24.11.2004

   

Anasayfa

e-posta


 

           

ANKARA, 24/11(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  23 Kasım 2004 tarihinde Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen  haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:

 

            ABD BASINI:  

            AP'nin (23/11) "AB ve Türkiye, AB'nin Gelecek Ay Üyelik Müzakerelerine 'Evet' Deme Şansını Gözden Geçirecek" başlığı  altında ve Robert Wielaard imzasıyla yer verdiği bir haberde,  Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün, Avrupa Birliği liderlerinin  Türkiye ile üyelik müzakerelerine başlayıp başlamama kararını  verecekleri gelecek ay yapacakları zirve hakkında görüşmek  için AB yetkilileriyle biraraya geleceği bildirilmektedir.  Kaynakların, Türkiye'nin uzun süredir beklediği tarihe kavuşma  şansının yüksek olduğunu söyledikleri ve isminin verilmesini  istemeyen bir AB yetkilisinin, "Üyelik müzakerelerini başlatma  kararını engelleyen birini duymadık." dediği belirtilen haberde,  AB yetkilisinin, Gül'ün ziyareti öncesinde, "Kabaca söylersek   üyelik müzakerelerini başlatma tavsiyesi bütün AB devletleri   tarafından destekleniyor." dediği aktarılmaktadır. Dışişleri  Bakanı Gül'ün, AB'nin Dönem Başkanlığı'nı yürüten Hollanda'nın  Dışişleri Bakanı Ben Bot ile de görüşeceği ve AB Komisyonu'ndan  ve ocak ayında başkanlığı devralacak Lüksemburg'dan yetkililerin  de toplantıya katılacakları kaydedilmektedir. AB liderlerinin  müzakerelere başlamayı kabul etmeleri halinde Türkiye'nin  ekonomisini Batı Avrupa ülkelerininkine benzetmek için  gerçekleştirmesi gereken büyük reformlar gözönüne alındığında  üyelik sürecinin 10-15 yıl alabileceği belirtilen haberde,  Türkiye'yi kabul etmenin Birliği Orta Doğu sınırına getireceği, Türkiye'nin, müreffeh ve çoğunluğu Hıristiyan bir kıtaya  katılacak ilk Müslüman ülke olacağı ve bu ihtimalin, Türk  göçmen akını olacağına dair korkuları tetiklediğine işaret  edilmektedir.

 

            ALMANYA BASINI: 

            Frankfurter Rundschau gazetesinde (23/11) "Türkiye...  Alman Hakimler AB Yolundaki Engellerin Kalkmasına Yardım  Edecekler" başlığı altında ve Gerd Höhler imzasıyla yayımlanan  bir yazıda, Federal Adalet Bakanı Brigitte Zypries'in Ankara'ya gerçekleştirdiği ziyaretinde, Türk hakimlerinin, gelecekte  ülkelerinin olası AB üyeliğine Almanya'da hazırlanmalarının kararlaştırıldığı ve Türk hukukçular için geliştirme  seminerlerinin yanı sıra Alman meslektaşlarıyla mübadele  yapılmasının da düşünüldüğü belirtilmektedir. Alman Adalet  Bakanı Zypries'in, Adalet Bakanı Cemil Çiçek'le yaptığı  görüşmenin ardından, iki bakanlığın belirli hukuk alanlarında  diyalog başlatmak istediklerini söylediği belirtilen yazıda,  diyalog başlatılacak konulara, öncelikle insan hakları ve  anayasa, din özgürlüğü ve devlet ile dinin birbirinden  ayrılmasının yanı sıra telif hakları konusunun da dahil  olmasının öngörüldüğü kaydedilmekte ve Zypries'in,  "Çıkardıkları yasaları uygulamaya koymaları için Türklere  yardımcı olmak istiyoruz." dediği aktarılmaktadır.

 

            AVUSTURYA BASINI: 

            Kronen Zeitung'un (21/11) "Strache ile Röportaj" başlığı  altında ve Conny Bischofberger imzasıyla Viyana FPÖ'sünün  Başkanı Heinz Christian Strache ile yapılan mülakata yer  verilmektedir. Mülakatın Türkiye ile ilgili bölümünde şu  ifadeler yer almaktadır.           

