02.08.2004

   

Anasayfa

e-posta


 

 

            ANKARA, 02/08(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  30 Temmuz-01 Ağustos 2004 tarihleri arasında yayımlanan,  Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu  hususlara değinilmektedir:  

            ALMANYA BASINI:  

            Frankfurter Allgemeine Zeitung'da (30/07) "Ekonomik  Cephe Savunması" başlığı altında ve Rainer Hermann imzasıyla  yayımlanan bir yazıda, Türkiye'nin, katılım müzakerelerinin  başlatılmasına hala karşı çıkan son birkaç AB hükümetini de  kazanmak amacıyla bir atak başlattığı belirtilmektedir.  Başbakan Erdoğan'ın ülkesindeki günlük çalışmaları hükümete  bırakarak, AB dosyasını bizzat ele aldığı ifade edilen yazıda,  AB devlet ve hükümet başkanlarının, beş aydan daha kısa bir  süre içinde Türkiye ile müzakereleri başlatıp  başlatmayacaklarına karar verecekleri hatırlatılmakta ve  Türkiye'nin, buna karşı en büyük direnişin Fransa'da olduğunu  gördüğü, Erdoğan'ın bu nedenle 20 Temmuz'da, yüklü ihaleler  ve ekonomik işbirliğine ilişkin yeni önerilerle dolu büyük  bir valiz ile tabii ki bir Airbus tipi uçakla Paris'e gittiği  ve geriye de aynı uçakla döndüğü vurgu yapılmaktadır. Normalde  Erdoğan hükümetini her gün sert bir şekilde eleştiren Kemalist  çizgideki Cumhuriyet gazetesi bile övgüyle, Başbakan Erdoğan'ın Fransızları ikna etmek için bir "ekonomik paket" sunduğunu  yazdığı belirtilen yazıda, Türkiye'nin geçtiğimiz yüzyılda  Fransa'yı ekonomik yaptırımlarla cezalandırdığı günlerin  unutulduğuna işaret edilmektedir. Türkiye'nin Fransa'dan Türk  Hava Yolları için Airbus'tan iki milyar dolar değerinde 36 uçak  siparişi vermesinin ardından gerçekleşen "AB üyeliği için bir  rüşvet mi değil mi?" yönündeki tartışmalara değinilen yazıda  şöyle denilmektedir: "Cephe savunması olarak ekonomi... Komutan  Erdoğan bunu başarıyla uyguluyor. Yatırımcılar da buna izin  veriyorlar. Erdoğan'ın görüştüğü Fransız yatırımcılar da,  planladıkları yatırımlar için bir güvence olarak gördükleri  için Türkiye'nin AB üyeliğini destekliyorlar. Erdoğan Hükümeti, Türkiye'nin AB üyeliğini eleştirenlerin korkularını, katılım müzakerelerinin  başlatılmasının herşeyden önce uluslararası  yatırımcılara bir sinyal olacağını söyleyerek bertaraf etmeye  çalışıyor... Türkiye'de halihazırda faaliyet göstermekte olan  yabancı yatırımcılar, Türkiye'nin AB üyeliğinin kendi şirketleri  için hiçbir şey getirmeyeceğini, bunun yalnızca küçük yatırımcılar   için bir kazanç olacağını söylüyor olsalar da, bu tam olarak   doğru değil. Zira büyük şirketler de sürekli olarak, ticaret   ve yatırım alanındaki hukuki güvencelerin yetersizliğinden ve  ürünlerinin taklit edilmesinden şikayet ediyorlar. Bu, AB   yasalarının üstlenilmesiyle engellenebilecek... Türk yatırımcılar  ise Türkiye'nin AB üyeliğini, yabancı yatırımcılardan daha fazla destekliyorlar. Ankara'daki hükümet tersini yaparken, güçlü  işadamları derneği TÜSİAD, parası ve nüfuzuyla Türkiye'yi AB  rotasına oturtmuştu. 2002'nin kriz yazında Türkiye, AB hedefini  gözden kaybetme tehlikesi yaşarken, 'Türkiye'nin geleceği AB'dedir' başlığıyla gazetelere tam sayfa ilan veren TÜSİAD idi... TÜSİAD  bu çabalarına gerekçe olarak, üyeliğin uluslararası ekonomik  direnci artıracağı ve Türkiye'nin demokratikleşmesini  güçlendireceğini gösteriyor. Ekonomi, Türklerin AB sürecinin  önden koşan atıydı, Erdoğan son noktayı da Paris'te yine ekonomi  paketiyle koydu."

