ANKARA, 10/05(BYE)---
Yabancı basın-yayın organlarında 07-09 Mayıs tarihlerinde yayımlanan
Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara
değinilmektedir:
ABD BASINI:
AP'nin
(07/05) "Yunanistan, Türkiye'nin AB Üyeliği Girişimini Desteklediğini
Yineledi" başlığı altında ve Derek Gatopoulos imzasıyla yer verdiği bir
haberde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Atina'ya gerçekleştirdiği
ziyaret sırasında Yunanistan'ın, Türkiye'nin AB üyeliği girişimlerini
desteklediğini açıkladığı belirtilmektedir. Başbakan Kostas
Karamanlis'in, Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinden sonra
yaptığı açıklamada, "Yunan Hükümeti'nin ve şahsen kendimin Türkiye'nin
AB hedefini ve Erdoğan'ın reform programını desteklediğini teyit
ediyorum." dediği ifade edilen haberde, uzun yıllardır süren Ege Denizi
ve sınırları konusundaki tartışmalara ve Kıbrıs sorununa rağmen
Yunanistan'ın Türkiye'yi desteklediğini açıkladığı kaydedilmektedir.
ALMANYA BASINI:
Kölner Stadt-Anzeiger
gazetesinde (05/05) "CSU Seçimi Türkiye Oylamasına Dönüştürmek İstiyor"
başlığı altında yayımlanan bir haberde, CSU'nun, Türkiye'nin AB'ye
katılımı konusunu AP seçim kampanyalarının ana konusu haline getirmek
istediği belirtilmektedir. CSU Genel Sekreteri Markus Söder'in, Passauer
Neue Presse gazetesine verdiği demeçte, "Türkiye Sorunu"nun partisi için
seçim kampanyasının ana konusu olduğunu, CSU'nun 13 Haziran'daki
seçimleri Türkiye'nin AB'ye katılımı konusunda bir halk oylamasına
dönüştürmek istediğini, ayrıca seçimler sonucunda Almanya'nın
Türkiye'nin AB'ye katılımını reddettiği mesajının anlaşılması
gerektiğini, partisinin verdiği mesajın açık ve net olarak "CSU,
Türkiye'nin AB'ye katılımını engelleyecektir" yönünde olduğunu
belirttiği kaydedilmektedir. Haberde, FDP Parti Grubu Başkanı Wolfgang
Gerhardt'ın ise Türkiye'nin AB'ye olası katılımı konusunda Westdeutsche
Zeitung'a verdiği demeçte, kararın önümüzdeki sonbaharda AB,
Türkiye'deki reformlara ilişkin raporunu sunduğunda verilebileceğini
söylediği kaydedilmektedir.
BELÇİKA BASINI:
Merkezi Brüksel'de olan ve Avrupa
Parlamentosu'ndaki bir grupla işbirliği içinde çalışan bağımsız haber
portalı Euobserver'ın internet sitesinde (06/05) "Türkiye, AB
Dışında Alternatiflerin Bulunduğunu Söylüyor" başlığı altında ve Sharon
Spiteri imzasıyla yer alan bir haberde, Türkiye'nin, AB'nin aralık
ayında ülkenin katılım müzakerelerinin başlatılması aleyhinde bir karar
alması halinde kendine yeni bir yol çizmekte zorlanmayacağını söylediği
belirtilmektedir. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, "AB eğer bizim
istediğimiz kararı almazsa, Türkiye kendine yeni bir yol çizmekte zorluk
çekmez, zira ülkemiz büyük bir potansiyele sahiptir." dediği belirtilen
haberde, Erdoğan'ın, AB'nin Türkiye'yi daha fazla bekletmesinin doğru ve
adil olmayacağını söyleyerek, Türkiye'nin müzakerelerin başlaması için
bir tarih alıp almamasından bağımsız olarak, önemli siyasi, anayasal ve
sosyal değişiklikleri içeren reform sürecinin devam ettirileceğini
ifade ettiği kaydedilmektedir.
