21.07.2004

   

Anasayfa

e-posta


 

         ANKARA, 21/07(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  20 Temmuz 2004 tarihinde yayımlanan ve Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:

 

            ABD BASINI:  

            AP'nin (20/07) "Türkiye Başbakanı AB'ye Katılım  Müzakereleri Konusunda Fransa'da Lobi Yapıyor" başlığı altında  ve Christine Ollivier imzasıyla yer verdiği bir haberde,  Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Paris ziyaretinin, ülkesinin  25 üyeli Avrupa Birliği ile katılım müzakerelerine başlamak  için AB liderlerini ikna etme çabası kapsamında olduğu ifade  edilmektedir. Fransa Başbakanı Jean-Pierre Raffarin'in,  Erdoğan'la görüşmesinin ardından, "Bu sonbahar yayımlanacak  Komisyon raporunu büyük dikkatle inceleyeceğiz." dediği  aktarılan haberde, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın,  Türkiye'nin AB'ye girişine karşı çıkması yönünde kendi  partisi içinde büyük baskı altında olduğu, fakat Raffarin  ile yaptığı toplantının ardından konuşan Erdoğan'ın,  aradaki görüş ayrılıklarının üstünde durmuyor göründüğüne  işaret edilmektedir. Erdoğan'ın, "Fransa'nın Avrupa  meselesinde bize verdiği desteğin -özellikle de  Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın arabuluculuğuyla- devam  edeceğini umuyoruz." dediği belirtilen haberde, Avrupa ve  Asya'nın kesişme noktasında yer alan Türkiye'nin, bu yılın  sonların da üyelik müzakerelerine başlamayı umduğu ve  Türkiye'nin üyeliğinin AB'nin sınırlarını Suriye ve Irak'a  uzatacağı kaydedilmekte ve ABD'nin baskısının, AB  liderlerinin 2002 Kopenhag zirvesinde bu yılın sonunda  Türkiye ile üyelik müzakerelerinin başlatılıp  başlatılmayacağına yönelik bir cevap verme kararı  almalarında önemli bir unsur olduğu vurgulanmaktadır.

 

            ALMANYA BASINI: 

            Frankfurter Allgemeine Zeitung'da (20/07) "Raffarin,  Erdoğan'a Destek Güvencesi Veriyor" başlığı altında ve  "mic" rumuzuyla yayımlanan bir yazıda, Başbakanı Recep  Tayyip Erdoğan'ın, ülkesinin AB üyeliği için destek  toplama girişimde bulunacağı Paris'e Geldiği ve Fransız  basınında, Türkiye'den, 1915 yılındaki Ermeni soykırımıyla  ilgili tarihi yükümlülüğünü kabul etmesini talep eden  çok sayıda ilan çıktığı belirtilmektedir. Fransız  Parlamentosu'nun, 2001 yılında, Fransa'nın Ermeni halkına  yönelik soykırımı resmen tanıyan bir yasa çıkardığı  hatırlatılan yazıda, Fransa'daki etkin Ermeni örgütlerinin  şimdi de, Erdoğan'ın "iyi niyetini" Ermeni meselesinde  sınamak istediklerine işaret edilmektedir. Başbakan  Erdoğan'ın, Türkiye'ye ilişkin tartışmada sonunda  Cumhurbaşkanı Chirac'a sadakatte karar kılan Fransa  Başbakanı Raffarin ile görüştüğü belirtilen yazıda,  Türkiye'nin AB üyeliği konusunda uzun süre tereddüt yaşayan  Raffarin'in, artık ülkenin Birliğe alınmasını desteklediği  ve böylece Chirac'ın çizgisini izlediği kaydedilmektedir.

