ANKARA, 18/06(BYE)---
Yabancı basın-yayın organlarında 17 Haziran 2004 tarihinde yayımlanan,
Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara
değinilmektedir:
ABD BASINI:
AP'nin (17/06)
"Türkiye İlerleme Gösteriyor, Ancak AB'ye Giriş için Hazır Değil"
başlığı altında ve Robert Wielaard imzasıyla yer verdiği bir haberde,
AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günther Verheugen'in, yaptığı bir
konuşmada, Türkiye'nin üyeliğe hazırlık adına hatırı sayılır bir
ilerleme gösterdiğini söylediği, ancak AB'nin Türkiye'yi kabule hazır
olmayabileceğini ifade ettiği kaydedilmektedir. Verheugen'in, Türk
siyasetçilerle önde gelen işadamlarının da katıldığı bir konferansta, "Üyelik
görüşmeleri zaman alacak ve Avrupa için temel bir değişim
gerektirecektir. Ortak bir dış politika ve güvenlik politikası olmadan
bunu başarabileceğimizden kuşkuluyum." diye konuştuğu ve Türkiye'nin
Birliğe üyeliğiyle birlikte AB'nin hassas dengelere sahip bir Orta Doğu
ile sınırdaş olacağını kaydettiği belirtilen haberde, AB liderlerinin
bu yılın sonunda Türkiye'nin AB ile üyelik görüşmelerine başlayabilmesi
için öne sürülen "demokrasi ve insan hakları kriterlerini karşılama"
koşulunu yerine getirip getirmediğine karar vereceği hatırlatılarak, Türkiye'de
gerçekleştirilen reformlara değinilmektedir. Haberde, Verheugen'in, "AB'nin
Türkiye'deki modernleşme ve demokratikleşme sürecini durdurması trajik
bir hata olur." dediği ve Türkiye'nin reform sürecinden kopmaması gerektiğini
vurgulayarak hala "işkence, insan hakları eylemcilerine taciz ve
gayrimüslim azınlıkların haklarının ihlallerine dair raporlar
alındığını" belirttiği ifade edilmektedir.
AVUSTURYA
BASINI:
Die Presse
gazetesinde (17/06) "Avusturya Ankara'nın Süratle AB'ye Katılımına Karşı
Boşu Boşuna Mücadele Ediyor" başlığı altında ve Andreas Schnauder
imzasıyla yayımlanan bir yazıda, Avusturya'nın, AB'nin Türkiye'ye sıcak
bakan tutumunu değiştirme çabalarının başarısızlıkla sonuçlandığı ve
Ankara'nın üye olduktan sonra ilk üç yılda 45 milyar euro yardıma
ihtiyacı olduğu belirtilmektedir. Avrupa Birliği devlet ve hükümet
başkanlarının başlayacak olan zirve toplantılarında Ankara'yı
cesaretlendirici sinyaller verecekleri belirtilen yazıda, AB'nin son
günlerde hazırladığı bir açıklamada, Türkiye'deki reformlar ve bu reformların
uygulanmasının yanı sıra, başarısızlıkla sonuçlanan Kıbrıs'ı yeniden
birleştirme çabalarında Türkiye'nin oynadığı rolün de övüldüğü, Avrupa
Konseyi'nin açıklamasında ayrıca, AB'nin bu yılın Aralık ayında bu konuda
bir karar alınır alınmaz, hiç vakit kaybetmeden Türkiye ile giriş
müzakerelerine başlayacağı maddesinin de yer aldığı kaydedilmektedir.
