ANKARA, 02/09(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 1 Eylül
2004 tarihinde yayımlanan, Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve
yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ALMANYA BASINI:
Die Welt gazetesinde (01/09)
"AB Komisyonu Türkiye Raporu Konusunda Mutabık Değil" başlığı altında
Andreas Middel imzalı Berlin çıkışlı yazıda, Türkiye'ye ilişkin
ilerleme raporunun karara bağlanmasına beş hafta kala, Türkiye'nin
olumlu yönde değerlendirilmesine karşı AB Komisyonu içindeki direnişin
arttığı, AB devlet ve hükümet başkanlarının isteği doğrultusunda,
raporun, Türkiye ile katılım müzakerelerinin başlatılıp
başlatılamayacağına ilişkin net bir tavsiye içermesinin gerektiği,
Komisyon'un 19-20 Temmuz tarihindeki son oturumunda, aralarında
İspanyol Loyola de Palacio ve Avusturyalı Tarımdan Sorumlu Komiser
Franz Fischler'in de olduğu Hristiyan Demokrat-muhafazakâr kanattan çok
sayıda AB komiserinin, ısrarla kuşku ve çekincelerini dile getirdikleri
ve tartışmada, Türkiye'nin AB'ye alınmasının uzun vadeli sonuçları
beraberinde getireceğine işaret eden bu komiserlerin, itirazlarını,
Türkiye'nin üyeliğiyle birlikte AB'nin büyük bir mali baskıya maruz
kalacağını öngören bilimsel araştırmalarla destekledikleri belirtilerek,
bu aşamada Komisyon'un olumlu bir tavsiyede bulunup bulunmayacağı
konusunun tamamen açık gözüktüğü ifade edilmektedir. Yazıda,
"Komisyon'dan çıkacak olumsuz ya da bölünmüş bir karar, Genişlemeden
Sorumlu Komiser Verheugen için bir yenilgi olurdu. Zira, Federal
Almanya Hükümeti Türkiye sınavının olumlu sonuçlanacağından yola
çıkıyor. Başbakan Gerhard Schröder, 25 AB devlet ve hükümet başkanının
aralık ayında Komisyon'un raporunu esas alarak müzakerelerin
başlatılmasına karar vermek istediklerini defalarca ima etmişti."
denilmektedir.
Die Welt gazetesinde (01/09)
"Türkiye Sınavı" başlığı altında Andreas Middel imzası ile yayımlanan
yorumda, önce AB Komisyonu'nun sonra AB üyesi devlet ve hükümet
başkanlarının kararlarının olumlu çıkması durumunda müzakereler
yıllarca sürse dahi Türkiye'nin pratikte AB üyesi olacağı için alınacak
kararların geri dönülemez nitelikte olduğu ifade edilmektedir.
Türkiye'nin AB üyeliğinin sonuçlarına işaret etmenin bu yüzden meşru
olduğu belirtilerek, sorunun sadece mali olmadığı soru listesinin uzun
olduğu ve bu listenin ayrıntılı bir şekilde incelenerek Komisyon'un
raporunda Türkiye'nin mevcut durumunun net bir şekilde tarif edilmesi
gerektiği vurgulanmaktadır. "Bu soğukkanlı değerlendirmeden yola
çıkılarak, Türkiye'nin üyeliğinin AB'ye getirebileceği -ekonomik,
politik, kültürel- avantajlar AB hükümetlerine, vatandaşlara
açıklanmalıdır. Jeostratejik nedenler, Türkiye'nin katılımıyla birlikte
en fazla nüfuslu üye devletin aynı zamanda ekonomik bakımdan en geri
kalmış üye devlet olacağı gerçeğini dengeliyor mu? AB'nin, zorluklarla
dengelenen, çekirdeğini nispeten zengin ve büyük devletlerin
oluşturduğu güç dokusunun parçalanması arzu edilebilir mi? Yeni
gerçekleşen genişleme bile AB'yi gücünün sınırlarına dayandırıyor.
'AB'yi baltalamak isteyenler, Türkiye'nin üyeliğini destekler'
uyarısını sadece alaycılar yapmıyor. Bunun tersinin kanıtı hâlâ yok."
yorumu yapılmaktadır.
BELÇİKA BASINI:
De Tijd gazetesinde (01/09)
"Türkiye ve İstikrar Paktı, Prodi Komisyonunun Önündeki İki Zor Konuyu
Oluşturuyor" başlığı altında Jim Lannoo imzalı haberde, Portekizli
Barroso yönetimindeki yeni komisyonun göreve başlamasından önce Prodi
yönetimindeki komisyonun önündeki iki sıcak konudan en önemli olanının
Türkiye'nin AB üyeliği ile müzakerelerin başlaması için verilecek karar
olduğu, AB'nin, 1999 yılında Türkiye'ye üyelik statüsünü tanıdığı ancak
üyelik görüşmelerine henüz başlamadığı, önemli reformlar gerçekleştiren
Türkiye'nin şimdi üyelik görüşmelerine başlamak için tarih istediği ve
Avrupa Komisyonu raporunun Türkiye ile görüşmelere başlanıp
başlanmaması kararı için temel oluşturacağı ifade edilmektedir. Alman
CSU partisi gibi bazı siyasal partilerin Türkiye'nin üyeliğine karşı
çıktıkları, Prodi komisyonu üyeleri arasında da buna karşı çıkanların
bulunduğu belirtilerek, Günter Verheugen'in Türkiye'nin üyeliğine
olumlu bakıyor gibi gözüktüğü, ve Türkiye hakkında bir rapor
hazırlamakla kalmayıp üyelik görüşmelerine başlanmasını da önereceğinin
düşünüldüğü ayrıca Türkiye'nin AB üyeliğinin etkilerinin de
inceleneceği, bunun Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkanları yatıştırmaya
yönelik bir çalışma olarak görüldüğü ifade edilmektedir.
