06.09.2004

   

Anasayfa

e-posta


 

                                

            ANKARA, 06/09(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  03-06 Eylül 2004 tarihlerinde yayımlanan, Türkiye-AB  ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara  değinilmektedir:

           

            ABD BASINI: 

            Los Angeles Times gazetesinin internet sayfasında  (04/09) "Türkiye'de Kadınlar Evlilik Teklifini Küçümsüyorlar"  başlığı ve Amberin Zaman imzasıyla yayımlanan makalede şöyle denilmektedir: "Zinayı suç sayan yasanın Türkiye'de iktidar  partisi  tarafından tekrar gündeme getirilmesi, kadın  örgütlerinin  yoğun tepkisine yol açarken, hükümetin çoğunluğu  Müslüman olan bu laik ülkeyi şeriata yönelttiği yönünde  suçlamalara neden oldu... Erdoğan son aylarda, Kürt dili  üzerindeki yasakların  kaldırılması da dahil olmak üzere  gerçekleştirdiği çok sayıda reformdan ötürü AB liderlerinden  övgü topluyor. Ancak AB yetkilileri, Türkiye'nin dini  azınlığın ibadet özgürlüğünü genişletmesi ve kadın haklarını  artırması gerektiğini söylüyorlar. Zinanın suç sayılması  teklifi, AB'nin genişlemeden  sorumlu Komiseri Günther  Verheugen'in önümüzdeki hafta  Türkiye'nin katılım  müzakerelerine hazır olup olmadığını  değerlendirmek üzere  yapacağı ziyaretle aynı zamana rastladı. AB'nin 6 Ekim  tarihinde ilerleme raporunu açıklaması ve müzakerelere  başlangıç kararının aralık ayında alınması  bekleniyor."

 

            ALMANYA  BASINI: 

            Frankfurter Allgemeine Zeitung'un (03/09) "Sivil"  başlığı altında Rainer Hermann imzasıyla yayımladığı yorumda,  MGK Genel Sekreterliği'ne Mehmet Yiğit Alpoğan'ın atanması  konu edilmekte, "Askerin etkisi azalıyor. Reform, hiçbir  alanda kendini MGK'da olduğundan daha iyi göstermiyor.  1980'nin darbeci generalleri, sivil hükümetin politikasını  içeride ve dışarıda yönlendirmek için kullandıkları bu kurumun, 1982 yılında Anayasa'ya girmesini sağladılar. Daha sonra AB,  reform talepleriyle Türk siyasetinin aktörü oldu. Bugün sadece  bir danışma organı olan MGK, artık bir dönemin güç odağının  sadece bir gölgesi. Ordu içinde, AB çizgisine ilişkin  eleştirel sesler hala mevcut. Ordunun bir kesimi, reform talep  etmediği için müttefik ABD'yi AB'ye tercih ederken, diğerleri,  AB'nin bu çabaları belki de tam üyelikle  ödüllendirmeyebileceğinden endişeleniyor. ...Şimdiye dek bir  'kara kutu' konumundaki MGK'nın  ilk sivil genel sekreteri  olarak Alpoğan, önce personelini değiştirecek ve bunda  Dışişleri'ndeki çalışma arkadaşlarından faydalanacak. Ancak  herşeyden önce, tecrübeli diplomatın, Lahey'de yapılacak AB  zirvesi öncesinde Türkiye'nin şansını iyileştirmesi  bekleniyor." denilmektedir.

