22.06.2004

   

Anasayfa

e-posta


 

         ANKARA, 21/06(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  18-20 Haziran 2004 tarihleri arasında yayımlanan Türkiye-AB  ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara  değinilmektedir:

 

            ABD BASINI: 

            The Washington Times gazetesinin internet sayfasında  (20/06) "Ankara, Avrupa Birliği'ne Üye Olma Yolundaki  Gayretlerini Sürdürüyor" başlığı altında ve Andrew Borowiec  imzasıyla yer alan makalede, Avrupa ülkelerinin kendisinin  AB'ye üyeliği ile ilgili yaptıkları olumsuz değerlendirmeler  sonrasında yılmayan Türkiye'nin, Avrupa Birliği'ne üyelik  konusunda kararlı olmaya devam ettiği belirtilmektedir.   Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Biz İslamın ilerleyen  ve modern yüzüyüz. Biz, büyük bir çoğunluğu Müslümanlardan  oluşan bir ülkenin yüzünü Batı'ya dönerek Batı ile  bütünleşebileceğini gösterdik." dediği aktarılan makalede,  Türklerin yaptıkları gerek siyasi gerek kişisel açıklamalarda,  İslam ve demokrasinin birbiri ile uyuşmayan kavramlar  olmadığını gösterdiklerini söyledikleri ve Avrupa'nın aralık  ayında Türkiye ile üyelik müzakerelerinin başlatılmasını  reddetmesi halinde, böyle bir yaklaşımın, Türkiye'nin Avrupa  ile ilişkilerine ciddi şekilde zarar verebileceği uyarısında  bulundukları kaydedilmektedir. Avrupa ülkelerinde yapılan  kamuoyu yoklamalarının, kısa süre önce genişleyen ve çoğunluğu Hristiyanlardan oluşan AB'nin Türkiye'nin üyeliğine karşı  çıktığını gösterse de, AB yetkililerinin Türkiye'nin hem  ekonomik hem de siyasi ilerlemeler kaydettiğini belirterek,  Türkiye'nin AB'ye kabul edilmesi gerektiğini söyledikleri,  Türklerin ise, üyeliklerine itirazın ne boyutta olduğunun   farkında oldukları ve bu durum karşısında burukluk yaşadıkları  ifade edilen makalede, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye olma  yönündeki isteğinin, Türkiye'yi dünyanın en karışık   bölgelerinden birinde istikrarı sağlayan faktör olarak gören  ABD tarafından kuvvetle desteklendiği vurgulanmaktadır.

 

            ALMANYA BASINI: 

            Financial Times Deutschland gazetesinde (18/06)  "Hükümetler Genişleme Planını Hızlandırıyorlar" başlığı  altında ve Thomas Klau-Reınhard Hönigshausen imzalarıyla  yayımlanan bir yazıda, Avrupa Birliği'nin, genişlemeye  ilişkin yol haritasını hızlandırdığı, devlet ve hükümet  başkanları konferansının sonuç bildirgesi taslağında,  AB'nin Bulgaristan ve Romanya ile üyelik müzakerelerini  mümkün olduğunca önümüzdeki yılın başında tamamlamak  istediğinin vurgulandığı, ayrıca Türkiye'nin reformlarda  kaydettiği ilerlemelerin övüldüğü kaydedilmektedir.  Genişlemeden Sorumlu Komiser Günther Verheugen'in yaptığı  açıklamada, Türkiye'deki havanın değiştiğini söyleyerek  "tabular yıkıldı" dediği aktarılan yazıda, Verheugen'in,  üyelik müzakerelerinin başlatılmasına ilişkin Komisyon  tavsiyesinin olumlu çıkması isteniyorsa, Türkiye'nin yeni  reform adımlarını yasal olarak kararlaştırması ve uygulamaya  geçirmesi gerektiğini vurguladığı ifade edilmektedir.

            Almanya'nın Sesi Radyosu'nun 08.30-09.00 Türkçe  yayınında (19/06) "Alman Hristiyan Demokrat Birlik  Partisi'nin Türk Üyesiyle Söyleşi" başlığı altında ve  Vedat Açıkgöz imzasıyla yer verilen bir haberde, Avrupa  Parlamentosu seçimleri ve Hristiyan Demokrat Birlik ya da  Almanya'daki kısa adıyla CDU'nun, Türkiye'ye üyelik yerine  imtiyazlı ortaklık verilmesinden yana olduğu belirtilmekte  ve CDU'nun Türk asıllı üyesi ve Türk-Alman Forumu Başkanı  Bülent Aslan ile partisinin Türkiye'ye yaklaşımı ve AB'ye  bakışı konusundaki görüşleri hakkında yapılan şu mülakata   yer verilmektedir:  

            "SORU: Avrupa Parlamentosu'nda yine en büyük grup olarak   faaliyet göstereceksiniz, Türkiye açısından bu bir sorun   yaratır mı? 

