10.05.2004

   

Anasayfa

e-posta


 

 

            ANKARA, 10/05(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  07-09 Mayıs tarihlerinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir: 

            ABD BASINI:  

            AP'nin (07/05) "Yunanistan, Türkiye'nin AB Üyeliği  Girişimini Desteklediğini Yineledi" başlığı altında ve  Derek Gatopoulos imzasıyla yer verdiği bir haberde,  Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Atina'ya gerçekleştirdiği  ziyaret sırasında Yunanistan'ın, Türkiye'nin AB üyeliği  girişimlerini desteklediğini açıkladığı belirtilmektedir.  Başbakan Kostas Karamanlis'in, Başbakanı Recep Tayyip  Erdoğan ile görüşmesinden sonra yaptığı açıklamada, "Yunan  Hükümeti'nin ve şahsen kendimin Türkiye'nin AB hedefini ve  Erdoğan'ın reform programını desteklediğini teyit ediyorum."  dediği ifade edilen haberde, uzun yıllardır süren Ege Denizi  ve sınırları konusundaki tartışmalara ve Kıbrıs sorununa  rağmen Yunanistan'ın Türkiye'yi desteklediğini açıkladığı kaydedilmektedir. 

            ALMANYA BASINI: 

            Kölner Stadt-Anzeiger gazetesinde (05/05) "CSU Seçimi  Türkiye Oylamasına Dönüştürmek İstiyor" başlığı altında  yayımlanan bir haberde, CSU'nun, Türkiye'nin AB'ye katılımı  konusunu AP seçim kampanyalarının ana konusu haline getirmek  istediği belirtilmektedir. CSU Genel Sekreteri Markus Söder'in,  Passauer Neue Presse gazetesine verdiği demeçte, "Türkiye  Sorunu"nun partisi için seçim kampanyasının ana konusu  olduğunu, CSU'nun 13 Haziran'daki seçimleri Türkiye'nin AB'ye  katılımı konusunda bir halk oylamasına dönüştürmek istediğini,  ayrıca seçimler sonucunda Almanya'nın Türkiye'nin AB'ye  katılımını reddettiği mesajının anlaşılması gerektiğini,  partisinin verdiği mesajın açık ve net olarak "CSU,  Türkiye'nin AB'ye katılımını engelleyecektir" yönünde  olduğunu belirttiği kaydedilmektedir. Haberde, FDP Parti  Grubu Başkanı Wolfgang Gerhardt'ın ise Türkiye'nin AB'ye  olası katılımı konusunda Westdeutsche Zeitung'a verdiği  demeçte, kararın önümüzdeki sonbaharda AB, Türkiye'deki  reformlara ilişkin raporunu sunduğunda verilebileceğini  söylediği kaydedilmektedir. 

            BELÇİKA BASINI: 

            Merkezi Brüksel'de olan ve Avrupa Parlamentosu'ndaki  bir grupla işbirliği içinde çalışan bağımsız haber portalı  Euobserver'ın internet sitesinde (06/05) "Türkiye, AB  Dışında Alternatiflerin Bulunduğunu Söylüyor" başlığı altında  ve Sharon Spiteri imzasıyla yer alan bir haberde, Türkiye'nin,  AB'nin aralık ayında ülkenin katılım müzakerelerinin  başlatılması aleyhinde bir karar alması halinde kendine yeni  bir yol çizmekte zorlanmayacağını söylediği belirtilmektedir.  Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, "AB eğer bizim istediğimiz  kararı almazsa, Türkiye kendine yeni bir yol çizmekte zorluk  çekmez, zira ülkemiz büyük bir potansiyele sahiptir." dediği  belirtilen haberde, Erdoğan'ın, AB'nin Türkiye'yi daha fazla  bekletmesinin doğru ve adil olmayacağını söyleyerek,  Türkiye'nin müzakerelerin başlaması için bir tarih alıp  almamasından bağımsız olarak, önemli siyasi, anayasal ve  sosyal değişiklikleri içeren reform sürecinin devam  ettirileceğini ifade ettiği kaydedilmektedir. 

