ANKARA, 13/01(BYE)--- Yabancı
basın-yayın organlarında 12 Ocak 2005 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB
ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara
değinilmektedir:
ALMANYA BASINI:
Der Tagesspiegel
gazetesinde (12/01) "Avrupa Kimliği Diye Bir Olgu Yok" başlığı altında
ve Tilmann Warnecke imzasıyla yayımlanan bir yazıda şöyle
denilmektedir: "Yunanlılarla Polonyalıların ortak bir kimliği var mı?
Avrupalı diye tanımlanabilecek değerler, normlar ya da düşünceler
mevcut mu? Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılımı söz konusu olduğundan
beri, siyasi gündeme oturan bu soru her zamankinden daha güncel. Zira,
üyelik karşıtlarının başlıca argümanı şöyle: Türkiye, coğrafi açıdan
olduğu kadar kültürel bakımdan da, olsa olsa kısmen Avrupa'ya dahildir.
Kendi bakış açısıyla, bu sorun hakkında, önceden Federal Parlamento
milletvekili, 70'li yılların başında Avrupa Komisyonu üyesi,
İtalyanların listesinden Avrupa seçimlerine aday olan ve halihazırda
İngiliz Lordlar Kamarası'nın üyesi 74 yaşındaki Lord Ralf
Dahrendorf'dan daha iyi bilgi verecek başka kimse yoktur. Dahrendorf,
Berlin Katolik Akademisi'nde yaptığı konuşmada, öncelikle hayal
kırıklığına uğratan bir yanıt verdi: 'Aslında Avrupa kimliği diye bir
şey bulmak mümkün değil.' Ortak değerler, aidiyet duygusu ve ortak
siyasi kurumlar... Dahrendorf'a göre 'kimlik' bu üç bileşenden
oluşuyor. Avrupalıların en kolay uzlaşabildikleri bileşenin ise ortak
değerler olduğu kesin... İşleyen bir iç pazar ve Kopenhag
Kriterleri'nin belirlenmesinin bir başarı olmasına karşılık, kamuoyu
tarafından yeterince takdir edilmediğini düşünen Dahrendorf'a göre,
'Türkiye'nin bu koşulları yerine getirmesi halinde, başvurusuna
temkinli davranmak için hiçbir neden yok.' Toplantıya katılamayan
Berlinli tarihçi Heinrich August Winkler için böyle bir şey tasavvur
bile edilemez. Winkler daha kısa bir süre önce, Türkiye'nin AB'ye
alınması halinde 'Avrupa'nın aşırı genişleyeceği' konusunda uyardı.
Dahrendorf buna, 'Eğer Büyük Britanya Avrupa'ya dahilse, Türkiye'nin
neden dahil olmadığını Winkler'e sormayı çok isterdim.' diyerek
karşılık verdi."
AVUSTURYA BASINI:
Der Standard gazetesinde
(12/01) "Gelecekte Ekonomik Büyümenin Motoru Olacak Türkiye" başlığı
altında ve Nadja Hahn imzasıyla yayımlanan bir yazıda, BA-CA (Bank
Austria-Creditanstalt) uzmanlarının Türkiye'nin AB için bir kazanç
teşkil edeceği görüşünde olduğu belirtilmekte ve Türkiye'nin enflasyon,
büyüme ve satın alma gücü bakımından diğer AB adayları Romanya ve
Bulgaristan'dan pek farklı olmadığı ifade edilmektedir. Bank Austria-Creditanstalt'ın
Yönetim Kurulu Başkanı Willi Hemetsberger ile bankanın Türkiye
analizcisi Simon Quijano-Evans'ın, Avrupa Birliği'nin Türkiye'nin
katılımından ekonomik açıdan karlı çıkacağını ve katılıma ilişkin
masrafların 2004'teki AB genişlemesinden daha yüksek olmayacağını
söyledikleri belirtilen yazıda, Hemetsberger'in, "Türkiye'nin AB'ye
katılımına bir yatırım gözüyle bakmak gerekir. Sonra böyle bir yatırıma
kalkışılabilir mi diye sorulabilir." dediği, Quijano-Evans'ın ise BA-CA'nın
araştırmalarına göre, Türkiye'nin AB'ye katılımının, giriş şartlarına
bağlı olarak, ilk yıllarda 11 ila 35 milyar euro, yani en fazla AB'nin
GSMH'sinin yüzde 0,2'si kadar tutacağını ve bunun toplam nüfusları
yaklaşık Türkiye'nin nüfusu kadar olan 10 yeni AB üyesi ülkenin yol
açtığı masrafa tekabül ettiğini belirttiği kaydedilmektedir.
