ANKARA, 26/08(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 25
Ağustos 2004 tarihinde yayımlanan, Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen
haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ABD BASINI:
AP ajansının "Hollanda
Danışma Organı: Türkiye ile AB'ye Üyelik Müzakereleri İki Yıl İçinde
Başlamalı" başlığı altında ve Anthony Deutsch imzası ile verdiği
haberinde, AB'nin dönem başkanlığını yürüten Hollanda hükümetinin
Uluslararası İlişkiler Danışma Konseyi'nin yaptığı açıklamada, Avrupa
Komisyonu'nun Türkiye ile AB üyelik müzakerelerine 24 ay içinde
başlaması gerektiğinin belirtildiği, Türkiye'nin farklı kültürel tarihe
sahip olması ve Müslüman bir ülke olmasının AB'ye kabul edilmesine
engel olmaması ancak müzakereler için bir hedef belirlenmesi, bu
hedefin içinde insan hakları ve demokrasi alanlarında kabul edilen
reformların da bulunduğu ve bu hedefin yakalanamaması halinde de
müzakerelerin ertelenebilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Konsey'in
açıklamasında Türkiye'ye üyelik tarihi verilmemesi tavsiye edilerek
şöyle denilmektedir: "Üyeliğe kabul için bir tarih belirlenmemeli,
çünkü bu yanlış beklentiler yaratır ve dikkatli bir hazırlığın suni ve
siyasi açıdan doldurulmuş bir zaman takvimine dönme riskini ortaya
çıkarabilir."
Aynı haber, AFP'de de yer
almaktadır.
KIBRIS RUM BASINI:
Alithia gazetesinde "Aralık
Ayı mı Yoksa Yeni Uzun Bir Zaman mı?" başlığı altında ve DİSİ Başkan
Vekili Averof Neofitu imzasıyla yer alan yorumda, yaklaşık dört aylık
bir süre içinde AB'nin Türkiye'nin üyelik süreci ile ilgili olarak
karar alacağı, Kıbrıs sorununun Türkiye ile AB ilişkilerinde her zaman
sıkıntılara neden olduğu ifade edilerek, Annan planına "hayır" oyu
verilmesi nedeniyle Türkiye'nin uluslararası faktörün gözünde kurban
eden ve işgalci taraftan, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda iyi niyetli
tarafa dönüştüğü belirtilmektedir.
Yorumda, Türkiye'nin, aralık
ayından önce Kıbrıs sorununu görüşmek istememesinin siyasi açıdan
mantıklı olduğu ifade edilerek, "Türkiye AB ile üyelik müzakerelerine
başlama tarihi alırsa ve Kıbrıs sorunu çözümsüz kalırsa, yeni bir
fırsattan ne zaman bahsedeceğiz?" sorusu sorulmakta ve önlerinde iki
seçenek olduğu belirtilerek, "Kıbrıs sorununu, ya aralık ayı ile
ayıracağız ya da Türkiye'nin ne zaman ve ne ölçüde AB'nin tam üyesi
olmayı başaracağı konusuyla bağlantılı kılacağız. Eğer tercihimiz
birinci seçenek olacaksa, topluma, Türk işgalinden 30 yıl sonra adalete
kavuşmak için yeni bir uzun vadeli mücadele ilan etmeye karar
verdiğimizi samimi bir şekilde açıklamamız gerekiyor" denilmektedir.
YUNANİSTAN BASINI:
İmerisia gazetesinde
"Ankara'nın Moskova ve Tahran'a Çağrısı" başlığı altında ve Yorgos
Kapopulos imzasıyla yer alan haber-yorumda, AB ile Ankara arasında
yakınlaşmayı önemli kılan bir hususun da uluslararası denge ve
çatışmalar olduğu, Ankara'nın bölgedeki istikrarsızlığa karşı cephe
oluşturma çabası içinde bulunduğu, Rusya ve İran ile tarihi
sorunlarını aşarak bu ülkelere yakınlaşması Türkiye'nin AB yöneliminde
olumlu etki yarattığı ve ilişkilerin ilerletilmesinin Türkiye'nin AB
üyesi olması halinde AB'nin elde edeceği kazancı yansıttığı
belirtilmektedir.
