09.08.2004

   

Anasayfa

e-posta


 

    

 

            ANKARA, 09/08(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  06-08 Ağustos 2004 tarihleri arasında yayımlanan Türkiye-AB  ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara  değinilmektedir:

 

            ABD BASINI: 

            Providence Journal gazetesinin internet sayfasında  (08/08) "İkilinin Buluştuğu Yer" başlığı altında ve Philip  Terziyan imzasıyla yer alan bir yorumda, ABD'nin Kıbrıs  konusuna bakışı ve Amerika'nın Türkiye ile olan stratejik  ilişkisine yer verilmektedir. Türkiye'nin Avrupa Birliği  üyeliği hususunda çok istekli davranması ve ABD'nin de  Türkiye'nin üyeliğinin bir numaralı savunucusu olmasından  dolayı, ABD'nin Kıbrıs sorunun çözüme kavuştuğunu görmek  istediği belirtilen yorumda, Türkiye'nin, ordusu AB üyesi  bir ülkenin topraklarında bulunduğu sürece Avrupa Birliği'ne  giremeyeceği, bu nedenle Washington'un da her ne yolla olursa  olsun soruna "çözüm" bulmak niyetinde olduğu vurgulanmaktadır.  Yorumda, Amerikalıların Türkiye'den, İslam dünyası için bir  meşale, Doğu ile Batı arasında bir köprü olarak bahsettikleri,  ancak çok az Arap'ın Türkiye'yi herhangi bir şey için bir  model olarak gördüğü ve Türkiye'nin komşularının birlik  içerisinde, Ankara'daki rejimi küçümsedikleri öne sürülmektedir.

 

            ALMANYA BASINI:            

            Frankfurter Allgemeine Zeitung'da (06/08) "Geriye İtildi"  başlığı altında ve Wolfgang Günter Lerch imzasıyla yayımlanan  bir yorumda, hala bazı alanlarda Batı ve Orta Avrupa'daki  devlet ve toplumlarınkinden farklı olan, Türkiye'deki siyasi  kültürün en önemli unsurlarından birinin de ordunun güçlü  etkisi olduğu belirtilmektedir. Şimdi bu etkinin yavaş yavaş  geri itildiği ve Milli Güvenlik Kurulu'nun ilk kez bir sivil  tarafından yönetileceği ve bu kurulun sadece danışma işlevi  görecek olmasının, "sivil toplum" yapılarının gelişmesinde  önemli bir adım olduğu ifade edilen yorumda, bu adımın, yakında  Avrupa Birliği'ne üye olma niyeti gerçekleşmeyecek olsa dahi,  Türkiye'nin yararına olduğu vurgulanmaktadır.

 

            AVUSTURYA BASINI: 

            Der Standard gazetesinde (06/08) "FPÖ'de Türkiye'nin  AB'ye Katılımı Yine Gündeme Geldi" başlığı altında yayımlanan  bir haberde, AB seçimlerinde bütün partilerin az çok  Türkiye'nin AB'ye katılımına karşı oldukları, şimdi ise  pozisyonların sarsıldığı ve öncelikle de bu konuyu kesin bir  "hayır" ile sloganlaştıran FPÖ içinde yoğun tartışmaların  olduğu belirtilmektedir. Bunun nedeninin, Jörg Haider'in  Türkiye'nin AB'ye katılımından yana konuşması olduğu belirtilen  haberde, Haider'in, "Bunun istenecek bir durum olduğu  görüşündeyim; çünkü Türkiye bu yolla demokrasiye uyma, insan  hakları ve hukukun üstünlüğü prensiplerine saygı duyma, yani  Avrupalılaşma konusunda zorlanabilir. Bu da bizim açımızdan  muazzam bir stratejik avantajdır." şeklinde konuştuğu ifade  edilmektedir. FPÖ'nün ombudsman Ewald Stadler liderliğindeki  sağ kanadının, partide oylama yapmakla tehdit ettiği ifade  edilen haberde, Stadler'in, FPÖ'nün AB'nin Türkiye ile giriş müzakerelerine başlamasına açıkça "hayır" demesini istediği,  AB Parlamenteri Andreas Mölzer, FPÖ'nün Viyana Başkanı Heinz  Christian Strache ve FPÖ'nün yukarı Avusturya Başkanı Günther Steinkellner'in Stadler'i bu konuda destekleyenler arasında  yer aldığı kaydedilmektedir. Parti Başkanı Ursula Haubner'in,  bu konuda bir şey söylemek istemediği, partinin Genel Sekreteri  Uwe Scheuch'un ise oldukça zorlandığı kaydedilen haberde,  Scheuch'un, Haider'in beyanlarında olumlu noktalar görmesine  karşın, FPÖ'nün şimdiye kadar Türkiye'nin katılımına "çok  şüpheli" bakmış olduğuna da işaret ettiği ve Stadler'in "bu  kadar acele tepki vermesini" eleştirerek, parti üyelerinin, ne  yapılması gerektiği konusunda kamuoyu önünde birbirlerine had  bildirmekten vazgeçmesi gerektiğini söylediği belirtilmektedir.  Haberde, AB Heyet Başkanı Ursula Stenzel'in seçim kampanyasında Türkiye'nin AB'ye katılımına kesinlikle karşı olmasına rağmen,  ÖVP'nin bu kez bu konuda birşey söylemek istemediği, ÖVP'nin  Dış Politika Sözcüsü Michael Spindelegger'in, ÖVP'nin  Türkiye'nin müzakereler için gerekli olan şartları yerine  getirip getirmediğini saptayacak olan AB Komisyonu raporunu  bekleyeceğini açıkladığına işaret edilmektedir.

