25.06.2004

   

Anasayfa

e-posta


 

             

            ANKARA, 25/06(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  24 Haziran 2004 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:  

            ABD BASINI:  

            AP'nin (24/06) "Schröder: İlerleme Raporu Olumlu Olursa,  AB Türkiye ile Üyelik Müzakerelerine Başlamalıdır" başlığı  altında yer verdiği bir haberde, Almanya Başbakanı Gerhard  Schröder'in, CNN Türk televizyonuna verdiği bir mülakatta,  Türkiye'nin reformları konusundaki raporun olumlu olması  durumunda Avrupa Birliği'nin Türkiye ile üyelik müzakerelerine  erteleme olmaksızın başlaması gerektiğini söylediği  belirtilmektedir. Hem Avrupa'da hem de Asya'da ayağı olan  Türkiye'nin, AB'ye  katılmak için bu yılın sonunda üyelik  müzakerelerine  başlamayı ümit ettiği belirtilen haberde,  Türkiye'nin üyeliğiyle AB'nin sınırlarının Suriye ve Irak'a  kadar uzanacağına işaret edilmekte ve Türkiye'nin AB'ye  kriterlerini yerine getirmek için geniş çaplı reformlar  gerçekleştirdiği hatırlatılmaktadır. Avrupa Komisyonu  raporunun olumlu olacağını düşündüğünü belirten Schröder'in,  "Rapor olumlu olursa, müzakereler en kısa zamanda başlamalıdır.   Daha fazla gecikme için bir sebep yok. Tereddüt etmek doğru   olmayacaktır. Türk hükümeti çok önemli adımlar attı. Pek çok  gelişme oldu. Kriterler yerine getirildiğinde Türkiye'ye  hoşgeldin demeliyiz" dediği aktarılmaktadır. Haberde,  Almanya Başbakanı Gerhard Schröder'in ayrıca, çoğunluğu  Müslüman olan Türkiye'nin AB'ye katılımının, ılımlı İslam  ile Batı tarzı demokrasinin birarada var olup olamayacağını da göstereceğini söyleyerek, "Türkiye bu soruya cevap verecek:  Ilımlı İslam ve Batı demokrasisi arasında bir köprü kurmak  mümkün mü? Bu ikisi birarada var olabilir mi? Bu sorulara  Türkiye cevap verecek" dediği ifade edilmektedir. 

            ALMANYA BASINI: 

            Der Tagesspiegel gazetesinin (24/06) "Türkiye, Avrupa  Tarafından Oyalanmaya İzin Vermek İstemiyor" başlığı altında  ve Thomas Seibert imzasıyla yayımlanan bir yazıda, Ankara'daki politikacıların tüm iyimserlik gösterilerine rağmen, Avrupa  Birliği'nin bu yıl sonunda üyelik müzakerelerinin  başlatılmasını reddedebileceği yönündeki endişenin Türkiye'de  giderek arttığı belirtilmektedir. Brüksel'deki Türk  gözlemcilerin, AB'deki, Türkiye ile siyasi bakımdan hassas  olan üyelik görüşmelerinin 2006 yılına ertelenmesine ilişkin  düşünceleri endişeyle aktardıkları, böylece AB Anayasası'nın  25 üye ülkede mümkün olduğunca sorunsuz bir şekilde  onaylanmasının yolunun açılmak istendiği ifade edilen yazıda,  Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ülkesinin bir kez daha  oyalanmaya izin vermeyeceğini vurgulayarak, "o zaman  kendimize başka birşey ararız" dediği ve böylece, AB'nin  yeniden "hayır" demesi halinde Türkiye'nin stratejik bakımdan  yeni yönelime gireceğini ima ettiği vurgulanmaktadır.  Brüksel'de faaliyet gösteren Türk lobici Tulu Gümüştekin'in,  AB merkezinin "koridorlarında", Türkiye ile üyelik  görüşmelerinin ertelenmesi üzerine konuşulduğunu bildirdiği  kaydedilen yazıda, bu düşüncelerin arkasında yatan nedenin  ise, aralık ayındaki AB Zirvesi'nde Türkiye'ye olumlu bir  sinyal verilmesinin, AB Anayasası'nın onaylanmasını  tehlikeye düşüreceği endişesi olduğu, sonuçta önümüzdeki  yıl bazı AB ülkelerinde anayasa hakkında halk oylamasının  planlandığına işaret edilmektedir. 

