13.09.2004

   

Anasayfa

e-posta


 

                                                       

            ANKARA, 13/09(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  10-12 Eylül 2004 tarihlerinde yayımlanan, Türkiye-AB  ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara  değinilmektedir:

 

            ABD BASINI:  

            The New York Times'in internet sayfasında (10/09) "Avrupa  Birliği Türkiye'nin Katılım Şansını Yüceltip Teşvik Ediyor"  başlığı altında ve Susan Sachs imzasıyla yer alan bir yazıda,  olumlu yöndeki düşüncelerin Türkiye'nin AB ile tam üyelik  görüşmelerine yardımcı olabilecek olan Avrupa Birliği'nin  Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günther Verheugen'in,  Türkiye'de hükümet yetkilileri, Hıristiyan ve Yahudi  liderleri ve Kürt eylemcileriyle görüşmelerinin ardından  izlenimleri hakkında oldukça ketum davrandığı  belirtilmektedir. Türkiye gezisini tamamlayan Günther  Verheugen'in ziyareti sırasında neredeyse herkese değişik  teklifler getirdiği, bir yandan hükümeti takdir ederken;  diğer yandan Kürtlere daha fazla kültürel haklar tanınması,  gayrimüslim Türkler için korunma ve herkes için insan  hakları çağrısında bulunduğu, fakat Türkiye'nin uzun süredir  devam eden adaylık konumundan tam üyeliğe ulaşmasına dair  herhangi bir tavsiyede bulunup bulunmayacağını açıklamadığı  ifade edilen yazıda, Verheugen'in ziyareti sırasında  İzmir'de verdiği mülakatta, "Türkiye'deki temel sorun  siyasal reformlar; kağıt üzerinde çok güzel, yapılanlara  hayran kaldım. Fakat uygulamaya baktığınızda manzara oldukça  karmaşık." dediği aktarılmaktadır.

            AP'nin (11/09) "Yunanlı Başbakan Türkiye'nin AB'ye  Katılım Çabalarına Yönelik Desteğini Yineledi" başlığı  altında yer verdiği bir haberde, Başbakan Kostas  Karamanlis'in yaptığı açıklamada, Yunanistan'ın,  Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılım arzusuna ve Türk  Hükümeti'nin üyelik kriterlerini yerine getirmek adına  yaptığı çalışmalara olan desteğini ifade ettiği  belirtilmektedir. Türkiye'nin geçen beş yıl zarfında  kriterleri yerine getirmek adına bir dizi reform  gerçekleştirdiği ve reformlar arasında, ölüm cezasının  yürürlükten kaldırılması ve Kürtlere daha geniş kültürel  haklar tanınmasının da yer aldığı hatırlatılan haberde,  Karamanlis'in yaptığı açıklamada, "Türkiye'nin Avrupa  yaklaşımını ve hükümetinin ülkeyi AB'nin siyasi ve  ekonomik gerçekleri ile uyumlu hale getirme çabalarını  destekliyoruz. Biz Yunanlılar Avrupalı bir Türkiye  istiyoruz. İkili işbirliğinin geliştirilmesi ve  Türk-Yunan ilişkilerinin baştan sonu yenilenmesi için  çaba sarfediyoruz." dediği ifade edilmektedir.

 

            ALMANYA BASINI: 

            Westdeutsche Allgemeine Zeitung'un internet sayfasında  (10/09) "Türkiye'nin AB Üyeliği Konusunda Süren Tartışma"  başlığı altında ve Tobias Blasius imzasıyla yer alan bir  yazıda, AB'nin Tarımdan Sorumlu Komiseri Franz Fischler'in,  AB Komisyonu'na gönderdiği dokuz sayfalık bir mektupta,  Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği konusundaki kuşkularını  dile getirdiği belirtilmektedir. Fischler'in, Financial  Times gazetesine yaptığı açıklamada, Türkiye'nin üyeliği  durumunda, Avrupa Birliği'nin ödeyeceği tarım teşviklerinin  yılda 11 milyar euroyu bulabileceğini belirttiği, ayrıca  Türkiye'nin her an köktenci İslami bir gerilime  girebileceğini de göz önünde bulundurmak gerektiğini  vurguladığı belirtilen yazıda, AB'nin Genişlemeden Sorumlu  Komiseri Verheugen'in, Türkiye'nin AB üyeliğine, Kopenhag  Kriterleri'ni yerine getirdiği takdirde sıcak bakmasının da  tartışmaya yol açtığı kaydedilmektedir.