            Aynı haber, Neue Kronen Zeitung, Die Presse ve Kurier  gazetelerinde de yer almaktadır.

            Wiener Zeitung'da (06/08) "Geriye Adım Atılması Pek Olası  Değil" başlığı altında yayımlanan bir haberde, AB Komisyonu'nun  ekim ayı başında Ankara ile giriş müzakerelerine başlanmasını  tavsiye etme olasılığının giderek kuvvetlendiği, bu durumda  AB hükümet başkanlarının aralık ayında Türkiye'ye yeniden sırt çevirmelerinin çok güçleşeceği belirtilmektedir. AB'nin  Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günther Verheugen'in de, AB için  Türkiye konusunda geriye adım atmanın zor olacağını itiraf  ettiği belirtilen haberde, AB Konseyi Başkanı Hollanda  Başbakanı Jan Peter Balkenende'nin, AB'ye katılım kriterlerine  yenilerinin eklenmesine karşı çıkarak, "adil" bir karar  alınmasını isteyerek, katılıma karşı olanların, Müslüman bir  ülkenin AB'ye alınmasının Birliği kültürlerarası bir savaşa  sürükleyeceği şeklindeki argümanlara ilişkin olarak, dine bu  konuda ağırlık verilmemesi gerektiğine dikkat çektiği  kaydedilmektedir. En güçlü AB ülkelerinin Türkiye'nin yanında  yer aldığı belirtilen haberde, Almanya Başbakanı Gerhard  Schröder'in, Ankara'nın sadık müttefiki olarak, birçok kez  müzakerelere başlanmasından yana çıktığı,  İngiltere  Başbakanı Tony Blair'in, aralık ayında olumlu bir karar  verilmesini istediğini ima ettiği, İtalya Başbakanı Silvio  Berlusconi'nin de Türkiye'nin Birliğe katılımından yana  olduğu, Fransa'nın ise çift taraflı oynadığına işaret  edilmekte ve Avusturya Başbakanı Wolfgang Schüssel'in ise,  ne AB ne de Türkiye'nin katılıma hazır olduğunu söyleyerek  uyardığına dikkat çekilmektedir.

 

            BELÇİKA BASINI: 

            Avrupa Parlamentosu'ndaki bir grupla işbirliği içinde  çalışan Brüksel merkezli bağımsız haber portalı EU Observer'ın  (05/08) "Belçika'nın Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakanı: 'AB  Yüzünü Fas'a Dönmeli'" başlığı altında ve Richard Carter  imzasıyla yayımlanan bir haberde, Belçika'nın Avrupa  İşlerinden Sorumlu yeni Bakanı Didier Donfut'un, "AB yüzünü  Akdeniz ülkelerine, özellikle de Fas'a dönmelidir." dediği belirtilmektedir. Donfut'un, La Libre Belgigue gazetesine  yaptığı açıklamada, "AB bir değerler topluluğu olarak  -Avrupa'nın tarihi coğrafi sınırlarının ötesine gitse bile,  yüzünü Akdeniz ülkelerine de ve özellikle Fas'a dönmelidir."  dediği aktarılan haberde, Donfut'un, aynı zamanda Türkiye'nin  AB'ye üyeliğini de büyük ölçüde müdafaa ederek, "Kendimizi  uluslararası platformda bir yere sahip olan, oynaması gereken  ekonomik bir rolü bulunan ve iki dünya kültürü ile kucaklaşmış  durumdaki Türkiye'den mahrum bırakmak ciddi bir stratejik  hata olur." şeklinde ifadesine yer verilmektedir.