            AVUSTURYA BASINI: 

            Maliye ve ekonomi ağırlıklı haftalık Börsen-Kurier  gazetesinde (24/06) "Boğaz'daki Yatırım Cenneti... İstanbul  Borsası Altın Çağını Yaşıyor" başlığı altında ve Ernst A.  Swietly imzasıyla yayımlanan bir yazıda, Brüksel'in bu yıl  aralık ayında, AB'ye uzun süreden beri aday olan Türkiye  ile giriş müzakerelerine başlanıp başlanmayacağına karar  vereceği hatırlatılmakta ve bu kararın "evet" olmasının,  kalkınmayı hızlandırıp yeni özelleştirmelere yol açabileceği  ve borsaya yarar sağlayabileceğine işaret edilmektedir.  İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nın (İMKB) kuruluşu,  faaliyetleri ve ticaret hacminin ele alındığı yazıda şöyle  denilmektedir: "Türkiye'nin ekonomik geleceği en az 2008'e  kadar parlak. 2001 yılındaki ekonomik krizin üstesinden  gelinebildi. Ekonomik büyüme 2003 sonunda yüzde 7'nin  üstüne çıktı, 2004 yılı için yüzde 5'lik, 2005 yılı  için de yüzde 4'lük bir artış bekleniyor. 2004'te  enflasyonun yüzde 12'ye, 2005'te ise tek haneli bir  sayıya düşmesi bekleniyor. Uzmanlar, Türkiye'nin AB'ye  hemen değil 10-15 yıl sürecek müzakerelerin ardından  katılacağını belirtiyorlar. Buna rağmen Türkiye'de  değişmez bir beklenti hakim. Avusturya'daki Türkiye  Büyükelçisi Mithat Balkan, 'AB'nin isteklerini büyük  tavizler vererek, noktası virgülüne kadar yerine  getireceğiz. Ama AB'nin de bizim katılım isteğimizi  ciddiye alması ve yeni itirazlar çıkarmadan yerine  getirmesi gerekir. Bize diğer aday ülkelerden ne daha  iyi ne de daha kötü davranılmasını istiyoruz" diyor.  AB'de bugün 3,4 milyon Türk yaşıyor. AB'ye katılım halinde  2,7 milyon Türkün buna eklenmesi bekleniyor, bu toplam  6,1 milyon ya da AB nüfusunun yüzde 1,3'ü demek oluyor.  Türkiye'den göç, Türkiye'nin AB'ye katılımı karşısında  gösterilen başlıca argümanlardan biri. Öte yandan bu göç,  eski AB ülkelerinde önümüzdeki on yılın ortalarında  beklenilen işgücü sıkıntısını yumuşatabilir ve AB'nin  ekonomik gücünün güvenceye alınmasına katkıda bulunabilir.  Avusturya, Türkler için mali açıdan Batı Avrupa'ya giden  köprünün başı sayılıyor. Türkler Viyana'dan AB piyasasını  fethediyor."  

            FRANSA BASINI:  

            AFP'nin (24/06) "Hollanda, Türkiye'nin Adaylığı  Konusunda 'Adil' Bir Karar Sözü Verdi" başlığı altında  yer verdiği bir haberde, Avrupa Birliği'nin gelecekteki  dönem başkanı Hollanda'nın, Avrupa Komisyonu'nun tavsiyeleri  temel alınarak, aralık ayında Türkiye ile üyelik  müzakerelerinin başlayıp başlamayacağına dair kararın  "adil, bağımsız ve şeffaf bir şekilde" alınacağı sözünü  verdiği ifade edilmektedir. Hollanda Dışişleri Bakanı  Bernard Bot'un, "durumu değerlendirmek için önümüzde altı  aylık bir süre var. Türkiye'nin hazır olup olmadığını  göreceğiz" dediği belirtilen haberde, Bot'a göre, birçok  AB ülkesinde Türkiye'nin adaylığına muhalif olanların  yaptığı gibi, Ankara'nın müzakereleri başlatma durumunda  olmadığını söylemek için çok erken olduğu kaydedilmektedir.  Haberde, Hollandalı bakan Bot'un, "bu tür açıklamalar için  çok erken olduğunu düşünüyorum, zira Türkiye, kısa bir zaman  içinde kayda değer ilerlemeler sağladı. Gelecek altı ay  içinde başka ilerlemeler de kaydedileceğine inanıyorum.  Kopenhag Kriterleri (demokrasi, insan hakları, v.s.)  gözönünde bulundurulması gereken tek kıstastır. Yapacağımız  şeyin bu olduğu kanısındayım" şeklindeki ifadesi  aktarılmaktadır. 