 

            BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ BASINI: 

            El Halic gazetesinin internet sayfasında (20/07)  "Türkiye'nin Orta Doğu'daki Merkezi Rolünün Özellikleri"  başlığı altında ve Halid el Sircani imzasıyla yer alan bir  yorumda, Suriye Başbakanı Naci Otri ve İsrail Başbakan  Yardımcısı Ehud Olmert'in Türkiye'ye ziyaretleri ele  alınmaktadır. Bu iki ziyaretteki temel göstergenin,  Türkiye'nin, Orta Doğu'daki siyasi ve diplomatik  aktivitelerin ana ekseni durumuna geldiği ve bu durumun,  Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 2002 yılında iktidara  gelmesiyle daha bir yoğunluk kazandığı belirtilen yorumda,  hükümetin bir yandan, Arap dünyasının yıllarca bölgeyle  ilgili, özellikle de terörle mücadele maskesi arkasından  İslam ülkelerinin kuşatılmasını planlayan Amerikan  politikalarına sürekli taraf olan Türk resmi siyasetine  karşı duydukları tedirginlikleri ortadan kaldırdığı, bir  yandan da, Arap ve İslam ülkeleriyle köprüler kurmaya  çalıştığı vurgulanmaktadır. Hükümetin, bununla da  kalmayarak, bir taraftan komşu ülkelerle bir taraftan da  Avrupa ve Amerika başta olmak üzere, Batı dünyasıyla da  Türkiye'nin ilişkilerini geliştirdiği ve giderek Batı ile  bölge arasında bağlantı ve istişare ekseni haline geldiği  ifade edilen yorumda şöyle denilmektedir: "Bu noktaya  ilişkin olarak, Avrupa ve Amerika'nın bu rolü oynaması  için Türkiye'ye, ister doğrudan isterse dolaylı yoldan  olsun yeşil ışık yakmış olduğuna da işaret etmek gerekir.  Böylece Türkiye'nin önündeki kapılar bölgeyle ilgili  konularda sonuna kadar açılmış oluyor. Bunun  göstergelerinden biri, Amerika'nın bölgeyle ilgili  tasarladığı 'Büyük Orta Doğu' projesini basına sızmadan  önce Türkiye'ye açması oldu. Avrupa'ya gelince, son  dönemde Türkiye ile temasları o kadar arttı ki, Türkiye'yi  AB üyesi hayaline bile önceden hiç olmadığı kadar  yakınlaştırdı. Türkiye'de, Türkiye'nin AB üyeliğini,  Ankara'nın Doğu ile Batı arasında kültürel ve ekonomik  köprü olma becerisinde başarılı olmasına bağlayan bir  takım çevreler dahi vardır. Nitekim Türkiye'nin Arap  dünyasıyla bağlantılarını sıklaştırması giderek artıyor,  bir yığın ikili sözleşme imzalanıyor ve koordinasyon  grupları oluşturuluyor. Bütün bunları Türkiye'nin oynamayı  üstlendiği rolün alt yapısı olarak değerlendirmek mümkündür.  Bir yandan da bu alt yapı, Türkiye'nin AB'ye tam üye  olmasını da kolaylaştıracaktır."

 

            FRANSA BASINI: 

            Le Telegramme gazetesinin internet sayfasında (20/07)  "Türkiye'nin İkna Etmek için Üç Günü Var" başlığı altında  yer alan bir haberde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın üç  günlük resmi bir ziyaret için Fransa'ya geldiği ve  Erdoğan'ın, ziyareti sırasında ele alacağı başlıca konunun  Türkiye'nin AB'ye üyeliği olacağı belirtilmektedir.  Türkiye'nin üyeliğine Fransa Hükümeti'nin destek verdiği,  kamuoyunun endişeli, Fransız siyasi arenasının ise bölünmüş  durumda olduğu ifade edilen haberde, Başbakan Recep Tayyip  Erdoğan'ın üç günlük resmi ziyareti sırasında Fransız  yetkililerle Türkiye'nin AB'ye üyeliği konusundaki  görüşmeleri ele alınan haberde, Fransa Cumhurbaşkanı  Jacques Chirac'ın, kriterlerin yerine getirilmesi durumunda  Türkiye'nin AB'ye girmesi taraftarı olduğu ve NATO zirvesi  sırasında, Türkiye'nin, AB'ye doğru "geri dönüşü olmayan  bir yolda" ilerlediğini ve eğer kriterleri tamamladığına  kanaat getirilirse AB'ye girebileceğini söylediği  hatırlatılmaktadır. Türkiye'nin adaylığına sorun teşkil  eden diğer bir konu olarak, sözde Ermeni soykırımını  tanımamasının da Fransa'da gündeme getirildiği belirtilen  haberde, Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nde (IFRI)  araştırmacı olan Eddy Fougier'in, Türkiye'nin adaylığını  "hassas bir konu" olarak nitelendirdiği ve Fransız  Hükümeti'nin konuyla ilgili halihazırdaki tavrı ile  kamuoyunun tavrının paralel olmadığını ifade ederek, "Son  yapılan kamuoyu yoklamaları Fransızların büyük bir  çoğunluğunun Türkiye'nin üyeliğine karşı olduğunu gözler  önüne seriyor. Bazıları İslam'dan, milliyetçiler ise  göçmenlerden korkuyorlar." dediği aktarılmaktadır.