            FRANSA BASINI:  

            AFP'nin (08/05) "Brüksel, Türk Parlamentosu'ndaki  Oylamadan Memnun" başlığı altında yer verilen bir haberde,  Avrupa Komisyonu'nun, ülkenin Avrupa demokratik normlarına  uymasına imkan tanıyan bir dizi anayasa değişikliğinin, Türk  Parlamentosu tarafından oylanarak kabul edilmesinden duyduğu  memnuniyeti dile getirdiği ve Ankara'yı, reformlara devam  etmesi yönünde teşvik ettiği bildirilmektedir. Avrupa'nın  Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günther Verheugen'in Sözcüsü  Jean-Christophe Filori'nin, bu oylamanın, Türkiye'nin siyasi  reformlar konusundaki güçlü taahhüdünü bir kez daha gözler  önüne serdiğini ve Kopenhag Kriterleri'ne uyulması yolunda  yeni bir aşama kaydedildiğini gösterdiğini belirttiği ifade  edilen haberde, özellikle terörizmle suçlanan kişileri  yargılayan ve Avrupalılar ile insan hakları savunucuları  tarafından eleştirilen devlet güvenlik mahkemelerinin  kaldırılmasına değinen Filori'nin, "Bazı değişiklikler  özellikle önemlidir." dediği belirtilmektedir. Haberde,  "Gelecek dönem için Komisyon, Türkiye'den, Kopenhag  Kriterleri bakımından askıdaki tüm konulara eğilmesini ve  reformların tam ve etkin bir şekilde yürürlüğe gireceği   konusunda güvence vermesini istemektedir." şeklinde konuşan   Filori'nin, Komisyon'un, Avrupa Dışişleri Bakanları Konseyi   çerçevesinde 18 Mayıs'ta yapılacak AB-Türkiye Ortaklık Konseyi   toplantısı sırasında Türk yöneticilerle durum saptamasında   bulunacağını ifade ettiği kaydedilmektedir.

            AFP'nin (09/05) "Blair: Türkiye'yi AB'ye Kabul Etmek  Büyük Bir Meydan Okumadır" başlığı altında yer verdiği bir  haberde, İngiltere Başbakanı Tony Blair'in, Paris'te yaptığı  açıklamada, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) kabul  edilmesinin büyük bir meydan okuma olduğunu ve bunun  getireceği problemleri görmezden gelmek değil, yönetmek  gerektiğini vurguladığı belirtilmektedir. "Türkiye'nin Avrupa  Birliği'ne kabul edilmesi kararı prensip olarak alınmıştır,  ancak başka ülkelere uygulanan kuralların Türkiye'ye de  uygulanması gerekir" diyen Blair'in, aday ülkelerin riayet  etmesi gereken bir dizi kurala atıfta bulunduğu kaydedilen  haberde, Fransız LCI televizyonuna yaptığı açıklamada, "Çok  zor olacak. (...) Bu tarz büyümek, büyük bir meydan okumadır."   diyen Blair'in, "Büyük bir tartışma olacak. (...) Ancak  problemleri ve onları yönetme gereğini görmezden gelmek  istemiyorum." dediği, Fransa Başbakanı Jean-Pierre Raffarin'in  de, "kısa vadede üye olmasının arzu edilir olmadığını", ancak  Türkiye'ye "kapıyı ebediyen kapatmanın" da söz konusu olmadığı  şeklindeki Fransa'nın tavrını hatırlattığı kaydedilmektedir. 

            İNGİLTERE BASINI: 

