ANKARA,
26/01(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 25 Ocak 2005 tarihinde
yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu
hususlara değinilmektedir:
İNGİLTERE BASINI:
The Times gazetesinin
internet sayfasında (25/01) "Avrupalı Diplomatlar, Ukrayna'nın Yeni
Liderine Temkinli Yaklaşıyorlar" başlığı altında ve Bronwen Maddox
imzasıyla yayımlanan makalede, Viktor Yuşçenko'nun Ukrayna Devlet
Başkanı olmasının ardından Yuşçenko'nun Ukrayna'yı AB'ye üye yapma
konusundaki hızlı tavrının durdurulamaz gibi göründüğü ve bu durumun
Türkiye'yi endişelendirmesi gerektiğine işaret edilmekte, başta Orta
Avrupa ülkeleri olmak üzere birçok ülkenin, Ukrayna'nın AB üyeliğine
Türkiye'nin üyeliğinden daha fazla destek verdiğine dikkat
çekilmektedir. Avrupalı diplomatların, özellikle de İngilizlerin, büyük
bir ikilemle karşı karşıya oldukları belirtilen makalede,
diplomatların, ülkesini Batı'ya yakınlaştırmak adına katıldığı
seçimleri kazanarak dünyanın dikkatini üzerine çeken Yuşçenko'yu
zayıflatmak istemedikleri gibi, Türkiye'nin üyelik hedefine zarar
vermek de istemedikleri ifade edilmektedir. Türkiye'nin AB üyeliğinin
en büyük destekçilerinden biri olan İngiltere için bu durumun önemli
bir sorun teşkil ettiği, her şeyden önce, İngiliz Hükümeti'nin,
Türkiye'nin adaylığının tehlikeye girmesini istemediği ve Türkiye ile
üyelik müzakerelerine başlanması için onay verilmiş olsa da,
Türkiye'nin üyeliği konusundaki tartışmaların Avrupa'da Türkiye'nin
üyeliğine karşı çıkan muhalefetin boyutlarını açığa çıkardığı
kaydedilmektedir. Belçika Hükümeti'nin, Türkiye'nin üyeliği hakkında
bir oylama niteliği taşıdığına inandığı Avrupa Anayasası için bir
referandum düzenlenmesine verdiği desteği geri çektiği ifade edilen
makalede, Ukrayna'nın üyelik hedefinin Türkiye için yarattığı tehdidin
açıkça ortada olmadığı, fakat kıdemli AB üyelerinin çoğunda, yeni
ülkeleri Birliğe dahil etmek için bir "sindirim süresi" geçmesi
gerektiği düşüncesinin mevcut olduğu, yine de, seçmenlerin ansızın
Birliğin "dolu" olduğu sonucuna varabilecekleri öne sürülmekte ve
diğer yandan İngiltere'nin, Yuşçenko'nun Avrupa'ya yönelmeyi amaçlayan
kahramanca girişimini göz ardı etmek istemediği vurgulanmaktadır.
İSVİÇRE BASINI:
Neue Zürcher Zeitung'da
(20/01) "Emniyetsiz Bir Kıyıya Köprü" başlığı altında ve Lothar Rühl
imzasıyla yayımlanan bir yorumda, AB'nin Türkiye ile müzakerelere
başlamasının, taraflar arasında uzun zamandır gergin olan ilişkileri
sakinleştireceği, eğer bir gün üyeliğin söz konusu olması ve
Türkiye'nin Batılılaşma hareketlerinin ilerleme göstermesi durumunda,
ülkenin kendine has ilgi alanları ve ABD'ye olan bağlantısıyla özel
statüde bir AB üyesi olacağı vurgulanmaktadır. Avrupa ile müttefik
Türkiye arasındaki ilişkilerin uzun zamandan beri kötü olduğu ve en son
1974'te Kıbrıs'ta Yunan milliyetçilerinin statükoyu değiştirmesine
karşı gerçekleşen Türk müdahalesinin, İkinci Dünya Savaşı'ndan beri
var olan gizli politik çekişmeyi ortaya çıkardığı öne sürülen yorumda,
"Ege'deki uçurumda köprü görevini üstlenen ve Atina ile Ankara
arasındaki şiddetli tartışmaları yatıştıran, Kuzey Atlantik müttefiki
ABD oldu. Clinton'un başkanlığından beri devam eden Washington'un
etkisi, AB'nin Türkiye'ye karşı politikasını değiştiren güç oldu ve
yaklaşık on yıldan beri ilişkilerin düzelmesi, iki tarafın yakınlaşması
ve Türkiye için üyelik perspektifinin açılması gibi etkileri
beraberinde getirdi. AB ile üyelik müzakereleri gelecekte ilişkileri
