ANKARA, 11/08(BYE)---
Yabancı basın-yayın organlarında 10 Ağustos 2004 tarihinde yayımlanan,
Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara
değinilmektedir:
AVUSTURYA BASINI:
Die Presse
gazetesinde (10/08) "Haider'in Hukuki Açıdan Yanılgısı" başlığı altında
yayımlanan bir haberde, Jörg Haider'in, FPÖ'nün AB'nin Türkiye ile
giriş müzakerelerine başlayıp başlamaması konusunda söyleyecek sözünün
olmadığını, Avrupa Konseyi'nde bu konudaki kararı Başbakan'ın
vereceğini belirttiği kaydedilmekte ve böylece diğer FPÖ'lü
politikacıların aksine Türkiye'nin AB katılımından yana olan Kaernten
Eyalet Başkanı'nın, ilgili yasayı hesaba katmamış olduğu ifade
edilmektedir. Hukukçu Theodor Öhlinger'in, "Bu beyanda eksiklik var,
bu konuda Parlamento Ana Komisyonu'nda görüşülmesi gerekiyor." dediği
belirtilen haberde, Federal Anayasa'nın 23. Maddesi'nin E Fıkrası'na
göre, 32 kişiden oluşan bu merciin, aralarında Başbakan'ın da bulunduğu
hükümet üyelerine müzakerelerde hangi pozisyonu alacaklarını
söyleyebileceği ifade edilmekte ve Ana Komisyon'un, 14 ÖVP'li, 12
SPÖ'lü, 3 FPÖ'lü ve Yeşiller partisinden de 3 milletvekilinden oluştuğu
kaydedilmektedir.
BİRLEŞİK ARAP
EMİRLİKLERİ BASINI:
Gulf News
gazetesinde (08/08) "AB, Hala Türkiye Sorunuyla Boğuşuyor" başlığı
altında ve Paul Marie de la Gorce imzasıyla yayımlanan makalede şöyle
denilmektedir: "Türkiye'nin gelecekteki Avrupa Birliği üyeliği aynı
anda pek çok sorunu akıllara getiriyor: Avrupa'nın siyasi yapısına,
Batı ve Doğu kültürleri arasındaki ilişkiye ve Orta Doğu'daki krize
neden olacağı. O nedenle muhtemel kazanç ya da kayıpların bazen kasten
gizlendiği büyük tartışmaların yaşanması tamamen normal. Bazıları,
Avrupa'nın kendisini her zaman coğrafyasıyla tanımladığını ve
İstanbul'un küçük bir kara parçasından ayrı, Türkiye'nin tartışmasız
Asya'da bulunduğunu söylüyor. Diğerleri ise, Avrupa'nın kendisini aynı
zamanda tarihiyle de tanımladığına ve Türkiye'nin Avrupa'nın,
Avrupa'nın da varlığı ve nüfuzu ile Türkiye'nin tarihinde önemli bir
rol oynadığı gerçeğine işaret ediyor... Avrupa ülkelerinde zaten hatırı
sayılır bir Müslüman nüfus var. Balkanlarda ve hatta Batı Avrupa'da,
örneğin Almanya'da, pek çok Türk yaşıyor; Fransa'da ise Türkler nüfusun
yüzde yedi ila sekizini teşkil ediyor... Türkiye şu anda derinlemesine
bazı değişiklikler gerçekleştirmektedir ve ülkenin Avrupa'yla
bütünleşmesi bu süreci kaçınılmaz bir şekilde hızlandıracaktır. Sonuç
olarak, Türkiye'deki siyasetin genellikle Avrupa devletlerinin liberal
ve demokratik talepleriyle bir bağlantısı yoktu, ancak Türkiye'nin
Avrupa Birliği'ne adaylığının, bireysel ve kamusal alandaki özgürlükte
büyük oranda ilerleme kaydetmesini sağladığı kesin..."
