ANKARA, 20/08(BYE)---
Yabancı basın-yayın organlarında 19 Ağustos 2004 tarihinde yayımlanan,
Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara
değinilmektedir:
ALMANYA BASINI:
Die Welt
gazetesinde (19/08) "Türkiye Avrupa'ya Ait Değil" başlığı altında ve
Andrea Seibel imzasıyla Emekli Büyükelçi ve yayıncı Dr. Hans Arnold ile
yapılan mülakata yer verilmektedir. Mülakatın Türkiye ile ilgili
bölümünde şu ifadeler yer almaktadır:
"SORU: Kont Lambsdorff bir
keresinde AB'nin entegrasyon sürecini, bisiklete benzetmiş, düşeceği
korkusuyla bu bisikletten inmeye cesaret edilmediğini söylemişti. Bu
riske girmemiz gerekmiyor mu?
ARNOLD: Bisiklet benzetmesi
doğrudur, fakat bugün yeniden anlaşılması gerekiyor. Geçtiğimiz
onyıllarda bu benzetme, prensipte herkesin ve herşeyin giderek daha
sıkı birleştirilmesi anlamına geliyordu. Bugün ise bilindiği üzere
Maastrichte (1993) yürürlüğe giren ikincillik prensibine göre, sadece
Avrupalı olması zorunlu şeyin Avrupalılaştırılması gerektiği ilkesi
geçerli. Eski şematik ve kapsamlı devlet üstü entegrasyondan farklı
olarak bu değişik birleşme politikası daha fazla düşünmeyi, uzak
görüşlülüğü, fantaziyi ve özellikle de ikna çalışmasını gerektiriyor.
Kesin olan şey, AB'nin şimdiki muazzam genişlemeyle değişeceğidir.
Bilinmeyen şey ise, bu değişikliğin hangi yönde olacağıdır. Fakat kesin
olan bir şey de, sürekli olarak AB'nin yeni projeleri ve genişlemeleri
üzerine düşünmenin zamanı değildir. Şimdi, mevcut olanın
sağlamlaştırılması, milyonlarca yeni AB vatandaşının önce yeni Avrupa
havasına alışması gerekir.
SORU: Sonra da hızla
Türkiye'ye uğrayıp, ardından da bisikletten nihai olarak ineceğiz.
Ankara muhtemelen yakında kulübe üye olacak.
ARNOLD: Çok zor bir konu
olan Türkiye sorununun bir evet-hayır sorusunda yoğunlaşması ve bu
soruya şimdi-burada- derhal sürecine göre cevap verilmeye çalışılması
bir şanssızlıktır. Avrupa politikası, Avrupa sözleşmelerine göre
coğrafi olarak tanımlanmıştır. Türkiye Avrupa'ya ait değildir. Buna
ilaveten, bir yandan Atatürk tarafından 80 yıl önce başlatılan,
Türkiye'nin içeriden Avrupalılaştırılması hala büyük ölçüde
tamamlanmamıştır; diğer yandan ise AB, şimdiki on üyelik genişlemesi
sonrasında uzun süre yeni bir genişlemeye hazır olmayacaktır. Türkiye
meselesinde, şimdiye kadar yürütülen evet-hayır tartışmasından
kurtulmak ve Avrupa-Türkiye ilişkilerini pragmatik bir şekilde ileriye
götürmek akıllıca bir politika olacaktır."
KIBRIS RUM BASINI:
Fileleftheros
gazetesinde (19/08) "AB'nin Mektubu, Ankara'yı Gümrük Birliği'ne
İtti... Türkiye'yle İlgili İlk Rapor Taslağı Eylül Ayında Hazır"
başlığı altında yayımlanan bir haberde, Ankara'nın, Kıbrıs Cumhuriyeti
ile Gümrük Birliği anlaşması yapma kararı aldığı ve Ankara'yı bu kararı
almaya iten şeyin, AB'nin müdahalesi gibi göründüğü kaydedilmektedir.
Edinilen bilgilere göre, Türk Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin
temmuz ayı sonlarında, Türkiye-Kıbrıs Gümrük Birliği konusunu yetkili
AB teknokratlarıyla görüştükleri ve iki tarafın görüşmesi sırasında AB
yetkililerinin, bu tür anlaşmaların AB'ye üye bütün ülkelerle yapılması
gerektiğini vurguladıkları ve Kıbrıs Cumhuriyeti'yle anlaşmanın pratik
düzeyde ileri götürülebileceği tavsiyesinde bulundukları ifade edilen
haberde, aynı bilgilere göre, temaslar biter bitmez AB'nin Genişlemeden
Sorumlu Genel Müdürü Fabritsio Barbasio'nun Günter Verheugen'in
emriyle Türklere mektup göndererek, Kıbrıs Cumhuriyeti'yle Gümrük
Birliği Anlaşması yapması gerektiğini yazılı olarak da ilettiği
belirtilmektedir. Türk Dışişleri Bakanlığı'nda yetkililerin, Kıbrıs'la
Gümrük Birliği Anlaşması imzalanmasının reddedilmesinin, aralık ayında
AB'nin üyelik müzakerelerine başlama tarihine ilişkin beklenen kararı
ışığı altında Türkiye'nin beklentilerini olumsuz etkileyebileceğini
anlamış göründükleri kaydedilen haberde, AB'nin yetkili
teknokratlarının Brüksel'de Türkiye'yle ilgili raporu yazmayı
sürdürdükleri ve 25 üye ülke liderleri aralık ayında Türkiye için
üyelik müzakerelerine başlama tarihiyle ilgili kararlarını bu rapora
dayanarak verecekleri ve AB kaynaklarının bugünlerde Komisyon'un
Türkiye'yle ilgili raporunu yazmakta olan teknokratların çeşitli
uluslararası örgütlerle temas kurarak, Türkiye'nin bu organların yetki
alanlarına giren konularda -mesela insan hakları- kaydettiği ilerleme
hakkında onların da görüşünü almakta olduklarını açıkladıklarına dikkat
çekilmektedir. Haberde, Avrupalıların raporda, Türkiye'yle üyelik
müzakerelerinin başlama tarihinin belirlenmesi konusunda evet veya
hayır dememeleri, sadece bu ülkenin hangi kriterlere uyduğunu,
hangilerine uymayı başaramadığını objektif şekilde yansıtıp nihai
kararı 25 üye ülke liderlerine bırakmalarının beklendiği
vurgulanmaktadır.
