filori'nin, "Türkiye'nin, AB katılım kriterlerini karşılamak  üzere bazı ciddi çabalar sarfettiğine inanıyoruz ve bu  nedenle, AB'nin Ocak 2005'te Türkiye ile müzakereleri  başlatabileceğine inanıyoruz." dediği ifade edilmektedir.  Yazıda, Filori'nin, "Türkiye'ye, katılım müzakerelerinin  başlatılmasından önce, Kıbrıs sorununu çözmesi şartını  koştuk. Fakat Türkiye'nin, sorunun çözümü için üzerine  düşeni yaptığı kanaatine vardığımız için, belirlenen tarihe  kadar bir çözüm olmasa bile Türkiye ile müzakereleri  başlatabiliriz. Ve eğer Kıbrıs Türkleri, yapılacak  referandumda BM planına 'evet' derlerse bu kesinlikle  Türkiye'nin davasını güçlendirecektir." şeklindeki ifadesi aktarılmaktadır.

 

 

 

ESKİ SAYILAR