Yorumda, Türkiye'nin İran ve
Rusya ile ilişkilerini ilerletmesinin AB'nin Orta Doğu, Kafkaslar ve
Orta Asya'daki çıkarlarına hizmet edeceği ve ABD'nin dış
politikasının doğurduğu istikrarsızlığa karşı bir denge yaratacağı ve
Avrupalılaşmış bir Türkiye'nin, AB'ye, Orta Doğu, Kafkaslar ve Orta
Asya'da önemli rol alma olanağı sağlayacağı ve Ankara'nın AB'ye tam
üyeliğinin, Avrupa'nın eski bölgesel dengelerine yeniden sahip olması,
bölgenin ABD'nin tekelinden ve hakimiyetinden çıkması demek olacağı
ifade edilerek, Rusya ve İran devlet başkanlarının Türkiye'ye yapacağı
ziyaretlerin, Türkiye'nin AB'ye tam üye olması halinde AB'nin elde
edeceği kazancı açıkça ortaya koyduğu vurgulanmaktadır.
ULUSLARARASI ARAP BASINI:
Londra'da Arapça yayımlanan
el Hayat gazetesinde "Avrupa Trenine Bağlanacak Türk Vagonundaki Reform
Programları" başlığı altında ve Suriyeli yazar Nizam Mardini imzasıyla
yer alan ve internetten sağlanan yorumda, Ankara'nın AB üyeliği için
çaba harcadığı sırada Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Ankara'yı
kınadığı, ancak Avrupa Birliği Komisyonu üyelerinin, geçen mayıs
ayında, Avrupa'nın demokratik kriterlerini uygulama imkanı sağlayan bir
dizi kanun değişikliği yapan Ankara'yı memnuniyetle karşıladığı ve
Türkiye de talep edilen demokratik kriterlerin büyük bir bölümünü
gerçekleştirdiğini açıkladığı belirtilmektedir.
Yorumda daha sonra şöyle
denilmektedir: "Öyle ki Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girme çabaları
ABD Başkanı George Bush'un desteğini almış durumda. ABD Başkanı,
İstanbul'da gerçekleştirilen NATO toplantısında 'Avrupalı bir güç'
olduğu için Türkiye'nin AB'ye tam üye olmasının zorunlu olduğunu
vurgulamış, bunun da bir yandan AB'nin bir dinin tekelinde olmadığını
diğer taraftan da medeniyetler çatışmasının tarihsel bir efsaneden
başka bir şey olmadığının ortaya konması açısından Avrupa'nın bu kararı
alması gerektiğini söylemişti. Bu yüzden Fransa Cumhurbaşkanı Jacques
Chirac, Bush'un 'kendisini ilgilendirmeyen' konuları ele aldığını
söylemiş, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne alınmasının kıta için tarihi
öneme sahip bir durum olduğunu, bununla birlikte Avrupa siyasetinin
Türkiye'nin istikrarlı, demokratik ve modern bir devlet olmasında
yattığını ifade etmişti.
Türkiye'nin Avrupa
Birliği'ne şimdiye kadar alınmaması, daha ziyade Avrupalı devlet
başkanları, parti liderleri, bakanları ve akademisyenlerin benimsediği
onlarca farklı görüşten kaynaklanıyor. Bu kişiler, Avrupa kıtasının
sınırlarının kendi geleneklerine bağlı durumdaki medeniyetlerin olduğu
yerde bittiğini ve Birliğin sınırsız bir biçimde kıta dışına
uzanmasının Avrupa projesinin sonunu getireceğini düşünüyorlar."
-
-
-
ESKİ SAYILAR