            Almanya'nın Sesi Radyosu'nun (04/09) 08.30-09.00  Türkçe yayınında "AB Komisyonu'nun Çalışmalarına Başlamasıyla,  Türkiye Tartışmaları Yeniden Alevlendi"  başlığıyla Duygu  Leloğlu'nun bildirdiği haberde, AB Komisyonu'nun, yeni  üyeleri ve yeni başkanıyla geçtiğimiz hafta çalışmalarına  başladığı ve Türkiye'nin üyelik tartışmalarının da yeniden  alevlendiği AB'yi bu yılın sonuna kadar bekleyen en çetin  görev olan Türkiye'nin üyeliği konusunda Birliğin  genişlemeden sorumlu Üyesi Verheugen'in açıklamalarının   geçen hafta gündemi meşgul ettiği belirtilmektedir.  Verheugen'in "Türkiye'nin müzakerelere 2005 yılında  başlayabileceği"  mesajını verdiği ifade edilen haberde,   ayrıca Avrupa ülkelerinden de Türkiye'ye destek açıklamaları   geldiği, herşeyin, Komisyon'un 6 Ekim'de açıklayacağı  ilerleme raporuna bağlı olduğu ancak bütün ipuçlarının bu  yılın sonunda Türkiye'ye Avrupa'nın kapılarının açılacağı  yönünde olduğu kaydedilmektedir.

 

            AVUSTURYA BASINI: 

            Salzburger Nachrichten gazetesinin (03/09) "Fischer'in  Türkiye'den Yana Oluşu, CSU'nun Eleştirisine Neden Oldu"  başlığı altında yer verdiği bir haberde, Almanya  Parlamentosu'ndaki CSU Eyalet Grubu Başkanı Michael Glos'un, Almanya Dışişleri Bakanı Joschka Fischer'in (Yeşiller),  Türkiye'nin AB'ye katılımının engellenmemesi gerektiği  yolundaki beyanını eleştirdiği belirtilmekte, Glos'un perşembe  günü  Berlin'de "Türkiye'nin tam üyeliğinin AB'nin entegrasyon  kabiliyetinin sınırlarını aşacağını" belirttiği ifade edilmekte, Fischer'in uluslararası terörizmle mücadelede "Avrupalı bir  Türkiye'nin vazgeçilmez" olduğunu söylediği, ama bunun yanı  sıra ülke ile giriş müzakerelerinin 10-15 yıl süreceğini de  kaydettiği hatırlatılmaktadır. Haberde, AB devlet ve hükümet  başkanlarının 17 Aralık'ta Brüksel'de yapılacak olan zirve toplantılarında, Türkiye ile resmen  giriş müzakerelerine  başlanıp başlanmayacağına karar verecekleri kaydedilmekte,  AB Komisyonu bundan önce 6 Ekim'de Ankara'nın insan hakları  ve demokrasi konularında kaydettiği ilerlemeye ilişkin bir  rapor sunacağı bildirilmektedir.

 

            ÇEK CUMHURİYETİ BASINI: 

            The Prague Post gazetesinin internet sayfasında (02/09)  "Türkiye İle İlgili Tartışmalar Dinin Ötesini De Düşünmek  Zorunda" başlığı altında yer verilen makalede, Avrupa  Birliği'ne üye devletlerin aralık ayında Türkiye'nin  AB'ye  üyelik müzakerelerine başlanıp başlanmayacağına dair bir   karar verecekleri belirtilmekte, Başbakan Stanislav Gross'un  henüz konuyla ilgili açık bir  tavır sergilememesine rağmen  pek çok işaretin Türkiye'nin desteklendiği yönünde olduğu  ifade edilmektedir. Hristiyan Demokratik Birliği- Çekoslovak   Halk Partisi (KDU-CSL)üyelerinin ise "Hristiyan olmayan" bir  ulusu kabul ederek Avrupa'nın mirasını tehlikeye atma konusunda   isteksiz olduklarından dolayı tereddüt içinde olduklarına  dikkat çekilen makalede, şu ifadelere yer verilmektedir:  "Diğer partiler için ise, KDU-CSL'nin tartışmayı sadece din  çerçevesinde yürütmesine izin vermemeleri önemli. AB'nin   geleceği ve Türkiye'nin üyeliğiyle ilgili kamuoyu tartışmaları   şu önemli sorulara cevap verecek şekilde yeterince kapsamlı   olmalı: Çek Cumhuriyeti için iyi olan nedir? Türkiye'nin   üyeliği bizleri daha güvenli mi kılacak? Bu Türkiye için adil  midir? Türkiye resmi anlamda olsa daha hangi alanlarda gelişme göstermelidir?   Aynı zamanda tartışmalar Türkiye'nin AB  Anayasası'nda yer alan AB değerlerini ve hedeflerini taşıyıp  taşımadığı konusuna da değinmeli. Türkiye, insan hakları,  kadınların  toplumdaki yeri, şeffaf yönetim gibi meselelerde  AB normlarını karşılayabilir mi? KDU-CSL ve diğerleri tartışma  konusunu tek bir yöne yöneltirlerse bu önemli sorular cevapsız  kalacak. Arap ve Batı dünyası arasındaki ilişkiler hiç bu  kadar önem kazanmamıştı. Türkiye gibi demokratik bir ülkeyi  kucaklamak çıkarımıza olabilir. Ankara'daki liderler AB  yasalarına ve standartlarına bağlı olmaya hazır olduklarını  ortaya koyduklarında bu ülkeye Çek Cumhuriyeti'ne olduğu  gibi adil ve dengeli bir yaklaşım gösterilmesi."

