19.11.2004

   

Anasayfa

e-posta


 

 

            ANKARA, 19/11(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarının 18 Kasım 2004 tarihli sayılarında, birinci sayfalarında ya  da haber bültenlerinde yer verdikleri haber ve gelişmelerin  özet dökümü ülkelerine göre şöyledir:

 

            ALMANYA BASINI: 

            Deutsche Welle'nin internet sayfasında (18/11) "Aralık  Zirvelerinin Talihsizliği" başlığı altında ve Bernd Riegert  imzasıyla yer alan bir yazıda, Avrupa Birliği'nde aralık  zirvelerinin kötü bir tadının olduğu, geçen yıl Polonya ve  İspanya'nın, AB Anayasası nedeniyle oyun bozanlık yaptığı,  bu kez de Kıbrıs'ın, zirvenin havasını ve Türkiye'nin  üyeliği tartışmalarını olumsuz etkileyebileceği  belirtilmektedir. 25 AB üyesinin, 17 Aralık 2004 tarihinde  ezeli aday konumundaki Türkiye ile üyelik müzakerelerinin  ne zaman başlayacağına karar vermek amacında olduğu ve AB  Komisyonu'nun bunu tavsiye ettiği hatırlatılan yazıda,  şimdiyse Avrupalıların 2002 Kopenhag Zirvesi'ndeki  vaatlerini yerine getirmek ve Türklerin uzun zamandır  beklediği tarihi oybirliği ile vermek durumunda olduklarına  işaret edilmektedir. Hukuki olarak adanın tamamını temsil  eden güneydeki Kıbrıs Rum Hükümeti'nin, Türkiye'den üyelik  müzakereleri başlamadan önce Ankara'nın bugüne kadar  reddettiği AB üyesi Kıbrıs'la resmi ilişki kurulmasını  istediği ifade edilen yazıda, "Brüksel'deki AB'li  diplomatlar, Kıbrıs'ın katı bir tavır sergileyip talepleri  yerine getirilinceye kadar üyeliğe karşı bir vetoda  bulunabileceklerini tahmin edebiliyor. Gerçi bu durumda  diğer 24 üyenin tepkisini çekebilir, ancak Tasos  Papadopoulos açısından ilkelerde ısrar etmek buna değer.  Ayrıca 24 üye ülkenin bazı hükümet ve devlet başkanının  Papadopoulos'nun girişiminden memnun olmayacağını kim  söylüyor? Çünkü herkes Türkiye'nin AB üyeliğinden Başbakan  Gerhard Schröder kadar coşku duymuyor." denilmektedir.

            Merkur gazetesinin internet sayfasında (18/11)  "Kiliselerin Gücü Azalıyor" başlığı altında ve Georg  Anastasiadis-Werner Menner imzalarıyla Bavyera Eyaleti  İçişleri Bakanı Günther Beckstein (CSU) ile entegrasyon  ve radikalizm üzerine yapılan bir mülakata yer  verilmektedir. Mülakatta Türkiye'nin AB üyeliği ile  ilgili olarak şu ifadeler yer almaktadır:  

            "SORU: Türkiye AB'ye girdiğinde ne olacak?           

            BECKSTEIN: Avrupa'nın İslamlaştırılabileceği  konusundaki endişeleri ve korkuları anlayabiliyorum. Ben  bu korkuları, İslamiyet değişime uğradığı ve fanatizm  arttığı için ciddiye alıyorum. En azından bu, Avrupa'da  böyle ve kiliselerin gücü de git gide azalıyor."