 

            FRANSA BASINI:  

            AFP'nin (11/09) "Verheugen: Türkiye, 2015'den Önce AB  Üyesi Olabileceğini Düşünmüyor" başlığı altında yer verdiği  bir haberde, AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günter  Verheugen'in, Türkiye'nin 2015'den önce Avrupa Birliği'ne  üye olmayı düşünmediğini söylediği belirtilmektedir.  Türkiye'nin 2015'den önce AB üyesi olabileceğini düşünüp  düşünmediği konusunda kendisine soru yönelten Alman  gazetesi Sueddeutsche Zeitung'a cevap olarak Verheugen'in,  "Hayır. Buna inanmıyorum ve Türkiye'nin kendisi de buna  inanmıyor." dediği aktarılan haberde, Alman Komiser  Verheugen'in, bu üyeliğin zaman alacağını yineleyerek,  son iki yılda Türkiye tarafından başlatılan reformların,  bu ülkenin "Avrupa normlarına uyabileceğini" kanıtladığını  vurgulayarak "Müzakerelerin başlatılması kararının  ertelenmesi çok kötü olur, çünkü Türkiye'deki hayal  kırıklığının sonuçları büyük olur. Reformların uygulanışında  birtakım eksiklikler olduğunu gözlemliyorum, ancak bunun  için Türkiye kapının önünde bırakılabilir mi? Sonuç,  reformların durması olur. Bir hayır haksızlık olur." dediği kaydedilmektedir.

            AFP'nin (11/09) "Hollanda Başbakanı'na Göre, Türkiye'nin  Diğer İslam Ülkeleri Üzerinde Olumlu Etkisi Olabilir" başlığı  altında yer verdiği bir haberde, AB Dönem Başkanlığı'nı  yürüten Hollanda'nın Başbakanı Jan Peter Balkenende'nin, NRC  Handelsblad gazetesinde yayımlanan demecinde, Türkiye'nin,  "bölgedeki diğer İslam ülkeleri üzerinde olumlu etkisi"  olabileceğini kaydettiği belirtilmektedir. Başbakan  Balkenende'nin, Türkiye'nin AB adaylığıyla ilgili olarak  "adil bir tartışmaya" önem verdiğini hatırlattığı belirtilen  haberde, Hıristiyan Demokrat parti mensubu Balkenende'nin  demecinde, "Avrupa'da sadece Yunan, Roma ve Yahudi-Hıristiyan geleneklerine sahip olmadıklarını, aynı zamanda Müslüman ve  Arap etkilere de sahip olduklarını" vurgulayarak, "Bunlar  açık bir şekilde tanınabilir şeylerdir ve Avrupa'nın da  parçalarıdır." dediği aktarılmaktadır. Haberde, "Avrupai  değerler" hakkında bir dizi konferans başlatan Hollanda  Başbakanı'na göre, Avrupa piyasası ve parası gibi konuların  yanında "Avrupa'da insan ve ahlaktan söz etmenin" de  gerektiği ifade edilmektedir.

            AFP'nin (12/09) "Erdoğan: AB'nin Türkiye'ye Vereceği  'Hayır' Yanıtının Olumsuz Yankıları Olacaktır" başlığı  altında yer verdiği bir haberde, Başbakan Recep Tayyip  Erdoğan'ın, yaptığı açıklamada, Avrupalı yöneticilerin,  Türkiye'nin AB'ye üyelik müzakerelerinin başlatılması  konusunda aralık ayında yeşil ışık yakmaması durumunda  Türkiye ve AB arasındaki ilişkilerin etkileneceğini  bildirdiği kaydedilmektedir. Erdoğan'ın, İstanbul'da  düzenlenen Türkiye'nin AB'ye katılma projeleri konulu  bir konferanstaki konuşmasında, "Böyle bir olasılığı  düşünmek istemiyorum, ancak dostlarımızın, olumsuz bir  kararın ilişkilerimize zarar vereceği ihtimalini daha  yakından düşüneceklerini sanıyorum. Bu durumda, biz de  sanki AB ile aramızdaki ilişkilerde hiçbir şey olmamış  gibi davranabileceğiz." dediği aktarılan haberde,  bununla birlikte Başbakan Erdoğan'ın, AB'nin olumsuz  bir yanıtı durumundaki olası yansımalar hakkında herhangi  bir yorumda bulunmadığı ifade edilmektedir.

