|
ANKARA, 01/10(BYE)---
Yabancı basın-yayın organlarında 30 Eylül 2004 tarihinde yayımlanan
Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara
değinilmektedir:
ALMANYA BASINI:
Die Welt
gazetesinde (30/09) "Almanlar, Türkiye Konusunda Referandum İstiyor"
başlığı altında ve Lars-Broder Keil imzasıyla yayımlanan bir yazıda,
Almanların çoğunluğunun, Türkiye'nin olası AB üyeliği hakkında halk
oylaması yapılmasından yana olduğu ve EMNİD kamuoyu araştırma
kuruluşuna yaptırılan ankete göre, deneklerin yüzde 62'si referandumdan
yana oy kullanırken yüzde 34'ünün bunu reddettiği belirtilmektedir. SPD
taraftarlarının çoğunluğunun da yüzde 49-48 oyla halk oylaması
yapılmasından yana olduğu, Hıristiyan Birlik Partileri'nin
sempatizanlarının ise, yüzde 69'u referandum isterken, yüzde 28'inin
buna karşı çıktığı ifade edilen yazıda, bu tür bir referandumun,
politikacılar nezdinde pek yankı bulmadığı ve eski Devlet Müsteşarı
Werner Hoyer'in (FDP), Fransa'da gündemde olan tarzda bir referandumu,
konunun "halkı tahrik etme" tehlikesi büyük olduğu gerekçesiyle
reddettiği ve CDU içinde de genel olarak referandumların uygulamaya
geçirilmesi fikrine sıcak bakılmadığı kaydedilmekte, Hıristiyan Birlik
Partileri'nin Parlamento Grup Başkan Vekili Wolfgang Bosbach'ın, yaptığı
açıklamada, "Bu konuda, doğrudan demokrasi şeklinin uygulanmasına
ilişkin genel kuşkular hakim." dediği aktarılmaktadır.
AVUSTURYA BASINI:
Die Presse
gazetesinde (30/09) "Türkiye Güç Sistemini Alabora Ediyor" başlığı
altında ve Andreas Schnauder-Wolfgang Böhm imzalarıyla yayımlanan bir
yazıda, birçok gözlemcinin değerlendirmesine göre, Birliğin gelecekteki
anayasasının içinde siyasi dinamitin gizli olduğu ve Anayasa'nın,
Türkiye'nin nüfuzunu büyük ölçüde artıracağı belirtilmekte ve özellikle
de Ankara'nın yasama organı olan iki makamdaki, yani Konsey ve
Parlamento'daki nüfuzunun, AB'nin şimdiki güç sistemini alabora
edeceği, yeni anlaşmanın mimarlarının da bunu bildiği,ama Türkiye'nin
katılımını bazı ek hükümlerle esnekleştirme çabalarının hepsinin boşa
gittiği ifade edilmektedir. Anayasa'ya göre Bakanlar Kurulu'nda alınacak
AB kararları için hükümetlerin yüzde 55'inin onayının gerektiği,
Türkiye'nin 2015 yılında katılacağından ve o tarihte Hırvatistan,
Romanya ve Bulgaristan'ın da üye olacaklarından yola çıkılırsa,
çoğunluğu elde etmek için 16 ülke gerektiği ve böylece, Birliğin ilk
üyeleri olan 15 ülkenin bir kararı kabul ettirecek çoğunluğu kalmayacağı
belirtilen yazıda, Türkiye'nin nüfusunun 2015'te 80 milyonu aşmış
olacağı ve hızlı nüfus artışı sayesinde bunu izleyen yıllarda en
kalabalık AB üyeliği sıfatını Almanya'nın elinden alacağına işaret
edilmektedir. Yazıda şöyle denilmektedir: "Türkiye, nüfusunun büyüklüğü
nedeniyle bir AB kararını engellemek için pek az müttefike ihtiyacı
olacağından, öncelikle de pasif bir güç faktörü olarak önem
kazanacaktır. Örneğin Ankara, Londra, Madrid ve Varşova ile bir olup
Avrupa entegrasyonunun derinleştirilmesine ilişkin her türlü kararı
bloke edebilecek... Mali açıdan bakıldığında tartışmalı genişleme,
ekonomik açıdan geri kalmış olan ülkelerin gücünü artıracaktır: Büyük AB
yardımları alan ülkelerin Türkiye ile birleşmesi sonucu AB nüfusunun
yüzde 42,7'sini tutturabileceklerdir ki bu bir kararı önleyebilecek oran
olan yüzde 35'in çok üstüne çıkıyor... Askeri açıdan da Ankara'nın AB
politikası üzerindeki etkisini küçümsememek gerekir. Türkiye'nin
katılımı, Atlantik Paktı'nın Avrupa güvenlik politikasının savunucuları
karşısında güçlenmesine yol açacak... Bu katılımın Avrupa
Parlamentosu'na etkileri ise belki siyasi güç açısından olmasa bile
sembolik olarak oldukça ilginç olacak..."
