ANKARA, 31/01(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 28-30 Ocak
2005 tarihlerinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber
ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ABD BASINI:
AP'nin
(29/01) "Türkiye, 3 Kasım'da Başlaması Planlanan AB Üyeliği
Müzakerelerinde 'Gecikme' İstemiyor" başlığı altında ve Robert Wielaard
imzasıyla yer verdiği bir haberde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın
yaptığı açıklamada, Avrupa Birliği katılım müzakerelerinin planlandığı
üzere 3 Kasım'da başlayacağına emin olduğunu, ancak Batı Avrupa
kamuoyunda süren itirazların kaygı verici olduğunu söylediği
belirtilmektedir. Erdoğan'ın Dünya Ekonomik Forumu'nda yaptığı
konuşmada, "Bir gerileme söz konusu. AB'deki bazı çevreler Türkiye'nin
üyeliğini kabul etmek istemiyor" dediği ve konuşmasında herhangi bir
ülkenin ismini vermediği, ancak Başbakan Erdoğan'ın geçmişte,
müzakerelerin tamamlanmasının ardından Türkiye'nin üyeliğinin Fransa'da
referanduma götürüleceğini söylemesi nedeniyle Fransız Cumhurbaşkanı
Jacques Chirac'ı şiddetle eleştirdiği hatırlatılmaktadır. AB tarihinde
hiçbir yeni üyenin katılım konusunda böyle bir referandumla karşı
karşıya kalmadığı ve Türkiye'nin katılım müzakerelerinin başlaması
konusunda Ankara'nın Kıbrıs'ı tanımasının büyük önem taşıdığı, söz
konusu tanımanın, Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği
Anlaşması'nın Kıbrıs ve diğer yeni 10 üyeyi kapsayacak şekilde teşmili
halinde mümkün olabileceği vurgulanan haberde, Erdoğan'ın, "Hiçbir
gecikme istemiyoruz. Çeşitli çözümler üzerinde yoğunlaşıyoruz" diyerek,
Batı Avrupa'da en büyük orduya sahip olan Türkiye'nin Birliğin
güneydoğu sınırında "barışın garantörü" olacağını söylediği ve "Türkiye
bölge istikrarının bir parçasıdır" şeklinde konuştuğu kaydedilmektedir.
ALMANYA
BASINI:
Die Welt
gazetesinde (28/01) "Türkiye" başlığı altında ve Michael Stürmer
imzasıyla yayımlanan bir yorumda, Türkiye'nin güneydoğusundan soğuk
rüzgarlar estiği belirtilmekte ve Türkiye'nin oradaki Kürtler ile
savaşmak için Irak'a gireceği tehdidinde bulununca, Orta Doğu'nun
acımasız gerçeklerinin kapıyı yıkarak Avrupa'ya düştüğü ifade
edilmektedir. Ankara'daki ordu yönetimi ve hükümetin, Türkiye ve
Irak'ın 1919 yılından beri buluştuğu sınıra eskiden beri şüpheyle
baktıkları, çünkü iki tarafta da Kürtlerin yaşadığı belirtilen yorumda,
kışın hüküm sürdüğü yüksek dağlardaki birliklerin şimdilik sadece
tehdit kulisi durumunda oldukları ve her ne kadar gizli servislerin
haberi olsa da, Berlin ve başka yerde buraya dikkatli bakılmadığı,
ancak tehdit edici ayrıntıların, NATO partnerine acilen istediği tank
sevkiyatını reddettikten sadece birkaç yıl sonra Berlin'de şu sıralar
moda olan cennet Türkiye resmine zarar verebileceği ileri
sürülmektedir. Türklerin, Kıbrıs meselesinde AB indirimi aldıkları,
fakat Kürt sorununun, Orta Doğu çatışmaları ölçeğinde etki
dalgalarının, Berlin, Brüksel ve Washington'daki en güzel yapıları
yıkabilecek bir depreme yol açabileceği öne sürülmektedir.
