ANKARA, 27/04(BYE)---
Yabancı basın-yayın organlarında 26 Nisan 2004 tarihinde arasında
yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu
hususlara değinilmektedir:
ABD BASINI:
The Wall Street Journal
gazetesinde (26/04) "Kıbrıs Referandumu, Türkiye'ye İleriye Dönük Umut
Işığı Oldu" başlığı altında ve Hugh Pope-Brandon Mitchener imzalarıyla
yayımlanan bir yazıda, Kıbrıs'ı yeniden birleştirmek için on yıllardır
verilen çabanın, adanın Rum kesimindeki seçmenlerin BM'nin arabuluculuğu
ile gelen planı reddetmeleri ile çöktüğü, ancak bunun Türkiye için bir
umut ışığı olabileceği ve başarısız olan plana verdiği desteğe
uluslararası toplumdan gelen takdirin, Türkiye'nin Avrupa Birliği
üyeliği şansını artırabileceği vurgulanmaktadır. Kıbrıs'ın Rum kesiminin
1 Mayıs'ta Avrupa Birliği'ne girerken, Türk tarafının dışarıda
bırakılacağı, ancak oylamanın öneminin bununla sınırlı olmadığı ve bu
durumun, AB liderlerinin aralık ayında almaları gereken Türkiye'nin
üyeliği konusundaki bir kararla da ilgili olduğu belirtilen yazıda,
Kıbrıs'taki referandumlardan çıkan sonucun 70 milyon nüfus ile laik bir
hükümete sahip Türkiye'nin, AB katılım müzakerelerinin başlayıp
başlamayacağı üzerinde etkili olabileceği kaydedilmektedir. Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'ın, Avrupa'dan destek toplamak ve Kıbrıs konusunda
taviz vermeye uzun zamandır karşı çıkmış olan Türkiye'nin güvenliğinden
sorumlu kurumlarının, bu tavırlarından vazgeçirmeye zorlamak konusunda
geçen yıl boyunca kararlı bir şekilde hareket ettiğine işaret edilen
yazıda şöyle denilmektedir: "Kıbrıs konusunda resmi bir anlaşma
olmayışı, adanın kuzeyinde 35 bin kişilik bir askeri birliğe sahip
Türkiye'ye hayatı hala zorlaştırmaktadır. Gelecekte, ararlarında Rum
önderliğindeki Kıbrıs da dahil, tek bir AB üyesi bile bir başka devletin
birliğe katılmasını veto edebilir. Bu, Kıbrıs Rum hükümetinin,
Türkiye'nin AB'ye katılmasının karşılığı olarak, yeniden birleşmenin,
onun istediği şartlarda olması koşuluyla Rumlara güç vermektedir. Bu
arada Türkiye'nin AB'ye üyeliği konusunda tereddütlü olan diğer AB
hükümetleri, hayır demiş olmamak için, Kıbrıs'ın vetosunu
destekleyebilirler... Bu Haziran'da yapılacak olan Avrupa Parlamentosu
seçimlerinde, Türkiye'nin AB'ye katılım müzakerelerinin başlayıp
başlamaması sorusu, Almanya'daki Sosyalistler ile Türkiye'nin talebine
başka yerlerde destek verenler ve Türkiye'nin AB üyeliğine kesinlikle
karşı çıkan birçok Hıristiyan Demokrat arasında bir seçim konusu haline
geldi... ABD de dahil olmak üzere İngiltere, Almanya, İspanya ve İtalya
gibi büyük devletler, İslam dünyası için örnek teşkil eden Türkiye'nin
AB üyeliğine verdikleri desteği dile getirdiler. Ancak Fransa,
Türkiye'nin hala insan hakları ve sivil yönetim konularında Kopenhag
kriterlerini yerine getirmediğini söyledi. AB'ye katılabilmek için
Türkiye'nin, orduyu sivil yönetimin denetimi altına aldığı, pazar
ekonomisi ve insan hakları konusunda ilerleme sağladığı konusunda
Avrupalıları ikna etmek zorunda."