            AFP'nin (20/07) "Barnier: Türkiye'nin AB'ye Üyelik  Yolu Uzun" başlığı altında yer verdiği bir haberde, Fransa  Dışişleri Bakanı Michel Barnier'in yaptığı açıklamada,  Türkiye'nin AB'ye üyeliğinden önce "yolun halen uzun"  olduğunu söyleyerek, bu ülkenin iyi yolda ilerlediğini  belirttiği kaydedilmektedir. Başbakan Recep Tayyip  Erdoğan'ın, Türkiye'nin AB'ye adaylığına destek aramak  için Fransa'yı ziyareti vesilesiyle Europe-1 radyosunun  sorularını yanıtlayan Barnier'in, "gerçeği söylemek  gerektiğini" belirttiği ifade edilen haberde, üyelikten  yana olan Barnier'in, "Türkiye AB'ye hemen yarın girmeyecek.  Yol halen çok uzun ve bu ülke hazırlıklarını yaparken ve  ilerlemeler sağlarken belli bir süredir bu yolda ilerliyor."  dediği aktarılmaktadır. Haberde, Dışişleri Bakanı Barnier'in,  "Türkiye'nin Avrupa modeli olan demokratik, ekonomik ve  sosyal model yönünde ilerlemesinden" memnuniyet duyduğunu  söylediği belirtilmektedir.

            AFP'nin (20/07) "Erdoğan, Türkiye'nin AB'ye Adaylığı  Konusunda İş Çevrelerinin Yardımını İstedi" başlığı altında  yer verdiği bir haberde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın,  MEDEF işadamları derneği ile buluşması sırasında Fransız iş  çevrelerini, ülkesinin AB'ye üyelik çabalarını desteklemeye  çağırdığı ve Türkiye'de yatırım yapmaya davet ettiği  belirtilmektedir. Fransa Müteşebbisler Hareketi (MEDEF)  tarafından düzenlenen bir buluşma sırasında yaptığı  açıklamada Erdoğan'ın, "Tabii ki diplomatik sürece  müdahale etmenizi beklemiyorum, ama bu alanda katkıda  bulunabilirsiniz." dediği aktarılan haberde, Erdoğan'ın,  "Fransız ekonomik çevrelerinin diplomatik sürece de katkıda bulunabileceğinden eminim, diplomatik yardımları olduğundan  eminim ve biz bunu bekliyoruz." dediği, MEDEF Başkanı  Ernest-Antoine Seilliere'nin de, buluşmada hazır bulunan  yüz kadar işadamı ve teşkilatın "bütün kalbiyle" Türkiye'nin  yanında olduğu şeklinde cevap verdiği ve ayrıca MEDEF'in  "diplomatik alanda nüfuzunun olmadığını" hatırlattığı  kaydedilmektedir. Haberde, Ernest-Antoine Seilliere'nin,  Ekonomik açıdan Türkiye'nin, bol miktarda Fransız  yatırımlarını ve projelerini cezbeden "geleceğin ülkesi"  olduğunu belirterek, " Bir şey yapamasak da, yolunuz açık  olsun." dediği belirtilmektedir.