 

            İNGİLTERE BASINI:  

            Reuter'in (06/08) "Avrupa'ya Şüpheyle Yaklaşan Türkler  Müzakere için Tarih Verilip Verilmeyeceğinin  Değerlendirileceği Zirve Yaklaşırken Uyarılarda Bulunuyor"  başlığı altında ve Gareth Jones imzasıyla yer verdiği bir  haberde, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılım müzakerelerine  başlama hedefine hiç bu kadar yakın gözükmediği, ancak  Türklerin hepsinin hükümetlerinin heyecanını paylaşmadığı belirtilmektedir. Ankara'nın AB liderlerini aralık ayında gerçekleştirilecek zirvede müzakerelere başlama konusunda  ikna etmek amacıyla bir dizi etkileyici siyasi reformu  tamamlama yarışına devam ederken, Avrupa'ya şüpheyle yaklaşan  Türklerin, yurttaşlarını uyardığı belirtilen haberde, haziran  ayında yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerinden çok şey  kazanan İngiltere'de Avrupa'ya şüpheli yaklaşanlardan farklı  olarak Türklerin, AB'ye bir kurum olarak pek karşı  çıkmadıkları, onların karşı çıktığı daha çok, Türkiye'ye  yönelik kaçınılmaz olarak gördükleri ayrımcılık olduğu  kaydedilmektedir. Diplomatlar zorlu müzakereler başladığında  ve Türklerin, ülkeyi AB normlarına uygun hale getirmek için  ne kadar çok şeyin değişmek zorunda olduğunu -örneğin katı  gıda hijyeni yasaları ve daha pahalı sigaralar- gördüklerinde  şüpheyle yaklaşanların sayısının mutlaka artacağını söylediği  ifade edilen haberde, Ankara Bilkent Üniversitesinden Hasan  Ünal'ın, "Türkiye asla AB'nin tam ve eşit bir üyesi olmayacak.  AB ile özel bir ilişkiye sahip olmaya mahkumuz." dediği  aktarılmaktadır. Ankara'daki pek çok AB diplomatının, AB'nin  aralık ayında, önlerinde uzanan sorunları görmelerine rağmen  "evet" diyeceğini düşündüğü kaydedilen haberde, bir AB  diplomatının, "Almanya ve Fransa'dan farklı olarak, İngiltere  gibi Türkiye'de de milliyetçilik hiçbir zaman felaketlere yol  açmadı. Milliyetçilik Cumhuriyetin kurucu miti. Bu durumda,  yasaların yarısından fazlasının uzaktaki Brüksel'de  hazırlandığı AB tipi entegrasyona nasıl intibak edecekler?  Belki de sonunda Avrupa'ya şüpheyle yaklaşanlar haklı çıkacak  ve Türkler dışarıda kalmakla daha rahat edeceklerdir."  yorumunu yaptığı ifade edilmektedir.

 

            İSVİÇRE BASINI: 

            Aargauer Zeitung'un internet sayfasında (06/08) "Ordu,  Gücünü Kısmen Bırakıyor" başlığı altında ve Thomas Seibert  imzasıyla yer alan bir yazıda, Ankara hükümetinin AB  adaylığını güçlendirmek için, Türk ordusunun, siyasette  yetkisinin azaltılmasını onayladığı ve Ordunun uzun süre  üzerinde hakimiyeti olan MGK'nin ilk sivil Genel Sekreteri  olarak BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ümit Pamir'in atandığı belirtilmektedir. Yüksek Askeri Şura'nın toplantısından sonra  verilen tavizlerin, Türkiye'nin AB ile müzakerelerin başlama  şansını yükselteceği, fakat demokratik meşruiyetin eksikliğine  rağmen, ordunun kendisini hala devletin bekçisi olarak  gördüğü belirtilen yazıda, Kendini Türk Devleti'nin kurucusu  Atatürk'ün mirasçısı olarak tanımlayan ordunun, Türkiye'nin AB  üyeliği projesiyle hiçbir sorunu olmadığı, tersine Türkiye'nin Batılılaşmasının zaten Atatürk'ün ana reformlarından bir  olduğu vurgulanmaktadır. 1. Ordu Komutanı Orgeneral Yaşar  Büyükanıt'ın Kara Kuvvetleri Komutanı olduğu ve böylece  Genelkurmay Başkanlığı yolunun açılmış olduğu ifade edilen  yazıda, Büyükanıt'ın, Özkök gibi İslamcı Erdoğan'la sessizce  çalışıp çalışamayacağını zamanın göstereceği belirtilmekte ve Büyükanıt'ın, geçen yıl, Türkiye'nin AB üyeliğine karşı  olmadığını söylediği, fakat Kürtler ve İslamcıların Avrupa  projesini kendi amaçları için kullanmalarına izin  vermeyeceğini de belirttiği hatırlatılmaktadır. 

  

 
 
ESKİ SAYILAR