Avusturya'nın geçtiğimiz günlerde Türkiye'ye ilişkin bu metni
zayıflatmaya uğraştığı, ama başarılı olamadığı, yalnız Kıbrıs'ın gizlice
destek verdiği ifade edilen yazıda, Dışişleri Bakanı Benita Ferrero-Waldner'in
bu konuda yeni bir girişimde bulunarak, Türkiye'nin katılımının AB
üzerinde yapacağı etkilere ilişkin bir araştırma yapılmasını istediği,
ama Viyana'nın açıklamaya böyle bir madde eklenmesi yolundaki isteğinin
geri çevrildiğine işaret edilmektedir. Tanınmış London School of
Economics'in bir araştırmasında, Türkiye'nin AB olgunluğunda olduğu ve
Birliğin genişleme yolundaki bu adımı kaldırabilecek güçte olduğu
sonucuna vardığı, Münih'teki Doğu Avrupa Enstitüsü'nün ise daha
ilkbaharda bunun tersi bir sonuca vardığı hatırlatılan yazıda, Londra'daki
bilim adamlarının Türkiye'nin katılımının 2015'den itibaren ilk üç yılda
45 milyar euro olacağını hesapladıkları belirtilmektedir.
Der Standard
gazetesinde (17/06) "Ortadoksların Ruhani Lideri: Türkiye AB'ye
Alınmalı" başlığı altında ve APA kaynaklı yayımlanan bir haberde,
Ortodoks Hıristiyanların ruhani lideri Patrik 1. Bartholomeos'nun, yedi
gün sürecek olan Avusturya ziyaretinin başlangıcında yaptığı bir açıklamayla
dikkatleri üzerine çektiği belirtilmektedir. Fener Patriği'nin
Cumhurbaşkanı Klestil'i Hofburg Sarayı'nda ziyaret ettikten sonra,
Heybeliada'daki Ruhban Okulu'nun yeniden açılacağını söylediği
belirtilen haberde, İstanbul'da yaşayan Fener Patriği Bartholomeos'nun
okulun açılışında, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılım çabalarıyla
bağlantılı olarak değinerek verdiği basın konferansında, ülkenin AB'ye katılımından
yana konuştuğu ve Klestil ile görüşmesinde, "Bugünkü hükümet (Erdoğan
hükümeti) ile durumun çok daha düzeldiğini" söylediği kaydedilmektedir.
FRANSA BASINI:
AFP'nin (17/06)
"AB, Ankara Yönetiminin Üyelik Kriterlerini Yerine Getirmesi Durumunda
Müzakerelere Zaman Kaybetmeden Başlayacak" başlığı altında yer verdiği
bir haberde, Brüksel'de düzenlenen AB zirvesinin karar tasarısında,
aralık ayında, Ankara yönetiminin siyasi kriterleri yerine getirdiği
kanaatine varılması durumunda, AB'nin zaman kaybetmeden üyelik
müzakerelerine başlayacağının belirtildiği kaydedilmektedir. AB liderlerinin,
Hollanda'nın Dönem Başkanlığı sırasında aralık ayında düzenlenecek
zirvede, Avrupa Komisyonu'nun sonbaharda Ankara yönetiminin reformları
ile ilgili hazırlayacağı rapor ışığında, Türkiye ile üyelik
müzakerelerinin başlayıp başlamayacağına karar verecekleri hatırlatılan
haberde, kararda, "AB ülkeleri, aralık ayında, Avrupa Komisyonu'nun
Türkiye ile ilgili hazırlayacağı rapor ışığında zaman kaybetmeden
üyelik müzakerelerine başlayacaktır." ifadelerine yer verildiği
belirtilmektedir.