            AFP'nin (20/07) "Chirac, Erdoğan'a Türkiye'nin Üyeliği  Konusundaki Desteğini Yineledi" başlığı altında ve Suzette  Bloch imzasıyla yer verdiği bir haberde, Fransa  Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın, Paris'e resmi ziyarette  bulunan Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ı Elysee Başkanlık  Sarayı'nda kabul ederek, Türkiye'nin AB üyeliği konusundaki  desteğini yinelediği belirtilmektedir. İki liderin başbaşa  görüşmesinin ardından Elysee tarafından yapılan açıklamada,  "Chirac, Türkiye'nin AB'ye üyeliğinin mümkün olduğu anda  arzulandığını hatırlattı." denildiği belirtilen haberde,  Fransa Cumhurbaşkanı Chirac'ın, "Türkiye'nin önemli  ilerlemeler kaydettiğinin ve demokratik, ekonomik  reformları uygulamaya koymaya devam etmesi ve  yoğunlaştırması gerektiğinin" altını çizdiği, görüşmeden  önce Erdoğan'ın gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye  ile Fransa arasında, tarihi ve ekonomik bağlar gözönüne  alındığında, siyasi bir anlaşmazlık yaşanmasının  "düşünülemez" olduğunu belirttiği kaydedilmektedir.  Paris ziyaretinin ikinci gününde Erdoğan'ın, konu hakkında  çok çekinceli ve bölünmüş olan Fransa'da, Türkiye'nin  üyeliği için destek kampanyasında önemli bir destek elde  etmiş olduğu ifade edilen haberde, Fransa  Cumhurbaşkanlığı'nın, Chirac-Erdoğan görüşmesinin ardından  konu hakkında yaptığı açıklamada, müzakerelerin "sonuçlanmak  üzere" olduğunu belirttiği vurgulanmaktadır. Haberde,  Erdoğan'ın, Türkiye'nin üyeliği hakkında şüphelerin,  çekincelerin ve tartışmaların devam etmesinden üzüntü  duyduğunu belirterek, gazetecilere yaptığı açıklamada  "Yaptığımız reformlara rağmen bu tartışmaların hala  varolması bizi üzüyor." dediği aktarılmaktadır.

 

            İNGİLTERE BASINI:  

            Reuter'in (20/07) "Türkiye Başbakanı AB'ye Girmek için  Fransa'da Destek Arıyor" başlığı altında ve Jon Boyle  imzasıyla yer verdiği haberde, Başbakan Recep Tayyip  Erdoğan'ın, Fransa temaslarında, ülkesinin Avrupa Birliği'ne  girme çabasına hız verdiği ve Fransız liderlerinin, ülkenin  yasalarını AB normlarına uygun hale getirmek için yapılan  düzenlemelerdeki gelişmeler konusunda bilgilendirdiği  kaydedilmektedir. Fransa'nın, önde gelen AB üyeleri arasında  Türkiye'yi kabul etmek konusunda hala çekincelere sahip tek  ülke gibi gözüktüğü ve 70 milyonluk bir nüfusa sahip olan  Türkiye'nin insan hakları sicilinin geçmişte çok  eleştirildiği hatırlatılan haberde, Fransa'daki üç günlük  ziyaretine başlayan Tayyip Erdoğan'ın, Fransa Başbakanı  Jean-Pierre Raffarin'e, Türk kanunlarını uyumlu hale  getirme konusunda sürdürülen çabaları anlattığını söylediği belirtilmektedir. Erdoğan'ın, Fransa Başbakanı ile yaptığı  görüşmenin ardından, "Fransa'nın Avrupa meselesinde bize  verdiği desteğin -özellikle de Cumhurbaşkanı Jacques  Chirac'ın arabuluculuğuyla- devam edeceğini umuyoruz."  dediği ifade edilen haberde, Rafarin'in de gazetecilere  yaptığı açıklamada, "Komisyonun bu sonbaharda sunacağı  raporu büyük bir dikkatle inceleyeceğiz. Avrupa Konseyi'nin  bu önemli konuda aralık ayında bir karar vermesini umuyoruz."  şeklindeki ifadesi aktarılmaktadır.

            Reuter'in (20/07) "Fransa: Türkiye'nin Gerçekleştirdiği  Reformları Memnuniyetle Karşılıyoruz, Ancak Üyelik için Uzun  Yıllar Var" başlığı altında ve Elizabeth Pineau imzasıyla  yer verdiği bir haberde, Fransa'nın, Türkiye'ye,  gerçekleştirdiği ekonomik ve siyasi reformlara devam etmesi  konusunda çağrıda bulunduğu, ancak Ankara'nın tam üye  olabilmesi için daha yıllar olduğu uyarısında bulunduğu  belirtilmektedir. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Fransa  Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ile yediği "gayet olumlu"  çalışma yemeğinden oldukça memnun ayrıldığı belirtilen  haberde, Chirac'ın sözcüsünün muhabirlere yaptığı açıklamada,  Fransa'nın Türkiye'nin 25 üyeli Birliğe girişinin "gerçekten  mümkün olduğu zaman arzu ettiğini" söylediği, Chirac'ın  Erdoğan'a, "Türkiye büyük bir ilerleme kaydetti. Demokratik  ve ekonomik reformların uygulanmasına devam etmeli,  çabalarını yoğunlaştırmalıdır." dediği kaydedilmektedir.

