29.04.2004

Anasayfa e-posta

 

            ANKARA, 29/04(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  28 Nisan 2004 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:  

            ALMANYA BASINI: 

            Die Welt gazetesinde (28/04) "Schröder... 'Türkiye'nin  AB Üyeliği Güvenlik Politikası Bakımından Mantıklı'" başlığı  altında ve "cgh." rumuzuyla yayımlanan bir yazıda, Başbakan  Gerhard Schröder'in (SPD), Almanya'daki ilk  Alman-Türk  Sanayi ve Ticaret Odası'nın açılış töreni vesilesiyle  yaptığı konuşmada, AB ile üyelik müzakerelerine başlanması  konusunda Türkiye'ye açık destek sözü verdiği  belirtilmektedir. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da  katıldığı açılışta, Türkiye'nin, AB ile müzakerelere  başlanması için gereken Kopenhag Kriterleri'ni yerine  getirmediği iddialarının "pek doğru olmadığını" belirten  Schröder'in, Kıbrıs'ın yeniden birleşmesine ilişkin  referandum sonucunun  ise, Türkiye'nin AB'ye katılımına  gölge düşüremeyeceğini, neticede Rumların aksine Annan  Planı'ndan yana oy kullananların Kıbrıslı Türkler olduğunu  söylediği belirtilen yazıda, Türkiye'nin AB üyeliğinin  sadece ekonomik değil, özellikle de güvenlik politikasına  bağlı nedenlerle  Avrupa'nın çıkarına olduğunu da vurgulayan  Schröder'in, Irak Savaşı sonrasında artık herşeyin Irak'ta  demokrasi ve istikrarı sağlamaya bağlı olduğunu belirterek,   Başbakan Erdoğan'ın, "agresif ve köktendinci olmayan bir   İslam'ı, Avrupa aydınlanmasının değer yargıları olarak   nitelediğimiz şeylerle bağdaştırma deneyinin" başarılı olması  halinde, bunun "Avrupa ve Almanya için inanılmaz güvenlik  artışı" anlamına geleceğini söylediği kaydedilmektedir.  Erdoğan'ın, Alman Hükümeti'nin, Türkiye'nin üyelik sürecine  verdiği desteği "çok değerli" olarak nitelediği, Türkiye'nin  AB'yi ekonomi alanı olarak değil, "değerler topluluğu" olarak  gördüğünü belirterek, "AB'nin 'çeşitlilik içinde birlik'  hedefine katkıda bulunmak istiyoruz. Aksi takdirde  medeniyetler çatışması olur." dediği ifade edilen yazıda,  Erdoğan'ın, Türkiye'nin "Kopenhag Kriterleri'ni" yerine  getirmek için politikasını sürdüreceğini vurguladığı  belirtilmektedir.

            Aynı haber, Berliner Zeitung, Frankfurter Allgemeine  Zeitung ve Financial Times Deutschland gazetesinde de yer  almaktadır.

            Süddeutsche Zeitung'da (28/04) "Schröder, Türkiye'nin  AB Üyeliğinden Yana" başlığı altında ve "hen." rumuzuyla  yayımlanan bir haberde, Başbakan Gerhard Schröder'in, AB'nin  2004 yılı sonunda Türkiye ile üyelik müzakereleri yönünde  bir karar vereceğine inandığı belirtilmektedir. Schröder'in,  Köln'de yapılan Türk-Alman Ticaret Odası'nın açılışında,  Türkiye'nin Kopenhag Kriterleri'ni yerine getirmeye devam  etmesi halinde -ki bundan hiç şüphe duymadığını-, kendi   yönetimindeki Alman Hükümeti'nin sözünü tutarak, üyelik   müzakerelerinin başlatılmasını ısrarla destekleyeceğini   belirttiği kaydedilen haberde, Başbakan'ın değerlendirmesine  göre, Hıristiyan Avrupa'nın değerleriyle, aşırı radikal  olmayan bir İslamın birbirlerine bağlanması ve bu sayede  bölgedeki istikrara katkıda bulunulması için, Türkiye'nin  AB üyeliğinin tarihi bir fırsat sunduğu vurgulanmaktadır.  Haberde, hem Alman Başbakanı Gerhard Schröder'in hem de  Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türkiye'nin AB'ye  kesinlikle yük olmayacağına olan inançlarını vurguladıkları  ifade edilmektedir. 

            AZERBAYCAN BASINI: 

            Yeni Azerbaycan gazetesinde (28/04) "Ankara'nın  Yürüttüğü Reformlar Tüm Avrupa'nın Çıkarlarıyla Bağdaşıyor"  başlığı altında yayımlanan bir haberde, Almanya Dışişleri  Bakanı Joschka Fischer'in, Berlin'de gazetecilerle yaptığı  görüşmede, Ankara'nın yürütmekte olduğu reformların sadece  Almanya'nın değil, tüm Avrupa'nın çıkarlarıyla bağdaştığını  belirttiği kaydedilmektedir. Habere, uzun vadede Türkiye'yi   AB üyesi olarak gördüğünü de ifade eden Fischer'in, bu yılın   sonunda Avrupa Komisyonu'nun Türkiye'yle müzakerelere  başlayıp başlamama konusunda önemli bir karar vereceğini de   hatırlatarak, "Eğer Türkiye Hükümeti demokratikleşme ve   modernleşme sürecini başarıyla tamamlarsa bu dünya   birliğinin terörizmle mücadelesine de önemli bir katkı   sağlayacaktır." dediği aktarılmaktadır. 