            Süddeutsche Zeitung'da (30/07) "Stoiber, Sarkozy ile  Görüşmek için Paris'e Gitti" başlığı altında ve DPA'ya atfen  yayımlanan bir haberde, Bavyera Eyaleti Başbakanı Edmund Stoiber  (CSU) ile Fransa'nın Ekonomi ve Maliye Bakanı Nikolas Sarkozy'in,  Türkiye'nin AB üyeliğinin reddedilmesi konusunda tam bir   mutabakat içinde olduğu belirtilmektedir. Paris'te yaptığı   açıklamada, "Avrupa, Türkiye'yi tam üye olarak kaldıramaz.  Sarkozy de bu konuda bizimle tamamen aynı görüşte." diyen  Stoiber'in, Ankara ile yakın ekonomik ilişkilerin  geliştirilmesinden yana olduğunu dile getirdiği ifade edilen  haberde, "Hıristiyan Birlik Partileri, Türkiye ile 'imtiyazlı  ortaklığa' gidilmesini destekliyor." diyen Stoiber'in,  "Sarkozy'nin de, yıllardan beri savunduğum düşüncelerin çoğunu desteklediğini gördüm." ifadelerine de yer verilmektedir. 

            FRANSA BASINI:  

            AFP'nin (31/07) "CDU, Türkiye'nin AB'ye Olası Üyeliğine  Yönelik Vetosundan Vazgeçti" başlığı altında yer verdiği bir  haberde, Almanya'daki başlıca muhalefet partisinin genel  sekreteri Laurenz Meyer'in, Berlin'de yaptığı açıklamada,  Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi'nin (CDU), Türkiye'nin AB'ye  olası tam üyeliğine yönelik vetosundan vazgeçtiğini belirttiği kaydedilmektedir. CDU Genel Sekreteri Meyer'in, Türkiye'de  iktidarda olan Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) yöneticileriyle gerçekleşen buluşma sonunda yaptığı açıklamada, Türkiye ile AB  arasındaki olası görüşme sonuçlarının "açık" ve Türk tarafınca  kabul edilmiş olması gerektiğini vurguladığı belirtilen haberde,  CDU'nun, şimdiye kadar Türkiye'nin AB'ye tam üye olmasına karşı  olduğunu yinelediği ve muhafazakar partinin Başkanı Angela  Merkel'in geçen şubat ayında Ankara'ya gerçekleştirdiği ziyaret  sırasında yeniden dile getirdiği şekilde bir "ayrıcalıklı  ortaklık" fikrini savunduğu hatırlatılmaktadır. Haberde,  Almanya'da geçen haziran ayında gerçekleştirilen bir kamuoyu  yoklamasına göre, görüşüne başvurulan deneklerden yüzde 45'i  Türkiye'nin AB'ye girişi lehinde görüş belirttiği, yüzde 34'ünün  ise "ayrıcalıklı ortaklık" fikrinden yana olduğunu söylediği  ifade edilmektedir. 

            KIBRIS RUM BASINI: 

            Kıbrıs Haber Ajansı'nın (KİPE) internet sayfasında (30/07) "Hrisostomidis, ABD'nin Türkiye Konusunda Papadopulos'a Baskı  Yapmadığını Açıkladı" başlığı altında yer alan bir haberde,  Hükümet Sözcüsü Kipros Hrisostomidis'in, Lefkoşa'da düzenlediği  basın toplantısında, Kıbrıs konusunda görüşmelerin yeniden  başlaması durumunda izlenecek müzakere çerçevesinin, Cumhurbaşkanı   Tassos Papadopulos'un siyasi parti liderleriyle yaptığı görüşmeler sırasında oluşacağını bildirdiği ifade edilmektedir.  Hrisostomidis'in, Kıbrıs Hükümeti'nin, Kıbrıs'ın yeniden birleşme çalışmaları ve çabaları çerçevesinde Kıbrıs Türkleri ile yapılan  her çalışmayı uygun karşıladığını ve desteklediğini ve bunların  yararlı olacağını telakki ettiğini vurguladığı kaydedilen haberde, Hrisostomidis'in, ABD'nin, aralık ayından yapılacak AB doruk  toplantısında Türkiye'ye üyelik görüşmeleri için takvim verilmesi sırasında, Kıbrıs'ın veto hakkını kullanmaması için Cumhurbaşkanı  Tassos Papadopulos'a baskı yapmadığını açıkladığı ifade  edilmektedir.

 

 

 
 
ESKİ SAYILAR