FRANSA
BASINI:
AFP'nin
(29/01) "Erdoğan Davos'ta Ülkesinin AB'ye Girme İradesini Vurguladı"
başlığı altında yer verdiği bir haberde, Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'ın, Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu sırasında yaptığı
açıklamada, ülkesinin AB'ye üyeliğini savunduğu ve AB'ye olası üyelik
konusunda, "Türkiye müzakerelere başlamak için yeşil ışık almış
bulunmaktadır. Bu zamanı birbirimizi daha iyi tanımak için
kullanacağız" dediği belirtilmektedir. Erdoğan'ın, Avrupa'nın, sadece
Hristiyan olmanın ötesinde, büyük bir kültür ve felsefe çeşitliliğine
sahip olduğuna işaret ettiği ve "Tüm siyasi değerler temsil edilmiş ve
Türkiye'nin üyeliği de bu açıdan değerlendirilmiştir" diyerek,
Türkiye'nin kültürel yönünün üyelik önünde bir engel teşkil etmemesi
gerektiğinin altını çizdiği belirtilen haberde, Erdoğan'ın, "Türkiye
bölgede bir istikrar unsurudur ve böyle de kalacaktır. Türkiye bölgede
AB'yi temsil etmenin yanında, bir barış ve güvenlik garantisi haline
gelecektir" diyerek, Türkiye'nin Avrupa için "Doğu'da önemli bir rol
oynayabileceğini" kaydettiği ifade edilmektedir.
AFP'nin
(29/01) "Ankara ve Kiev Davos'ta AB Üyeliği Konusunda Bastırıyorlar"
başlığı altında ve Andre Viollaz imzasıyla yer verdiği bir haberde,
Ukrayna'nın yeni Devlet Başkanı Viktor Yuşçenko ve Türkiye Başbakanı
Recep Tayyip Erdoğan'ın Davos'ta, ülkelerinin AB üyeliğine layık
olduğunu belirtmek için dünya ekonomik ve siyasi şahsiyetleri önünde
bir cazibe çıkarması yaptıkları belirtilmektedir. Üyelik konusunda her
iki ülkenin de farklı konumlarda bulunduğu, Ankara'nın, Brüksel'de
üyelik müzakerelerinin başlatılması konusunu çözümlemekle birlikte,
bunun uzun bir süreç olacağının sanıldığı, Kiev'in ise, Batılı
demokrasi ve ekonomik liberalizm konusunu açıkça öne çıkardığı
kaydedilen haberde, yenilenen seçimlerin ardından yaklaşık bir hafta
önce yemin ederek göreve başlayan Viktor Yuşçenko'nun, dur durak
bilmediği ve Dünya Ekonomik Forumu sırasında yaptığı açıklamada,
ülkesinin "çok yakında" AB'ye üyelik talebinde bulunacağını belirttiği
ifade edilmektedir.
İTALYA
BASINI:
Il
Messaggero gazetesinde (28/01) "Sünniler, Oy Kullanmaya Gidin! TBMM
Başkanı Arınç: 'Bu Seçimler Hayati Önemi Haiz'" başlığı altında ve
Michele Concina imzasıyla TBMM Başkanı Bülent Arınç ile yapılan bir
mülakata yer verilmektedir. Irak ve Türkiye'nin AB'ye katılım
müzakereleri konularının da ele alındığı mülakatta şu ifadeler yer
almaktadır:
"SORU:
Ülkenizin AB üyeliği olasılığı -Fransa, Almanya ve Avusturya gibi
İtalya'da da- Kuzey Ligi'nin ateşli karşıtlığı ve diğerlerinin de
birtakım tereddütleriyle karşılaşıyor. Bu direnişler sizi
endişelendiriyor mu?