FRANSA BASINI:
AFP'nin
(08/05) "Brüksel, Türk Parlamentosu'ndaki Oylamadan Memnun" başlığı
altında yer verilen bir haberde, Avrupa Komisyonu'nun, ülkenin Avrupa
demokratik normlarına uymasına imkan tanıyan bir dizi anayasa
değişikliğinin, Türk Parlamentosu tarafından oylanarak kabul
edilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdiği ve Ankara'yı, reformlara
devam etmesi yönünde teşvik ettiği bildirilmektedir. Avrupa'nın
Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günther Verheugen'in Sözcüsü Jean-Christophe
Filori'nin, bu oylamanın, Türkiye'nin siyasi reformlar konusundaki güçlü
taahhüdünü bir kez daha gözler önüne serdiğini ve Kopenhag Kriterleri'ne
uyulması yolunda yeni bir aşama kaydedildiğini gösterdiğini belirttiği
ifade edilen haberde, özellikle terörizmle suçlanan kişileri yargılayan
ve Avrupalılar ile insan hakları savunucuları tarafından eleştirilen
devlet güvenlik mahkemelerinin kaldırılmasına değinen Filori'nin, "Bazı
değişiklikler özellikle önemlidir." dediği belirtilmektedir. Haberde,
"Gelecek dönem için Komisyon, Türkiye'den, Kopenhag Kriterleri
bakımından askıdaki tüm konulara eğilmesini ve reformların tam ve etkin
bir şekilde yürürlüğe gireceği konusunda güvence vermesini
istemektedir." şeklinde konuşan Filori'nin, Komisyon'un, Avrupa
Dışişleri Bakanları Konseyi çerçevesinde 18 Mayıs'ta yapılacak
AB-Türkiye Ortaklık Konseyi toplantısı sırasında Türk yöneticilerle
durum saptamasında bulunacağını ifade ettiği kaydedilmektedir.
AFP'nin (09/05) "Blair:
Türkiye'yi AB'ye Kabul Etmek Büyük Bir Meydan Okumadır" başlığı altında
yer verdiği bir haberde, İngiltere Başbakanı Tony Blair'in, Paris'te
yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) kabul
edilmesinin büyük bir meydan okuma olduğunu ve bunun getireceği
problemleri görmezden gelmek değil, yönetmek gerektiğini vurguladığı
belirtilmektedir. "Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne kabul edilmesi kararı
prensip olarak alınmıştır, ancak başka ülkelere uygulanan kuralların
Türkiye'ye de uygulanması gerekir" diyen Blair'in, aday ülkelerin riayet
etmesi gereken bir dizi kurala atıfta bulunduğu kaydedilen haberde,
Fransız LCI televizyonuna yaptığı açıklamada, "Çok zor olacak. (...) Bu
tarz büyümek, büyük bir meydan okumadır." diyen Blair'in, "Büyük bir
tartışma olacak. (...) Ancak problemleri ve onları yönetme gereğini
görmezden gelmek istemiyorum." dediği, Fransa Başbakanı Jean-Pierre
Raffarin'in de, "kısa vadede üye olmasının arzu edilir olmadığını",
ancak Türkiye'ye "kapıyı ebediyen kapatmanın" da söz konusu olmadığı
şeklindeki Fransa'nın tavrını hatırlattığı kaydedilmektedir.
