12.01.2005

   

Anasayfa

e-posta


 

ANKARA, 12/01(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  11 Ocak 2005 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine yer  verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:

 

            AVUSTURYA BASINI:

 

            Kurier gazetesinin internet sayfasında (11/01) "Ewald  Stadler: Türkiye'nin Üyeliği Durumunda AB'den Ayrılırız"  başlığı altında ve APA kaynaklı yer alan bir yazıda,  Özgürlükçü Parti'nin (FPÖ) ombudsmanı Ewald Stadler'in,  Türkiye'nin AB'ye alınması durumunda, Avusturya'nın AB'den  ayrılması gerektiğini söylediği belirtilmektedir. Stadler'in,  "ZİB2" adlı programda, Avusturya'nın AB üyeliğinden  ayrılmasını gerektirecek bir hareketi, çoğunluğun  destekleyeceğini, ayrıca böyle bir hareketi kendisinin de  aktif olarak destekleyebileceğini söylediği belirtilen  yazıda, Stadler'in, diğer üyelerin fazla umursamadığı AB  bütçe kriterlerine Avusturya'nın uyduğunu, bu yüzden  Avusturyalıların AB içerisindeki "ahmaklar" olduğu görüşünü  dile getirdiği ve üstelik Türkiye'nin katılımının da  gerçekleşmesi halinde, Avusturyalıların, dayanma sınırına  gelindiğini belirtme hakkına sahip olduklarını ve "artık  beraber olmak istemiyoruz" diyebilecekleri görüşünde olduğu kaydedilmektedir.

 

            ERMENİSTAN BASINI:

 

            AZG gazetesinin internet sayfasında (11/01) "Medeni  Türkiye'ye 'Evet'" başlığı altında ve Arut Sasunyan  imzasıyla yer alan bir yazıda, Türkiye'nin Avrupa Birliği  üyeliği ile ilgili görüşmelerin başlatılmasıyla ilgili  tarihin (3 Ekim 2005) belirlenmesiyle birlikte Türklerin  işinin arttığı, Ermenilerin de biraz çalışmaları gerektiği  ifade edilmektedir. Avrupa'daki Ermeni topluluklarının,  sözde Ermeni soykırımının kabul edilmesi ve Ermenistan ile  olan sınırın açılması konusunun, AB üyeliği yolunda Türkiye  için bir önşart olarak kabul edilmesi için çok çaba  sarfettikleri, Avrupa Komisyonu'nun, bu talebi dikkate almak  bir yana, Türkiye'den, Birliğin üyesi olan Kıbrıs  topraklarından Türk birliklerinin çıkartılmasını bile  istemediğine işaret edilen yazıda, AB'de Türkiye'yi görmek  istemeyenler bulunmasına rağmen, Avrupalı liderlerin,  vatandaşlarının görüş ve isteklerini dikkate almayarak,  Türkiye'nin AB üyeliği ile ilgili görüşmelerin başlatılması  yönünde karar aldığı ve bu bakımdan Yunanistan ve Kıbrıs'ın  tutumlarının -Veto hakkına sahip olmalarına rağmen, belki de  Türkiye'ye baskı kumandalarını ele geçirmek umuduyla diğer  Avrupa ülkelerine katılmayı tercih ettiler- çok ilginç olduğu kaydedilmektedir. Yazıda şöyle denilmektedir: "Bazı Ermeni  yetkililer, AB üyesi bir Türkiye'nin, Sözde Ermeni soykırımı  ve sınırın açılması meselelerinde kendini sorumlu hissedeceği  şeklindeki inanca eğilimlidirler... Ermenistan'la sınırı  açmadıkları, sözde Ermeni soykırımını kabul etmedikleri,  Ermenilerin kayıplarını tazmin etmedikleri, Türkiye'de Ermeni  azınlığının kültür, din ve eğitim haklarını tanımadıkları  sürece, Ermenilerin Türkiye'nin Avrupa Birliği yolunda engel  olmaya devam edeceklerini Türklere anlatmak gerekiyor...  Türkiye gerçekten demokratik bir ülke olmadığı sürece, bu  ülkenin, medeni Avrupa ulusları birliğine girmesine izin  verilmemesi gerekiyor."