            The Guardian gazetesinde (08/05) "Yunanistan, Türkiye'nin  AB Üyeliğine Destek Veriyor" başlığı altında ve Helena Smith  imzasıyla yayımlanan bir haberde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan  ve Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis'in Atina'daki  görüşmelerinin ardından Yunanistan'ın, Türkiye'nin Avrupa  Birliği'ne katılım arayışlarına destek taahhüdünde bulunduğu belirtilmektedir. Karamanlis'in, iki ülke arasında Kıbrıs  konusundaki bölünmüşlüğün sürmesine ve Ege Denizi'ne ilişkin anlaşmazlıklara rağmen, Ankara'nın AB üyeliği arzusuna aktif  destek vereceklerini söylediği belirtilen haberde, Karamanlis'in,  16 yıl aradan sonra Yunanistan'ı ziyaret eden ilk Türk lideri  olan konuğu ile görüşmesinin ardından, "Yunan Hükümeti'nin ve  şahsımın, Türkiye'nin AB yönelimine ve Sayın Erdoğan'ın reform  programına desteğini beyan ederim." dediği aktarılmaktadır.  Yunanlı diplomatların, bazı AB devletlerinin, çoğunluğu   Müslüman olan Türkiye'ye muhalefetlerine karşın, Atina'nın   Türkiye için mücadele vereceğini söyledikleri ifade edilen  haberde, Yunanlı yetkililerin, NATO'nun ikinci büyük ordusuna   sahip olan Türkiye'nin üyeliğinin, Atina'nın savunma   harcamalarını azaltmasına, son derece ihtiyacı olan dış   yatırımı çekmesine, sınır ticaretini geliştirmesine olanak   sağlayacağını düşündükleri kaydedilmektedir. Kıbrıs'ın bölünmüş  başkenti Lefkoşa'daki bir düşünce kuruluşunun yöneticisi olan   James Ker-Lindsay'in, "Yunanistan bilhassa şunun farkına vardı  ki, Avrupalı bir Türkiye, daha az tehdit oluşturan bir Türkiye  olacaktır. Erdoğan'ın ziyareti, Atina ve Ankara'nın, Kıbrıs'ta  onyıllardır oluşturulan zehirli atmosferi ortadan kaldırmak  konusundaki kararlılıklarının bir kanıtı olarak görülüyor"  dediği aktarılan haberde, her iki ülkeden diplomatların, aralık  ayında Kıbrıslı Rumların Türkiye'nin AB üyelik müzakerelerinin  başlamasını veto ederek engellemeye çalışması halinde problem  yaşanması olasılığının mevcut olduğunu söyledikleri  vurgulanmaktadır. 

            YUNANİSTAN BASINI:  

            Elefteros Tipos gazetesinde (07/05) "Yeni Dönem mi, Geriye  Dönüş mü?" başlığı altında yayımlanan başmakalede, Başbakan  Erdoğan'ın Yunanistan ziyaretinin, özellikle de Trakya turunun,  Türk-Yunan ve AB-Türkiye ilişkilerinde yeni bir dönemin  başlamasına yol açabileceği, çünkü Atina'nın böylece Türkiye'ye,  bir Avrupa ülkesi olabileceğini gösterme olanağı tanıdığına  işaret edilmekte ve Yunanistan'ın Türkiye'ye, AB biletinin bir  parçasını verdiği kaydedilmektedir. Yunan Hükümeti'nin, Başbakan Erdoğan'ın Müslüman azınlığın yaşadığı Trakya bölgesini ziyaret  etmesine izin vermesinden dolayı çok şey yazılıp çizildiği,  tepkilerde bulunanların bile olduğu, oysa testten geçecek olanın  Türkiye olduğu ifade edilen başmakalede, "Yunanistan'ın   saklayacağı bir şey olmadığı gibi, korkması için de neden yoktur.  Trakya bölgesinde yaşayan Müslüman vatandaşlar aynı zamanda AB vatandaşıdırlar. Başbakan Erdoğan Trakya'da, refah içinde  yaşayan dindaşlarının ibadetlerini yapmaları için toplam 360  cami ve Türkçe eğitim veren okullar görecek. AB üyesi olan bir  ülkenin, kuruluşundan bu yana insan haklarını benimseyen  Yunanistan'ın, saklanmasına ya da bir şey saklamak istemesine  neden yoktur. Türk Başbakan soydaşlarını ziyaret etmek istiyorsa,  Yunan hükümeti bunu memnuniyetle kabul eder. Ziyaret sırasında   nasıl hareket edeceği kendisini ilgilendiren bir konudur. AB'nin  dikkati Trakya'ya çevrilmiş olacaktır. Olası abartılı hareketler,  AB üyesi ülkelerin başkentlerine olumsuz mesajlar verilmesine ve Türkiye'nin 'AB üyesi olacak kadar olgunlaşmadığı" şeklindeki  seslerin güçlenmesine yol açacaktır. Siyasi geleceği ülkesinin  AB yönelimine bağlı olan Başbakan Erdoğan da durumun farkındadır.'" denilmektedir.

