ANKARA,
17/01(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 14-16 Ocak 2005
tarihlerinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve
yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ALMANYA BASINI:
Frankfurter Allgemeine
Zeitung'da (14/01) "Sarkozy, Türkiye Hakkında Oylama Yaptıracak" başlığı
altında ve Michaela Wiegel imzasıyla yayımlanan bir yazıda, UMP Genel
Başkanı Nicolas Sarkozy'nin, Cumhurbaşkanı Chirac karşısında pozisyonunu
güçlendirmek amacıyla, Paris'te Türkiye konusunda parti için bir oylama
yapılacağını açıkladığı belirtilmektedir. Cumhurbaşkanı'nın partisi
UMP'nin, oy kullanma hakkına sahip 1800 delegesinden oluşan
genişletilmiş Ulusal Konseyi'nin 6 Mart'ta, "Türkiye'ye hangi statüyü
vermek istiyoruz?" sorusunu cevaplamasının öngörüldüğü belirtilen
yazıda, Sarkozy'nin, "ayrıcalıklı ortaklık" şeklindeki bir yanıttan yana
girişimde bulunduğu, "Parti Meclisi" olarak tanımlanan Konsey'in, aynı
oylamada Avrupa'nın hedef belirlemesi ("Hangi Avrupa'yı istiyoruz?") ve
AB Anayasa Antlaşması'na ilişkin ("AB Anayasası'na ilişkin referandumda
bize yöneltilen soruya hangi cevabı vereceğiz?") sorularının yanıtının
da verileceği kaydedilmektedir. Yazıda, Sarkozy'nin böylece, aralık
ayında Türkiye ile katılım müzakerelerinin kararlaştırılacağı AB
zirvesinden bir gün önce televizyonda yaptığı konuşmasında ayrıcalıklı
ortaklığı kesin bir dille reddeden Cumhurbaşkanı Chirac karşısında
kendini güvenceye almak istediği ifade edilmektedir.
FRANSA BASINI:
Dernieres Nouvelles
d'Alsace gazetesinin internet sayfasında (15/01) "Referandum...
İstişareler Sona Erdi" başlığı altında yer alan bir haberde, Fransa
Cumhurbaşkanı Chirac'ın geçen hafta yaptığı açıklamada referandumun,
"bir siyasi seçim" değil, "Avrupa'nın geleceği konusunda Fransızlara
sorulan basit bir soru" olacağına dikkat çekerek, bu oylamanın siyasi
çekişmelerin dışında tutulmasını istediği, ayrıca kişisel akıbetinin
bunun sonucuna bağlanmasını da reddettiği hatırlatılmaktadır. François
Bayrou'yu endişelendiren, solun tümündeki ve PS'deki muhalefetin gücünün
"evet"ten yana, ancak Türkiye'nin AB'ye girmesine karşı olduğu, UDF
Başkanı'nın, Türk meselesinin sağda "hayır"ı ilerletmesinden korktuğu
ifade edilen haberde, Türkiye konusunun, Parlamentoda temsil edilen
siyasi partilerin tümüyle yapılan bu istişareler sırasında düzenli
olarak ele alındığı ve Elysee'de yapılan görüşmelerin başlangıcında bu
konuyu ele alan UMP Başkanı Nicholas Sarkozy olduğu ve basına yaptığı
açıklamada, "Anayasaya 'evet', Türkiye'ye 'hayır'." tutumunu yinelediği
kaydedilmektedir. MPF Başkanı'nın, anayasa ile Türkiye arasındaki
"ayrılmaz bağı" vurguladığı ve "Fransızlar, Cumhurbaşkanı'nın, Türkiye
dahil Avrupa siyasetinin tümü hakkında karar vereceklerdir." dediği
belirtilen haberde, PS'nin birinci sekreteri François Hollande ve
Jacques Chirac'ın, Anayasayı ve sonuç hakkında tahminde bulunmaksızın
Ankara ile müzakerelerin başlatılmasını destekledikleri
vurgulanmaktadır.