yumuşatacak. ABD'nin, Batı Avrupa ve Türkiye arasında, NATO içinde
gevşek olan ilişkileri Avrupai bir çerçevede ve bağlayıcı bir
anlaşmayla sağlamlaştırma isteği stratejik özelliklere sahip... Türkiye
geçen 30 yılda Avrupa ve ABD'nin, her defasında kendi çıkarlarını
gözeten, müttefikleri ve komşuları arasında çıkarları uğruna ayırım
yapan, zor ama değerli bir ortağı oldu. Türkiye, ne ABD için, ne de
NATO içinde uysal bir müttefik değil ama sadık. Bu yüzden politikaları
Kıbrıs, İsrail, Irak ve Türkiye'nin İran'la olan karmaşık ilişkisi
gibi durumlarda Batılı ortaklarının öğrendiği önemli karışıklıklarla
dolu. Türkiye, Avrupa'nın doğuya açılışı ve Ukrayna'nın Moskova'dan
bağımsızlığını kazanıp Rus gücünün Avrupa'nın merkezinden çekilmesinden
beri, ABD'nin Avrupa'da, jeostratejik olarak İngiltere ile birlikte en
önemli müttefiki oldu. Şimdiye kadar Almanya'nın sahip olduğu politik
müttefik pozisyonuna ilerliyorlar... ABD, AB'nin Türkiye ve Ukrayna ile
genişlemesini, Paris-Berlin-Moskova gibi Avrupa çemberine karşı savunma
amaçlı istiyor olabilir. O zaman konu 'eski Avrupa'ya karşı yeni
Avrupa' değil, NATO çerçevesinde güvenliği sağlanan ve ABD'den ayrı
düşünülemeyen bir genişleme olur. Türkiye, çıkarlarını ancak ABD ile
anlaşarak savunabilir... Bu çıkarlar; Kuzey Irak'ta Kürtler, Kuzey Irak
Türkmenlerine karşı üstlendiği koruyucu rol, Hazar Denizi petrolünün
boru hattıyla Akdeniz limanı Ceyhan'a gelmesi, Musul ve Kerkük'teki
petrol kaynakları ve Kafkaslarda Azerbaycan ve Gürcistan'ın Rusya'dan
bağımsızlığı. Buna AB'nin fazla katkısı olmaz. Ama Washington'un
desteklediği AB üyeliği amacı için Türkiye, Avrupa önceliklerini kendi
çıkarlarının önüne geçirmez. Türkiye, AB'ye Avrupa dışında kendi
çevresi olan bir büyük ülke olarak girecek, yardım gücü veya genç ortak
olarak değil. Bu açıdan Avrupa, Türkiye üzerinden İslami doğuya bir
köprü ve güney kenarları kontrol imkanını göz önünde tutuyor. Eğer
Türkiye'nin Batılılaşması batısıyla sınırlı kalmayıp doğusuna da
yayılsaydı, ABD'nin müttefiki ve Avrupa dışı en büyük ülke olarak
Türkiye, kendine özgü bir AB üyesi olarak kalırdı. Orta Doğu ve Orta
Asya'da, Karadeniz bölgesinde ve Doğu Avrupa'da Türk stratejileriyle
kendi politikasını uygulardı. Bu batılılaşma bir politik Avrupalılaşma
ile aynı sayılamaz, ama bu, birkaç on yıldan beri genç Türk
aydınlarında görülen bir Amerikalılaşma ve Atlantik'in ötesine uzanış.
Onun için en önemli öncelik, AB ortaklarının Türkiye'ye ortak dış
güvenlik ve savunma politikalarında eşit davranmaları. Ancak böylece
çıkarların belirlenmesinde ortak kriterler ve kriz durumlarında
öncelikler bulunabilir, stratejilerde karşılıklı nüfuz ve ortak kalite
elde edilebilir" denilmektedir.
YUNANİSTAN BASINI:
Yunanistan Radyo-TV
Kurumu'nun (ERT) internet sayfasında (25/01) "Athens'in Washington
Temasları" başlığı altında yer alan bir haberde, ABD Başkanı George
Bush'un yemin töreni için Washington'da bulunan Dış Yunanlılar Konseyi
(SAE) Başkanı Andrew Athens'in, Kongre'nin önemli üyeleri, Dışişleri
Bakanlığı yetkilileri ve Kıbrıs kuruluşları yöneticileriyle ABD'nin
Türkiye ve Kıbrıs ile ilgili tutumu, Arnavutluk'taki Yunan soydaşları
ve SAE'nin Tıbbi Yardım Programı konularında görüşmelerde bulunduğu
belirtilmektedir. Haberde, Athens ile Kıbrıs kuruluşları yöneticileri
arasında yapılan görüşmelerde, Türkiye'ye AB geleceği konusunda ekim
ayına kadar verilen mühlet üzerinde odaklanılması ve bu süre içinde
yoğun çaba harcanmasının kararlaştırıldığı ifade edilmektedir.
-
-
ESKİ SAYILAR