30.07.2004

   

Anasayfa

e-posta


 
                        
 
     ANKARA, 30/07(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 29 Temmuz 2004 tarihide yayımlanan ve Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
 
     AVUSTURYA BASINI:
 
     Salzburger Nachrichten gazetesinde (29/07) "Yeni Üyeler, Türkiye'nin Avrupa'ya Dahil Olduğu Görüşünde" başlığı altında yayımlanan bir haberde, Bulgaristan Başbakanı Simeon Sakskoburgotski'nin, Salzburg'ta, Türkiye'nin bundan 50 yıl önce NATO'ya katılma sebeplerinden birinin, Batı Avrupa'nın güvenlik açısından çıkarlarını Varşova Paktı ve çeşitli İslam devletlerine karşı korumak olduğunu, bugün aynı Türkiye'ye Avrupa'nın bir parçası olmadığını söylemenin anlaşılır gibi olmadığını, bu yüzden Türkiye'nin de Balkan devletleri gibi gerekli şartları yerine getirir getirmez Avrupa Birliği'ne katılabilmesi gerektiğini söylediği belirtilmektedir. Bulgaristan Başbakanı'nın bu sözleri, Romanya, Arnavutluk, Makedonya ve Karadağ başbakanlarıyla birlikte, Başbakan Wolfgang Schüssel'in daveti üzerine katıldığı üçüncü Salzburg Balkan Konferansı'nda söylediği ifade edilen haberde, Romanya Başbakanı Adrian Nastase'nin de tıpkı Bulgaristan Başbakanı Simeon Sakskoburgotski gibi, Türkiye'nin AB ile giriş müzakerelerine başlama konusunda daha fazla bekletilmesini uygun bulmadığı belirtilmekte ve Nastase'nin, "Tüm Balkanlar'ın olduğu gibi Türkiye'nin de AB yolunda desteklenmesinden yanayım." dediği kaydedilmektedir. Güneydoğu Avrupa İstikrar Paktı Koordinatörü Erhard Busek'in, Türkiye tartışmasının, katılım konusunda kesinlikle Balkanlar'da rekabete dönüşmemesi gerektiğini vurguladığı ifade edilen haberde, Busek'in görüşüne göre, Türkiye tartışmasında söz konusu olan İslam dini değil, asıl bu büyük ülkenin siyasi ve ekonomik sistemini tümüyle kalıcı olarak değiştirmeyi başarıp başaramayacağı olduğu vurgulanmakta ve Busek'in Türkiye'nin AB yolunda birbirilerine karşı koz olarak kullanılmamaları gerektiğine de dikkat çekerek, "Bu, tamamen yanlış bir rekabet olur." dediği aktarılmaktadır.
 
Aynı haber Wiener Zeitung ve Die Presse gazetelerinde de yer almaktadır.
 
Oberösterreichische Nachrichten gazetesinin internet sayfasında (28/07) "Schüssel, AB Genişlemesinin 2014'e Kadar Gerçekleşebileceği Görüşünde" başlığı altında ve APA kaynaklı yer alan bir yazıda, Avusturya Başbakanı Wolfgang Schüssel'in, Salzburg'da biraraya gelen Arnavutluk, Bulgaristan, Makedonya, Karadağ ve Romanya başbakanları ile görüşmesinde, Güneydoğu Avrupa ülkelerinin önümüzdeki 10 yıl içerisinde AB'ye üye olabileceği görüşünde olduğunu ifade ettiği belirtilmektedir. Bu yöndeki bir üyeliğin Avusturya için de "mükemmel bir perspektif" oluşturacağı ifade edilen yazıda, Başbakan Schüssel'in, Slovenya'nın üç aydır AB üyesi olduğunu, Romanya ve Bulgaristan'ın da önümüzdeki iki buçuk yıl içerisinde üye olacağını, Hırvatistan'ın ise gelecek devrede üye olabileceğini savunduğu, ayrıca geri kalan ülkelerin bunu takip eden dönemde üye olmalarını ümit ettiğini ifade ettiği kaydedilmektedir. Bulgaristan Başbakanı Simeon Sakskoburggotski ve Romanya Başbakanı Adrian Nastase'nin ise Türkiye'nin üyeliğine destek verdiği kaydedilen yazıda, Sakskoburggotski'nin konuyla ilgili olarak, "Türkiye 50 yılı aşkın bir süredir NATO üyesidir. Şimdi de Türkiye'nin Avrupa'ya ait olmadığını söylemek çok anlamsız olur." dediği, Nastase'nin ise işbirliğin çok önemli olduğunu, Güneydoğu Avrupa ülkelerinin gerekli standartları ve kriterleri yerine getirdikleri takdirde AB üyesi olabilmeleri gerektiğini ve bunun aynı şekilde Türkiye için de geçerli olması gerektiğini ifade ettiği vurgulanmaktadır.
 