            FRANSA BASINI:  

            AFP'nin (28/04) "Blair'e Göre AB'nin Genişlemesi, 'Yeni  Enerji' Getirecek" başlığı altında yer verdiği bir haberde,  İngiltere Başbakanı Tony Blair'in, Avrupa Birliği'ne girecek  olan 10 yeni ülkenin, AB'ye "yeni bir enerji" getireceğini ve modernleşmesini hızlandıracağını ileri sürdüğü  belirtilmektedir. Fransa'da yayımlanan Le Monde gazetesine  yaptığı açıklamada Blair'in, "Yeni üye olacak ülkelerin,  tecrübeleriyle ve kararlılıklarıyla Avrupa Birliği'ne yeni  bir enerji kazandıracaklarını ve herkesin menfaatine olarak  modernleşme temposunu artıracaklarını düşünüyorum." dediği  aktarılan haberde, İngiltere'nin, "iki veya üç yıla kadar  üye olacakları şüphesiz olan" Bulgaristan ve Romanya'nın üye   olmalarından memnun olduğunu söyleyen Blair'in, "Türkiye ve  Hırvatistan iyi yolda" diyerek, "En çok ihtiyaç hissedildiği  bir zamanda İslam dünyası ile köprü kuracak olan Türkiye,  üyelik kriterlerini yerine getirdiği andan itibaren Avrupa   Birliği'ne yeni bir boyut kazandıracaktır." diye konuştuğu  ifade edilmektedir. 

            İNGİLTERE BASINI: 

            Financial Times gazetesinde (28/04) "Kıbrıs'la İlgili  Başarısızlığın Ardındaki Gerçekler" başlığı altında ve Kudüs  İbrani Üniversitesi siyaset bilimi profesörlerinden, İsrail  Dışişleri Bakanlığı'nın eski Genel Müdürü Shlomo Avineri  imzasıyla yayımlanan bir yazıda, Kıbrıslı Rumların adanın  yeniden birleşmesini öngören BM planını ezici bir  çoğunlukla reddetmelerinin sürpriz olmaması gerektiği ve   BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından hazırlanan planın,   uluslararası medyada adil ve iyi niyetli bir uzlaşma olarak   takdim edildiği, Kıbrıslı Rumların topraklarının bir kısmını  geri alacağı ve adanın "İsviçre tipi bir federasyon" olarak  birleşeceği, ancak planın güneydeki Rumların çoğuna böyle  görünmediği kaydedilmektedir. Rumların, AB'nin Türkiye'nin  Birliğe katılımını kolaylaştırmak için Kıbrıs meselesini  rafa kaldırmak istediğini, bu nedenle de BM ile AB'nin  1974'teki Türk harekatının sonuçlarından en azından bir  kısmını meşrulaştırmaya çalıştığını düşündükleri ifade edilen  yazıda, Kıbrıslı Rumların AB'ye girme başarılarını,  Türkiye'nin gelecekteki üyeliğine ilişkin müzakereleri  engelleme hürriyeti gibi görmemeleri, tam tersine, Rum  Hükümeti'nin, artık Türkiye'nin AB üyeliğini savunması ve  desteklemesi gerektiği vurgulanmaktadır.

            Financial Times gazetesinde (28/04) "Kıta Avrupası'nın  Eşiğinde Sonsuz Bekleyiş" başlığı altında ve Vincent Boland  imzasıyla yayımlanan makalede, Avrupa Birliği'ne katılması  muhtemel ülkelerden hiçbirinin Türkiye kadar tartışma  yaratmadığı, bu 70 milyonluk Müslüman ulusun, 1963'te Avrupa  Ekonomik Topluluğu'yla ortaklık anlaşması imzalamasından bu  yana muhtemel bir üye ve bekleme odasına alınan ilk ülkeler  arasında olduğu ve hala da orada beklediği kaydedilmektedir.  Aralık ayında yapılacak olan AB zirvesinde üyelik  müzakereleri için bir başlangıç tarihi verilebileceği, ama   Türklerin pek azının, bu müzakere süreciyle ilgili boş  hayallere kapıldığı, pek çoğunun ise, beklemeye alıştığı ve  daha da beklemek zorunda kalabileceklerinin bilincinde  olduğuna işaret edilen makalede, bazı Avrupalılar ve hatta  bazı Türklerin, hala Türkiye'nin Avrupalı olup olmadığını   tartıştığı, topraklarının büyük bir bölümü Asya'da,  dünyanın en istikrarsız bölgesinin eşiğinde ve 50 yıl içinde  100 milyona varacağı tahmin edilen nüfusuyla büyük bir  Müslüman ülke olan Türkiye'nin, AB'nin "giderek daha  yakınlaşan bir birlik olma" amacı açısından benzeri  görülmemiş bir güçlük yarattığı vurgulanmaktadır. Kıbrıs,  ekonomik durum, insan hakları ve Kürt konusuna da değinilen  makalede, Türkiye'nin, AB'yi, Birliğe uygun olduğunu ikna  etmek için daha fazla çaba göstermesi gerektiği  belirtilmektedir. 