İNGİLTERE BASINI:
BBC Radyosu'nun
Türkçe yayınında (26/04) "Lüksemburg... Kıbrıs, AB Bakanlar Konseyi
Toplantısının Gündeminde" başlığı altında ve Zeynel Lüle imzasıyla yer
verilen bir haberde, AB Bakanlar Konseyi toplantısı ve referandum
sonrasında Kıbrıs'ın durumu konu edilmektedir. AB'nin Genişlemeden
Sorumlu Komiseri Verheugen'in sözcüsü Filori'nin referandum sonrasında,
"Şimdi AB Bakanlar Konseyi'nin Lüksemburg'ta yapacağı toplantıya bakmak
gerekiyor. Bu referandumdan sonra böyle kararlı biçimde çözümden yana
tavır almış olan toplumun, yani Kıbrıs Türk toplumunun referandumdan
sonra cezalandırılacak tek taraf olması haksızlık." dediği aktarılan
haberde, "Ya Türkiye'nin AB üyeliği?" sorusu sorulmakta ve Kıbrıs'ta
çözüm şartının Türkiye'nin üyeliği açısından başlangıçta resmi bir koşul
olmamakla birlikte, geçen yıldan bu yana AB yetkililerinin Kıbrıs'taki
çözümsüzlüğün Türkiye'nin üyeliğini zorlaştıracağını hem resmi
açıklamalarında hem raporlarında dile getirdikleri hatırlatılmaktadır.
Haberde, Flori'nin, referandumdan hemen sonra Kıbrıs'taki gelişmelerin
Türkiye'nin üyeliği açısından etkisini ise, "Bu aşamada
söyleyebileceğimiz, son birkaç aydır Türkiye'nin çözüm yolunda çok
müspet ve yapıcı rol oynadığını kabul etmektir. Bu tabii ki dikkate
alınması gereken bir unsur. Bizim görüşümüz, Türkiye yapması gerekeni
yaptı ve artık bizim için böyle bir mesele yok." diyerek yorumladığı
ifade edilmektedir.
JAPONYA BASINI:
Mainichi Shimbun
gazetesinde (26/04) "Türkiye'nin AB Üyeliği için Avantaj" başlığı
altında ve Naoki Higuchi imzasıyla yayımlanan bir haberde, KKTC'nin BM
planına "evet" demesinin arkasında, uluslararası izolasyondan kurtulma
arzusu ve AB üyesi olmak isteyen Türkiye'nin güçlü desteğinin olduğu ve
Güney kesiminin planı reddetmesiyle, yeniden birleşme yolunun
kapandığı, fakat BM ve AB'ye gösterdiği uzlaşmacı tutumuyla KKTC'nin
uluslararası toplumun bir üyesi olma yolunda oldukça büyük bir adım
attığı vurgulanmaktadır. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün, 24 Nisan'da
uluslararası topluma, "Kuzey Kıbrıs'a uygulanan ticari ambargonun
kaldırılması ve uluslararası izolasyonun sona erdirilmesi gerekir." diye
seslendiği, Avrupa Komisyonu'nun, aynı gün yaptığı açıklamada, ekonomik
ambargonun yumuşayacağı mesajı verdiği belirtilen haberde, KKTC'nin
tutumunun, AB'ye üyelik için sabırsızlanan Türkiye açısından adeta ölüm
kalım savaşı olduğu ifade edilmekte ve AB tarafından üyelik şartı olarak
öne sürülen yeniden birleşme konusunda işbirliğini yerine getiren
Türkiye'nin, KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş'ın plana karşı çıkmasına rağmen,
Kuzey Kıbrıs halkına "evet" demesi yönünde çağrıda bulunduğu
hatırlatılmaktadır. Haberde, bu yılın aralık ayındaki AB zirvesinde
Türkiye ile üyelik müzakerelerinin başlama tarihinin belirlenip
belirlenmeyeceğinin henüz belli olmadığı, ancak Kuzey Kıbrıs'ta
çoğunluğun "evet" demesinin, Türkiye için avantaj sağlayacağının kesin
olduğu kaydedilmektedir.