İNGİLTERE
BASINI:
BBC'nin
07.00-07.30 Türkçe yayınında (17/06) "Avrupa Komisyonu Başkanlığı
Seçimleri... AB Sonuç Bildirgesi Taslağında Türkiye'nin Reform Sürecinde
Kaydettiği İlerlemelere Övgü" başlığı altında ve Brüksel'den Cenk Erdil
imzasıyla yer verilen bir haberde, AB Devlet ve Hükümet Başkanları
Zirvesi ve bu çerçevede AB anayasa taslağı konusundaki tartışmalar ile
Avrupa Komisyonu Başkanlığı seçimleri ele alınmaktadır. Avrupalı
liderlerin toplantı sonunda, yayımlamayı planladıkları sonuç
bildirgesinin taslağının basına dağıtıldığı ve AB Konseyi'nin, Türkiye Hükümeti'nin
Kopenhag Kriterleri'ne uyma yolunda gösterdiği çabalardan övgüyle söz
ederken, üyelik öncesindeki reformları tam anlamıyla uygulayabilmek için
Türkiye'ye yardım etmeyi sürdüreceğini bildirdiği, özellikle yargının bağımsızlığı
ve işlevini güçlendirme, temel özgürlükler ve kültürel haklar
konularındaki reformları uygulama çerçevesindeki hazırlıklara yardımın
devam edeceğinin kaydedildiği ifade edilen haberde, sonuç bildirisi
taslağının, 26. paragrafında "AB Konseyi, Türkiye'yi 25 üye ülke ve
AB'yi temsil eden AB Komisyonu'yla Ankara Anlaşması'nın yeni üye ülkelerin
katılımını sağlayacak şekilde uyumlaştırılması için müzakereleri
sonuçlandırmaya davet eder." ifadesine yer verilmektedir. Haberde, bu
paragrafta açıkça adı verilmese de Türkiye'nin dokuz yeni üyenin yanı
sıra Kıbrıs'ı da gümrük birliği kapsamına almak için Kıbrıs Rum
yönetimiyle gerekli düzenlemeleri yapmaya çağrıldığı kaydedilmektedir.
LÜBNAN BASINI:
The Daily Star
gazetesinin internet sayfasında (17/06) "Türkler Marslı ya da Venüslü mü
Olmalı? Türkiye'nin Akıbeti AB ve Orta Doğu Arasındaki İlişkileri
Etkileyecek" başlığı altında ve Kemal Kirişçi imzasıyla yer alan bir
yorumda, 11 Eylül 2001 terör saldırılarının, ABD'nin 2003'te Irak'a müdahalesi
ve özellikle de on yıllardır süren İsrail-Filistin ihtilafı, Orta Doğu
ve dünyaya, güvenlik ve istikrar açısından büyük bir tehdit oluşturduğu
imajını beslemeye devam ettiği ve bu durumun, Orta Doğu'da "rejim değişikliği"
çağrılarında artışa yol açtığı belirtilmektedir. Orta Doğu'daki AB ve
ABD politikalarının irdelendiği yorumda şöyle denilmektedir: "Türkiye'de
yakın gelecekte iç ve dış politika alanında yaşanacaklar, AB ve Orta
Doğu arasındaki ilişkileri önemli ölçüde etkileyecektir. Türkiye halen,
benzersiz bir iç siyasi dönüşüm döneminden geçmektedir. Üyelik
müzakereleri başlamasa bile, Türkiye bir 'dönüşüm' süreci yaşamakta,
Avrupa değerleri, siyasetteki normları ve uygulamaları Türk siyasi
sistemine girmektedir... Türk vatandaşları sadece dört yıl öncesine
kıyasla, daha fazla demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü,
saydamlık, istikrar ve daha fazla ekonomik büyüme perspektifinin nimetlerinden
yararlanmaktadır. Birçok Avrupa ülkesi yeni Türkiye'ye 1990'lara kıyasla
daha sıcak bakmaktadır. Bunun en iyi örneği Yunanistan'dır... Yunanistan,
Türkiye'nin AB üyeliğinin en yüksek sesle avukatlığını yapan ülke konumundadır.
Yunanistan muhtemelen 'yumuşak devlete' dönüşen bir Türkiye'nin önemini
en iyi takdir eden ülkedir. Kuşkusuz, AB üyesi olan diğer devletlerde
olduğu gibi, AB üyelik perspektifi bu dönüşümün arkasındaki en önemli
itici güçtür. Şimdilik bu dönüşüm yerleşmiş olmaktan çok uzaktır. Son
birkaç yıldır, AB üyeliğinin koşulları Türkiye'nin kendi gelişimi için
benimsediği koşullar haline gelmiştir. Avrupa'da çok az kimse
Türkiye'nin bunu başarabileceğine inanıyordu. Gerçekten de birçokları
Türkiye'nin Kopenhag kriterlerini yerine getiremeyeceği ve AB üyesi
olabilecek şekilde uygulayamayacağı inancına sığınıyordu. Avrupa'da AB'yi
bir 'Hıristiyan kulübü' ve Türkiye'nin üyeliğini de bir tehdit olarak
gören pek çok kişi var. Bunlar, Türkiye'yi 'İslam'ın Truva atı' olarak
sunmaktan, Türkiye üye yapılırsa, AB'nin tüm sorunlarıyla Orta Doğu ile
sınırdaş olacağını öne sürmeye kadar birçok bahane bulmaktadır.