LÜBNAN BASINI:
El Mustakbel
gazetesinde (09/08) "Türkler ve Araplar... Çıkarların İdeolojiye Galip
Gelmesi" başlığı altında ve Mesud Daher imzasıyla yayımlanan makalede,
Türk siyasi liderlerinin, Atatürk'ün başlattığı çağdaşlaşma sürecini
tamamlayamadıkları, gerek Türkiye, gerek Arap ülkelerinde silahlı
kuvvetler modernleşmiş ve halkların ordunun egemenliğine boyun eğdiği
belirtilmektedir. Türkiye'nin bugün farklı bir tablo ile karşı karşıya
olduğu ve Türk halkının modernleşme isteminin ordunun da önüne geçtiği
belirtilen makalede, Türkiye ile AB arasında demokrasi ve halkın
iradesine saygılı ilişkilerin kurulması gerekliliğinin Türk halkının
modernleşme talebini güçlendirdiği vurgulanmaktadır. Kemalistler ülkede,
sivil yönetimin kurulması ve komşu ülkelerle ilişkilerin geliştirilmesi
konularında başarısız oldukları öne sürülen makalede, Türkiye'nin,
Asyalı kimliğine sahip çıkmadığı ve Batı'ya sığındığı, AB'nin ise,
Türkiye'yi üye yapmak için katı koşullar öne sürdüğü ifade
edilmektedir. Son dönemde Arap ülkelerinin, laik Türkiye'nin AB
üyeliğine itirazının azaldığı ve hoşnut olmasalar da, Türkiye'nin
Avrupa ülkesi olduğuna ve Orta Doğu'da Araplar ile İran'ı ihmal etmeden
Avrupa'da rol üstlenmeye çalıştığına ikna oldukları kaydedilen
makalede, Türkler ve Arapların ilişkilerini ortak çıkarlar üzerine
kurmaları gerektiği belirtilmektedir.
YUNANİSTAN BASINI:
Elefteros Tipos
gazetesinde (10/08) "Olimpiyatların Yapılacağı Atina'da Karamanlis-Erdoğan
Görüşmesi" başlığı altında ve Angeliki Spanu imzasıyla yayımlanan bir
haber- yorumda, Olimpiyat Oyunları için düzenlenecek tören ele
alınmakta, Başbakan Karamanlis ile olimpiyatlar nedeniyle Atina'yı
ziyaret edecek olan Başbakan Erdoğan arasında yapılacak görüşmeden
bahsedilmekte, görüşmede Türk-Yunan ilişkileri ve uluslararası
konuların ele alınacağı belirtilmektedir. Diplomatik çevrelerin,
Karamanlis-Erdoğan arasında yapılacak görüşmeye büyük önem verdiği,
çünkü söz konusu görüşmenin çok ilginç bir konjonktüre rastladığını
düşündükleri belirtilen haber-yorumda, ekim ayında AB Komisyonu'nun
Türkiye ile ilgili hazırlayacağı raporu açıklayacağı, aralık ayında da
Türkiye üyelik müzakereleri için AB'nin tarih vermesini beklediği ve
ayrıca aralık ayına kadar Helsinki kararları uyarınca Türkiye'nin
"sınırsal sorunlarını" çözümlemesi gerektiği kaydedilmektedir. Kıbrıs
konusu, Başbakan Erdoğan ile askerler arasındaki ilişkiler, Yüksek
Askeri Şura sonuçları ve Ege'de yaşanan gerginliğe de değinilen
haber-yorumda, aralık ayında AB'nin Türkiye konusunda alacağı kararın
büyük ölçüde Başbakan Erdoğan'ın siyasi kariyerinin kaderini
etkileyeceğini gösterdiği, bu arada, her şeyin Yunanistan'ın Aralık
ayında, Türkiye'nin AB yönelimini destekleyeceğini ortaya koyarken,
Türkiye konusunun Fransa ve Avusturya'yı düşündürdüğünün gözlendiği
ifade edilmektedir.
-
-
-
ESKİ SAYILAR