İNGİLTERE BASINI:
BBC'nin Türkçe yayınında
(01/09) "Verheugen: Rapor Bazı Sürprizler İçerebilir" başlığı altında
verilen haberde, Avrupa Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu Komiseri
Verheugen'in Avrupa Parlamentosu'nun Dış İlişkiler Komitesi'ne
açıklamalarda bulunurken ekim ayı ilerleme raporunun bazı sürprizler
içerebileceğini söylediği, fakat daha fazla ayrıntı vermediği ancak
raporun adil ve objektif olacağını vaat ettiği aktarılmaktadır.
Verheugen'in Türkiye'ye dört günlük ziyarette bulunacağını açıkladığı,
bu ziyarette Ankara'da hükümet yetkilileriyle yapacağı temasların
sadece bir gününü alacağını, kalan zamanını ise Türkiye'nin çeşitli
bölgelerine giderek, sivil toplum temsilcileriyle görüşerek
geçireceğini belirttiği ve böylece Türkiye'deki değişimin ve siyasi
reformların manzarasını yerinde göreceğini söyleyerek, Türkiye'nin
müzakerelere hazırlığı konusundaki fikre, bu sayede ulaşacağını
vurguladığı belirtilmektedir. Verheugen'in Türkiye konusunda giderek
olumlu sinyaller verdiği buna karşın müzakere tarihi verilmesine yeşil
ışık yakılması durumunda ise bunun ne zaman başlayacağının
belirsizliğini koruduğu vurgulanmaktadır.
Financial Times'da (01/09)
"AB-Türkiye Görüşmeleri Haziran Ayına Kadar Başlamalı" başlığı altında,
Daniel Dombey imzalı haberde, Avrupa Komisyonu'nun gelecek ay,
Türkiye'nin görüşmelerin başlaması için gerekli koşulları yerine
getirdiğini bildirmesinin beklendiği ve Verheugen'in, AB'nin
görüşmeleri "gecikmeden" başlatma vaadinde bulunduğunu hatırlatarak,
AB hükümet başkanları zirvesinden olumlu bir karar çıkmasını durumunda
dört ila altı ay sonra müzakerelerin başlaması gerektiğini kaydettiği
yer almaktadır.
YUNANİSTAN BASINI:
Kathimerini gazetesinde
(31/08) "Türkiye Reform Yolunda İlerliyor, Ama Yolsuzluk ve İhmal de
Durmuş Değil" başlığı altında ve Burak Bekdil imzalı makalede, Hollanda
hükümetine tavsiyelerde bulunan bir kurumun hazırladığı raporda AB'nin,
iki yıl içinde Türkiye ile üyelik görüşmeleri için söz vermesi, ancak
katılım için kesin bir tarih sunmamasının tavsiye edildiği
belirtilerek, Çakıcı-Yargıtay ilişkilerine, Van'daki karakol baskını ve
hızlandırılmış tren kazasına ve zinanın ceza yasasına yeniden suç
olarak girmesini öngören bir değişiklik paketinin, Türkiye'nin AB'ye
uyum adına yürüttüğü reform çabalarıyla tamamen çeliştiğine
değinilerek, "Hollanda'nın yukarıdaki açıklaması... yarısı boş bir
resim.... yarısı dolu bir resim... Herbiri, Türkiye'nin farklı bir
yüzü. Aralık ayında bu resimlerden hangisini görmek istediğineyse
AB'nin gözleri karar verecek. Bu da, stratejik bir konuda derinden
bölünmüş bir blok için zor bir karar olacak." yorumu yapılmaktadır.
İmerisia gazetesinde (01/09)
"Jack Straw Türkiye'nin AB Üyeliğinden Yana" başlıklı, Yorgos Gotsinas
imzalı haber-yorumda, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un AB ile
Türkiye arasında üyelik müzakerelerinin başlaması lehinde kampanya
başlattığı, müzakerelerin başlamasının AB'nin yararına olacağını,
Avrupa'nın demokratik değerlerinin yayılmasına yol açacağını
kaydettiği, ancak İngiliz hükümetinin konuyla ilgili tutumuna açıklık
getirmediği ifade edilmektedir. Yazıda, AB Komisyonu'nun, AB üyesi
ülkeleri ikna etmek amacıyla, Türkiye'nin AB üyeliğinden Avrupa'nın
elde edeceği kazançları sıraladığı ve Verheugen'in raporlarda
"sürprizlerin" olacağını söylediği belirtilerek, Türkiye'nin AB
üyeliğinin AB bütçesine 17 milyar euroya mal olacağı hesap edildiğinden,
Türkiye'nin AB üyeliğinin Avrupa ülkelerini düşündürdüğünün gözlendiği
vurgulanmaktadır.
-
-
-
ESKİ SAYILAR