Haravgi gazetesinde
(18/08) "İyi Niyet Hareketi Değil, Yükümlülük" başlığı altında ve Lenia
Stilyanu imzasıyla yayımlanan bir yorumda, AB'nin Türkiye hakkında
üyelik müzakerelerine başlama tarihi alıp almamasına karar vereceği
gün yaklaştıkça, Kıbrıs Cumhuriyeti ile Gümrük Birliği konusunun daha
yoğun bir şekilde gündeme getirildiği ve Türkiye'nin bu konuda geri
adım atamayacağı, çünkü hali hazırda AB'den ağır baskılar yapıldığı
belirtilmektedir. Türk uzmanların, Türkiye'nin Kıbrıs'la Gümrük Birliği
konusuna uymamasının tarih alma perspektifini olumsuz yönde
etkileyebileceği uyarısında bulundukları belirtilen yorumda, zaman
marjlarının baskıcı bir şekilde daraldığı ve Türkiye'nin hiçbir sonuca
maruz kalmadan istediğini yapabilen kötü öğrenci rolünü çok uzun süre
daha oynayamayacağının ortada olduğu, bu nedenle de Türkiye'nin, Türk
ve Kıbrıs Türk basınında çıkan haberlere göre, yıl sonundan önce
Kıbrıs'la Gümrük Birliğini tamamlamaya hazır göründüğü ve elbette
bunun, Türkiye istediği için olmayacağı, AB'ye karşı en geç aralık
ayına kadar, hatta daha doğrusunu söylemek gerekirse, Avrupa Komisyonu
raporunun hazır olacağı ekim ayından önce yerine getirmesi gereken
yükümlülüklerden biri olduğu vurgulanmaktadır. Bununla birlikte
Türkiye'nin AB'ye karşı bu yükümlülüğünden bile Kıbrıs'taki durumunu
güçlendirecek şekilde faydalanmaya çalıştığı ifade edilen yorumda,
"Türkiye AB kapısını çalabilir, bununla birlikte Avrupa mevzuatına
yakışmayan politikalara yapışıp kalmaya devam ediyor." denilmektedir.
YUNANİSTAN BASINI:
To Vima
gazetesinde (19/08) "Türkiye'nin AB Yönelimindeki 'Diken' Kıbrıs ile
Gümrük Birliği Anlaşması" başlığı altında yayımlanan bir yorumda,
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ve
Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş arasında yapılan görüşmede, Kıbrıs
Cumhuriyeti ile Gümrük Birliği anlaşmasının, Magosa'nın Kıbrıslı
Rumlara açılması, Kıbrıslı Türkleri destekleme amacıyla AB'nin ve
Kıbrıs Rumları'nın aldığı kararların gündeme geldiği belirtilmektedir.
Özellikle Kıbrıs ile Gümrük Birliği Anlaşması yapılmasının Ankara için
"diken" olduğu -çünkü Kıbrıs AB üyesi bir ülkedir- ancak KKTC'nin
böylesi bir gelişmeyi Kıbrıs Cumhuriyeti'nin tanınması anlamına
geleceğini düşündüğünden, bu yönde adımların atılması halinde bundan
rahatsızlık duyacağına işaret edilen yorumda, Ankara'nın Kıbrıs ile
Gümrük Birliği Anlaşması yapmaması halinde, AB'den üyelik müzakereleri
için tarih alma konusunda olumsuz bir ortamla karşılaşacağı ileri
sürülmektedir. Dışişleri Bakanı Gül'ün, Talat ile yaptığı görüşmeden
sonra, geçtiğimiz nisan ayında referandumlarda "evet" diyen Kıbrıslı
Türklere bulunduğu vaatleri yerine getirmesi için AB'ye çağrıda
bulunduğu ifade edilen yorumda, "Ne yazık ki, bugüne kadar yapılması
gerekenler yapılmadı" şeklinde konuşan Gül'ün, Türkiye ve KKTC'nin
AB'den, Kıbrıs Türkleri'ne uygulanan ekonomik yaptırımlar konusuna
müdahalede bulunmasını beklediklerini, aksi takdirde AB'nin
saygınlığının darbe alacağını belirttiği kaydedilmektedir.
-
-
-
ESKİ SAYILAR