ARINÇ: Asla,
hiçbir şekilde. Bir muhalefet olması son derece doğaldır. Esasen, halen
yapmakta olduğu gibi Türkiye bu müzakere süreci sırasında kendini daha
iyi tanıtmak için çaba sarfedecektir. Bu şekilde de kamuoyundaki
tereddüdün yavaş yavaş azalacağı inancındayız. Yalnız her şeyi olduğu
gibi göstermek konusunda Avrupalı entelektüellere ve yöneticilere
birtakım sorumluluklar düştüğü de kesindir. Ne yazık ki bazı
siyasetçilerin yabancı düşmanlığından ya da antisemitizmden öte bir
sermayeleri bulunmamaktadır.
SORU:
Katılım müzakereleri sırasında er veya geç Kıbrıs sorununun
çözümlenmesine ihtiyaç olacaktır. Bu çözüme AB'nin arabuluculuğuyla
ulaşılabilir mi?
ARINÇ:
Kıbrıs yakın dönemin sorunu değildir; kırk yıldır devam etmektedir! Bu
sorunun çözümlenmesi de sadece bize bağlı değildir. Meselede adadaki
iki toplum, Yunanistan, İngiltere ve ABD de söz sahibidir. Çok taraflı
bir meseledir ve çok taraflı araçlarla çözülmesi gerekmektedir. Bizce
bu araçların en iyisi BM'dir. Avrupa Birliği, Kıbrıs'ı, sorunlarını
çözümlemeden bünyesine kabul etmekle temel bir hata işlemiştir. Böylece
Annan'ın planını reddeden Kıbrıs Rum kesimini ödüllendirmiş, plana evet
diyen Kıbrıs Türk toplumunu ise cezalandırmıştır..."
RUSYA
BASINI:
Vremya
Novostey gazetesinde (28/01) "Türkiye'nin AB'ye Katılması Fransızların
Elinde" başlığı altında ve İnterfaks kaynaklı yayımlanan bir haberde,
Fransa Meclisi'nde milletvekillerinin, Avrupa Birliği'ne yeni girecek
üyeler için referandum yapılması zorunluluğunu öngören anayasa
değişikliğini ilk oylamada onayladıkları belirtilmektedir.
Milletvekillerinin onayına sunulacak diğer bir değişiklik önerisine
göre ise Bulgaristan, Romanya ve Hırvatistan'ın bu kapsamın dışında
bırakıldığı belirtilen haberde, Bulgaristan ve Romanya'nın AB'ye
katılım müzakereleri halen devam ettiği, Hırvatistan'ın üyeliği ile
ilgili müzakerelerin ise bu yıl başlayacağı ve böylece Türkiye'nin ve
herhangi başka ülkelerin AB'ye kabulünün, bundan sonra Fransız
seçmenlerin görüşüne bağlı olacağı kaydedilmektedir.
YUNANİSTAN BASINI:
Makedonya
Haber Ajansı'nın (MPE) internet sayfasında (28/01) "Molivyatis-Fischer
Görüşmesinde Türkiye'nin Avrupa Süreci de Ele Alındı" başlığı altında
bir haberde, Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis ile Almanya Dışişleri
Bakanı Joschka Fischer arasında yapılan görüşmeye yer verilmekte ve
Molivyatis ile Fischer arasındaki görüşmede, AB konuları, Kıbrıs
sorunu, Türkiye'nin AB süreci, Balkanlar ve Kosova'daki gelişmeler,
Orta Doğu sorunu, Irak ve İran'daki durumun ele alındığı
belirtilmektedir. Fischer'in, AB üyesi ülkelerin mali konularıyla
ilgili olarak, henüz bu konuda bir anlaşma sağlanamadığını belirttiği
ifade edilen haberde, Fischer'in, aralık ayında yapılan AB zirvesinden
sonra Türkiye sürecine değinerek, Türkiye'nin AB süreci konusunda
yapıcı bir gelişme için AB Konseyi çerçevesinde her şeyi yapacaklarını
söyleyerek, Yunanistan ile Türkiye arasında iyi komşuluk ilişkileri
olması gerektiğini ve bu şekilde Kıbrıs konusunda da iyi ilişkiler
olması gerektiğini vurguladığı kaydedilmektedir.
-
-
ESKİ SAYILAR