Die Presse
gazetesinde (30/09) "Türkiye'nin Katılımı Konusu Yeşillerin Huzurunu
Kaçırıyor... Görüşler 'Evet, Ama Daha Sonra'da Birleşiyor" başlığı
altında ve Rainer Nowak imzasıyla yayımlanan bir yazıda, Yeşillerin de
diğer partiler gibi, Türkiye'nin AB'ye katılımı konusunda ağız
yaptıkları ve izleyecekleri çizgiyi yazıya dökmekten kaçındıkları
belirtilmektedir. Bütün partilerin Türkiye'nin AB'ye katılımında olduğu
kadar benzer bir çizgi izlediği, şimdiye kadar bunun hiç olmadığı ve ÖVP,
SPÖ, FPÖ ve Yeşillerin aynı kaderi paylaştığı ifade edilen yazıda,
hiçbirinin tek bir çizgiye sahip olmadığı, her partinin kendisinin açık
bir çizgi izlediğini, ama diğerlerinin izlemediğini iddia ettikleri
kaydedilmektedir. Yeşillerin de bu yüzden huzurunun kaçtığı ve bu konuda
kısa bir tartışma yaptıkları ve "Evet, ama balık kavağa çıktığında"
şeklinde tanımlanabilecek bir karar aldıkları kaydedilen yazıda,
Türkiye'nin bütün üyelik kriterlerini yerine getirmesi halinde,
müzakerelerin katılımla sonuçlanacağını söyleyen Yeşillerin dış politika
sözcüsü Ulrike Lunacek'in, bu ifadeyi biraz sınırlamak için, "Bu uzun
bir süreç olacak." dediği, Alexander van der Bellen ise bunun "on yıldan
önce" beklenemeyeceğini ve ancak güncel genişlemenin "hazmedilmesinden"
sonra gerçekleşebileceğini, ancak bu aşamadan sonra Türkiye ile
ilgilenilebileceğini söylediği vurgulanmaktadır.
ÇEK CUMHURİYETİ BASINI:
RFE/RL
Radyosu'nun internet sayfasında (28/09) "AB-Türkiye... Ankara Üyelik
Müzakerelerine Hazır... Ya Avrupa?" başlığı altında ve Jean-Christophe
Peuch imzasıyla yer alan bir yorumda, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer
tarafından onaylanması gereken yasal değişikliklerden çoğunun 1 Nisan
tarihinden önce yürürlüğe girmeyeceği ve değişikliklerin şimdi,
Ankara'nın Brüksel ile resmi üyelik müzakerelerine giden yoldaki son
engelin de kalkmasını sağladığı belirtilmektedir. Avrupa Komisyonu'nun,
yasal reformu memnunlukla karşıladığı ve gelecek hafta olumlu bir
değerlendirme yapılmasının yolunu açtığını bildirdiği kaydedilen
yorumda, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'nın partisi AKP'ye mensup
milletvekillerinin, yasal reformu 25 üyeli Avrupa Birliği ile
ilişkilerde önemli bir açılım olarak memnuniyetle karşıladıkları ve
Adalet Komisyonu'nun AKP'li Başkanı Köksal Toptan'ın 26 Eylül'deki
oylamadan sonraki konuşmasında, kararın çağdaş Türkiye'nin tarihinde bir
kilometre taşı olarak kalacağını söyleyerek, "Bu hükümleri 6 Ekim'den
önce geçirme telaşındaydık. Bu hükümlerin temel felsefesi, AB
kriterlerine genel yaklaşımımızı göstermeye yöneliktir. Bu hükümleri
kabul etmekten dolayı gerçekten mutluyuz. Bu, AB yolunda çok önemli
bir adımdır ve Türkiye'nin çağdaşlaşması için büyük önem
taşımaktadır." dediği aktarılmaktadır. Türkiye'nin AB'ye girişini
destekleyenlerin Başbakan Erdoğan'ın iki yıl içinde demokrasi yolunda
köklü ilerlemeler sağladığını öne sürdükleri ifade edilen yorumda,
Avrupa Parlamentosu Sosyalist Grup Başkanı Alman Martin Schulz'un
Fransız Enternasyonal Radyosu'na 26 Eylül'de yaptığı açıklamada, ceza
yasası reformunun Türkiye'nin muhafazakar liderliğinin ülkenin yasalarını
AB mevzuatı ile uyumlu hale getirme çabalarını taçlandırdığını
söyleyerek, "Askerlerin güç ve nüfuzları birkaç 10 yıl önce
düşünülemeyecek bir düzeye indirgendi. Kürt meselesine bakın. AKP,
televizyonda Kürtçe'nin kullanılmasını yasallaştırdı; bu bir gerçek.
