ANKARA, 30/06(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 29 Haziran
2004 tarihinde yayımlanan, Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve
yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ABD BASINI:
Chicago Sun-Times
gazetesinin internet sayfasında (29/06) "Yeni Serbest Ticaret İttifakı
Türkiye için Bilet Olabilir" başlığı altında ve John O'Sullivan
imzasıyla yer alan makalede, Başkan Bush'un Avrupa Birliği ile
düzenlenen İrlanda zirvesi ve İstanbul'daki NATO zirvesinin birçok
diplomatik gözlemcinin tahminlerine nazaran daha başarılı geçtiği, hem
NATO hem de Avrupa Birliği'nin yeni Irak Hükümeti'ni memnuniyetle karşıladıkları
belirtilmektedir. NATO'nun, Avrupa Birliği'nin de sayesinde, Iraklı
güvenlik güçlerinin eğitimine yardım etmeyi kabul ettiği, Fransa ve
Almanya'nın, Irak savaşına karşı çıkardıkları baltaları gömmeye karar
verdikleri ve böylece Atlantik ittifakında yeniden uyum sağlandığı ifade
edilen makalede, İstanbul'daki NATO zirvesinden geriye sadece bir tek
çözülmemiş sorun kalacağı, onun da, Türkiye'nin AB'ye kabul edilip
edilmeyeceği olduğu kaydedilmekte ve şöyle denilmektedir: "Türkiye'nin
AB üyeliği zor bir soru. Türkiye'nin AB üyeliği konusunda görüşler şu
şekilde: Türkiye gerçekten bir 'Avrupa' ülkesi değil çünkü ülkenin büyük
bir bölümü Asya kıtasında. Eğer Türkiye birliğe katılırsa birliğin
sınırları Orta Doğu'ya kadar uzanmış olacak. Türkiye sürekli büyüyen 70
milyonluk nüfusuyla Avrupa Birliği içindeki dengeleri sarsabilir.
Hepsinin ötesinde AB'nin serbest dolaşım politikası 70 milyon Müslüman
nüfusun kıta üzerinde serbest dolaşımına yol açacak. Bu durum da
Müslüman azınlıklar konusunda halihazırda mevcut olan endişeleri artıyor.
Bu görüşlerin hiçbiri gözardı edilebilecek türden değil. Türkiye İslam
ve demokrasiyi bir araya getirebilen bir ülke. Eğer Türkiye AB'nin
Kopenhag Kriterleri'ni yerine getirdikten sonra bile reddedilirse bu,
İslam dünyasında Müslümanlara karşı olan ırkçı bir tutumun sembolü
haline gelecek. Türkiye bu duruma Batı'dan uzaklaşarak, İslami bir
kimliği benimseyerek ve hatta NATO'dan ayrılarak tepki verebilir. Bu da,
Bush'un İslam demokrasisini yayma politikasını zayıflatacaktır... Türkiye'nin
dostu olarak Washington, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğinin
reddedilmesi halinde Amerika'yı, NAFTA üyelerini, AB'yi, AB üyesi
olmayan Norveç ve Türkiye gibi bazı ülkeleri aynı çatı altında toplayan
bir Atlantik ötesi Serbest Ticaret Alanı yaratmak için harekete
geçebilir. Böyle bir girişimin getireceği avantajları düşünün: Türkiye
bu şekilde yeni Atlantik oluşumunda prestijli bir role sahip olabilir.
Rusya ve Orta Doğu'ya genişleyen Atlantik ittifakı ortak ekonomik
çıkarlar altında buluşup daha da gelişebilir. Fransa'nın karşı çıkacak
olmasına rağmen bu durum kendilerini Türklerin kancasından
kurtaracağından birçok Avrupa ülkesi için memnuniyet verici olacaktır."
FRANSA BASINI:
AFP'nin (29/06) "Irak'tan
Sonra, Türkiye'nin AB Üyeliği de Bush ile Chirac Arasında Tartışma
Konusu Oldu" başlığı altında ve Sylvie Briand imzasıyla yer verdiği bir
haberde, Türkiye'nin münazaalı AB üyeliği konusunun, İstanbul'da, Irak
konusunda zaten anlaşamayan ABD Başkanı George W. Bush ve Fransa
Cumhurbaşkanı Jacques Chirac arasında bir kez daha tartışma konusu
olduğu belirtilmektedir. Herşeyin Bush'un, Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'la yaptığı görüşmenin başında, Avrupalılar arasında derin fikir
ayrılıklarına sebep olan konuya müdahale ederek, Türkiye'nin AB'ye üye
olması gerektiğini açıklamasıyla başladığı, Chirac'ın cevabının hemen
ertesi gün geldiği ve "Bush, yalnızca çok ileri gitmedi, aynı zamanda
kendisine ait olmayan bir alana ayak bastı" dediği ifade edilen haberde,
Chirac'ın, "Bush'un, AB ile ilgili herhangi bir yol göstermeye veya
herhangi bir emir vermeye hakkı yoktur. Bu, aynı benim ABD'ye Meksika
ile olan ilişkilerini nasıl yöneteceğini açıklamam gibi bir şey" diyerek,
Türkiye'nin AB'ye yönelişinin "geri dönüşü" olmadığını da belirttiği
kaydedilmektedir.