Şimdilik Avrupa'da Türkiye'nin üyelik kriterlerini yerine getirmiş
olduğuna inanan birçok kimse var. Bunlar için Türkiye'nin üyeliği
Avrupa'nın ortaya koyduğu liberal değerleri yaşatıp yaşatmayacağı veya Hıristiyan
kulübü imajını silip silemeyeceğinin bir sınavıdır. Hatta bunlar,
Türkiye'nin üye yapılmasının AB'ye daha fazla uluslararası itibar
kazandıracağını öne sürmektedir. Türkiye, hangi senaryonun başarı
kazanacağına bağlı olarak, Orta Doğu'da demokrasiyi destekleyecek mütevazi
bir rol oynayabilir ve Filistin ve İsrail arasında bir uzlaşmaya
yardımcı olabilir ya da mevcut sorunları daha da ağırlaştıracak bir dış
politika izleyebilir. Sonraki durumda, Türkiye'nin demokrasisi,
ekonomisi ve dış politikası, bölgesel barış ve istikrar için de olumsuz
sonuçlar doğurmak üzere muhtemelen olumsuz etkilenecektir. Türklerin
Marslı olmaktan çok Venüslü oldukları anlaşılıyor. Türkiye, Orta Doğu'da
daha olumlu bir rol oynayabilir."
YUNANİSTAN
BASINI:
Elefterotipia
gazetesinde (17/06) "AB, Kıbrıs'ı Tanımayı Reddeden Türkiye'ye Karşı
Tavrını Sertleştiriyor" başlığı altında ve Kostas Moshonas imzasıyla bir
yorumda, Ankara'nın, AB ile yaptığı Gümrük Birliği Anlaşması'na Kıbrıs'ı
da dahil ederek genişleteceğine dair Brüksel'e gerekli güvenceleri vermediğinden,
25'lerin daimi temsilcilerinin, AB üyesi ülkelerin devlet başkanlarına
ve başbakanlarına sunacakları nihai karar taslağında Türkiye'ye yönelik
sert ifadelerin yer almasına karar verdikleri belirtilmektedir. Yunan ve
Kıbrıslı büyükelçilerin ısrarı üzerine, karar taslağının ilgili
paragrafına Ankara'nın Kıbrıs ile Gümrük Birliği Anlaşması yapması
gerektiği yolunda bir ifade yer aldığı kaydedilen yorumda, AB
Komisyonu'nun, Ankara'nın Gümrük Birliği Anlaşması'na AB üyesi yeni
ülkeleri de dahil etmesi için Türkiye'ye çağrıda bulunduğu kaydedilmekte
ve Türkiye'nin, ikili anlaşmalar çerçevesinde Kıbrıs hariç, AB üyesi
yeni ülkeleri Gümrük Birliği Anlaşması'na dahil ederek anlaşmayı
genişlettiği hatırlatılmaktadır. Yorumda, Kıbrıs Cumhurbaşkanı
Papadopulos'un, Türkiye'nin AB ile yapmış olduğu Gümrük Birliği
Anlaşması'nın genişlemesi konusuna değinerek, kendisinin herhangi bir
bilgiye sahip olmamasına rağmen, Ankara'nın bu konuda niyetlerini belli
etmesi gerektiğini söylediği, EDEK lideri Omiru'nun ise, Türkiye'nin AB
koşullarına ayak uydurması ve AB ile yaptığı Gümrük Birliği Anlaşması'na
Kıbrıs'ı da dahil etmesi gerektiğini belirttiği ifade edilmektedir.
ESKİ SAYILAR