09.06.2004

   

Anasayfa

e-posta


 

    

            ANKARA, 09/06(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  08 Haziran 2004 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir: 

            ALMANYA BASINI: 

            Die Welt gazetesinde (08/06) "Türkiye... Kürtlere  Televizyon" başlığı altında ve DPA kaynaklı yayımlanan bir  haberde, TRT'nin çeşitli dillerde yayına başladığı  bildirilerek, Kürtçe'nin, Arapça'dan sonra çarşamba ve  cuma günleri yer alacağı kaydedilmektedir. Haberde, AB  adayı Türkiye'nin, geleneksel günlük dil ve lehçelerde her  gün yarım saat yapılacak bu yayınlarla,Avrupa Birliği'nin,  azınlıkların kültürel haklarının daha fazla dikkate alınması  yönündeki talebini yerine getirmeye çalıştığı ifade  edilmektedir.

            Frankfurter Rundschau gazetesinde (08/06) "Abdullah  Öcalan ve Avrupa Kartı" başlığı altında ve Hans Branscheidt  imzasıyla yayımlanan bir yazıda, Avrupa İnsan Hakları  Mahkemesi'nin (AİHM), 9 Haziran'da, terörist başı Abdullah  Öcalan'la ilgili davanın son aşamasında nihai kararını  vereceği bildirilerek, bu kararın ardından davanın, hukuki  bakımdan sonuçlanmış olacağı, mahkeme hükmünün de, hem  Türkiye hem de Öcalan için bağlayıcı nitelik taşıyacağı  belirtilmektedir. Yazıda şöyle denilmektedir: "Avrupa  Konseyi'nin bir kuruluşu olan AİHM'nin vereceği şimdiki  karar, objektif değerlendirilecek olursa, AB-Türkiye  yakınlaşma sürecini doğrudan etkilemeyecektir. Özellikle  bu davanın, demokratik bir Türkiye için Kürt sorununun  siyasi çözümünün bir koşul oluşturması yönündeki beklentinin  odağı haline gelmesi, alınacak bu kararla da pek  değiştirmeyecektir. İnsan hakları açısından en yüksek merci  konumunda olan mahkemenin, vereceği kararın, Türkiye'deki  insan hakları durumuna ilişkin değerlendirmeler açısından  en azından büyük öneme sahip sembolik işaret niteliği  taşıyacağını göz önünde bulundurması gerekiyor. Uluslararası  çapta bilinen ve serbest bırakılması için AB Komisyonu  Başkanı Romano Prodi'nin bizzat çaba sarfettiği -ancak  şimdiye kadar başarı sağlayamadığı- Leyla Zana vakası,  Kürtlerin önde gelen siyasi şahsiyetlerine karşı tutum  konusuna da çözüm bulunması açısından Türkiye'deki öğrenme  sürecinin zaruretini ortaya koymaktadır. Diğer yandan Kürtler,  davanın sonucunu kesinlikle AB'nin, Kürt sorununa ilişkin  tutumuyla eşdeğer göreceklerdir. Kürt gerillasının, tek  taraflı ilan edilen ateşkesi sona erdirdiği açıklaması ve   ekonomik kuruluşlarla turizm sektörüne saldırılar  düzenleneceği tehdidi, Kürt tarafının Ankara'yla diyalog  olanağı bulamamasının ve Avrupalıların Kürt meselesini   görmezlikten geldiğine dair suçlamaların bir tepkisi  olarak yorumlanmaktadır. Kanlı geçmişe dönüş tehlikesiyle  karşı  karşıya bulunulmaktadır. Yasal temellere bağlı olan  AİHM hakimlerine büyük bir sorumluluk düşmektedir, zira  Abdullah Öcalan vakasında sadece davanın bazı kısımlarını  esas alacak olan bir karar, AB Anayasası ve genişlemiş  Avrupa Birliği bağlamında, gelecekte Türkiye'deki  azınlıkların dikkate alınmasına dair bir işaret olarak da  algılanacaktır." 