            "SORU: Türkiye'nin AB üyesi olup olmaması konusunda sert  bir tutum sergiliyorsunuz. 

            STRACHE: Avusturyalıların yüzde 74'ü böyle bir katılıma   karşı çıkıyor. Bu insanlar karşısında ahlaki bir sorumluluk   taşıyorum. Bu durumda Avusturya iç politikasının 'Zorro'su   olmaya hazırım. Türkiye ile ortaklık ve dostluğa evet, ama   üyeliğe hayır. 

            SORU: Bu sizce neden bu kadar kötü bir şey? 

            STRACHE: Bu, Avrupa fikrinin sonu demek olur. Avrupa'nın   kalbinin durması gibi.  

            SORU: Giriş müzakerelerine yakında başlanacak. 

            STRACHE: Bu durumda Avusturya ciddi olarak AB'den çıkmayı   düşünmek zorunda."

 

            İNGİLTERE BASINI: 

            Financial Times gazetesinin internet sayfasında (23/11)  "Türkiye'nin Katılım Müzakerelerine Başlamasına Kıbrıs'tan  Veto Tehdidi" başlığı altında ve Vincent Boland-Andreas  Hadjipapas-Kerin Hope imzalarıyla yer alan makalede,  Ankara'da yetkililerin, Kıbrıs Dışişleri Bakanı Yorgo   Yakovu'nun hafta sonu Türkiye'ye yaptığı hükümetinin tanınması   çağrısıyla ilgili bir yorumda bulunmayı reddettikleri  belirtilmektedir. Türkiye'nin, Kıbrıslıların yineledikleri  Türkiye'nin AB girişimini veto etme tehditlerine rağmen,  önümüzdeki ay Ankara ile müzakerelere başlanıp başlanmayacağı  kararının alınacağı AB zirvesi öncesi, Kıbrıs Hükümeti'ni  tanımamakta ısrar ettiği ifade edilen makalede, Kıbrıs  uzlaşmazlığının, 17 Aralık tarihinde müzakerelerin açılıp  açılmayacağı yönündeki AB kararı öncesi giderek daha da  büyüdüğü ve Türkiye'nin, sadece çoğunluğu oluşturan Kıbrıslı   Rumları temsil ettiği gerekçesiyle Kıbrıs Hükümeti'ni   tanımayan tek Avrupa ülkesi olduğu kaydedilmektedir.  Ankara'da diplomatların, Türkiye'nin, AB'nin üyelik   görüşmelerini başlatma kararıyla bağlantılı Kıbrıs  konusunda öne sürülen koşulları kabul etmeye isteksiz   olduğunu ve Kıbrıs'ın tanınmasının, Kıbrıs Hükümeti'nin  katılım müzakerelerine başlanmasını veto etmesi pahasına  dahi olsa da Türkiye'nin geçmeyeceği bir "kırmızı hat"  olduğunu söyledikleri kaydedilen makalede, Türk  Hükümeti'nin çeşitli kereler Türkiye'nin, bazı analistlerin  de söylediği gibi, Kıbrıs'ın tanınması da dahil olmak üzere,  "her ne pahasına olursa olsun" AB'ye katılmayacağını açıkladığı hatırlatılmaktadır. Makalede, Yunanistan Başbakanı Kostas  Karamanlis'in geçtiğimiz hafta, Kıbrıs Rum Lideri Tassos  Papadopulos'tan veto oyu kullanmamasını istediği ve Lefkoşa'ya  gerçekleştirdiği ziyarette, Türkiye'nin AB üyeliğinin bölge   güvenliği için önemini vurguladığına işaret edilmektedir.