            PAKİSTAN BASINI: 

            Daily Times gazetesinde (28/04) "Kıbrıs Referandumu  Neyin Habercisi?" başlığı altında ve Ijaz Hussain imzasıyla  yayımlanan bir yazıda, 24 Nisan'da yapılan referandumda,  Kıbrıs Türklerinin BM Planı'nın büyük bir çoğunlukla kabul  ettiği halde, Kıbrıslı  Rumların, Annan planı doğrultusunda  birleşmeyi reddettikleri hatırlatılmakta ve bu gelişmenin,  1 Mayıs'ta sadece Rum tarafının üye devlet olarak Avrupa  Birliği'ne gireceği anlamına geldiği ifade edilmektedir.  Kıbrıs referandumunun sonuçlarının, Türkiye'nin üyelik  müzakerelerinin başlatılması için AB'nin kesin bir tarih  vermesiyle ödüllendirilmeye varmasının beklendiği ve bunun,   "Türkiye'nin, sorunun çözümü için üzerine düşeni yaptığı   kanaatine vardığımız için, belirlenen tarihe kadar bir   çözüm olmasa bile Türkiye ile müzakereleri başlatabiliriz.   Ve eğer Kıbrıs Türkleri, yapılacak referandumda BM planına   'evet' derlerse bu kesinlikle Türkiye'nin davasını   güçlendirecektir." diyen AB'nin Genişlemeden Sorumlu  Komiseri Günther Verheugen tarafından da belirtildiği  kaydedilen yazıda, Aralık 2004'teki AB zirvesinde Türkiye'nin  üyeliği konusu gündeme geldiği zaman, Kıbrıs'taki mevcut  açmazın devam etmesi halinde, Lefkoşa'daki hükümetin tek  başına veya Atina'daki hükümetle birlikte Türkiye'ye üyelik  daveti yapılmasını engellemeye çalışabileceği, böyle bir  durumun olması halinde, bunun, Fransa gibi Türkiye'nin AB  üyeliğine karşı olan belli ülkeleri memnun edebileceği,  fakat Yunanistan'la Türkiye arasında ciddi karşılıklı  suçlamalara ve gerginliğe de neden olabileceği öne  sürülmektedir. Brüksel'deki AB yetkililerinin, böyle bir  ihtimalin farkında oldukları, böyle bir durum ortaya çıkması  halinde bunun siyasi yönden büyük sıkıntılar doğuracağı ve  Azerbaycan tarafından desteklenen Türkiye'nin, Kıbrıs  Türklerinin "evet" oyuna rağmen Kıbrıs'ın bölünmüş ada  olarak Avrupa Birliği'ne alınması durumunda Kuzey Kıbrıs'ın  bağımsız devlet olarak tanınmasının sağlanmasına çalışacağını  açıkça ortaya koyduğu ifade edilen yazıda, Türkiye'nin, böyle  bir durumun olumlu ve olumsuz yönlerini değerlendirirken AB  üyeliği düşüncesini de tehlikeye atmayacağına dikkat  çekilmektedir.  

            JAPONYA BASINI: 

            Nihon Keizai Shimbun gazetesinde (28/04) "'AB Üyelik  Şartlarını Yerine Getirdik'... Türkiye'nin Diplomatik  Atakları" başlığı altında ve Hakubun Matsuo imzasıyla  yayımlanan bir haberde, AB üyeliğini arzulayan Türkiye'nin,  Kıbrıs'ın yeniden birleşmesini öngören BM planının oylandığı  referandumda çıkan sonucun ardından diplomatik ataklarını  daha da artırdığı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın,  KKTC'nin yeniden birleşme planına "evet" demesiyle, AB'nin  üyelik şartı olarak talep ettiği sorumluluğun yerine  getirildiğini vurguladığı kaydedilmektedir. AB'nin de bir  yere kadar takdir etmesi gereken bu durumun, yıl sonunda  Türkiye ile üyelik müzakerelerinin başlatılması konusunda  verilecek kararı etkilemesi ihtimalinin de bulunduğu öne  sürülen haberde, AB'nin geçen yıl hazırladığı Türkiye  raporunda, "Kıbrıs  sorununun çözülmemesi, üyelik  müzakereleri önünde ciddi bir engel teşkil eder." diye  belirtildiği hatırlatılmakta ve Erdoğan hükümetinin, BM'nin  sunduğu Kıbrıs'ın yeniden birleşimi planına, ülke içinde  karşı çıkanlar olmasına rağmen destek verdiği  vurgulanmaktadır. Haberde, Türkiye'nin, Orta ve Doğu  Avrupa ülkelerinin kendisinden önce AB'ye üye olmasından  dolayı rahatsızlık duyduğuna işaret edilmektedir. 

 

ESKİ SAYILAR