 

            İNGİLTERE BASINI: 

            REUTER'in (03/09) "Verheugen Türkiye Ziyaretinde Kanıt  Toplayacak" başlığıyla ve Gareth Jones imzasıyla yer verdiği   haberde şöyle denilmektedir: "Türkiye hakkında din ve ifade  özgürlüğü ile ilgili şüpheler sürerken, Avrupa Birliği'nin  genişlemeden sorumlu üyesi önümüzdeki hafta, AB'ye katılım  müzakerelerine hazırlık durumunu değerlendirmek üzere  Türkiye'ye kritik bir ziyarette bulunacak. Avrupa Komisyonu  üyesi Günther Verheugen, Ankara'da, Başbakan Recep Tayyip  Erdoğan ile görüşmelerde bulunacak ancak dört günlük  ziyaretinin büyük kısmını bir dizi siyasi reformu uygulamakta  Türkiye'nin kaydettiği aşamayı araştırmak üzere çeşitli  illerde geçirecek. Söz konusu ziyaret, Verheugen'in, AB  liderlerinin uzun  süredir bekletilen katılım müzakerelerinin  başlatılması  kararını vermelerine dayanak olacak şekilde,  meselelerin derinlemesine ortaya koyulduğu raporun 6 Ekim  tarihinde yayımlanması öncesi son ziyareti olacak... Mali  piyasaların gözü kulağı Verheugen'in açıklamalarında olacak.  Aralık ayında alınacak bir 'hayır' kararının, Türkiye'nin  güçlü ekonomik iyileşme programını ve Erdoğan'ın reformist  hükümetini rayından çıkarabileceğinden endişe duyuluyor...   25 üyeli AB Komisyonu, Türkiye konusunda ikiye bölündü.   Komisyon üyelerinin bazıları, AB'nin, diğer ülkelere göre   fakir ve 70 milyonluk Müslüman nüfusa sahip böylesine büyük   bir ülkeyi bünyesine dahil edebileceği konusunda şüpheli.   Türk Meclisi 14 Eylül tarihinde toplanacak. Meclis üyeleri,  gözden geçirilmiş ceza yasası, dini kuruluşlar ve ifade  özgürlüğü alanlarındaki kısıtlamaların esnetilmesi de dahil,  AB üyeliği doğrultusunda yapılmayı bekleyen reformlarda  ilerleme kaydedilmesini istiyor... AB diplomatları, bu dönemde  Avrupa kamuoyuna yanlış sinyaller göndereceğini söyleyerek, hükümetin zinayı suç  kapsamına almasından kaygı duyuyor.   Türk kadın hakları örgütleri, zinanın suç kapsamına alınması  girişiminin, Türkiye'yi, Suudi Arabistan gibi Şeriat yasaları  uygulayan ülkelere yakınlaştıracağı açıklamalarında bulunuyor.  Bir diplomat, 'Bu çok iyi bir halkla ilişkiler kampanyası  değil' dedi."  