 

            İNGİLTERE BASINI: 

            Reuter'in (10/09) "Hollanda Türkiye'nin 'Olağanüstü'  AB İlerlemesini Övdü" başlığı altında ve Paul Gallagher  imzasıyla yer verdiği bir haberde, Hollanda Dışişleri Bakanı  Bernard Bot'un, Türkiye'nin AB'ye katılma girişiminde  "olağanüstü" bir ilerleme kaydettiğini söylediği ve AB  Komisyonu'nun üyelik müzakerelerine başlanması için yeşil  ışık yakması halinde bunun ayrımcılığa karşı bir tokat  olacağını belirttiği kaydedilmektedir. Bot'un, AB  liderlerinin, meselenin yeni Avrupa anayasası konusunda  yapılması planlanan referandumları etkileyebileceğine  ilişkin korkuların, üyelik müzakerelerinin başlamasını  ertelemesine izin vermemeleri gerektiğini söylediği ifade  edilen haberde, 1986-89 yılları arasında Hollanda'nın  Türkiye büyükelçisi olan ve 1970'de Türkiye-AB ortaklık  anlaşması sürecinde yer alan Bot'un, "Olağanüstü bir  ilerleme kaydettiler. Geçtiğimiz iki yıl boyunca yaptıkları  hayret verici. Her zaman ayrımcılık yapmadığımızı  söylediğimiz için Türkiye'nin dışarıda bırakılması halinde  herkes bunun Müslüman olmalarından kaynaklandığını  söyleyecek çünkü kriterleri yerine getiriyorlar." dediği  aktarılmaktadır. AB yetkilileri ve diplomatların,  Türkiye'nin kritik Komisyon raporunda üyelik müzakerelerine  başlamak için onay almasının kuvvetle muhtemel olduğunu  ancak tam başlangıç tarihinin belirsizliğini koruduğunu  çünkü bazı üyelerin Türkiye'ye reformları uygulaması  için daha fazla zaman verilmesinden yana olduklarını  belirttikleri kaydedilen haberde, Bot'un, görüşmelere  hazırlık dönemi nedeniyle Türkiye'nin üyelik  müzakerelerine başlayabilmek için altı aya kadar beklemesi gerekebileceğini belirttiği, ancak AB liderlerinin,  seçmenlerin yeni Avrupa anayasası konusunda yapılacak  referandumları Türkiye'nin üyeliği konusunda bir seçime  dönüştürmeleri endişeleri nedeniyle daha fazla ertelemeye  gitmemeleri gerektiğini vurguladığı, müzakerelerin sekiz  yıla kadar sürebildiği, onaylanmasının bir iki yıl daha  sürdüğü ve bu dönemi, Türkiye'den işçilerin serbest  dolaşımına uygulanacak geçici kısıtlamaların olacağı  birkaç yıllık bir dönemin izleyebileceği göz önüne  alındığında Türkiye'nin tam AB üyesi olmasının 2020'ye  kadar sürebileceğini ifade ettiği belirtilmektedir.

