ANKARA, 19/07(BYE)---
Yabancı basın-yayın organlarında 16-18 Temmuz 2004 tarihlerinde
yayımlanan, Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu
hususlara değinilmektedir:
ABD BASINI:
Amerika'nın Sesi
Radyosu'nun 21.00-22.00 Türkçe yayınında (17/07) "'Eğer Ankara'nın
Üyelik Girişimi AB Tarafından Reddedilirse, Türkiye Daha Fazla İslama
Kayar ve İsrail'den Uzaklaşır'" başlığı altında yer verilen bir haberde,
İsrail Başbakan Yardımcısı Ehud Olmert'in Ankara ziyareti ve Türk-İsrail
ilişkilerinin boyutu ele alınmaktadır. Lübnan asıllı gazeteci ve United
Press International Haber Ajansı'nın Washington'da diplomasi editörlüğünü
yapan Claude Salhani'nin, Türk-İsrail ilişkilerinin yavaş yavaş erozyona
uğradığını söyleyerek, "Eğer Ankara'nın üyelik girişimi yıl sonunda AB
tarafından reddedilirse, Türkiye daha fazla İslama kayar ve İsrail'den uzaklaşır."
şeklindeki düşencesine yer verilen haberde, Salhani'nin, "Bence
Türkiye'nin İsrail'le ilişkilerini zayıflatması, AB'den olumlu değil,
olumsuz yanıt alması durumunda mümkün olabilir. 'Madem AB bizi reddetti,
biz de İslama dönelim' derler. O yüzden AB ve Türkiye'nin, bu duruma
hazırlıklı olmaları ve ülkenin Batı ittifakı içinde kalması için bir (b)
planını hazır tutması gerek. Ancak korkarım böyle bir plan hazır değil.
Geçenlerde Türkiye'deki iktidar partisinin başkan yardımcısını dinlerken,
böyle bir planın olmadığını öğrendim, bu da ciddi bir tehlike oluşturuyor."
dediği aktarılmaktadır. Haberde, Türkiye-İsrail ilişkilerinin varlığını
sürdürmekle birlikte bir zedelenme süreci yaşadığına dikkat çeken
Salhani'nin, uzun vadede iki devletin de birbirine ihtiyacı olduğunu ve
Türkiye'nin bu ilişkiye nasıl baktığını ise, "Türkiye açısından
önümüzdeki altı ayda nelerin ortaya çıkacağına bakmamız gerek. Eğer AB
Türkiye'ye tarih verirse bir sorun olacağını sanmıyorum ama vermezse,
Türkiye'nin daha köktendinci bir yaklaşım benimsemesi mümkün." şeklinde
değerlendirdiği kaydedilmektedir.
Amerika'nın Sesi
Radyosu'nun 21.00-22.00 Türkçe yayınında (16/07) "Türkiye'de Alevi
Varlığı Hem Tanınmalı Hem de Yasal Güvence Altına Alınmalıdır" başlığı
altında yer verilen bir haberde, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu'nun
Brüksel'de AB Komisyonu ile görüştüğü ve Hasan Öğütçü başkanlığındaki
heyetin, Komisyon yetkililerine Türkiye'nin AB üyeliği sürecine ilişkin
bir dosya sunduğu belirtilmektedir. Dosyada Türk Hükümeti'nin,
uygulamadaki eksikliklere rağmen, Kopenhag Kriterleri doğrultusunda
olumlu adımlar attığının belirtildiği ve üyelik müzakerelerine
başlanması için Türkiye'ye Aralık 2004'de tarih verilmesinin
gerektiğinin vurgulandığı ifade edilen haberde, dosyada başta Alevilerin
sorunları olmak üzere, Türkiye'deki uygulamalarla ilgili bazı
şikayetlerin de yer aldığı kaydedilmektedir. Haberde, Avrupa Alevi
Birlikleri Konfederasyonu Genel Sekreteri Hasan Öğütçü'nün Komisyon'a sunulan
dosya hakkında, "Görüşmemiz 9 Temmuz 2004 tarihinde Brüksel'de oldu.
Daha önce sayın Verheugen'e gönderdiğimiz mektuba ilişkin bir görüşme
oldu. Görüşmede ilk önce Türkiye'nin AB'ye girmesinin hem Türkiye'deki
insanlarımızın, hem de bizler için çok önemli olduğunun altını çizdik.
Daha sonra da AB'nin Türkiye ilerleme raporunda belirttiği konuları,
özellikle Alevilerle ilgili konuları ele alarak somut olarak uygulama
alanında neler yapılıp neler yapılmadığını konuştuk." dediği
aktarılmaktadır.