            KIBRIS RUM BASINI: 

            Fileleftheros gazetesinde (24/06) "Türkiye'nin Avrupai  Uyumu ve Kıbrıs Vetosu" başlığı altında ve Nikolao Vizantino  imzasıyla yayımlanan bir yorumda, Türkiye'nin, Avrupa'ya  uyum çerçevesinde AB ile üyelik müzakerelerine başlama tarihi  almak için bir dizi reform gerçekleştirdiği ve gerçekleştirmeye  devam ettiği belirtilmekte ve ekonomik alanda, enflasyonu  kontrolü altına aldığı, siyasi alanda Leyla Zana'yı serbest  bıraktığı, radyo ve televizyondan Kürtçe yayın yapılmasına  izin verdiği, ayrıca Heybeliada Ruhban Okulu'nun yeniden  açılmasına müsaade edeceği kaydedilmektedir. Birçok  Avrupalının, gerek Amerikalılara "hayır" yanıtı verme  cesaretinde olmadıkları, gerekse Valery Giscard d'Estaign'in  "Türkiye'yi AB'ye üye yapmak isteyenler, AB'yi dağıtmak  isteyenlerdir" yönündeki görüşünü kavrama yeteneğinde  olmadıkları, AB ile üyelik müzakerelerine başlama tarihi  verilmesi için Türkiye lehinde oy kullanmaya hazırlandıkları  ifade edilen yorumda, Kıbrıs'ın, pasif bir şekilde beklememesi  ve Kıbrıs'taki faaliyetleri ile asker bulundurmaya devam  etmesi gibi nedenlerden dolayı Türkiye'ye AB ile üyelik  müzakerelerine başlama tarihi verilmesine razı olmaması  gerektiği kaydedilmektedir.

            Fileleftheros gazetesinde (24/06) "Tanınmak Kıbrıslı  Türklerin İşine Gelmez" başlığı altında yayımlanan bir  haberde, Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis'in,  Karamanlis hükümetinin, Kıbrıs sorununda izlediği politika  ile Türk-Yunan ilişkilerini birbirinden ayırdığı ve  Türkiye-AB üyelik müzakerelerinin aralık ayında başlamasından  yana tavır takındığı şeklindeki görüşleri reddettiği ve  "Biz Türkiye'nin Avrupa sürecini destekliyoruz, ancak ne  ben ne de Başbakan, birşeyleri ayırdığımızı hiçbir zaman  söylemedik" dediği aktarılmaktadır. Molivyatis'in,  Venizelos'un, Karamanlis hükümetinin Türkiye'nin AB'ye  üyelik kriterlerini tam olarak yerine getirdiği kararına  varıp varmadığı sorusuna yanıt vermek istemediği ve "Önce,  Avrupa Komisyonu'nun raporunu bekleyelim" dediği belirtilen  haberde, Kıbrıs sorununa da değinen Moliviatis'in, ayrı  varlık olarak tanınmanın Kıbrıslı Türklerin çıkarına  olmadığını iddia ettiği ve Karamanlis hükümetinin bu  konudaki tutumunun, "Kıbrıs'ın, AB çerçevesinin ve Avrupa  normlarının da ilave edilmesiyle Annan planı temelinde  yeniden birleşmesi" şeklinde olduğunu söylediği  kaydedilmektedir.

 

 

ESKİ SAYILAR