            Asbarez gazetesinin internet sayfasında (10/01) "Ermeni  ve Rum Liderler, Milletvekili Robert Andrews ile California  Ziyareti Sırasında AB Konularını Görüştü" başlığı altında  yer alan bir haberde, Batı Bölgesi Amerikan Ermeni Ulusal  Komitesi (ANCA-WR) Yönetim Kurulu üyeleri ve Amerikan Rum  Konseyi (AHC) Yönetim Kurulu üyeleri, Güney California'yı  ziyaret eden New Jersey Demokrat Parti milletvekili Robert  Andrews ile ANCA-WR'nin Glendale'deki merkezinde 27 Aralık'ta  bir görüşme yaptığı belirtilmekte ve ANCA-WR ve AHC  temsilcilerinin, Amerikan dış politikasını ilgilendiren  Ermenistan, Yunanistan ve Kıbrıs'a ilişkin diğer hususlarla  birlikte Türkiye Cumhuriyeti'nin Avrupa Birliği'ne üyelik  girişimi hakkındaki kaygılarını dile getirdikleri  kaydedilmektedir. ANCA-WR Yürütme Direktörü Ardaşes  Kasakian'ın, milletvekiline Rum ve Ermeni cemaatlerine  verdiği destek için teşekkür ettiği belirtilen haberde, Rum  ve Ermeni cemaatlerinin ABD'nin, Türkiye'nin AB üyeliğine  yönelik arzularının gerçekleşmesinde oynadığı rolden büyük  kaygı duyduğunu belirten Kasakian'ın, milletvekili Andrews'e,  Türkiye'deki insan haklarının, ulusları standartlar ve AB ile  ABD'de geçerli temel standartlara uymak durumunda olduğunu,  sözde Ermeni soykırımının tanımasının, Türkiye'nin AB üyeliği  için gerekli önkoşullara dahil edilmesinin önemini anlattığı kaydedilmektedir.

 

            FRANSA BASINI:

 

            AFP'nin (11/01) "Moskova'da Putin-Erdoğan Buluşması:  Ticaret, Enerji, Silahlanma ve Avrupa" başlığı altında yer  verdiği bir haberde, resmi bir ziyaret için Moskova'yı  ziyaret eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet  Başkanı Vladimir Putin arasındaki görüşme ele alınmaktadır.  Rusya Devlet Başkanı Putin'in, Rusya ile Türkiye arasındaki  ticari mübadelenin yakın bir zamanda yılda 15 milyar dolar  hacmine ulaşacağından ve Türkiye'nin Avrupa'ya entegre  olmasının Rusya için faydalı olacağından emin olduğunu  ifade ettiği ve "Müzakerelerimizde esas olarak enerji,  yakıt sevkiyatı, nakliye ve alt yapı projeleri ile askeri  ve teknik işbirliği ele alınacaktır." dediği belirtilen  haberde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Askeri-teknik  işbirliğimizi bölgesel olduğu gibi milletlerarası seviyede  de genişletme imkanları olmalıdır." dediği ifade edilmektedir.  Haberde, "AB'nin Brüksel zirvesinde Türkiye'nin başarısını  takdir ediyoruz, tebrik ediyoruz." şeklindeki sözleri  aktarılan Putin'in, "Türkiye'nin AB'ye entegre olması,  Rusya-Türkiye arasındaki ekonomik işbirliği için yeni  fırsatlar getirecektir." değerlendirmesinde bulunduğu,  "iyi niyet, pragmatizm ve tabii ki AB'nin yeni üyelerinin  tecrübelerini" tahlil etmek suretiyle, "ortak çabalarla  şimdiye kadar kazanılmış olanları koruyarak (Moskova ile  Ankara arasındaki ilişkilerde) devamlılığı muhafaza etmenin  fevkalade önemli" olduğunu vurguladığı kaydedilmektedir.