ALMANYA BASINI:
Financial Times
Deutschland gazetesinde (16/07) "Schröder, AB Anayasası'nın 2004 Yılı
İçinde Onaylanmasını İstiyor" başlığı altında ve Peter Ehrlich-Andrew
Gowers imzalarıyla yayımlanan bir yazının Türkiye ilgili bölümünde, Başbakan
Schröder'in, Avrupa Anayasası'nın Federal Almanya Parlamentosu'nda
onaylanması konusuna değindiğine yer verilmektedir. Başbakan Schröder,
Türkiye'nin muhtemel AB üyeliğiyle ilgili tartışma konusunda ise, AB
devlet ve hükümet başkanlarının 2004 yılının sonunda katılım müzakerelerinin
başlatılması yönünde karar almalarını umut ettiğini söylediği belirtilen
yazıda, AB Komisyonu'nun raporunda, müzakerelerin başlatılmasının
tavsiye edilmesi halinde, "şartlı bir evet" çıkması ihtimali olduğunu söyleyen
Başbakan Schröder'in, bunun "müzakerelerin hemen başlamak zorunda
olmadığı" anlamına geldiğini belirttiği kaydedilmektedir. Yazıda,
Almanya'nın prensipte müzakerelerden yana olduğunu söyleyen Schröder'in,
"Biz sözümüzü tutacağız." dediği ifade edilmektedir.
İNGİLTERE BASINI:
Financial Times
gazetesinin internet sayfasında (16/07) "Türkiye Avrupa'nın Güvenlik
Alanında Çıkarlarını Savunarak Batılı Olduğunu Kanıtlamıştır" başlığı
altında ve Yörük Işık imzasıyla yayımlanan okuyucu mektubunda şöyle
denilmektedir: "Sayın Joachim Wuermeling, 14 Temmuz tarihli mektubunda,
Türkiye'nin üyeliğinin Avrupa Birliği'nin geleceğini şaibeli hale
getireceğini ve AB'nin kimliğinin, siyasi ve ekonomik alandaki görüşlerinin
Türkiye'ye karşı korunması gerektiğini iddia ediyor... Bosna'da yapılan
mukabelenin etkisiz olmasına yol açan AB'nin siyasi vizyonudur ve bundan
çok daha kötüsü, Ruanda'daki soykırımda Belçika'nın ve Fransa'nın suça
iştirak etmesine izin veren de aynı vizyondur. Sayın Wuermeling,
Avrupa'nın bir Asya ve Müslüman ülkesi olan Türkiye'nin Avrupa
Birliği'ne üyeliğine hazır olmadığını ileri sürüyor. Böyle bir görüş
Bavyera'da geçerli olabilir, ancak bugünün Avrupası'nda ırkçılık kokuyor.
Türkler, Avrupa'nın kanunlarını ve kurallarını kabul edecekler mi? Kabul
ettiler bile. Türk şirketleri de Ortak Pazar kurallarına uyuyor. Türk
vatandaşlarının kendi davalarını Avrupa mahkemelerine götürme hakları
var. Ayrıca Türkiye'de son olarak yapılan iki seçim, Avrupa yanlısı
reformlar yapılmasına büyük bir destek verildiğini gösteriyor. Bir NATO
üyesi olarak Türkiye, Avrupa'nın güvenlik çıkarlarını 50 yılın üstünde
bir süredir koruyor. ABD silahlı kuvvetleri Batı Almanya'yı korurken
Türk ordusu NATO'nun doğu kanadını Sovyet istilasından korudu.
Avrupa'nın bütünleşmesinde son 50 yılda ekonomik, sosyal ve siyasi yönden
elde edilen neticeler, Türkiye olmadan mümkün olamazdı. Türkiye'nin
AB'ye üyeliğinin AB'yi Orta Doğu'ya yaklaştıracağı iddiasına gelince, haritaya
acele göz atılmasını öneririm... Sayın Wuermeling'in AB-Malta
Komitesi'nde bulunduğunu hesaba katarsak, Malta'nın başkenti
Valletta'nın Libya'nın Trablus kentinden yalnızca 346 kilometre mesafede
olduğunu biliyor olması gerekir. Peki Wuermeling, Malta ve Kıbrıs'ın da
üyeliklerine aynı coğrafi nedenlerle karşı çıkmış mıydı? Herhalde böyle
bir çözüm önerilmesinin sebebi, AB'nin haritacılık ile ilgili yaklaşımları:
Madeni eurolar üzerinde Kıbrıs, uygunluk sağlanması amacıyla haritada
batıya doğru kaydırıldı. İşte mali yönden sağlam bir AB politikası daha!"
ESKİ SAYILAR