İNGİLTERE BASINI:
Financial Times gazetesinin
internet sayfasında (14/01) "Sarkozy AB Anayasası'nın 'Evet' Oyu Alacağı
Konusunda Rahat" başlığı altında ve John Thornhill imzasıyla yer alan
makalede, Fransa'nın iktidar partisi UMP'nin Başkanı Nicolas Sarkozy'nin,
bu yılki en önemli önceliğinin, Avrupa Birliği Anayasa Antlaşması'nın
ulusal referandumundan "evet" oyu çıkması için etkili biçimde kampanya
yapmak olduğunu söylediği belirtilmektedir. Sarkozy'nin basına yeni yıl
dolayısıyla verdiği kutlamada "Avrupa düşüncesi o kadar geçerli ki tüm
boyutlarını açıklamaktan ve tüm soruları yanıtlamaktan korkacağımız
hiçbir şey yok. Fransız halkı durumumuzu bilmek ve anlamak zorundadır.
Geçmişte Avrupa tartışmalarında karanlıkta kalan pek çok konu vardı."
dediği, bununla birlikte, Jacques Chirac'ın Türkiye'nin AB üyeliğine
verdiği desteği sertçe eleştirerek Chirac ile uzun süreli rekabetini
alevlendirdiği kaydedilmektedir. Sarkozy'nin, Fransa'nın Avrupa Anayasa
Antlaşması'nı desteklemesinin önemli olduğunu söylediği ifade edilen
makalede, Sarkozy'nin, Türkiye'nin AB'ye dahil edilmesinin sadece AB'nin
kurucularının amaçlarını hafifleteceğini, Avrupa'yı "Anglosakson
vizyonuyla büyük bir piyasaya" dönüştüreceğini belirttiği ifade
edilmektedir.
İSVİÇRE BASINI:
Le Temps gazetesinde
(14/01) "Avrupa Birliği ve Türkiye" başlığı altında ve Marie-Helene
Miauton imzasıyla yayımlanan makalede şöyle denilmektedir: "Türkiye'nin
Avrupa Birliği'ne muhtemel üyeliği gerçekten esaslı bir tartışmadır. Bu
olası üyelik, haklı korkular uyandırıyor. Zira başka ülkeler de Birliğe
bağlanmak isteyebilirler ve bunlara olumsuz yanıt vermek artık mümkün
olmayacaktır. Artık kimliğini belirlemenin güç olması nedeniyle bu
konuda Avrupa'nın doğal sınırları söz konusu edilmektedir. Coğrafi,
dini, demokratik ve tarihi bir realiteden ziyade, oportünist ve gönüllü
bir yapının görünümü söz konusudur. Bu konuda ne düşünmek gerekir? Doğu
Avrupa ülkelerinin toplu biçimde Avrupa Birliği'ne katılmasından bu
yana, güneye doğru kültürel ve coğrafi açıdan yeniden merkezini saptama
gerekliliği üyelik lehinde ileri sürülebilir... Avrupa Birliği'nin
kurucularının, üç dünya savaşından sonra Avrupa topraklarında öncelikle
kalıcı bir barışı hedeflemeleri nedeniyle, en iyi üyelik gerekçelerinden
birisi, kökten dinciliği engellemek için Türkiye'nin laik karakterini
daha da kuvvetlendirmek olacaktır. Böylece Türkiye, bir sur ve model
olacaktır... Türkler esasında temel değerlerine derinden bağlı oldukları
için değil ekonomik nedenlerden dolayı Avrupa'dan yanalar... Öyleyse ne
olacak? Çok sayıda ülkede öngörülen referandumlar, en iyi ihtimalle
bölünmüş bir Avrupa Birliği, en kötü olasılıkla olumsuz bir AB ortaya
koyacaktır. Avrupa'dan çok şey ümit eden Türkler, yine de kırılacaklar.