 

            HIRVATİSTAN BASINI:

 

            Vecernji List gazetesinin internet sayfasında (10/01)  "Kopuz: Kıbrıs Sorununu Çözmek İstiyoruz" başlığı altında  ve Türkiye'nin Zagreb Büyükelçisi Dicle Kopuz ile yapılan  bir mülakata yer verilmektedir. Türkiye'nin AB müzakereleri,  Kıbrıs sorununun çözümü, Hırvatistan'la işbirliği ve Orta  Doğu'da barışın sağlanmasıyla ilgili çalışmalar konusunun  yer aldığı mülakatta şu ifadeler yer almaktadır:  

            "SORU: Türkiye'ye 3 Ekim 2005 tarihi müzakerelere  başlama tarihi olarak verildi. Türkiye'nin tutumu nedir?  Müzakere süreci hakkındaki görüşleriniz nedir? 

            KOPUZ: Türkiye, AB ile müzakerelere başlamak için  onyıllardır hazırlık yapıyor. Türk halkı bunun için  hazırdır. 2002 yılında iktidara gelen hükümet, çıkarmış  olduğu kanunlarla bunu hızlandırmıştır. Görüşmelere  katılacak delegasyonu ve başkanını seçmemiz gerekiyor.  Görüşme planının yapılması gerekiyor. Türkiye'nin, AB'nin  öne sürdüğü kriterleri yerine getirdiğine inanıyorum.  Ayrıca, gerekli diğer kriterlerin de, yeni çıkarılan  kanunlarla yerine getirileceğini düşünüyorum. Bu kanunların  en kısa süre içerisinde yürürlüğe gireceğine inanıyorum. 

            SORU: Türkiye'nin ABD ile çok iyi ilişkileri var. Bu  ilişkilerin, Türkiye-AB müzakerelerindeki rolü ne olacak?  Ayrıca Türkiye'nin Orta Doğu'daki rolü nasıl etkilenecek? 

            KOPUZ: İnanıyorum ki, Türkiye ve ABD ilişkileri  müzakereler konusunda sorun yaratmaz. Bugün dünya yeni bir  tehditle karşı karşıyadır, bu tehdidi ortadan kaldırmak için  ABD ve AB birleşmelidir. Türkiye gelecekte Orta Doğu'da  çıkacak sorunları çözmek için büyük rol oynayacaktır. Yakın  gelecekte, bölgede çıkacak sorunlarla yakından ilgilenmemiz  gerekecek..."

 

            KIBRIS RUM BASINI:

 

            Fileleftheros gazetesinde (11/01) "Ankara'nın Protokolü  Şubatta İmzalaması Çabaları" başlığı altında yayımlanan bir  haberde, AB Komisyonu'nun, Türkiye'nin aralarında Kıbrıs'ın  da bulunduğu 10 yeni AB üyesi ülkeyle Gümrük Birliği'ni  genişletmesini öngören protokolü imzalamasına yönelik ilk  çabalarını şubat ayı içerisinde gerçekleştireceği  belirtilmektedir. AB Komisyonu'nun, Brüksel'de  gerçekleştirilen AB Zirvesi'nde alınan kararlar uyarınca,  Türkiye'nin Gümrük Birliği Protokolü'nü AB ile müzakerelere  başlayacağı tarih olan 3 Ekim'den çok daha erken bir zamanda  imzalaması için prosedürleri işleme koyacağı belirtilen  haberde, bu konunun Lüksemburg Dönem Başkanlığı'nı da  yakından ilgilendireceği ve AB Komisyonu ile sürekli temas  halinde bulunan başkanlığın, protokol konusunun kendi altı  aylık görev süresi içerisinde çözülmesini istediği,  Türkiye'nin ise, Kıbrıs konusundaki yapıcı tutumu konusunda  ikna etmek ve protokolü imzalamak zorunda kalmamak için  diplomatik atak başlattığı ve buna paralel olarak da Kıbrıs  sorununun çözülmesi için Annan Planı temelinde girişimler  başlatılması konusunda ısrar edeceğinin belirtildiği  kaydedilmektedir. Haberde, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bu amaçla  girişim başlatarak AB üyesi ülkelerin hükümetleriyle  temaslarda bulunacağı ve Yunanistan'ın ise, Yunan Dışişleri  Bakanı Yardımcısı Yannis Valinakis'in yaptığı açıklamalarıyla,  Brüksel Zirvesi'nin Türkiye'nin izlemek zorunda olduğu belirli  bir AB çerçevesini ortaya koyduğunu düşündüğünün de açıkça  görüldüğü değerlendirmesinde bulunulmaktadır.