            AVUSTURYA BASINI: 

            Vorarlberger Nachrichten gazetesinde (05-06/06) "Herşey  Belirsiz" başlığı altında yayımlanan bir haberde, "AB  parlamento seçimlerinin Avusturya Özgürlükçü Partisi liste  başı adayı Hans Kronberger, seçim afişlerinden birinde  kampanyasını açık sözlerle yapmaktadır: 'Türkiye'nin AB   üyeliği mi? Bence Hayır.' Ancak Özgürlükçü Partisi adayı   afişinde yer alan bu sarihliği 'Vorarlberger Nachrichten  gazetesi ile yaptığı söyleşide eksik bırakmaktadır. Zira,  'Türkiye AB'ye üye olsun mu?' sorusuna Kronberger -afişteki  ifadeden beklenebileceği gibi- bu defa kesin bir 'hayır'  cevabı vermek yerine, oldukça temkinli yaklaşmıştır.   Kronberger, 'yakın bir gelecekte (Türkiye'nin) adaylığını   mümkün görmüyorum.' diye soruyu yanıtlamış ve Türkiye'nin  daha önce bir dizi kriteri yerine getirmesi gerektiğini  söylemiştir. Bir konu, iki fikir: Kronberger'in Türkiye'nin  üyeliği konusundaki düşüncesi belli değil."

            Wiener Zeitung'da (08/06) "Schüssel de, CDU ile Aynı  Çizgide: 'Türkiye AB Olgunluğunda Değil'" başlığı altında  yayımlanan bir haberde, Avusturya Başbakanı Wolfgang  Schüssel'in, Ankara'nın yakında AB'ye katılmasına karşı  olduğu belirtilerek, insan hakları ve demokrasiye saygı  duyulmasının kesin şartlar olarak tanımlandığı Kopenhag  Kriterleri'ne uyulduğundan şüphe duyduğu ifade edilmektedir.  Haberde, Schüssel'in, sorunun sadece bu olmadığını, 70  milyonluk bir nüfusun Birliğe katılmasının yol açacağı  neticelerin de dikkate alınması gerektiğini belirttiği  kaydedilmekte, böylece CDU Başkanı Angela Merkel ile aynı  siyasi çizgiyi paylaştığı dile getirilmektedir. Haberde,  CDU'nun Türkiye ile tam üyelik değil, yalnız imtiyazlı bir  ortaklığı düşündüğü, Almanya, İngiltere, Yunanistan ve  öncelikle de Birliğe yeni katılan 10 ülkenin, en azından  resmi beyanlarında, bu katılımın olumlu yönlerine ağırlık  verdikleri, ancak Fransa'nın bu konuda tereddütlü olduğu anımsatılmaktadır. 

            FRANSA BASINI: 

            AFP'nin (08/06) "Haignere: Türkiye'nin AB Üyeliği,  Paris için, Avrupa Seçimlerinde Henüz Bir Malzeme Değildir"  başlığı altında yer verdiği bir haberde, Fransa Avrupa  işlerinden sorumlu bakanı Claudie Haignere'in, Atina'da  yaptığı açıklamada, Türkiye'nin AB üyeliğinin "bugün  tartışılacak" bir konu olmadığını ve 13 Haziran'da yapılacak  olan Avrupa seçimleri için bir "seçim malzemesi" teşkil  etmediğini belirttiği kaydedilmektedir. Haberde, Haignere'in,  Yunan mevkidaşı Yannis Valinakis ile gerçekleştirdiği   görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, Fransa'nın ve  AB'nin, üyelik kriterlerine olan "büyük bağlılığını"  hatırlatarak, "Türk Hükümeti tarafından cesaret ve  kararlılık ile gerçekleştirilen reformlar daha da uzağa  götürülmeli ve doğru şekilde uygulamaya konmalı" şeklinde  konuştuğu belirtilmekte, bununla birlikte, Paris'in,  Türkiye'nin "Avrupa emeline" inandığının altını çizdiği  dile getirilmektedir. 

            İNGİLTERE BASINI: 

            The Times gazetesinde (08/06) "Türkiye'de Mafya Devleti  Bir Yana İterken, Ekonomik Suç Oranı Artıyor" başlığı altında  ve Suna Erdem imzasıyla yayımlanan bir haberde, Ankara  Ticaret Odası tarafından yayımlanan rapora göre, gayri safi  yurt içi hasılanın yaklaşık dörtte birini kontrolünde tutan  ve sektörler üzerindeki nüfuzu giderek artan Türk mafyasının   ülke ekonomisini kıskaca aldığı ifade edilmektedir. Haberde,  rapora ayrıntılı şekilde yer verilerek, Türk hükümetinin,  en azından ülkenin AB'ye katılmasını geciktirmekten sorumlu  tutulan örgütlü suçla baş edemediği yolundaki kaygıların  giderek arttığı ileri sürülmektedir.