     İNGİLTERE BASINI:
 
     BBC'nin 07.00-07.30 Türkçe yayınından (29/07) "Demokratlar Kasım Ayındaki Başkanlık Seçimlerine İddialı Bir Şekilde Hazırlanıyorlar" başlığı altında yer verilen haberde, ABD Başkanlık seçimlerindeki gelişmeler, Demokrat Parti ve başkan adayı John Kerry'nin dış politika ile diğer konulardaki tutumuna değinilmektedir. Haberde, Washington'dan Yasemin Çongar'ın Demokrat Parti'nin çizgisiyle ilgili değerlendirmelerine yer verilmekte ve "Seçimleri kazanması durumunda Kerry ve ekibi, Türkiye'ye nasıl bakacağı konusunda bir işaret veriyor mu? şeklindeki bir soruya, Çongar'ın, "Demokrat Parti'nin seçim programında Türkiye'nin adı bir kez geçiyor. Terör saldırılarına hedef olan dost ülkelerden birkaçının ismi sayılıyor, bir tanesi de Türkiye. Onun dışında AB ile ilişkileri yakınlaştırmak, AB genişlemesini yakından takip etmek ve tabii Orta Doğu'daki demokratikleşme çabalarına yardım etmek dışında, dolaylı olarak Türkiye'yi ilgilendiren konuların ötesinde spesifik bir politika önerisi yok. Bazı Türk diplomatları ve Ankara'da bazı yetkililer, olası bir Kerry yönetiminin Türkiye'ye mesafeli olabileceğini, örneğin insan hakları, demokratikleşme konusunda eleştirilerde bulunabileceğini belirtiyorlar. Ayrıca Kerry Ermeni Soykırımı iddialarına sahip çıkan bir kişi olduğu ve bunu Beyaz Saray'da da sürdürebileceği kaygısını dile getiriyorlar. Ancak Kerry'nin danışmanlarına sorduğumuzda; örneğin Ermeni Soykırımı konusunda, genellikle başkanların Beyaz Saray'a geldiklerinde daha çok taraf olmama yanlısı bir tutum sergiledikleri vurgusunu işitiyoruz. Kerry'nin ekibinde, ona danışmanlık yapanlar arasında Madeleine Albright gibi, Richard Holbrooke gibi, James Rubin gibi Clinton yönetiminde önemli dış politika görevlerinde bulunmuş, Türkiye'yi çok yakından tanıyan, Türkiye'ye defalarca gitmiş, Türkiye'deki siyasetçilerle bizzat yüz yüze görüşmüş kişiler bulunuyor. Dolayısıyla olası bir Kerry yönetimi bir anlamda Clinton yönetiminden miras alacağı yetkililerle, Türkiye'yi tanımayan, Türkiye'nin önceliklerini bilmeyen bir çehre göstermeyecek. Şunu vurgulamak lazım, Clinton yönetiminde Demokratlar Türkiye'ye özellikle AB ve terörle mücadele konularında çok güçlü bir destek verdiler. Olası bir Kerry yönetimi de muhtemelen bunu devam ettirecektir." şeklindeki görüşü aktarılmaktadır.
 
     KIBRIS RUM BASINI:
 
Fileleftheros gazetesinde (29/07) "Veto Fonu Önünde Yoğun Baskılar" başlığı altında yayımlanan bir haberde, Amerikalıların son 24 saat içinde aleni açıklamalarıyla
Kıbrıs Hükümeti'ne yoğun baskı yaptığı, bunun, Ankara'nın aralık ayında AB ile üyelik müzakerelerine başlama tarihi alması yönünde Washington'un çabalarıyla da bağlantılı olduğunun belirtildiği öne sürülmektedir. Diplomatik kaynaklara dayanılarak, ABD'nin Kıbrıs'ı, hesaba katılmayan unsur olarak gördüğü ve sürekli baskı yaparak, (Kıbrıs Hükümeti'nin) Türkiye'nin AB beklentilerini bloke etmesini engelleyeceğini düşündüğünün kaydedildiği belirtilen haberde, bütün bunların, Kıbrıs Hükümeti'nin, Türkiye'nin talebi 25'lerin önüne konulduğunda buna veto uygulamak niyetinde olduğunu söylememesine rağmen yapıldığına işaret edilmekte, ancak alınan bilgilere göre Başkan Papadopulos'un, Lefkoşa'nın hoşuna gitmeyen hareketlerin devam etmesi halinde veto kullanmak zorunda kalacağı uyarısında bulunduğu ifade edilmektedir. Washington'un, Lefkoşa'nın, Türkiye'ye tarih verilmesini istemeyen AB üyesi ülkeler tarafından kullanılabilmesinden korktuğu kaydedilen haberde, Lefkoşa'daki yetkili kaynakların, Kıbrıs'ın küçük veya büyük ortakları tarafından kullanılmasının söz konusu olmadığına ve politikalarını başka öncelikleri dikkate alarak belirlediğine işaret ettikleri vurgulanmaktadır. Haberde, Dışişleri Bakanlığı Genel Müdürü Sotos Zakheos'un "Türkiye'nin AB ile üyelik müzakerelerine başlamasına ilgi göstermekte olan Amerikalılara; 'Türklere', bir Avrupa ülkesinde işgal ordusu bulundurduğunu ve bu orduları geri çekmesi gerektiğini söylemek zorunda olduklarını söyledik." şeklindeki ifadesi aktarılmaktadır.
 
 
ESKİ SAYILAR