            Reuter'in (10/09) "Avusturya Maliye Bakanı,  Türkiye'nin AB Üyeliğine Karşı" başlığı altında yer verdiği  bir haberde, Avusturya Maliye Bakanı Karl-Heinz Grasse'in  yaptığı açıklamada, kendisinin AB'nin Türkiye ile katılım  müzakerelerine başlaması fikrine karşı olduğunu belirttiği  ifade edilmektedir. Grasser'in, AB maliye bakanları  toplantısının yapıldığı salonun koridorlarında yaptığı  açıklamada, "Türkiye'nin AB üyeliğinin bize yardımcı  olacağını düşünmüyorum. Avrupa içinde devam eden  tartışmalarda kimsenin bunu açıkça ifade etmemesine  şaşıyorum." dediği aktarılan haberde, Türkiye'nin "AB'ye  kesinlikle hazır olmadığını" öne süren Özgürlük Partisi  mensubu, -aynı zamanda son hükümetin bağımsız üyesi-  Grasser, "Katılım müzakereleri yönünde bir taahhütte  bulunmanız durumunda bunun anlamı, bir ayağın halihazırda  içeride olduğudur. Kapı açıldığında ise üyelik an  meselesidir. Prensip olarak, müzakereye hazır kararı gerçek  anlamda üye olarak kabul etmeye hazır olunduğu anlamına  gelir. Kişisel olarak bunun yanlış bir yol olduğunu  düşünüyorum" dediği kaydedilmektedir. Haberde, "Türkiye'nin  nüfusu o kadar kalabalık ve ülke içinde bölgeler arasında  gelişmişlik düzeyi o kadar farklı ki, Doğu Avrupa'ya yönelik  genişlemenin sindirilmeye çalışıldığı bir zaman da bu ülke  'Avrupa Birliği için büyük risk' doğuruyor." denilmektedir.

            The Times gazetesinde (11/09) "Türkiye'nin Üyeliğine  Saldırı Yenilendi" başlığı altında ve Anthony Browne  imzasıyla yayımlanan bir yazıda, Türkiye'nin üyelik  emellerine karşı Avrupa Birliği'nin en yüksek seviyelerinde  gözlenen derin ve duygusal görüş ayrılıklarının, bir Avrupa  Birliği temsilcisinin güçlü saldırısıyla yeniden gözler  önüne serildiği belirtilmektedir. Ortak tarım politikasından  sorumlu Avusturyalı Komiser Franz Fischler'in, diğer AB  temsilcilerine gönderdiği dokuz sayfalık mektupta,  Türkiye'nin Avrupalıdan ziyade doğulu olduğunu yazdığı ve  Türkiye'de İslam köktendinciliğinin yükselişine dikkat  çekerek, ülkenin uzun süreden beri var olan laik ve  demokratik özelliklerinden şüpheleri olduğunu belirttiği  kaydedilen yazıda, Fischler'e göre Türkiye'nin üyeliği  başarısızlığın örneği olacağı, bunun, aynı hafta içinde  Türkiye'ye karşı ikinci hücum olduğu ve ülkeye yeşil ışık  yakması beklenen bir raporun yayımlanmasından üç hafta önce  AB Komisyonu'ndaki görüş ayrılıklarını gösterdiği ifade  edilmektedir. İç Pazardan Sorumlu Komiser Fritz  Bolkenstein'in, Türkiye'nin üyeliğinin Avrupa'nın  İslamlaştırılmasına yol açacağını söylediği hatırlatılan  yazıda, bu konunun önemli olduğu, çünkü neredeyse tamamıyla  Asya'da olan Türkiye'nin, Avrupa Birliği'nin en kalabalık  üyesi olacağı ve bunun da ona diğer ülkelere göre daha  fazla oy hakkı sağlayacağı ve anında Birliğin çehresini  değiştireceği vurgulanmaktadır. Komisyon'daki görüş  ayrılıklarının, 10 yıldan bu yana görülenlerin en derini  olduğu ve Hollanda Dışişleri Bakanı Bernard Bot'un  Türkiye'nin gösterdiği ilerlemeyi övmesinin, buna mukabil  Avusturya Maliye Bakanı Karl-Heinz Grasser'in ise  Türkiye'nin üyeliğinin "yardımcı olmayacağını"  belirtmesiyle de gözler önüne serildiği ifade edilen  yazıda, pek çok ülkedeki şüphelere karşın AB devlet  başkanlarının aralık ayındaki zirvede Türkiye'nin üyelik  müracaatına son kabul işaretini vermelerinin beklendiği  kaydedilmektedir.