           

            YUNANİSTAN BASINI: 

            İmerisia gazetesinde (20/07) "Anayasa Antlaşması ve  Türk Tarihi" başlığı altında ve Yorgos Kapopulos imzasıyla  yayımlanan bir yorumda, Başbakan Erdoğan'ın, Cumhurbaşkanı  Chirac'ın 2005 yılının son aylarında Avrupa Anayasası  konusundaki anlaşmanın onaylanması için yapacağı  referandumun gölgesinde, üç günlük Fransa ziyaretine  başladığı belirtilmekte ve şöyle denilmektedir: "Fransa'da  meydana gelen AB'nin geleceği konusundaki çatışma, acaba  Ankara'nın Avrupa yönelimini etkileyebilir mi? Sorunun  Avrupa boyutları çerçevesinde başka türlü dile getirilmesi  belki daha doğru olur: Merkezinde, Anayasa Antlaşması'nın  reddedilmesi durumunda meydana gelmesi olası bir krizin  bulunduğu bir ortamda Ankara, üyelik müzakerelerinin  düzenli bir şekilde ilerletileceğini ümit edebilir mi?  Teorik düzeyde bu iki konu birbiriyle bağlantılı değildir.  Ankara, Anayasa Antlaşması reddedilse de müzakerelere  devam edebilir. Ancak, Anayasa Antlaşması'nın olası reddi  nedeniyle Avrupa'da meydana gelecek bir kriz, müzakereleri  duraklama aşamasına getirebilir: Hangi kanunlar  çerçevesinde işlevsel olacağını bilmeyen bir AB'nin  gelecekteki genişlemesine yönelik müzakerelerde bulunması  düşünülemez. Yukarıda sözünü ettiğimiz olasılık ne  gösteriyor? Herşeyden önce, Ankara'nın müzakerelere başlama  tarihi elde etmesinin değerinin tartışılır olduğu ortaya  çıkıyor. İkincisi, Anayasa Antlaşması'nın reddedilmesi  durumunda cereyan edecek krizin gerçek boyutları belli  oluyor: Meydana gelecek olan çatışma sadece AB'nin kurumsal  çerçevesiyle ilgili olmayacak, '25'ler Avrupası'nın  ekonomik-sosyal dengeleri ve kültürel kimliğiyle de ilgili  olacaktır... Fransa'da, Türkiye'nin Avrupa yönelimi konusu  ile Anayasa Antlaşması konusu arasında bağlantılar  bulunuyor: Kültürel ve dini uyuşmazlıktan başlayarak  yeterince demokratikleşmemenin tespitine kadar uzanan allak  bullak bir cephenin, siyasi sahneyi yatay olarak ikiye  ayıran bir cephenin oluşması; Paris'in Ankara'ya 'evet'ini  pahalıya ödenmesi gerekecek bir faturaya bağlayabilir.  Berlin ve Londra ile çatışma durumuna düşmemek için gerçekçi  bir politika uygulamak amacıyla Paris'in Ankara'ya 'evet'  demesi, büyük bir olasılıkla, Anayasa Antlaşması'nın  reddedilmesinden yana olan çevrelere güç kazandıracak...  Birçok Avrupalının bir yandan ulusal hükümetlerinin  politikasına, öte yandan da Türkiye'nin üyelik yönelimine  karşı çıkmak amacıyla Anayasa Antlaşması'nı reddetmesi  imkansız olarak görülmemelidir. AB-Türkiye müzakereleri  konusu birçok değişkeni olan, her geçen gün daha da  karmaşık hale gelen bir denklem olarak gelişiyor."

 

 

 

 

  

 

ESKİ SAYILAR