            Reuter'in (23/11) "Fransa, Türkiye İçin AB 'Alternatifi'  Arayışında" başlığı altında yer verdiği bir haberde, Fransa'dan  resmi bir kaynağın, Fransa'nın Avrupa Birliği liderlerinden,  önümüzdeki ay katılım müzakerelerine başlayıp başlamamaya karar  verecekleri zaman Türkiye'nin tam üyeliğine muhtemel bir   alternatif sunmalarını istediğini bildirdiği ifade edilmektedir.  Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın, Türkiye'nin AB   girişiminin en güçlü destekleyicilerinden olduğu, ancak kendi  UMP partisi içinde de dahil olmak üzere yurt içinde güçlü bir   muhalefetle karşı karşıya kaldığı hatırlatılan haberde, Maliye  Bakanı Nicolas Sarkozy'nin AB'den, Türkiye'ye tam üyelikten  ziyade "özel ortaklık" sunulmasını talep ettiği, Ankara'nın  ise bu düşünceyi reddettiği belirtilmektedir. Fransız kaynağın,  "Jacques Chirac müzakerelerin üyelik amacıyla başlamasını  istiyor." dediği ve AB anayasasının planlanan referandumuyla  çakışmasından kaçınmak için müzakerelerin 2005'in sonunda ya  da 2006'nın başında başlaması gerektiğine işaret ederek, "O  veya bu sebeple, müzakerelerden bir sonuca ulaşılmaması  halinde ne yapılacağının düşünülmesi gerekir." şeklindeki  ifadesine yer verilmekte ve Ankara'nın en önemli Avrupalı destekleyicilerinin, tam üyeliğe alternatif bulma fikrini  reddettikleri vurgulanmaktadır.

 

            YUNANİSTAN BASINI: 

            Özel Antenna Televizyonu'nun internet sayfasında (22/11)  "AB: Türkiye İçin Uzlaşıcı Bir Taslak" başlığı altında yer  alan bir haberde, Avrupa Birliği'nin, 17 Aralık zirvesi öncesi,  son karar aşamasına girdiği ve AB Dönem Başkanı Hollanda'nın,  Yunanistan'ı Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis ve Yannis  Valinakis'in temsil ettiği Dışişleri Bakanları Konseyi  toplantısında, gerek Türkiye'nin gerekse diğer aday ülkelerin  üyelikleri hakkında uzlaşıcı bir taslak hazırlanması için, şu  aşamada 25 üye ülkenin tez ve görüşlerini derlediğini  açıkladığı belirtilmektedir. Dışişleri Bakanları Konseyi  toplantısında Türkiye konusunun detaylı bir şekilde  görüşülmediği, ancak ifade edilen görüşlerden AB bünyesinde  iki temel yaklaşımın olduğu sonucunun ortaya çıktığı ifade  edilen haberde, ilk yaklaşımın, Türkiye'nin üyelik  perspektifinin  "kolaylaştırılması", yani Türkiye'nin AB'ye  tam üyeliğiyle sonuçlanacak müzakerelerin, özel şart ve  koşullar sunulmadan, mümkün olan en kısa zamanda başlaması  yönünde -İngiltere, Almanya ve bazı diğer ülkeler bu eğilimden  yana- olduğu, ikinci yaklaşımın ise, üyelik müzakerelerinin  başlama tarihi ve bunun üyelikle sonuçlanıp sonuçlanmaması  konusunda kararsız olan ülkelerle ilgili olduğu, özellikle  Avusturya ve bir dereceye kadar Fransa'nın, bu eğilim  içerisinde olan ülkeler arasında yer aldığı kaydedilmektedir.  17 Aralık zirve toplantısında AB ülkeleri devlet ve hükümet  başkanlarının onaylayacakları nihai metnin içeriği konusunda  ise, ilk yaklaşımı benimseyen ülkelerin, AB'nin bundan sonraki  genişlemesi ile ilgili temel ilkelerin yer alacağı genel bir  metnin hazırlanmasını, genişleme çerçevesinin zaten 1993  Kopenhag kararları ile belirlendiğini ve her aday ülke için  farklı bir metin olmaması gerektiğini savundukları,  Türkiye'nin adaylığını, herhangi bir aday ülke gibi gören bu  yaklaşımın, Yunanistan için tatmin edici olmadığı belirtilen  haberde, dolayısıyla Yunanistan'ın da, her aday ülkenin  sorunları ve yükümlülüklerini tespit edecek ayrı metinlerin  hazırlanması yaklaşımından yana olduğu ve Türkiye'nin  yükümlülüklerinin detaylı bir şekilde yer alacağı ve tüm  koşulları yerine getirmesi durumunda AB üyesi olacağının  açıkça belirtileceği bir taslağın hazırlanmasını istediği vurgulanmaktadır.