Chirac'ın
uyarılarını umursamayan Başkan Bush'un, İstanbul'daki Galatasaray
Üniversitesi öğrencilerine yaptığı bir konuşmada da Bush'un, "ABD, bir
Avrupa gücü olarak Türkiye'nin AB'de yeri olduğunu düşünüyor" dediği ve
bu üyeliğin "Müslüman dünya ve Batı arasındaki ilişkilerde büyük bir
ilerleme sağlayacağını" belirttiği vurgulanan haberde, ABD Başkanı
Bush'un, "Türkiye'yi AB'ye dahil etmek, AB'nin tek bir dini kabul eden
özel bir kulüp olmadığını ve medeniyet çatışmasının aşılmış olduğunu gösterecektir"
diyerek, bu Müslüman ülkenin, "demokratik, hür ve terörizm ile mücadele
konusunda bir müttefik" olduğunu ve "ABD'nin desteğine güvenebileceğini"
belirterek Türkiye'yi övdüğüne işaret edilmektedir. Türkiye Başbakanı
Recep Tayyip Erdoğan'ın ise tartışmayı daha da alevlendirmemek için
elinden geleni yaparak, ABD Başkanı için "dünyanın en güçlü ülkesinin lideri"
olduğunu ve Türkiye'nin AB üyeliği hakkında fikrini belirtmeye hakkı
olduğunu söylediği, ancak kararı yalnızca Avrupalıların verebileceğini
de hatırlattığı belirtilmektedir.
İNGİLTERE
BASINI:
The Independent
gazetesinde (29/06) "Türkiye ve AB, Chirac ile Bush Arasındaki En Son
Savaş Alanı Oldu" başlığı altında ve Stephen Castle imzasıyla yayımlanan
bir haberde, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın George Bush'u Türkiye'nin
üyelik başvurusunu destekleyerek işlerine karışmakla suçlamasıyla,
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılma girişiminin Atlantik aşırı yeni
bir tartışmanın odak noktası haline geldiği belirtilmektedir. AB'nin
Ankara ile müzakerelere başlanıp başlanmayacağı konusunda karar vermesi
gereken aralık ayı yaklaşırken, Türkiye'nin başvurusunun son derece
hassas bir aşamada olduğu ifade edilen haberde, Chirac'ın, ABD
Başkanı'na kendi işine bakmasını söylediği ve Bush'un, ABD'nin
Türkiye'nin artık AB üyeliğine hazır olduğuna inandığını söyleyerek çok
ileri gittiğini belirterek, İstanbul'daki NATO zirvesinde, "Başkan Bush
gerçekten de benim anladığım şekilde konuştuysa, sadece çizmeyi aşmakla
kalmamış, kendi alanı olmayan bir konuya da girmiş" dediği
aktarılmaktadır.
Türkiye ile üyelik
müzakerelerinin başlatılıp başlatılmayacağının, AB liderlerini bekleyen
en hassas karar olduğu ve yaklaşık 70 milyonluk nüfusunun, Türkiye'yi
Birliğin ikinci en büyük ve çoğunluğu Müslüman ilk üyesi haline
getireceği, Avrupa anayasasıyla yürürlüğe girecek kısmen nüfus
büyüklüğüne dayalı yeni oylama sistemi nedeniyle Türkiye'nin üyeliğinin,
AB'deki güç dengesini önemli oranda etkileyeceği vurgulanan haberde,
üyelik müzakerelerinin başlaması için Recep Tayyip Erdoğan
başkanlığındaki Türk Hükümeti'nin "Kopenhag Kriterleri" olarak
adlandırılan insan hakları ve demokrasi kriterlerine uymak amacıyla
iddialı bir reform programı başlattığı ve bu hedefleri tutturup
tutturamadığının, AB liderlerinin aralık ayında üyelik müzakereleriyle
ilgili kararından önce Avrupa Komisyonu tarafından değerlendirileceği
hatırlatılmaktadır.