Türklerle ilişkiler, bundan etkilenecek ve Türklerin önemli bir bölümü
daha az ılımlı bir İslama yönelebilirler. Vatandaşlarının düşüncelerini
hesaba katmadan ihtiyatsız biçimde bu maceraya girişen Avrupa, fırtına
biçme tehlikesiyle karşı karşıyadır."
İTALYA BASINI:
La Padania gazetesinde
(13/01) "Dışişleri Bakanı Fini'nin Dini Konulardaki Danışmanı De Mattei:
Türkiye'nin AB'ye Katılımı Daha Önce Hiç Oynanmamış Bir Kumardır"
başlığı altında yayımlanan bir haberde, önümüzdeki dönemde sağcı
Katoliklerin çıkartacağı "Hıristiyan Kökler" adlı derginin yayın
yönetmenliğini üstlenen ve tarihçi-akademisyen kimliğinin yanı sıra dini
konularda Dışişleri Bakanı Fini'ye danışmanlık yaptığı ileri sürülen
Profesör Roberto De Mattei'nin esasen Bakan Fini ile aynı görüşte
olmadığı, hükümetin büyük bir titizlikle üzerinde durduğu Türkiye
konusunun Mattei için "daha önce hiç oynanmamış bir kumar" anlamına
geldiği ve bu bağlamda Türkiye'nin AB üyeliği konusunda azami dikkat
sarf edilmesi gerektiğini düşündüğü, öte yandan "sadece Avrupalı
siyasilerin değil, Vatikan da dahil olmak üzere Katoliklerin dahi 11
Eylül'ün ne denli büyük bir meydan okuma olduğunu anlayamadığını" dile
getirdiği kaydedilmektedir. Haberde, De Mattei'nin, "Atatürk tarafından
gerçekleştirilen inkılapların Türkler üzerinde çok derin etkiler
yaratamadığını" ifade ettiği aktarılırken, Türklerin dinlerine ne kadar
bağlı olduklarının bilindiğini ve İslamcılığın Türk toplumu üzerindeki
etkilerinin de bir tür "Truva Atı" olduğunu dile getirdiği
vurgulanmaktadır.
La Padania gazetesinde
(14/01) "Türkiye'nin AB'ye Katılımı Anlamsız... Bir Uzmanın Analizi:
Türkiye'nin Üyeliği Ankara'nın da Çıkarına Değil" başlığı altında
yayımlanan ve daha önce Ferdinando Riccardi imzasıyla Boullettin
Quotidien Europe'da yayımlanan analize atıfta bulunan yazıda, "Türkiye
şimdiye kadar gerçekleştirdiği reformları gerçekten de istedi mi yoksa
bu reformları yapmak durumunda mı kaldı?", "AB'ye katılım hususu Türkiye
için en iyi çözüm mü?" sorularına tamamen önyargılı bir yaklaşımla cevap
arandığı; netice itibariyle yapılan analizde de üyeliğin esasen Türkiye
açısından da -kültürel, politik ve psikolojik bakımdan- kabul edilemez
olduğu, Türkiye'nin bu hususta kendini hiç de iyi hissetmediği ve
halihazırda Türkiye'nin -bu çerçevede- limitlerinin ötesine geçmiş
durumda bulunduğu, AB Konseyi'nin müzakereleri başlatma kararına ek
olarak verilen bilirkişi raporunda da Türkiye'nin AB'ye girmek konusunda
duyduğu memnuniyetsizliğin açıkça görüldüğü zira sözü geçen raporda söz
konusu isteksizliğin TBMM'de, AB konusunda, yapılan tartışmaları izleyen
yabancı gözlemcilerin de gözünden kaçmadığının belirtildiği ve esasen
Türkiye'nin bu reformları doğruluğuna inanmaksızın, sadece AB istediği
için yaptığı vurgulanmaktadır.