Hemetsberger'in, Türkiye'nin Romanya ve Bulgaristan karşısındaki
avantajının, komünist bir geçmişe sahip olmaması ve küçük ve orta
büyüklükteki işletmelerden oluşan bir özel sektöre sahip olması
olduğunu belirttiği kaydedilen yazıda, Türkiye'nin ayrıca AB'yi
gençleştireceği vurgulanmakta ve AB'ye giden yolda riskli faktörlerin,
siyasi istikrar ve ekonomik reform çizgisine kesin uyum olduğuna işaret
eden Hemetsberger'in,"Hükümetin reform paketine uyması halinde, Türkiye
bazı AB hükümetlerine örnek bile olabilir." dediği aktarılmaktadır.
FRANSA BASINI:
AFP'nin (12/01) "Barroso,
Türkiye'nin AB Üyeliğiyle İlgili Tartışmanın, Anayasaya
Bulaştırılmamasını İstedi" başlığı altında yer verdiği bir haberde,
Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Barroso'nun, Türkiye'nin Avrupa
Birliği'ne üye olması konusundaki mülahazaları veya iç politikayı,
Avrupa Anayasası'nın onaylanması konusundaki tartışmalara
"bulaştırılmaması" çağrısında bulunduğu belirtilmektedir. Dört Avrupa
gazetesine verdiği mülakatta Barroso'nun, "Anayasa konusundaki
tartışmaların, metnin getirdiği meselelere gerçek cevap vermemesi ve
başka polemiklere konu olması tehlikesi vardır. Halbuki bunlar,
tartışmalara bulaşmamalı." dediği ve bu gazetelerden Le Figaro'da bazı
unsurları yayınladığı belirtilen haberde, Türkiye'nin üyeliğinin "çok
önemli olduğunu, ama ayrı olarak ele alınması gerektiğini ve kendi
liyakati çerçevesinde tartışılmasının elzem olduğunu" söyleyen
Barroso'nun, "Fransa'da, Cumhurbaşkanı Chirac'ın da vaat ettiği gibi,
vatandaşların Türkiye'nin üyeliğine evet veya hayır deme fırsatları
olacak. Ancak şu anda o merhaleden hayli uzağız." dediği
aktarılmaktadır.
İNGİLTERE BASINI:
The Guardian gazetesinin
internet sayfasında (12/01) "Türk İmamların AB'ye Barışçı Çıkarması"
başlığı altında ve Helena Smith imzasıyla yer alan bir haberde, AB
üyeliğine aday tek Müslüman ülke Türkiye'den Avrupa ülkelerine, İslam
dininin modern ve barışçıl yorumlarını tanıtma kampanyası içinde binden
fazla ılımlı din adamı gönderildiği belirtilmektedir. Yaklaşık 700
imamın Almanya'ya gönderildiği ve daha da fazlasını Avrupa'ya gönderme
planları olduğu, şu ana kadar İngiltere'ye ise tek bir imamın
gönderilmediğine işaret edilen haberde, Diyanet İşleri Başkanı Ali
Bardakoğlu'nun, "Misyonumuz, İslamı, bir şiddet aracı olarak değil,
dostluk ve barışın kaynağı olarak sunmak." dediği ifade edilmektedir.
Kampanyanın, AB ülkelerinde yaşayan yaklaşık 4 milyon Türk'ün
entegrasyonuna yardımcı olmayı ve aşırılık yanlısı hareketleri
engellemeyi hedeflediğini söyleyen Bardakoğlu'nun, "Türkiye'de 70 bin
imam var. En önemli önceliklerimizden biri de, imamları eğitmek,
yurtdışı görevi için yabancı dil öğretmek." dediği aktarılmaktadır.
İTALYA BASINI:
La Stampa gazetesinde
(12/01) "İstikrar Paktı mı? Onu Yok Etmek Yerine Uyum Sağlanmalıdır"
başlığı altında ve Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Barroso ile yapılan
mülakata yer verilmektedir. Mülakatta, Barroso'nun, Avrupa
Anayasası'nın onaylanması konusunda iyimser olup olmadığının sorulması
üzerine, "Yeni Anayasa Antlaşması'nın onaylanması Avrupa'nın
demokrasisi, şeffaflığı ve dünyadaki rolü bakımından olumlu bir
husustur. Avrupa Anayasası'nın onaylanması meselesini -ki bu konuda
referanduma gidilecek- diğer problemlerden ayrı tutmak çok önemlidir;
tıpkı iç politika problemleri ile AB'nin gelecekteki sınırlarına
ilişkin problemlerde olduğu gibi. Özellikle de Türkiye'nin AB'ye
katılımına ilişkin müzakereler... Fransa'da çok tartışılan bu konuda
altının çizilmesi gereken husus, AB'nin 15'ler Avrupa'sından 25'ler
Avrupa'sına geçerken uyum çerçevesinde, yeni bir antlaşmaya ihtiyaç
duymuş olmasıdır. Türkiye olsun ya da olmasın, bizim kuralları
değiştirmemiz gerekiyordu. Türkiye'nin AB'ye katılımı gerçekleşeceği
zaman da -ki bu uzun zaman alacaktır- Avrupa Anayasası'nı tekrar gözden
geçirmek gerekecektir. Ancak şu an itibariyle anayasanın onaylanması
gerekmektedir." cevabını vermiştir.
