01.02.2005

   

Anasayfa

e-posta


 

ANKARA, 01/02(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  28-31 Ocak 2005 tarihlerinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:

 

            AVUSTURYA BASINI:

 

            Kurier gazetesinde (28/01) "Türkiye Soykırımı Yeniden Ele  Almalı" başlığı altında ve "apa" kaynaklı yayımlanan haberin  Türkiye ile ilgili bölümünde, Berlinli tarihçi Heinrich August  Winkler'in görüşüne göre, Türkiye'nin AB'ye katılmadan önce  Ermenilere sözde soykırım konusunu dürüstçe yeniden ele alması  gerektiği belirtilmektedir. Kathpress'in bir haberine göre,  Winkler'in, Berlin'de, geçmişin eleştirici gözlerle  incelenmesinin Avrupa'nın siyasi kültürünün bir parçası olduğunu  ve 90 yıl önceki sözde soykırımın "resmi açıdan Türkiye için hala  bir tabu" olduğuna da değindiği kaydedilen haberde, Winkler'in  ayrıca, Türkiye'de dini özgürlüğün yeterli olmayışını da  eleştirerek, buna gerekçe olarak, Türkiye'de resmi bir makamın  dini meseleleri en ince ayrıntısına kadar düzenlemesini ve  imamların devlet memuru olmalarını gösterdiği kaydedilmektedir.  Haberde, Winkler'in, Türkiye'nin ancak Batı'nın siyasi kültürüne  kendini kayıtsız şartsız açması halinde AB üyesi olabileceğini  belirttiği vurgulanmaktadır.

 

            FRANSA BASINI:

 

            AFP'nin (31/01) "Danimarka'da Bir Parti, Türkiye Karşıtı  Bir Seçim Afişini Değiştirdi" başlığı altında yer verdiği bir  haberde, Danimarka'da aşırı sağcı bir partinin, Türkiye'nin  Avrupa Birliği üyeliği aleyhindeki tartışmalı bir seçim afişini  değiştirme kararı aldığı ve söz konusu afişte, Türk bayrağının  üzerinde girilmez işareti bulunduğu kaydedilmektedir. Bu kararın,  8 Şubat'ta Danimarka'da yapılacak genel seçimler için yürütülen  kampanya çerçevesinde gazetelerde yayımlanan Danimarka Halk  Partisi'nin (PPD) bu afişini gördükten sonra Türkiye'nin  Kopenhag Büyükelçisi Fügen Ok'un yoğun protestosunun ardından  alındığı belirtilen haberde, Büyükelçi Ok'un, PPD'ye,  "Danimarka'daki hiçbir parti ya da grup, siyasi çıkar elde etmek  için Türklerin duygularını incitme hakkına sahip değildir" diye  yazdığı ve "Danimarka'nın, diğer tüm modern ve medeni halklar  gibi Türk halkının saygı duyduğu kendi bayrağı" olduğunu  belirttiği vurgulanmaktadır. Büyükelçiye cevap olarak PPD başkan yardımcısı Kristian Thulesen Dahl'ın, "Türk Hükümeti bu yasak  işaretiyle (Türk bayrağının üzerini çizen) saldırıya uğradığı  hissine kapıldıysa üzüntü duyarım. Ne Türk Hükümeti'ne ne de  onun halkına hakaret etme ya da saldırma niyetimiz olmadığı   konusunda size güvence verebilirim" şeklindeki ifadesine yer  verilen haberde, PPD'nin, Türk bayrağı üzerindeki yasak  işaretini kaldırma kararı konusunda, "72 milyon Türk, Avrupa'ya  girmeyi umut ediyor (...) Danimarka Halk Partisi bugün,  Türkiye'yi hiçbir zaman AB üyesi olarak kabul etmeyeceği  konusunda tamamen emin olabileceğin tek partidir" dediği  aktarılmaktadır.

 

            KIBRIS RUM BASINI:

 