            ASLAN: Günümüzde Türkiye'nin AB üye olup olmaması   tartışılıyor. Zannediyorum Türkiye, uzun vadede de olsa  AB'de yer alacaktır ve bu böyleyken Türkiye'nin de üstlenmesi   gereken birtakım sorumlulukları vardır. Geçtiğimiz 1,5 yılda   atılan uygun adımlar devam ederse, bu sorumluluğu Türkiye'nin   uygun bir şekilde yerine getireceğini düşünüyorum. 

            SORU: Partiniz Türkiye'nin üyeliğine kesinlikle karşı.   Siz Hristiyan Demokrat Birlik Partisi üyesi olarak bu durumda  çelişkiye düşüyor musunuz? 

            ASLAN: Partimizde farklı görüşler var, fakat partinin   çoğunluğu, sizin de söylediğiniz gibi tam üyelik yerine   imtiyazlı ortaklık önerilmesi gerektiğini düşünüyor. Fakat,   gerek parlamentoda olsun, gerekse üyeler bazında olsun, bizim  fikrimizi paylaşan birtakım insanlar var. Bütün partilerde  olduğu gibi, yapılması gereken iş mücadele etmektir, biz  özellikle partide aktif olan Türk arkadaşlar olarak bunu  yapmaya çalışıyoruz."

 

            AVUSTURYA BASINI: 

            Die Presse gazetesinde (19/06) "Türkiye'nin AB Üyelik  Müzakereleri Gecikmeyecek" başlığı altında ve APA kaynaklı  yayımlanan bir haberde, Avrupa Konseyi'nin, Türkiye'deki  reformların olumlu olduğunu ve Türk Devleti'nin "önemli  gelişmeler" gerçekleştirdiğini kaydettiği belirtilmektedir.  Avusturya'nın olumsuz tavrına rağmen zirve toplantısının  kapanışında, Ankara Hükümeti'nin "Kopenhag kriterleri"ni  yerine getirdiği takdirde, üyelik müzakerelerinin  "gecikmeden" başlayacağının belirtildiği ifade edilen haberde,  Türk Hükümeti'nin, öncelikle hukuk devleti olma ve demokrasi   açısından belli standartlara uyması gerektiği kaydedilmektedir.  Avusturya Hükümeti'nin, müzakerelerin başlamasına verilecek  onayının ertelenmesi için, Türkiye'nin AB üyeliğinin AB'de  yaratacağı etkinin önceden araştırılmasını istediği, fakat  Viyana hükümetinin talebini kabul ettiremediği belirtilen  haberde, Avrupa Konseyi'nin ayrıca, Kıbrıs sorununun çözümünde   Türk Hükümeti'nin gösterdiği gayreti de "takdir ettiği"  vurgulanmaktadır.

 

            BELÇİKA BASINI: 

            La Libre Belgique gazetesinde (18/06) "Ankara'nın Son  Mesafesi" başlığı altında ve Christophe Lamfalussy imzasıyla  yayımlanan bir haberde, Avrupa Birliği'nin Genişlemeden  Sorumlu Komiseri Günther Verheugen'in, Türkiye'nin AB ile  üyelik görüşmelerine başlamadan önce önünde uzun bir yol  olduğu uyarısında bulunduğu belirtilmektedir. Türkiye'nin  üyelik kriterlerine uyup uymadığı konusunda belirleyici  olacak Komisyon raporunun açıklamasına dört ay kala, Türkiye  konusunda AB'nin anahtar adamı Verheugen'in, açıkça yaptığı   bir konuşmada, Ankara'ya gerçek bir karne verdiği belirtilen  haberde, Verheugen'in, "Avrupa'nın dostları" ve Türk  sanayicilerinin Brüksel'de düzenledikleri bir toplantıda,  "Karşı karşıya bulunduğumuz soru, Türkiye'nin AB'ye üye olup  olmayacağı değildir. Soru, Türkiye'nin üyelik  görüşmelerine  başlayıp başlayamayacağı ve ne zaman  başlayacağıdır."  hatırlatmasını yaptığı kaydedilmektedir. Türk adaylığını  olumlu karşılamaya ikna edilen ancak "adil ve tarafsız" bir  değerlendirme yapılacağı sözü veren Verheugen'in, Recep  Tayyip Erdoğan'ın iktidara gelmesinden bu yana Türkiye'de  "tabuların yıkıldığını" ve "sivil toplumun daha güçlü ve  daha iyi örgütlendiğini" düşündüğü ifade edilen haberde,  Verheugen'in aynı zamanda Ankara'nın ekim ayına kadar   yapması gerekenleri, "düşünce suçluları hakkında  soruşturmalara, insan hakları savunucularına karşı uygulanan   'yıldırma' politikasına ve özellikle gözaltı süresinde   işkencelere son verilmesi" şeklinde sıraladığına işaret  edilmektedir.