 

            BULGARİSTAN BASINI:  

            Monitor gazetesinin internet sayfasında (18/11)  "Çekler Türkleri AB'de İstemiyorlar" başlığı altında yer  alan bir haberde, 3 bin 400 Çek Cumhuriyeti vatandaşının,  yalnızca bir gün içinde düzenlenen imza kampanyasına  katılarak, Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıktığı ve  3 bin 400 imzanın yer aldığı dilekçenin Çek Hükümeti'ne  iletildiği belirtilmektedir. İmza kampanyasını başlatan  Sivil Komite Başkanı David Greşak'ın, konuyla ilgili  olarak yaptığı açıklamada "Hükümetimizin, 17 Aralık günü  toplanacak zirve görüşmesinde Türkiye'ye müzakere tarihi  verilmesine karşı oy kullanmasını istiyoruz." dediği  belirtilen haberde, David Greşak'a göre, Türkiye'nin,  özellikle insan hakları ve ekonomi alanlarında AB  standartlarına uymadığı kaydedilmekte ve Çek Hükümeti'nin  geçen hafta yaptığı toplantıda, Türkiye'ye müzakere tarihi  verilmesini desteklemeye karar verdiği hatırlatılmaktadır.

 

            FRANSA BASINI:  

            AFP'nin (18/11) "Türkiye'nin AB'ye Üyeliği Konusundaki  Sembolik Oylamada 250'den Fazla Fransız Milletvekili  Aleyhte Oy Kullandı" başlığı altında yer verdiği bir  haberde, Türkiye'nin AB'ye girişi konusunda yapılan sembolik  oylamaya katılan 250'den fazla Fransız milletvekilinin,  Ankara tarafından "Ermeni soykırımı tanınmadığı sürece"  17 Aralık tarihinde doğrudan müzakerelerin başlaması  aleyhinde oy kullandığı belirtilmektedir. Ulusal Meclis'in  bulunduğu Bourbon Sarayı'ndaki toplantıda birçok Ermeni  örgütün girişimiyle düzenlenen "oylamada" sağdan ve soldan  30'ar milletvekilinin hazır bulunduğu belirtilen haberde,  söz konusu oylamanın organizatörlerinden Murad Papazyan'ın,  Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'a, Türkiye ile tüm  görüşmelerde Ermeni soykırımının tanınmasını "bir önkoşul"  olarak kullanma çağrısında bulunarak, "Milletvekillerini  bu akşam burada fikirlerini belirtmeye davet ediyoruz,  çünkü bunu Meclis çatısı altında yapamamışlardı." dediği  ifade edilmektedir. Bu sembolik oylamaya, UMP'den Philippe  Pemezec'in, 78 milletvekilinin "hayır" yanıtını getirdiği  ve "Türkiye'nin girişine muhalefetimizi ifade etmeye geldik.  Bu ülke Avrupa'da değildir. Kültürler çok farklıdır ve  özellikle Kürt ve Ermenilerin hakları olmak üzere, halen  çok sayıda insan haklarına saldırı vardır." dediği  belirtilen haberde, oylamada, "Sosyalist Partiden 144  milletvekilinin hayır" yanıtını getiren Rene Rouquet'in,  "Türkiye tarafından Ermeni soykırımının tanınması  konusunun, bu ülkenin AB'ye üyelik koşullarının başında  geldiğinin" altını çizdiği kaydedilmektedir.

 

            İNGİLTERE BASINI:  