            Aylık Krama dergisinin Kasım 2004 tarihli sayısında  "Üyeliğin Anahtarları" başlığı altında ve YDP'nin AB  Parlamenteri Yanni Varvitsiotis imzasıyla yayımlanan bir  yazıda, Türkiye'nin gelecekte AB üyesi olma olasılığından,  AB üyesi çoğu ülkenin haklı olarak kaygılandığı  belirtilmektedir. Türkiye'nin AB üyeliği konusunda tüm  Avrupa'da tartışmaların başladığı ve çok yönlü ve çok  boyutlu olması beklenen Türkiye'nin AB üyeliğini  Yunanistan'ın gözardı etmesinin mümkün olmadığı belirtilen  yazıda, Türkiye'nin gelecekte AB üyesi olması durumunda,  AB'nin ekonomik sosyal ve kültürel yapısı ile AB içindeki  siyasi dengelerin de etkileneceğine dikkat çekilmektedir.  Komşu iki ülke olan Yunanistan ve Türkiye'nin tarihte   yaşanan olaylar nedeniyle yakınlaşmada zorluklarla   karşılaştıkları ifade edilen yazıda, dolayısıyla malum  nedenlerden dolayı Türkiye'nin AB üyeliği Yunanistan için  stratejik seçenek olduğu, çünkü Türkiye'nin Avrupa'ya  yakınlaşmasıyla ikili ilişkilerde olumlu yönde gelişmeler  kaydedileceği, iki ülke arasındaki işbirliğinin ilerleyeceği  ve bölgede barışın hüküm süreceği kaydedilmektedir.  Türkiye'nin Yunanistan ve Kıbrıs ile ilişkilerinin AB üyeliği  bağlamında ele alınan yazıda, Türkiye'nin, AB'ye yönelik tüm  yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiği ifade edilmekte  ve sonuçta, Türkiye'nin, ancak bu şekilde AB müktesebatını   tam olarak uygulayan bir ülke olduğunu kanıtlayabileceği ve   AB ailesine katılabileceği, Türkiye'nin ne zaman AB üyesi   olacağının ise Türkiye'nin bu yönde atacağı adımlara bağlı  olduğu vurgulanmaktadır.

            Kathimerini gazetesinde (23/11) "Şartlı Evet" başlığı  altında ve Stavros Ligeros imzasıyla yayımlanan bir yorumda,  Türkiye'ye üyelik müzakerelerine başlaması için tarih verip  vermeyeceği yönündeki kararı alacak olan "25"lerin zirve  toplantısına doğru giden yolun son aşamasına girildiği ve   Lefkoşa'nın hala tezini netleştirmediği belirtilmekte,  Atina'da ise durumun daha net olduğu belirtilerinin olduğu,  çünkü "hayır" demesi olasılıklarının hemen hemen yok gibi  olduğu kaydedilmektedir. Atina'ya göre, Türkiye AB üyeliği   devresine girerse, aşamalı bir şekilde, ikili ilişkiler   cephesindeki tavrında da AB'ye uyum sağlamak zorunda kalacağı  ve herhangi bir soruna yayılmacı değil de, yapıcı bir şekilde   yaklaşacağı belirtilen yorumda, şimdiye kadar yaşanan  olayların bu ümidi yalanladığı ve Türklerin tonları  düşürmedikleri gibi, tahrikleri de yoğunlaştırmış bulunduğu,  üstelik bütün bunları, Atina'nın "evet"ine büyük ihtiyaçları  olduğu bir dönemde yaptıkları, çünkü belirtilere göre,  Atina'nın Ankara'nın talebini kayıtsız şartsız desteklediğini açıklamasından sonra, "evet"i kesin gördükleri vurgulanmaktadır.

                

 
ESKİ SAYILAR