JAPONYA BASINI:
Tokyo Shimbun gazetesinde
(14/01) "'Türkiye Avrupa Değildir' Diyerek Türkiye'nin AB Üyeliğine
İtiraz Eden Giscard d'Estaing ile Mülakat: AB Sona Erecek... Din Değil
Değer Yargısı Farklılığı Sorun... ABD ve İngiltere Avrupa'nın
Bütünleşmesini Engellemeye Çalışıyor" başlığı altında ve On Hisahara
imzasıyla Fransa eski Cumhurbaşkanı Giscard d'Estaing ile yapılan
mülakata yer verilmektedir. Avrupa Konvansiyonu Başkanı olarak AB
Anayasa taslağını hazırlayan Fransa eski Cumhurbaşkanı Giscard
d'Estaing'in, "Türkiye, tarihsel olarak da kültürel olarak da Avrupa'dan
farklıdır. Türkiye AB'ye katıldığı takdirde, AB kimliği yok olacaktır."
diyerek Türkiye'nin üyeliğine karşı olduğunu ifade ettiği mülakatta,
Giscard d'Estaing'in, Türkiye'ye AB üyeliği yerine imtiyazlı ortaklık
verilerek ilişkilerin geliştirilmesi görüşünde olduğu, AB içinde de,
"Avrupa'nın dışına genişleme çevre ülkelerle gerilim yaratır" görüşünün
bulunduğunu belirterek, yeni AB üyelerinin Avrupa kıtası içindekilerle
sınırlandırılması gerektiğini söylediği kaydedilmektedir. Mülakatta,
"Avrupa Birleşik Devletleri" projesine olumlu yaklaşım sergileyen ve
öncülük eden Giscard d'Estaing'in, Türkiye'nin üyeliğini destekleyen
İngiltere ve ABD için, "Dev bir federatif devleti hedefleyen Avrupa'nın
bütünleşmesini engellemeye çalışıyorlar." eleştirisinde bulunduğu
vurgulanmaktadır.
KIBRIS RUM BASINI:
Kıbrıs Haber Ajansı'nın (KIPE)
internet sayfasında (14/01) "Dışişleri Bakanı Yakovu: Türkiye AB'ye Üye
Olmak İstiyorsa, Avrupa Mevzuatını ve Avrupa'nın Temel İlkelerini Kabul
Etmek Zorundadır" başlığı altında yer alan bir haberde, Lübnan'ı ziyaret
eden Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu'nun, Kıbrıs'ın AB üyeliğinin büyük
değişiklikler getirdiğini ve Kıbrıs sorununun artık askıda beklemesinin
anlamsız olduğunu söylediği belirtilmektedir. Yakovu'nun, sorunun, BM
kararları ve Avrupa ilkeleri temelinde çözümlenebileceğini belirttiği
ifade edilen haberde, Yakovu'nun, "Türkiye AB'ye üye olmak istiyorsa,
Avrupa mevzuatını ve Avrupa'nın temel ilkelerini kabul etmek
zorundadır." dediği ve Kıbrıs Hükümeti'nin, Türkiye ile AB arasında
üyelik müzakereleri başlamadan önce, önümüzdeki birkaç ay içinde
yaratmaya çalıştığı ve dost ülkelerden anlayış beklediği şeyin bu
olduğunu söylediği kaydedilmektedir.