 

            MISIR BASINI: 

            Al-Ahrar gazetesinin (01/09) "Türkiye AB'ye Girebilmek  İçin Yeni Bir Diplomatik Savaş Başlatıyor" başlığı altında  yayımlanan yorumunda, Türkiye'nin önümüzdeki günlerde amansız  bir diplomatik  savaş başlatacağı, amacın AB ile üyelik  müzakereleri için bir başlangıç tarihi verilmesini sağlayacak  adımlar atmak ve gelecek aralık ayında yapılacak AB zirvesinde  bu yönde bir karar çıkarmak için Avrupa ülkelerine baskı yapmak  olduğu belirtilmektedir. Türkiye'nin diplomatik hamlesinde,  sadece Avrupalı yetkilileri ağırlamakla sınırlı kalınmayacağı, dışa dönük hummalı bir faaliyete tanık olunacağı ifade edilen  yorumda, Türk yetkililerin önümüzdeki ay yapacakları Avrupa ve  ABD ziyaretlerinden söz edilmekte  ve "İki yıldan kısa bir süre  içinde eşsiz reformlar gerçekleştiren Türkiye, 40 yıldır  Avrupa ülkelerinin çekinceleriyle, bir türlü özlediği AB  üyeliğini yakalayamıyor, ulusal bir hedef olarak saptadığı  tarihi bir dönemece giremiyor ve üyeliği önünde sürekli büyük  devletlerin çıkar çatışması engeline takılıyor. Önümüzdeki  günler, Türkiye'nin alacağı yol açısından çok önemli. Gerçi  Türkiye, Avrupalılara acı gelecek ve onları kışkırtacak  seçenekleri şu ana kadar aba altından göstermiş değil, ama  jeo-stratejik konumu bakımından hem şimdi hem de gelecekte  elinde bulunan kartları görmezden gelmek mümkün değil.  Türkiye, bu kartları, ilgili ülkeleri ister tek tek, ister  yeni dünya düzeni içinde grup halinde olsun, kendisini AB  sürecinden alıkoyduklarına pişman edecek şekilde  kullanabilir." denilmektedir.

 

            YUNANİSTAN BASINI: 

            Yunanistan'ın Makedonya Haber Ajansı (MPE)'nın internet  sayfasında (03/09) "Beglitis, Kıbrıs Türk Toplumuna Ekonomik  Yardım Yapılmasından Yana" başlığıyla yer alan haberde,  Panhellenik Sosyalist Hareketi (PASOK)'nin Avrupa Parlamentosu  üyesi Panayotis Beglitis'in Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler  Komitesi'nin dün yapılan toplantısında, AB Komisyonu  temsilcisinin sorusuna cevaben, Kıbrıs Türk  toplumuna ekonomik  yardım yapılmasından yana tavır koyduğu, ticari ilişkiler  tüzüğü konusunda ise, ortaya çıkan hukuki temel sorunu dile  getirdi ve AB Komisyonu'ndan, buna bir çözüm bulunmasını  istediği aktarılmaktadır. Haberde, Beglitis'in PASOK'un,  Kıbrıs'ın AB'ye üyeliği ve siyasi soruna bir çözüm bulunması  konusundaki çabalarını, referandumda olumlu tutumunu ve  demokratik sonucunu kabul etmesini hatırlatarak, AB Dışişleri  Bakanları Konseyi ve AB Komisyonu'na ekonomik yardım konusunda  verilecek mesajın, "uluslararası hukuk kuralları, insan hakları  ve AB kurallarına saygı temelinde", adanın taksimi değil  yeniden birleşmesi, vatandaşlar topluluğunun güçlendirilmesi   ve iki toplum arasında işbirliği hedef alınarak, "Evet"   olması gerektiğini vurguladığı bildirilmektedir.

 

 

 

                 

 
ESKİ SAYILAR