Türkiye'de her şeyin iyi gittiğini söylemek istemiyorum. Hala yapılacak
iyileştirmeler var. Türk toplumunun dönüşümü için birçok yıl belki de 15
yıl gerekiyor. Ama Türkiye'ye kapıyı kapayacak ve hayır diyecek olursak
bu kanımca üyeliğinin yolunu açmaya karar vermemizden daha büyük riskler
yaratacaktır." dediği aktarılmakta, ancak son zina tartışmasının
Avrupa'da Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkanların argümanlarına yeni
bahaneler vermiş bulunduğu kaydedilmektedir.
FRANSA BASINI:
AFP'nin
(30/09) "Brüksel, Türkiye'ye Avrupa Kapılarını Aralamaya Hazırlanıyor"
başlığı altında ve Pierre Glanchant imzasıyla yer verdiği bir haberde,
Avrupa Komisyonu'nun, beş yıldır üzerinde çalıştığı AB genişlemesine,
Avrupa'nın kapısını 40 yıldan üzün bir süredir çalan Türkiye'nin 2005
yılında müzakerelere başlamasına 6 Ekim'de yeşil ışık yakarak devam
edeceği ve Avrupa Komisyonu'nun 6 Ekim'de sunacağı raporun, 17
Aralık'taki Brüksel zirvesinde Türkiye ile ilgili alınacak karara
tavsiye teşkil edeceği belirtilmektedir. AB'deki Bazı komiserlerin,
Türkiye'nin AB'ye üyeliğine karşı çıktıkları belirtilen haberde, AB'nin
İç Pazardan Sorumlu Komiseri Frits Bolkestein ve AB'nin Tarımdan Sorumlu
Komiseri Franz Fischler'in, buna karşı olduklarını defalarca
açıkladıkları, ancak azınlık durumunda oldukları ifade edilmektedir.
Brüksel'deki diplomatlar ve uzmanların, üyelik müzakereleri başlasa bile
Türkiye'nin ancak 2012-2015 yılları arasında AB üyesi olabileceğini
düşündükleri ifade edilen haberde, Türkiye'nin AB'ye girmesi konusunun,
Fransa ve Almanya gibi bazı Avrupa ülkelerinde kamuoyunun konuya
olumsuz yaklaşması nedeniyle tartışmalara sahne olduğu ve siyasi
çevrelerde bölünmeler yaşandığı, uzmanların yine de, aralık ayındaki
Brüksel zirvesinde, tartışmaların yaşandığı ülkelerin liderlerinin
müzakerelere başlanmasını reddedeceklerini düşünmedikleri öne
sürülmektedir. İtalya'daki Avrupa Üniversite Enstitüsü Başkanı Yves
Meny'nin, Avusturya'nın Türkiye'nin üyeliğini istemediğini defalarca
dile getirdiğini, öte yandan İngiltere, İspanya ve İtalya'nın bu konuda
her zaman olumlu açıklamalarda bulunduğunu belirterek, "Ayaklarını
sürüseler de, yakınsalar da, AB liderleri Türkiye ile ilgili olumlu karar
vereceklerdir. Sadece bir ülke diğer 24 ülkeyi karşısına alarak hayır
diyemez. Bu çok zor." dediği aktarılan haberde, Türkiye'nin AB üyesi
olmasına karşı gelen ülkelerin, sebep olarak, Türkiye'nin 73 milyonluk
nüfusunu gerekçe gösterdikleri, ayrıca Türkiye'nin fakir, Müslüman bir
ülke olduğunu ifade ederek AB'ye katılmasının Birliğe yeni bir
jeopolitik boyut kazandıracağını söyledikleri vurgulanmaktadır.