İNGİLTERE BASINI:
The Guardian
gazetesinde (08/05) "Yunanistan, Türkiye'nin AB Üyeliğine Destek
Veriyor" başlığı altında ve Helena Smith imzasıyla yayımlanan bir
haberde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Yunanistan Başbakanı Kostas
Karamanlis'in Atina'daki görüşmelerinin ardından Yunanistan'ın,
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılım arayışlarına destek taahhüdünde
bulunduğu belirtilmektedir. Karamanlis'in, iki ülke arasında Kıbrıs
konusundaki bölünmüşlüğün sürmesine ve Ege Denizi'ne ilişkin
anlaşmazlıklara rağmen, Ankara'nın AB üyeliği arzusuna aktif destek
vereceklerini söylediği belirtilen haberde, Karamanlis'in, 16 yıl aradan
sonra Yunanistan'ı ziyaret eden ilk Türk lideri olan konuğu ile
görüşmesinin ardından, "Yunan Hükümeti'nin ve şahsımın, Türkiye'nin AB
yönelimine ve Sayın Erdoğan'ın reform programına desteğini beyan
ederim." dediği aktarılmaktadır. Yunanlı diplomatların, bazı AB
devletlerinin, çoğunluğu Müslüman olan Türkiye'ye muhalefetlerine
karşın, Atina'nın Türkiye için mücadele vereceğini söyledikleri ifade
edilen haberde, Yunanlı yetkililerin, NATO'nun ikinci büyük ordusuna
sahip olan Türkiye'nin üyeliğinin, Atina'nın savunma harcamalarını
azaltmasına, son derece ihtiyacı olan dış yatırımı çekmesine, sınır
ticaretini geliştirmesine olanak sağlayacağını düşündükleri
kaydedilmektedir. Kıbrıs'ın bölünmüş başkenti Lefkoşa'daki bir düşünce
kuruluşunun yöneticisi olan James Ker-Lindsay'in, "Yunanistan bilhassa
şunun farkına vardı ki, Avrupalı bir Türkiye, daha az tehdit oluşturan
bir Türkiye olacaktır. Erdoğan'ın ziyareti, Atina ve Ankara'nın,
Kıbrıs'ta onyıllardır oluşturulan zehirli atmosferi ortadan kaldırmak
konusundaki kararlılıklarının bir kanıtı olarak görülüyor" dediği
aktarılan haberde, her iki ülkeden diplomatların, aralık ayında Kıbrıslı
Rumların Türkiye'nin AB üyelik müzakerelerinin başlamasını veto ederek
engellemeye çalışması halinde problem yaşanması olasılığının mevcut
olduğunu söyledikleri vurgulanmaktadır.
YUNANİSTAN BASINI:
Elefteros Tipos
gazetesinde (07/05) "Yeni Dönem mi, Geriye Dönüş mü?" başlığı altında
yayımlanan başmakalede, Başbakan Erdoğan'ın Yunanistan ziyaretinin,
özellikle de Trakya turunun, Türk-Yunan ve AB-Türkiye ilişkilerinde yeni
bir dönemin başlamasına yol açabileceği, çünkü Atina'nın böylece
Türkiye'ye, bir Avrupa ülkesi olabileceğini gösterme olanağı tanıdığına
işaret edilmekte ve Yunanistan'ın Türkiye'ye, AB biletinin bir
parçasını verdiği kaydedilmektedir. Yunan Hükümeti'nin, Başbakan
Erdoğan'ın Müslüman azınlığın yaşadığı Trakya bölgesini ziyaret etmesine
izin vermesinden dolayı çok şey yazılıp çizildiği, tepkilerde
bulunanların bile olduğu, oysa testten geçecek olanın Türkiye olduğu
ifade edilen başmakalede, "Yunanistan'ın saklayacağı bir şey olmadığı
gibi, korkması için de neden yoktur. Trakya bölgesinde yaşayan Müslüman
vatandaşlar aynı zamanda AB vatandaşıdırlar. Başbakan Erdoğan Trakya'da,
refah içinde yaşayan dindaşlarının ibadetlerini yapmaları için toplam
360 cami ve Türkçe eğitim veren okullar görecek. AB üyesi olan bir
ülkenin, kuruluşundan bu yana insan haklarını benimseyen Yunanistan'ın,
saklanmasına ya da bir şey saklamak istemesine neden yoktur. Türk
Başbakan soydaşlarını ziyaret etmek istiyorsa, Yunan hükümeti bunu
memnuniyetle kabul eder. Ziyaret sırasında nasıl hareket edeceği
kendisini ilgilendiren bir konudur. AB'nin dikkati Trakya'ya çevrilmiş
olacaktır. Olası abartılı hareketler, AB üyesi ülkelerin başkentlerine
olumsuz mesajlar verilmesine ve Türkiye'nin 'AB üyesi olacak kadar
olgunlaşmadığı" şeklindeki seslerin güçlenmesine yol açacaktır. Siyasi
geleceği ülkesinin AB yönelimine bağlı olan Başbakan Erdoğan da durumun
farkındadır.'" denilmektedir.