JAPONYA BASINI:
Tokyo Shimbun gazetesinde
(12/01) "Türk Hükümeti'nin Reddettiği 'Ermeni Soykırımı' Sorunu AB
Üyeliğine Ayakbağı Olacak mı? Çok Sayıda Göçmenin Yaşadığı Fransa'dan
'Hatanı Kabul Et' Talebi... Kıbrıs'ın Bölünmüşlüğü de Bir Başka Sorun"
başlığı altında ve Masaya Omori imzasıyla yayımlanan makalede, Hollanda
Alt Meclisi'nin geçen ayın 21'inde, Türk Hükümeti'ne yönelik olarak AB
üyelik müzakereleri sürecinde sözde soykırım sorununu gündeme
getirmeyi öneren bir tasarıyı onayladığı ve bu tasarının
bağlayıcılığının olmadığı, fakat Hollanda Dışişleri Bakanı Bot'un,
üyelik müzakerelerinde bu sorunun gündeme getirileceğini açıkladığı
belirtilmektedir. Sözde soykırım sorununa en çok ilgi gösteren ülkenin
ise çok sayıda Ermeni göçmen barındıran Fransa olduğu belirtilen
makalede, Cumhurbaşkanı Chirac'ın, AB Zirvesi'nin ardından düzenlediği
basın toplantısında konuya değindiği ve "soykırım" kelimesini
kullanmadığı, fakat "Fransa bu sorunu gözardı edemez. Avrupa tarihi,
geçmişteki hataları kabul etmekle oluşturulmuştur." diyerek, AB'ye
katılmayı hedefleyen Türkiye'ye soykırım sorununa çözüm getirmesi
çağrısında bulunduğu ifade edilmektedir. Türkiye'ye kapısını açan AB
Zirvesi sonuç bildirisinde soykırım ifadesine yer verilmediği ve bu
sorununun müzakereler sürecinde gündeme getirilmesi halinde Türk
Hükümeti'nin kesin tepki göstereceğine işaret edilen makalede, "en az
10 yıl süreceği belirtilen müzakereler sürecinde soykırım konusu nasıl
ele alınacak acaba?" sorusuna yer verilmekte ve bu konunun, AB'nin de
başını ağrıtacağa benzediği, diğer yandan Türkiye'nin AB üyeliği
önündeki bir başka engelin de Kıbrıs sorunu oluşturduğu ve AB'ye
girmesine onay verilebilmesi için bu sorunun kesinlikle çözümlenmesi
gerektiğine dikkat çekilmektedir.
YUNANİSTAN BASINI:
Elefterotipia gazetesinde
(12/01) "Atina Kardak Kayalıkları Konusunda AB Vasıtasıyla Türkiye'ye
Uyarıda Bulunuyor" başlığı altında ve Kira Adam-Y. Çakiris-Dina Vagena
imzalarıyla yayımlanan bir haber-yorumda, Yunan Hükümeti'nin,
Türkiye'nin Kardak kayalıkları yakınlarında yaptığı tahrik edici
girişimi Avrupa çerçevesine koymaya çalışırken, Ankara'ya alışılmış
protestolarda da bulunduğu belirtilmektedir. Yunan Dışişleri
Bakanlığı'nın konuya ilişkin açıklamasında, Türkiye'nin Kardak
kayalıklarına yaptığı girişimin, AB'ye aday ülkelerin takınması
gereken davranışa uygun olmadığı, aynı zamanda Ankara'nın dolaylı
yoldan Avrupa iyi komşuluk ilkesini çiğnemek ile suçlandığının
belirtildiği ifade edilen haber-yorumda, Yunan Hükümeti'nin,
Türkiye'nin AB ile üyelik müzakerelerine başlaması için aralık ayında
"evet" demesinden sonra, iki Türk hücumbotunun dört saat süreyle Kardak'ta
kalması yönündeki tahrikçi tavırla Türkiye'nin, AB yönelimi sırasında
sürekli denetim altında olmasını öngören geçen aralık ayındaki AB
Konseyi nihai kararlarından yararlanması için "topu" Yunan Hükümeti'ne
attığı kaydedilmektedir. Yunanistan Dışişleri Bakanlığı'nın
açıklamasında, Türkiye'nin davranışının değerlendirilip AB'ye
bildirileceğinin altının çizildiği kaydedilen haber-yorumda, buna
rağmen, Yunan Hükümeti'nin aday ülke Türkiye'nin davranışlarındaki
olumsuz noktaların kaydedilmesinin ve AB organlarının
bilgilendirilmesinin, hangi mekanizmalar vasıtasıyla yapılacağının
bilinmediğine işaret edilmektedir.
-
-
ESKİ SAYILAR