 

            LÜBNAN BASINI:

 

            El Balad gazetesinde (11/01) "Türkiye, Doğu, Batı ve  Uygarlıklar Buluşması" başlığı altında ve Dr. Adil Fakih  imzasıyla yayımlanan bir yorumda, yorumcuların çoğunun,  AB'nin Türkiye ile üyelik müzakerelerine başlanması  kararının zamanlamasının uygun olmadığı görüşünde olduğu  belirtilmektedir. Kıbrıs sorunu, Bulgaristan, Romanya ve  daha başka ülkelerin Birliğe girme ihtimali, Avrupa  Anayasası'nın onaylanması sorunu, Türkiye'nin katılımının  ekonomik, sosyal ve jeopolitik yansımaları gibi bir yığın  negatif faktör olduğu, bu sorun ve engellerin, Türkiye'nin  AB üyeliğine karşı olan ve imtiyazlı ortaklık öneren  muhaliflerin duruşunu güçlendirdiği belirtilen yorumda,  Avrupalı bazı yorumcuların, Türkiye'nin AB'ye katılımı  sonucu Avrupa'nın askeri gücünün Orta Doğu'daki etkisinin  artacağı görüşünü taşırken, bazı yorumcuların da ABD ve  İngiltere'nin Türkiye'yi açıktan desteklemesinin arkasında  uzun vadede Avrupa'yı ekonomik ve siyasi açıdan zayıflatma  amacı olduğu kanaatini taşıdığı, kimi yorumcuların da  Türkiye'nin Irak savaşı sırasında takındığı tavırla (1 Mart  tezkeresinin reddi) kararlarını tek başına alabileceğini  ispat ettiğini düşündüğü vurgulanmaktadır. Brüksel'de  Türkiye ile üyelik müzakerelerine başlanması kararının  alınmasının, yeni Türkiye-Avrupa ilişkileri yolunun önünü  açtığı ifade edilen yorumda, "Türkiye, AB'ye katılım  meselesine büyük önem vermektedir. Bu, konuya büyük yer  veren Türk basınında da açık bir şekilde görülmektedir.  Dolayısıyla Avrupalıların bunun dışında herhangi bir muamele  düşünmeleri, her iki bölgeye olumlu yansımaları olacak yeni  bir gelecek ve ortak uygarlık kurulması yolundaki tarihi  fırsatın kaybedilmesi anlamına gelecektir. Avrupa bu durumda  siyasi ve stratejik nüfuzunu genişletme ve ABD'ye denk bir  askeri güç oluşturma şansını kaybedecektir. Önümüzdeki bütün  bu denklemler ve denkleşmeler, Türkiye konusundaki  tartışmaların, Avrupa kurumlarını meşgul edeceği ve verilecek  cevabın Avrupa projesinin geleceğini belirleyeceğini  göstermektedir." denilmektedir. .

                 

 
ESKİ SAYILAR