            Makedonya Haber Ajansı'nın (MPE) internet sayfasında (09/05) "Erdoğan: Haklarınızı, Yunan Kanunları Çerçevesinde Kullanın"  başlığı altında yer verilen bir haberde, Başbakan Recep Tayyip  Erdoğan'ın, Kozlukepir (Arriana) Belediye Başkanı Halip Memet  ve yerel kuruluş temsilcileriyle görüştükten sonra belediye  sakinlerine hitaben yaptığı konuşmada, "Haklarınızı, Yunan  kanunları çerçevesinde kullanın" önerisinde bulunduğu ve  Erdoğan'ın, dindaşlarına birçok kez "kardeş" olarak hitap ettiği  ve belediye binası önünde AB bayrağının göndere çekilmiş olması  nedeniyle, Türkiye'nin Avrupalılaşma sürecine değindiği  kaydedilmektedir. Haberde, Erdoğan'ın, "Burada AB bayrağı var.  Türkiye ise henüz AB'ye üye olmadı, fakat harcadığı çabalar ve Yunanistan'ın yardımları sayesinde bunu başaracak." dediği ifade edilmektedir. 

            ULUSLARARASI BASIN: 

            Avrupa'da yayımlanan International Herald Tribune  gazetesinin internet sayfasında (07/05) "AB Üyeliğine Doğru...  Avrupa Türkiye'nin Kaydettiği İlerlemeyi Takdir Etmelidir"  başlığı altında ve Hakan Altınay-Aryeh Neier imzalarıyla yer  alan makalede, Türkiye'nin büyük bir değişim -Avrupa Birliği'nin  yazdığı reçete uyarınca bir dönüşüm- içinde olduğu, ancak kısa  süre önce 10 yeni üyeye kucak açan Avrupa'nın, bu durumun pek  de farkında olmadığı belirtilmektedir. Türkiye'nin son dönemde  başarıyla gerçekleştirdiği reformlar -idam cezasının kaldırılması,  ifade ve basın özgürlüğü konusundaki değişiklikler, Kürtçe yayın  ve eğitimin yasallaştırılması gibi- yer verilen makalede şöyle denilmektedir: "Türkiye, Kopenhag Kriterleri kapsamında AB  üyeliği için kesin bir koşul olarak öngörülmediği halde bilgi  edinme özgürlüğü yasasını kabul etti. Bu bağlamda Türkiye,   İngiltere ve Almanya gibi bu yasaların bulunmadığı AB üyelerini  de harekete geçirdi. Türkiye'de reform hareketi şu anda kendi  ivmesini kazanmış durumda. Ne var ki bu, Türkiye'de değişimin  tamamlandığı anlamına gelmese de, şimdiye dek yapılanların kayda  değer değişiklikler olduğunu da belirtmek gerek. AB liderleri   aralık ayında, Türkiye'nin resmi üyelik görüşmelerine başlayıp başlayamayacağına karar verecekleri zirvede, üyelik olasılığının  korunması yönündeki mutabakatları ile başarmış oldukları işten  gurur duymalıdırlar. Eğer süreç devam ettirilecekse de Avrupa,  Türkiye'nin kaydettiği ilerlemeyi takdir etmelidir. Bu tür bir  jestle ancak Türkiye'nin reform çabası sekteye uğramadan devam  edebilir... AB üyeliği umudu, Türkiye'yi, ülke içinde reformlar  yapmaya teşvik ederek daha da ileri gitmeye sevketti. Türkiye'nin  üyeliği, AB'nin coğrafi ve demografik açıdan barış, refah ve  özgürlük alanını genişletecek önemli bir  adım olmakla kalmayacak, medeniyetler çatışması savlarını tehlikeli bir gerçekliğe  dönüştürmek isteyenlerin bu yöndeki çabalarını baltalayıcı bir  hamle de olacaktır. Şimdi izlediği yolda önemli bir ilerleme  kaydeden Türkiye'yi bünyesinde katmış bir AB, ekonomik açıdan  daha canlı, daha kozmopolit ve açık toplum değerlerine daha   bağlı bir birlik olacaktır... Avrupalılar şimdi, Türkiye'yi bu  büyük projeye dahil etme cesaretini göstermelidir." 

 

 

ESKİ SAYILAR