            Reuter'in (08/06) "Türkiye Reformlarla AB'ye Kur  Yapıyor" başlığı altında ve Gareth Jones imzasıyla yer  verdiği bir haberde, AB Genel Sekreteri Murat Sungar'ın,  Avrupa Komisyonu'nun Ankara'nın AB'ye katılım müzakerelerine  başlayıp başlamayacağına dair vereceği karar öncesinde  TBMM'nin reformları geçirmek için gece gündüz çalıştığını  ifade ettiği belirtilmektedir. Ekim ayının başında verilecek  olan Komisyon raporunun, Türkiye'nin insan hakları ve  siyasal özgürlüklerle ilgili AB standartlarını karşılama  doğrultusunda sarfettiği çabaları değerlendireceğinin ve AB  liderlerinin aralık ayında müzakerelerin başlayıp  başlamayacağına dair vereceği karara temel oluşturacağının  ifade edildiği haberde, Sungar'ın, "sivil toplum örgütleri,  iş adamları, medya ve akademisyenlerin de tamamıyla  katıldığı tam bir hareketlilik görüyoruz" şeklindeki sözleri  aktarılmakta, Türkiye'nin, idam cezasının kaldırılması ve  ordunun gücünün azaltılması dahil olmak üzere bir dizi reform   paketini yürürlüğe koyduğu, fakat, karar zamanının   yaklaşmasıyla hükümetin kazandığı şöhretle yetinmeyeceğini   göstermek konusunda ısrarlı olduğu ifade edilmektedir.  

            YUNANİSTAN BASINI: 

            İmerisia gazetesinde (08/06) "Türkiye-AB" başlığı  altında ve Yorgos Kapopulos imzasıyla yayımlanan bir yorumda  şöyle denilmektedir: "AB'nin genişlemesi ile ilgili olarak  geçmişte neler yapıldığı dikkate alındığında, üyelik  müzakereleri için tarih verilmesinin, tam üyelik için dönüşü  olmayan sürecin başlaması anlamına geldiği açıktır. Uzun bir  dönem AB ile Türkiye arasında yapılacak üyelik   müzakerelerinin ardından, AB Türkiye'yi bünyesine almaya   hazır mıdır? Ankara, orta vadede de olsa tam üyelik   şartlarını yerine getirebilir mi? Bu iki soruya kimse emin   bir şekilde olumlu yanıt veremez. Kesin olan tek şey,  Türkiye'nin aralık ayında, Helsinki ve Kopenhag Kriterleri'ne  uyum sağladığını göstererek, üyelik müzakerelerinin başlaması  için tarih talep edeceğidir. Bu beklentiyi dikkate alarak,  Avrupa Birliği ve AB üyesi güçlü ülkeler hazırlıklarını  yapıyor; Avrupa Parlamentosu seçimlerinin ardından Türk  fobisi yatışacak ve aralık ayında Türkiye'ye olumlu yanıt  verilmesini sağlayacak ortamın oluşması yönünde girişimler  başlayacak. Haziran ayında yapılacak olan AB zirvesine  ilişkin karar taslağı, sonbaharda AB Komisyonu'nun Türkiye  için olumlu bir rapor hazırlayacağı sinyalini veriyor. Bu  rapor, aralık ayında AB üyesi ülkelerin Türk talebine olumlu  yanıt vermesi için bağlayıcı sayılıyor. AB, Türkiye'ye  yönelik bağlayıcı tutumuna sadık kalacaktır, bu da Başbakan  Erdoğan'ın, reformları uygulamaya devam etmek amacıyla AB'den  gereken desteği alacağı anlamına gelir. Ancak, AB'nin  genişleme tarihi çerçevesinde ilk kez, Avrupa Birliği,  Türkiye gibi bu kadar büyük ve sorunlu bir ülkeyi bünyesine  almanın bedelinin ne olacağını bilmeden üyelik müzakerelerine başlayacaktır... AB ile Ankara arasında üyelik müzakereleri  Türkiye'nin  AB üyeliğinin Avrupa ülkeleri tarafından  olumlu karşılanması yönünde ortak bir siyasi irade oluşmadan başlayacağından, üyelik müzakereleri süreci ve Türk ulusal  stratejisinin geriye dönüşü olmayacak şekilde tamamen  Avrupalılaşması konusunda zorlukların yaşanması olasıdır.  AB-Türkiye arasında üyelik müzakerelerinin başlaması   durumunda 'derin devlet' büyük ölçüde zayıf düşebilir, ancak   Türkiye AB'ye tam üye olana kadar başarılı olmasa dahi   müdahalelerde bulunmaya çalışacaktır." 

 

ESKİ SAYILAR