Haberde, Fransa ve
diğer AB ülkelerinin, Türkiye'nin üyelik müzakerelerinin yıllarca
süreceği konusunda uyarıda bulundukları, bununla birlikte, resmi
müzakerelerin başlatılmasının Türkiye'nin AB'ye katılma çabasında bir
dönüm noktası olacağı, zira şimdiye kadar müzakereler başladıktan
sonra hiçbir ülkenin Birliğe katılmasının reddedilmediğine işaret
edilmektedir.
Aynı haber, The Guardian
gazetesinde de yer almaktadır.
Reuter'in
(29/06) "NATO Zirvesi... Türkiye, AB Girişimine Güçlü Destek Topladı"
başlığı altında ve Gareth Jones imzasıyla yer verdiği bir haberde,
Türkiye'nin yıllardır süren Avrupa Birliği'ne katılım girişiminin,
AB'nin ağır topları Fransa ve Almanya ile NATO müttefiki ABD'nin güçlü
destek ifadeleriyle hız kazandığı belirtilmektedir. Diğer pek çok Batılı
liderle birlikte Nato zirvesine katılan Almanya Başbakanı Gerhard Schröder'in,
Türkiye'ye aralık ayında katılım görüşmelerine başlaması için yeşil ışık
yakılacağına inandığını söylediği belirtilen haberde, Ankara'nın uzun
süredir Türkiye'nin katılım girişimine soğuk yaklaştığını gördüğü Fransa
Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın, Türkiye'nin ne zaman Birliğe
katılabileceğini söylemese de, "geri dönülemez" bir süreçten söz ettiği,
Chirac'ın kendi işine bakması uyarısına kulak asmayan ABD Başkanı George
W. Bush'un ise, Batı ile Müslüman dünya arasında ilişkileri
geliştireceğini söyleyerek, Washington'un Türkiye'nin AB üyeliğine uzun
süredir verdiği desteği yinelediği kaydedilmektedir.
Schröder
zirvenin ikinci ve son gününde düzenlenen basın toplantısında, "Avrupa
Komisyonu'nun Türkiye ile ilgili olumlu bir ilerleme raporu
yayımlayacağını düşünüyoruz ve bu temelde Türkiye'nin katılım
görüşmelerine başlaması yönünde oy kullanacağız. Siyasi kriterler
karşılanmış olsaydı 41 yıl önce verdiğimiz sözü yerine getirebilirdik"
dediği belirtilen haberde, Chirac'ın ise basın toplantısında, son
kararın yine Komisyon'a bağlı olacağı uyarısında bulunarak, "Türkiye'nin
katılımı yönünde geri dönülmez bir ilerleme yaşanıyor" dediği aktarılmakta
ve İngiltere, İtalya ve İspanya'nın, NATO zirvesinde Türkiye'nin AB'ye
katılımına verdikleri desteği yineledikleri ifade edilmektedir.
İTALYA
BASINI:
La Repubblica
gazetesinde (29/06) "Chirac, AB'ye Üye Olmak İsteyen Türkiye Konusunda
ABD'yi Frenliyor" başlığı altında ve Andrea Bonanni imzasıyla yayımlanan
bir yorumda, NATO zirvesi ve bu çerçevede Irak ile Afganistan
konularındaki tartışmalar ele alınmaktadır. Irak nedeniyle Türkiye ile
bozulan ilişkileri onarmak isteyen ABD Başkanı Bush'un, İrlanda'da
gerçekleştirilen ABD-AB zirvesi sırasında, Ankara'nın kendini Avrupa'ya
kabul ettirmeye yönelik çabalarının savunuculuğunu yapmaya yeniden ve
alenen başladığı, Prodi ve AB Dönem Başkanı İrlanda'nın Başbakanı ile
birlikte gerçekleştirdiği ortak basın toplantısında, "Türkiye, AB'ye
girme kapasitesine sahiptir" dediği ve bir gün sonra da, Ankara'ya
yaptığı ziyaret sırasında, Ankara'nın katılım için bir tarih elde etmesi
gerektiğini savunarak dozu artırdığı kaydedilen yorumda, Chirac'ın ise,
ABD Başkanı'na, "Bush sadece çok uzaklara gitmekle kalmadı, bir de
kendisine ait olmayan bir alana girdi. Bu, benim ABD'ye Meksika ile
ilişkilerini nasıl yürütmesi gerektiğini söylememe benziyor" diyerek
karşılık verdiği ifade edilmektedir.
ESKİ SAYILAR