AFP'nin (30/09)
"AB'den Gelebilecek Hayır, Türkiye ile İlişkilere Zarar Verebilir ve
Erdoğan'ı Sıkıştırabilir" başlığı altında ve Hande Çulpan imzasıyla yer
verdiği bir haberde, analizcilere göre, AB'nin, üyelik müzakerelerinin
başlaması için Türkiye'ye bir tarih vermemesi durumda, ikili ilişkilerin
bundan zarar göreceği, Türklerin, doğu mirası ile batı emelleri
arasında yitip gidecekleri ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın zor
durumda kalacağı öne sürülmektedir. Milliyet gazetesi köşe yazarlarından
Sami Kohen'in, "Eğer AB, Ankara'ya istediğini vermez ise, bu, halk için
olduğu kadar hükümet için de bir soğuk duş ve bir hayal kırıklığı
olacaktır. AB'nin Türkiye'yi reddetmesi durumunda ikili ilişkilerde bir
kesinti yaşanır, zira Türkiye'nin bekleyecek başka hiçbir şeyi
olmayacak." şeklindeki sözleri aktarılan haberde, bazı analizcilere
göre, Türkiye'nin AB'ye girmesinin, Başbakan Erdoğan'ın partisi AKP'nin
başlıca hedefi ve var olma nedeni olduğu ifade edilmekte, AB yolunda
Türkiye'nin gerçekleştirdiği ilerlemeler konusunda Avrupa Komisyonu'nun
hayati bir rapor yayınlanmasına birkaç gün kala Türk Hükümeti'nin,
Avrupalı liderlerden kesin bir tarih beklediğinin altını çizdiği
kaydedilmektedir. Haberde, böylesi bir kararın, AB'ye entegre olmak
için Ankara tarafından sarfedilen 40 yıllık çabaları taçlandıracağı ve
AB'den gelebilecek kötü bir sürprizin Türkiye'yi yeni ittifaklar aramaya
itebileceği, iç politika alanında da AB'nin reddinin, Erdoğan'ı zor
duruma düşürebileceği değerlendirmesi yapılmaktadır.
AFP'nin (30/09) "Verheugen,
Türk Dosyası ile İlgili Yönetimi Konusundaki 'Taraflı' Eleştirileri
Kınadı" başlığı altında yer verdiği bir haberde, AB'nin Genişlemeden
Sorumlu Komiseri Günther Verheugen'in yaptığı açıklamada, Türkiye'nin
AB'ye üyeliği konusundaki müzakerelerin başlamasını tavsiye ettiği,
kendisine yöneltilen, elini çok çabuk tuttuğu şeklindeki eleştirilerin
"taraflı" olduğunu belirterek kınadığı kaydedilmektedir. Ankara'nın
Avrupalılık özlemlerinin hararetli bir savunucusu olan Verheugen'in,
Avrupa Milletvekillerine hitaben, "Bu tartışmada asıl üzüldüğüm şey,
müdahalede bulunanların çoğunun taraflı olmalarıdır." şeklinde
konuştuğu belirtilen haberde, Verheugen'in daha sonra, "Türkiye
konusuna gelince, şunu size çok açık bir biçimde belirtmek isterim ki,
benim bir tavsiyede bulunduğumu duyan insan henüz doğmadı... Ben sadece
bir tavsiyede bulunmama imkan verecek tüm unsurların masada önümde
olduğunu söyledim. Öyle sanıyorum ki, önümüzdeki haftanın ortalarında,
tamamen farklı bir fikre sahip olacaksınız." dediği aktarılmaktadır.
AFP'nin (30/09)
"Komiser Barrot, Türkiye Konusunun Aceleye Getirilmemesini İstedi"
başlığı altında yer verdiği bir haberde, Avrupa Komisyonu'nun 6 Ekim'de
Türkiye ile ilgili rapor sunmaya hazırlandığı bir dönemde Avrupa
Komiseri Barrot'un, Ankara yönetimiyle üyelik müzakerelerine başlanması
konusunun aceleye getirilmemesini istediği belirtilmektedir. Haberde,
Avrupa Parlamentosu'ndaki konuşmasının ardından Barrot'un gazetecilere
yaptığı açıklamada, "Türkiye dosyasının aceleye getirilmemesi
gerektiğini düşünüyorum. AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günther
Verheugen'in 'zinanın suç kapsamından çıkarılması Türkiye'ye yeşil ışık
yakar' sözleri yeterli değildir. Müzakerenin kuralları önceden
belirlenmelidir." dediği aktarılmaktadır.