            BBC'nin internet sayfasında (17/11) "Lüksemburg'dan  Ankara'ya Tam Destek" başlığı altında ve Murat Nişancıoğlu  imzasıyla yer alan bir yazıda, Başbakan Recep Tayyip  Erdoğan'ın, Lüksemburg ziyaretini umduğu mesajları alarak  tamamladığı belirtilmektedir. Lüksemburg Başbakanı  Jean-Claude Juncker'in, Türkiye ile müzakerelere başlama  kararının 17 Aralık zirvesinde alınması gerektiğini  söylediği belirtilen yazıda, 2005'in ilk altı ayında AB  Dönem Başkanlığı'nı ülkesinin üstleneceğini hatırlatan  Juncker'in, görüşmelere kendi dönemlerinde başlanmasını  istediklerini vurguladığı, ancak Avrupa Komisyonu'nun  teknik hazırlıklar ve tarama süreci için zamana ihtiyacı  olduğunu da hatırlatarak, müzakerelere 2005'in ikinci  yarısında başlanmasının "daha mümkün göründüğünü"  belirttiği kaydedilmektedir. Lüksemburg'un kendi  başkanlık döneminde tarama sürecinin başarıyla  sonuçlanması için elinden gelen çabayı göstereceğini de  vurgulayan Jean-Claude Juncker'in ayrıca, hedefin tam  üyelik olacağını, imtiyazlı ortaklık gibi farklı  seçeneklerin Türkiye'nin onuruna yapılan bir saygısızlık  olduğunu söylediği ifade edilen yazıda, "Juncker'in  Türkiye'ye desteğinin ayrıca siyasi kimliği açısından da  önem taşıdığı, Hıristiyan Demokrat lider Juncker'in  sözlerinin, Avrupa'da yavaş yavaş bu hareket  içerisinde de farklı görüşlerin ortaya çıktığını  gösterdiğine" işaret edilmektedir.

 

            KIBRIS RUM BASINI:           

            Fileleftheros gazetesinde (16/11) "Türkiye Şimdiden  Bilmek Zorundadır" başlığı altında yayımlanan bir yorumda,  politikada, Yunanistan Başbakanı'nın Kıbrıs ziyaretinde  olduğu gibi önemli bir olaydan sonra tartışmaların  oluşmasının doğal ve çoğu kez de beklenilen bir durum  olduğu, bu tartışmaların birçok kez, görüşlerin  güçlendirilmesine ve aynı zamanda fikirlerin dolaşmasına  katkıda bulunduğu belirtilmektedir. AB'nin, Türkiye'ye  üyelik müzakerelerine başlama tarihi verilip verilmeyeceği  konusunda 17 Aralık'ta alacağı kritik kararın, Kıbrıs ve  Yunanistan için son derece önemli olduğu ve birçok  nedenden dolayı, bu kararın Helenizm olarak herkesi  ilgilendirdiğinin ortada olduğu ve bu nedenle bu yeni  durumun ciddi ve ölçülü bir şekilde ele alınması  gerektiği ifade edilmektedir. Atina ve Lefkoşa'nın,  Türkiye'nin Avrupa sürecini desteklediklerini  vurguladıkları ve her iki hükümetin de Türkiye'nin  Avrupalılaşmasının hem kendilerinin hem de bölgenin  çıkarına olduğunu düşündükleri, ancak bunun, Türkiye'ye  ön koşulsuz tarih verileceği anlamına gelmediği ve bu  şekilde ima edilmesinin yanlış olacağına dikkat çekilen  yorumda, Türkiye'nin, AB ile üyelik sürecine girmek  istiyorsa, yerine getirmesi gereken yükümlülükleri de  olduğunu bilmesi gerektiği vurgulanmakta ve şöyle  denilmektedir: "Yunanistan ve Kıbrıs'ta bizimle ilgili  olarak beklediğimiz şey, Türkiye'nin, AB'nin 10 yeni  üyesi ile Gümrük Birliği Anlaşmasını imzalayarak, Kıbrıs  Cumhuriyeti'ni tanımasıdır. Ayrıca askerin adadan geri  çekilmesi ve Kıbrıs sorununun çözümlenmesi ile ilgili  olarak Türkiye'nin izleyeceği bir yol haritası da  olmalıdır. Bu, Kopenhag Kriterleri'ne dahil olmayabilir,  ancak hiç kimse AB'ye üye olan bir devlette işgal ordusu  bulunduran bir aday ülkeyi istemeyecektir. Eğer Türkiye  yükümlülüklerinden kaçmaya kalkışırsa tarih alamayacak.  Olaylar basit ve nettir. Dolayısıyla Erdoğan ve Gül,  17 Aralık'ta üyelik müzakerelerinin başlamasına ilişkin  olarak çok istedikleri tarihi alabilmek için ne yapmaları  gerektiğini bilmelidirler."