 

            FRANSA BASINI:            

            AFP'nin (19/06) "Türkiye, AB Anayasası'nın Hristiyanlığa  Atıfta Bulunmamasından Memnun" başlığı altında yer verdiği bir  haberde, AB'ye girmek isteyen büyük Müslüman ülke Türkiye'nin,  Hristiyan köklere atıfta bulunmayan ilk Avrupa Anayasası'nın  kabul edilmesini bugün memnunlukla karşıladığı bildirilmektedir.  Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün, Avrupalı liderlerin bu ilk  Anayasa'yı kabul etmelerinin ardından Brüksel'den Anadolu  Ajansı'na verdiği demeçte, "Bu, bizim de onayladığımız bir  Anayasa'dır. Hristiyanlığa bir atıf yoktur. Bu, Türkiye'nin  beklentilerini karşılayan iyi bir Anayasa'dır" dediği belirtilen  haberde, AB üyesi 25 devletin liderlerinin, Brüksel zirvesinden   çıkan kararlarda, gelecek aralık ayında Ankara ile üyelik   görüşmelerinin başlayıp başlamayacağına ilişkin cevaplarını   verecekleri yönündeki taahhütlerini yineledikleri  kaydedilmektedir.

 

            İNGİLTERE BASINI:  

            Reuter'in (18/06) "Türkiye Başbakanı, AB ile Üyelik  Müzakerelerinin Gelecek Martta Başlayacağını Öngörüyor"  başlığı altında yer verdiği bir haberde, Başbakan Recep  Tayyip Erdoğan'ın, ülkesinin gelecek mart ayında AB ile  üyelik görüşmelerine başlayabileceğine inandığını söylediği belirtilmektedir. Erdoğan'ın, AB liderleri zirvesi için  bulunduğu Brüksel'de basın konferansında yaptığı açıklamada,  "Görüşmelerin Mart 2005'te başlaması bizim tahminimiz ve  temennimiz." dediği aktarılan haberde, Erdoğan'ın, "Türkiye  şimdi üyelik için gerekli ekonomik kriterleri karşılamaya  çok yakın" diyerek, son birkaç yıl içerisinde kronik  enflasyonda gerçekleştirilen büyük düşüşü kastettiği ifade  edilmekte ve Erdoğan'ın, gerçekleştirilen bir dizi siyasi  ve hukuki reformlardan ötürü övgü aldığı ve diplomatların,  bu reformların Türkiye'nin müzakere tarihi alma şansını  artırdığını söyledikleri kaydedilmektedir.

 

            İSVİÇRE BASINI: 

            Tages Anzeiger gazetesinde internet sayfasında (18/06)  "Türkiye Beklemeli" başlığı altında ve SDA kaynaklı yer alan  bir yazıda, Hırvatistan'ın, eski Yugoslavya ülkeleri arasından  AB'ye kabul edilecek ikinci ülke olacağı ve bunun için  müzakerelerin 2005 yılında başlayacağı bildirilmektedir. AB  devlet ve hükümet liderlerinin yaptıkları zirve toplantısında  bu karara vardıkları ve toplantının kapanışında, Hırvatistan'ın  hukuk devleti olduğunun belirtildiği kaydedilen yazıda,  müzakerelerin başarılı olması için, Zagreb hükümetinin, eski  Yugoslavya'da işlenen savaş suçları için Uluslararası Adalet  Divanı ile işbirliği halinde olması ve zanlıların iade   edilmelerinin gerektiği ifade edilmektedir. Yazıda,  "Türkiye'nin, müzakerelerin başlaması için beklemesi gerekiyor.  Aralık ayındaki AB zirve toplantısında karar alınacak. Devlet  ve hükümet liderleri Brüksel'de yaptıkları zirve toplantısında,  Ankara hükümetinin yaptığı reformları övdüler. Zirve  toplantısının kapanışında, Türk Hükümeti'nin ilerleme gösterdiği kaydedildi." denilmektedir.