İNGİLTERE BASINI:
Reuter'in
(30/09) "AB Komisyonu Raporu: Türkiye'nin Üyeliği Avrupa Birliği'ne de
Türkiye'ye de Fayda Sağlayacak" başlığı altında ve Yves Clarisse
imzasıyla yer verdiği bir haberde, AB Komisyonu'nun yayımladığı bir
raporda, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğinin her iki tarafa da
ekonomik ve siyasi faydalar sağlayabileceğini kaydettiği
belirtilmektedir. AB'nin Ankara'ya üyelik görüşmelerine başlayıp
başlamama konusunda bir ilerleme raporu sunmasından bir hafta önce
Reuter haber ajansı tarafından ele geçirilen söz konusu raporda,
Komisyon'un üyelik konusundaki düşüncesine işaret edildiği ifade edilen
haberde, Türkiye'nin üye olmasının olası etkileri konusunda bir
değerlendirmeye yer verilen raporda, "Az da olsa, AB'ye üye ülkelerin
ekonomileri Türkiye'nin üyeliğinden faydalanacaktır. Türkiye ise AB'ye
üyelikten büyük bir fayda sağlayacaktır. Türkiye'nin AB'ye üyeliği, hem
AB hem de Türkiye için iyi olacaktır. Şayet iyi değerlendirilirse her
iki taraf için de önemli fırsatlar sunacaktır." denildiği
kaydedilmektedir. Türkiye'nin, 1963'den beri AB'ye üye olmak için
çabaladığı ve ordunun nüfuzunu azaltmak, işkenceye karşı sıkı önlemler
almak ve Brüksel'in talep ettiği standartları karşılamak da dahil olmak
üzere, bir dizi ekonomik ve siyasi reform gerçekleştirdiğine işaret
edilen haberde, raporda, üyeliğin, AB'nin dış politikasının da dahil
olmak üzere pek çok alanda sağlayacağı faydaların vurgulandığı ve
"Türkiye, istikrarlı olmayan bazı komşu ülkelerde dış politika alanında
sonuçlar elde edilmesi bakımından faydalı olacak, stratejik yönden
önemli bir ülke." şeklinde ifadelere yer verildiği, ayrıca tarım ve
Türkiye'nin ekonomik gelişmesine değinilerek, "Türkiye, özgürlük,
demokrasi, insan haklarına saygı ve temel özgürlükler gibi temel
ilkelere bağlı kalan, çoğunluğu Müslümanlardan oluşan bir ülke olarak
önemli bir model teşkil edecektir." denildiği ifade edilmektedir.
Haberde, Komisyon raporunda, Avrupa'dan Orta Doğu'ya kadar uzanan
Türkiye'nin, Irak ve İran gibi enerji devi ülkelere komşu olmasının,
Birliğe önemli bir fayda daha sağlayacağı, ayrıca "Türkiye'nin AB'ye
katılımı, AB'nin daha iyi enerji ikmali yapmasına yardımcı olacaktır."
denildiği vurgulanmaktadır.
YUNANİSTAN BASINI:
Kathimerini
gazetesinde (30/09) "Türkiye Avrupa'da" başlığı altında ve Kostas
Yordanidis imzasıyla yayımlanan bir yorumda, AB Komisyonu'nun
Türkiye'nin Avrupa yönelimiyle ilgili raporu gelecek çarşamba
yayımlanacağı belirtilmekte ve Yunanistan'ın, Avrupa'nın -bir dereceye
kadar- kültürel ve siyasi görüşlerine uyum sağlamayan 80 milyonluk bir
Müslüman ülkenin AB üyesi olmasının jeostratejik ve kültürel etkileri
hakkında genel olarak hüküm süren kaygılara katılmayan tek ülke olduğu
ifade edilmektedir. Türkiye'nin diplomatik ve siyasi kurulu düzeni için
şüphesiz hayranlık duyulması gerektiği, çünkü ısrarla ve sistematik bir
şekilde yıllardır başarıyla müzakereler yaptığı, sonunda da din ve
kültürel geleneğe değinmeyen bazı genel ilkeler temelinde, ülkenin
"Batı kulübüne" girmesini başaracağı vurgulanan yorumda, bu açıdan, AB
Komisyonu'nun, özellikle de Komisyon'un Genişlemeden Sorumlu Komiseri
Günther Verheugen'in, yeni Ceza Kanunu'na dahil edileceği söylenen
zinanın suç oluşturması konusu hakkında Ankara ile sürtüşmesinin, Recep
Tayyip Erdoğan hükümetinin fikir değiştirmesinden sonra da, AB
Komisyonu'nun takındığı ihtiyatlı tavrına son vermesi çok ilginç bir
konu oluşturduğu kaydedilmektedir.
|