RUSYA BASINI:
Kommersant gazetesinde
(13/01) "AB Komisyonu Başkanı Barroso'nun Açıklamaları" başlığı altında
yayımlanan bir yazıda, AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Durao
Barroso'nun, 11 Ocak'ta Strasbourg'da başlayan Avrupa Parlamentosu
toplantısında, "Daha sonra kurallarda (Avrupa Parlamentosu'ndaki oylama
ile ilgili) değişiklik yapılması gerekirse, biz bunu yaparız, ancak
bugün bu başlıca ödevimiz değildir." diyerek, ne iç politika
sorunlarının, ne de Türkiye'nin AB'ye katılması konusunun AB
Anayasası'nın onaylanmasına bulaştırılmaması gerektiğini vurguladığı
ifade edilmektedir. AB Anayasası'nın üye 25 ülke tarafından kabul
edilmesi gerektiği, fakat Fransa'da yapılan son kamuoyu araştırmalarına
göre, giderek daha çok sayıda Fransızın Avrupa Anayasası'nın şimdiki
haline olumsuz baktığına işaret edilen yazıda, Anayasa'nın şimdiki
halinin, her ülkenin Avrupa Parlamentosu'nda bulunduracağı temsilci
sayısının nüfusuyla orantılı olarak belirlenmesini öngördüğü, böylece 80
milyon nüfuslu Türkiye'nin AB'ye katıldığı takdirde, 61 milyon nüfuslu
Fransa'ya oranla Avrupa Parlamentosu'nda daha etkili olacağı ve
Fransızların Anayasa taslağını desteklememeleri halinde birleşik
Avrupa'da ciddi bir krizin başlayacağı endişelerinin olduğu
vurgulanmaktadır. Yazıda, Barroso'nun bununla ilgili olarak, "Fransa
vatandaşları Türkiye'nin AB'ye katılmasına ya evet ya da hayır
diyebilecekler, fakat bugün biz bundan henüz uzağız. Bugün biz anayasayı
tartışıyoruz." dediği belirtilmektedir.
YUNANİSTAN BASINI:
Ethnos gazetesinde (14/01)
"Türkiye'den Fener ve Azınlıklara Karşı Saygı Eksikliği" başlığı altında
yayımlanan bir haber-yorumda, PASOK Avrupa Parlamenteri N. Sifunakis'in
soru önergesini yanıtlayan AB Komisyonu'nun, Türkiye'nin gayrimüslim
azınlıklara ve sözde Ekümenik Patrikhane'ye yönelik saygı ve sahip
oldukları haklar konularında bir ilerleme kaydedilmediğini kabul ettiği
belirtilmektedir. Genişlemeden Sorumlu AB Komiseri Olli Rehn'in, Yunanlı
Avrupa Parlamenteri'ne verdiği cevapta, AB Komisyonu'nun Ankara ile olan
temaslarında gayrimüslim azınlıkların, Yunan Ortodoks cemaatinin ve
sözde Ekümenik Patrikhane'nin karşılaştıkları problemleri, Heybeliada
Ruhban Okulu'nun yeniden açılması, mal-mülk ve gayrimüslim azınlıkların
hukuk statüsü eksikliği konularına değinerek, bunları sık sık gündeme
getirdiğini vurguladığı belirtilen haber-yorumda, Rehn'in, AB
Komisyonu'nun Türkiye'nin tutumunu Kopenhag Kriterleri çerçevesinde
takip edeceğine ve Türkiye'nin yasama ve yürütme düzeyinde gerek pratik
gerekse yasal düzeyde, Türkiye'de dini özgürlüğün uygulanması ve bu konu
hakkında belirli önlemler alması için cesaretlendireceğine söz verdiği
kaydedilmektedir. PASOK Avrupa Parlamenteri P. Beglitis'in de, AB
Bakanlar Kurulu'na, AB Komisyonu'na ve Lüksemburg Dönem Başkanlığı'na,
Türkiye'nin Ege'deki tacizleri konusunu ilettiği ve Türkiye'nin tahrik
edici davranışlarının sona ermesi için, AB kurumlarının hangi
hareketlerde bulunacaklarını açıklamalarını istediği ifade edilen
haber-yorumda, Beglitis'in, soru önergesinde, Türkiye'nin AB'ye girmesi
için görüşmelerin başlamasının kesin olduğu göz önünde tutularak,
müzakerelerde Türkiye'nin tahrik edici davranışlarının da hesaplanması
gerektiğini vurguladığı belirtilmektedir.
-
-
ESKİ SAYILAR