            Reuter'in (12/09) "Belçika Dışişleri Bakanı: Türk  Zina Yasası AB'ye Üyelik Girişimiyle Örtüşmüyor" başlığı  altında yer verdiği bir haberde, Belçika Dışişleri Bakanı  Karel De Gucht'un, Ankara'nın öne sürdüğü yasanın Avrupa  Birliği'ne katılma çabalarıyla örtüşmediğini söyleyerek,  Türkiye'nin zinayı yasaklama planlarını eleştirdiği  belirtilmektedir. Yasa konusunda eleştirilerini dile  getiren Gucht'un, ileride bir gün bloğa katılabilecek  olan Türkiye'nin planladığı yasanın Avrupa'nın  değerlerinin dışında olduğunu söylediği ifade edilen  haberde, De Gucht televizyon ağı VRT'ye, "Zinanın hapis  cezasını üç yıla çıkarmayı yeniden ileri sürmek  istiyorlar. Bu durum İslami yasama eğilimi gösteriyor.  Bunu çok ciddi bir sorun olarak görüyorum. Türkiye'ye  uzun vadede AB'ye üyelik için çağrıda bulunulacağını  düşünüyorum ancak bunun Avrupa ölçütleriyle  değerlendirilmesi gerekiyor. Bence bu yasa AB'ye üyelik  girişimiyle bağdaşmıyor." dediği aktarılmaktadır.

 

            YUNANİSTAN BASINI: 

            Kathimerini gazetesinde (10/09) "Tanımanın Acı Hapı"  başlığı altında ve Stavros Ligeros imzasıyla yayımlanan  bir yorumda, AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu  Komiseri Günther Verheugen'in, "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin  Türkiye tarafından tanınmasının şart olmadığı" yolundaki  yersiz açıklamasının ardından, başka bir açıklamada  bulunmak ve Türkiye'nin AB üyesi yeni ülkelerle gümrük  birliği anlaşması imzalaması gerektiğini açıkça belirtmek  zorunda kaldığı, bilindiği üzere, Türkiye Kıbrıs  Cumhuriyeti'ni tanımadığı için Kıbrıs ile gümrük birliği  anlaşması imzalamadığı kaydedilmektedir. Türkiye'nin  uluslararası alanda Kıbrıs Cumhuriyeti'ne karşı birçok  konuda veto hakkını kullandığı ve Türkiye'nin, aralık  ayında üyelik yörüngesine girmeyi çok arzuladığı ve Türk  talebinin kabul görmesi için Lefkoşa'nın "evet" demesinin  şart olduğu bir dönemde bu şekilde davrandığı, ancak  herşeyin Türklerin sonuçta geri adım atacaklarını  gösterdiği, çünkü başka seçeneklerinin olmadığı ifade  edilen yorumda, Türkiye'nin geri adım atmaması durumumda,  Lefkoşa'nın büyük bir ihtimalle aralık ayında "hayır"  diyeceği ve kimsenin Lefkoşa'yı suçlayamayacağı  vurgulanmaktadır. Türkiye'nin, Avrupa ile aslında  "a la carte" ilişki istediği, başka bir deyişle,  yükümlülüklerini yerine getirmeden AB nimetlerinden  faydalanmak istediği, bu nedenle, Kopenhag Kriterleri'ne  yasalar açısından yaklaşmış olmasına rağmen, uygulamada  Kopenhag Kriterleri'nden çok uzak olduğu belirtilen yorumda,  jeopolitik ve ticari nedenlerden ötürü AB ortaklarının  Türkiye'nin AB "arabasına" bağlanmasını istedikleri, ancak  bu arada tam üye olmasını istemedikleri, Türkiye'nin AB  adaylığının ömür boyu sürmesini diledikleri, ancak böyle  bir şeyin mümkün olmadığı kaydedilmektedir. Yorumda,  yıllardır bu konuya değinmekten kaçınmakla, AB üyesi  ülkelerin Türk talebine güç kazandırdıkları, şimdi  gerçekleri görme zamanının geldiği ve Washington'un da  baskıları nedeniyle Türkiye'ye açıkça hayır demeleri  ihtimalinin olmadığı öne sürülmektedir.

 

 

                 

 
ESKİ SAYILAR