 

            YUNANİSTAN BASINI:  

            Elefterotipia gazetesinde (18/11) "Türk Üyeliği İçin  Muğlak Aralık Ayı" başlığı altında ve Kira Adam imzasıyla  yayımlanan bir yorumda, Dışişleri Bakanı Molivyatis,  Hollanda Dışişleri Bakanı Bot ve Lüksemburg Dışişleri  Bakanı Asselborn ile görüşmesinde, Türkiye'nin AB  adaylığının görüşüleceği aralık ayındaki AB Konseyi  toplantısında savunulacak olan Yunan tezlerinin  çerçevesini çizdiği ve mevcut bilgilere göre, bu siyasi  çerçevede Helsinki anlaşmasına ilişkin gelişmeden, iyi  komşuluk ilkesinden ve herhangi bir tehditten kaçınılması  gereğinden söz edildiği belirtilmektedir. Yunan tarafının  AB zirvesinin nihai metninde yer verilmesini istediği  minimum taleplerin bunlar olduğu, ancak AB Dönem Başkanı  Hollanda'nın nihai metni biçimlendirmeye henüz başlamadığı  ve Lahey'in, AB zirvesinden bir ay önce Türkiye hakkında  büyük tartışmaların yapılmasından kaçınmak amacıyla, AB  zirvesinin nihai metninin açıklanmasını geciktireceği  belirtilen yorumda, AB zirvesi nihai metninin  17 Aralık'tan üç gün önce, Bakanlar Kurulu'nda  açıklanmasının düşünüldüğü, Paris, Lahey ve Lüksemburg'daki  görüşmelerden sonra Türkiye'nin Brüksel'de "muğlak bir  aralık ayı" ile karşı karşıya geleceğinin sanıldığı, çünkü  AB ortaklarının Türkiye'ye üyelik müzakerelerinin başlaması  için "net bir tarih" vermeyi henüz kararlaştırmadıkları  kaydedilmektedir. AB ortaklarının çoğunun, AB Komisyonu  tarafından hazırlanan raporda yer alan, "Türkiye  müzakereleri tamamlasa dahi AB ortakları Türkiye'nin tam  bir AB üyesi olup olamayacağını yeniden değerlendirilecek"  şeklindeki maddenin zirvenin nihai metninde de yer  almasında ısrar ettikleri vurgulanan yorumda, AB  ortaklarının, Türkiye'ye ilişkin nihai metinde ulusal  tezlerinin yer almasını istedikleri, AB Dönem Başkanı  Hollanda'nın "dengeleri" korumak istediği ifade  edilmektedir.

            Makedonya Haber Ajansı'nın (MPE) internet sayfasında  (18/11) "AB Türkiye'den Kıbrıs Cumhuriyeti'ni Tanımasını  Bekliyor" başlığı altında yer alan bir haberde, Avrupa  Birliği'nin üst düzey yetkililerinden Genişleme Bölümü  Başkanı Pierre Mirel'in, Türkiye'ye üyelik müzakere  tarihi verilmesiyle Ankara'nın Kıbrıs Cumhuriyeti'ni  resmen tanıyacağına inandığı belirtilmektedir. Mirel'in,  "Türkiye'nin Gümrük Birliği'ne Kıbrıs Cumhuriyeti'ni  dahil etmeden, Avrupa Konseyi'nin bu ülkeye tarih  vermesini algılayamıyorum." dediği belirtilen haberde,  Kıbrıs Cumhuriyeti'nin onay vermesi gereken ülkelerden  biri olduğunun ve tanınmadan bunu yapmayacağının altını  çizen Mirel'in, Türk ordularıyla ilgili bir düzenlemenin  yapılıp yapılmayacağı sorusuna, bu konuda bir görüşmenin  yapılacağını söylediği ve Kıbrıs'ın Türk Ordusu'nun  çekilmesi için bir takvim sunmasının olasılık dahilinde  olduğunu belirttiği kaydedilmektedir.

                

 
ESKİ SAYILAR