Makedonya Haber Ajansı'nın
(MPE) internet sayfasında (09/05) "Erdoğan: Haklarınızı, Yunan Kanunları
Çerçevesinde Kullanın" başlığı altında yer verilen bir haberde, Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'ın, Kozlukepir (Arriana) Belediye Başkanı Halip
Memet ve yerel kuruluş temsilcileriyle görüştükten sonra belediye
sakinlerine hitaben yaptığı konuşmada, "Haklarınızı, Yunan kanunları
çerçevesinde kullanın" önerisinde bulunduğu ve Erdoğan'ın, dindaşlarına
birçok kez "kardeş" olarak hitap ettiği ve belediye binası önünde AB
bayrağının göndere çekilmiş olması nedeniyle, Türkiye'nin Avrupalılaşma
sürecine değindiği kaydedilmektedir. Haberde, Erdoğan'ın, "Burada AB
bayrağı var. Türkiye ise henüz AB'ye üye olmadı, fakat harcadığı çabalar
ve Yunanistan'ın yardımları sayesinde bunu başaracak." dediği ifade
edilmektedir.
ULUSLARARASI BASIN:
Avrupa'da yayımlanan International
Herald Tribune gazetesinin internet sayfasında (07/05) "AB Üyeliğine
Doğru... Avrupa Türkiye'nin Kaydettiği İlerlemeyi Takdir Etmelidir"
başlığı altında ve Hakan Altınay-Aryeh Neier imzalarıyla yer alan
makalede, Türkiye'nin büyük bir değişim -Avrupa Birliği'nin yazdığı
reçete uyarınca bir dönüşüm- içinde olduğu, ancak kısa süre önce 10 yeni
üyeye kucak açan Avrupa'nın, bu durumun pek de farkında olmadığı
belirtilmektedir. Türkiye'nin son dönemde başarıyla gerçekleştirdiği
reformlar -idam cezasının kaldırılması, ifade ve basın özgürlüğü
konusundaki değişiklikler, Kürtçe yayın ve eğitimin yasallaştırılması
gibi- yer verilen makalede şöyle denilmektedir: "Türkiye, Kopenhag
Kriterleri kapsamında AB üyeliği için kesin bir koşul olarak
öngörülmediği halde bilgi edinme özgürlüğü yasasını kabul etti. Bu
bağlamda Türkiye, İngiltere ve Almanya gibi bu yasaların bulunmadığı AB
üyelerini de harekete geçirdi. Türkiye'de reform hareketi şu anda kendi
ivmesini kazanmış durumda. Ne var ki bu, Türkiye'de değişimin
tamamlandığı anlamına gelmese de, şimdiye dek yapılanların kayda değer
değişiklikler olduğunu da belirtmek gerek. AB liderleri aralık ayında,
Türkiye'nin resmi üyelik görüşmelerine başlayıp başlayamayacağına karar
verecekleri zirvede, üyelik olasılığının korunması yönündeki
mutabakatları ile başarmış oldukları işten gurur duymalıdırlar. Eğer
süreç devam ettirilecekse de Avrupa, Türkiye'nin kaydettiği ilerlemeyi
takdir etmelidir. Bu tür bir jestle ancak Türkiye'nin reform çabası
sekteye uğramadan devam edebilir... AB üyeliği umudu, Türkiye'yi, ülke
içinde reformlar yapmaya teşvik ederek daha da ileri gitmeye sevketti.
Türkiye'nin üyeliği, AB'nin coğrafi ve demografik açıdan barış, refah ve
özgürlük alanını genişletecek önemli bir adım olmakla kalmayacak,
medeniyetler çatışması savlarını tehlikeli bir gerçekliğe dönüştürmek
isteyenlerin bu yöndeki çabalarını baltalayıcı bir hamle de olacaktır.
Şimdi izlediği yolda önemli bir ilerleme kaydeden Türkiye'yi bünyesinde
katmış bir AB, ekonomik açıdan daha canlı, daha kozmopolit ve açık
toplum değerlerine daha bağlı bir birlik olacaktır... Avrupalılar
şimdi, Türkiye'yi bu büyük projeye dahil etme cesaretini
göstermelidir."