 

            SUUDİ ARABİSTAN BASINI: 

            El Riyad gazetesinin internet sayfasında (18/06) "AB  Türkiye'nin Üyelik Müzakerelerinin Geciktirilmeden  Başlayabileceğini Belirtti" başlığı altında yayımlanan bir  yazıda, AB'nin, yapılan liderler zirvesinde, gelecek aralık  ayında Türkiye ile ilgili raporun olumlu çıkması halinde  "geciktirmeden" Türkiye'nin üyelik müzakerelerinin  başlayacağını duyurduğu bildirilmektedir. İrlanda'nın Dönem  Başkanlığı'nda AB tarafından yayımlanan bildiride, Türkiye  ile ilgili ilerleme raporunun en geç ekim ayında tamamlanarak  onay alınması için aralık ayında yapılacak zirveye  yetiştirileceğinin duyurulduğu ifade edilen yazıda, 1999  yılında adaylığı kabul edilen Türkiye'nin, AB üyeliği için  istenilen kriterleri yerine getirdiği ve gerekli uyum   yasalarını çıkarmakta bir hayli yol katettiği belirtilmektedir.  AB liderleri zirvesi sonunda yayımlanan bildiride, Türkiye'nin  bu başarısından övgüyle söz ettikleri ve duyulan memnuniyeti  dile getirdikleri belirtilen yazıda, AB'nin, şimdi yapılan bu  reformların uygulamalara daha fazla yansımasını beklediği ve  Türkiye'den Gümrük Birliği Anlaşması'nın sınırlarını, Birliğe  katılan yeni on üyeyi kapsayacak şekilde genişletmesini talep  ettiği kaydedilmektedir.

 

            YUNANİSTAN BASINI: 

            Elefterotipia gazetesinde (18/06) "Görüşme Muhtemelen  Soğuk Geçti" başlığı altında ve Kira Adam imzasıyla yayımlanan  bir yorumda, Başbakan Karamanlis'in, AB zirvesi çerçevesinde  Başbakan Erdoğan ile yaptığı görüşmeye yer verilmektedir.  "Avrupa'nın Dostları" Forumu tarafından düzenlenen bir panele  katılan AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günther  Verheugen'in, Türkiye'nin AB yönelimine değinerek, şu aşamada  AB içinde Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkan seslerin çok  olduğunu söylediği ve bu anlamlı sözleri, özellikle panele  katılan Türk ekonomi çevreleri için söylediği belirtilen  yorumda, Verheugen'in, kendisinin aralık ayında AB ile Türkiye   arasında üyelik müzakerelerinin başlamasından yana olduğunu   göstermesine rağmen, bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin   Türkiye'nin Kopenhag Kriterleri'ni tatmin eden reformları ülke   içinde uyguladığı konusunda ikna edici olup olmayacağına bağlı   olduğunu söylediği belirtilmektedir. AB gündeminin başında  Türkiye'nin bulunduğu konusunda da ısrar eden Verheugen'in,  AB Parlamento seçimleri ile ilgili seçim kampanyalarında AB- Türkiye arasında üyelik müzakerelerine karşı çıkan bazı  partileri eleştirdiği ifade edilen yorumda, Verheugen'in,  "Sorun Türkiye'nin AB üyesi olup olamaması değil, Türkiye'nin  nasıl ve ne zaman AB üyesi olacağıdır." dediği aktarılmaktadır.  Erdoğan hükümetinin Kopenhag Kriterleri'ne uyum sağlama  çabalarına da değinen Verheugen'in, reformlarla ilgili sürecin   ivme kazandığını, ülke içindeki siyasi ve ekonomik ortamın   istikrarlı olduğunu ve kamuoyunun çoğunluğunun Türkiye'nin AB   üyeliğinden yana olduğunu vurguladıktan sonra, "AB, reform   sürecini ve Türkiye içinde yapılan değişiklikleri durdurursa,   bu trajik bir hata olur." dediği belirtilen yorumda, AB  Komisyonu'nun sonbaharda yayımlayacağı Türkiye'ye ilişkin  ilerleme raporunun etkili olacağını kaydeden Verheugen'in,  "Başka ülkelere uygulanan Kopenhag Kriterleri'nin aynıları   Türkiye için de geçerli olacaktır. Türkiye ile ilgili rapor   adil ve gerçekçi olacaktır. Kopenhag Kriterleri her zaman  gündemde olacaktır ve önemli olan kaç reform yapılacağı değil,  Ankara'nın reformları uygulamasıdır." şeklinde konuştuğu  kaydedilmektedir. Yorumda, Verheugen'in, AB'nin Türkiye'yi  bünyesine katması olasılığından da söz ederek, Türkiye'nin AB  üyeliği konusunda AB içinde varolan kaygıların özüne değinmiş  olduğu, ilk kez Türkiye'nin AB üyeliğinin AB'nin jeostratejik  planları üzerindeki etkisinden bahsederek, Türkiye'nin AB  üyeliğinin AB'nin politikasını uzun vadede etkileyeceğini, AB  sınırlarının değişeceğini "ve AB'nin dünyanın en sorunlu  bölgesinin merkezinde olacağını" (Suriye, İran, Irak vb.)  söylediği ifade edilmektedir.

 

 

 

 

 

ESKİ SAYILAR