            Haravgi gazetesinde (29/01) "Yakovu: Lefkoşa, Türkiye-AB  Gümrük Birliği Protokolü'nün İmzalanıp Hayata Geçirilmesini  Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Ankara Tarafından Fiilen Tanınmasını  Gündeme Getirecek 'Önemli Bir Adım' Olarak Görüyor" başlığı  altında yayımlanan bir haberde, Gürcistan'ı ziyaret etmekte  olan Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu'nun, Kıbrıs Hükümeti'nin,  Ankara'nın Türkiye-AB Gümrük Birliği Protokolü'nü imzalamasının  Kıbrıs'ın Türkiye tarafından fiili tanınması yönünde önemli  bir adım olacağı görüşünde olduğunu söylediği belirtilmektedir.  Bazı Avrupalıların, Türkiye'nin AB'ye olası üyeliğinin   Avrupa'nın simasını değiştireceğinden endişe ettiklerini,   ancak Kıbrıs'ın, Türkiye'nin Müslüman kimliğinden kaynaklanan  bu endişelere katılmadığını savunan Yakovu'nun, "Kıbrıs da bir  Müslüman unsura, Kıbrıs Türk toplumuna sahiptir. Din, hiçbir  zaman iki toplum arasında sorun nedeni olmamıştır" iddiasında  bulunduğu belirtilen haberde, Yorgo Yakovu'nun, Kıbrıs'ın,  Türkiye'nin Avrupa perspektifine ilke olarak itiraz etmediğini  ve AB'nin temel ilke ve değerlerine gerçekten saygı gösteren  bir Türkiye'den Kıbrıs'tan fazla yarar sağlayacak başka hiçbir  ülke bulunmadığını söylediği kaydedilmektedir. Haberde, Yakovu,  "Kıbrıs Hükümeti'nin çabaları ve BM Genel Sekreteri'nin iyi  niyet misyonu çerçevesindeki önerilerimiz her zaman  Kıbrıslı  Türk ve Rum bütün Kıbrıslıların temel insan hak ve özgürlüklerini  garanti altına alan, ülkemizin bağımsızlığını, egemenliğini,  toprak bütünlüğünü ve birliğini uluslararası hukuka ters  düşmeyecek şekilde tesis edecek ve Kıbrıs'ın artık bir AB üyesi  olmasından dolayı AB'nin üzerine bina edildiği temel ilkelere  ve Avrupa normlarına uygun, onurlu, uzlaşılır ve yaşayabilir  bir çözümü hedeflemiştir... Kıbrıs'ın AB üyeliğinin, Türkiye'nin   AB ihtirasıyla da birlikte Kıbrıs sorununun çözümü perspektiflerine  esaslı şekilde yardımcı olmasını umuyorum. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Türkiye'nin Kopenhag Kriterleri'ni karşılama ve AB'ye ve AB üyesi  ülkelere yönelik yükümlülüklerini yerine getirmedeki ciddi  eksiklikleri konusundaki çekincelerine rağmen, Türkiye'ye AB'yle  müzakerelere başlama tarihi verilmesine rıza göstermesinin ana nedenlerinden biri de bu çözüm perspektifinin korunmasıydı...  Pek çok Avrupalı lider bir ülkenin nasıl üye devletlerinden  birini tanımayı reddettiği bir devletler birliğine üye olmayı isteyebileceğini sordular. Ancak, Türkiye'nin artık AB'nin tam  üyesi olan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin topraklarında, her türlü  uluslararası hukuku ve Kopenhag siyasi kriterlerini ihlal ederek,   işgal askerlerini tutmaya devam etmesinin görmezden geliniyor  olması da aynı derecede yadırganacak bir şeydir... Avrupa'da  çokları, Türkiye'nin AB'ye olası girmesinin getireceği çok  ciddi sonuçlarla Avrupa'nın simasını  değiştireceğinden endişe belirtiyorlar. Ancak Kıbrıs,  Türkiye'nin Müslüman kimliğinden  kaynaklanan bu endişelere katılmıyor. Aksine, Avrupa yapısının  çok kültürlülük ve farklılıklara saygı ilkesine dayandığına  inanıyor. Kıbrıs da bir Müslüman unsura, halkın bölünmez bir  parçası olan Kıbrıs Türk toplumuna sahiptir ve din hiçbir zaman  iki toplum arasında sorunların nedeni olmamıştır" dediği  aktarılmaktadır.

 

            İTALYA BASINI:

 

            İtalya'nın önde gelen haber ajanslarından Ap.com'un (26/01)  "İtalya Parlamento Başkanı Casini: Türkiye İslami Kökten  Dinciliğe Karşı Bir Kaledir" başlığı altında yer alan bir  haberde, 25-28 Ocak 2005 tarihleri arasında İtalya'ya resmi bir  ziyaret gerçekleştiren TBMM Başkanı Bülent Arınç ile İtalyan  Temsilciler Meclisi Başkanı Pier Ferdinando Casini'nin görüşmesine  yer verilmekte ve TBMM Başkanı Bülent Arınç ile görüşmesinden  sonra iki ülke parlamentosu arasında işbirliği yapılmasını  öngören protokolü imzalayan İtalya Parlamento Başkanı Pier  Ferdinando Casini'nin, "İslami kökten dinciliğe karşı adeta  bir kale olan Türkiye'nin bu rolünü methetmek isterim...  Türkiye'nin laik kurumları İslami fanatizmin yayılmasının  engellenmesi adına önemli bir garanti teşkil etmektedir...   Eğer birisi İstanbul'a veya Ankara'ya giderse, birçok cami  görecektir. Roma'ya yahut Milano'ya giderse de birçok kilise  görecektir. Gerçeği saklamaya çalışmak anlamsız. Tarihimiz ve geleneklerimiz farklıdır, ancak insanlığın geleceği açısından -farklılıkları anlamak, konuşmak, karşılıklı saygı ve anlayış  göstermek için- daha güçlü bir dinler arası diyalog elzemdir"  dediği belirtilmektedir. Casini'nin, "Türkiye ile üyelik  müzakereleri halihazırda başlamıştır. Katedilecek mesafe  uzundur; ama el ele yürümeliyiz. İtalya Hükümeti'nin Türkiye'ye  yönelik tavrını destekliyorum. Bu başkanlık ettiğim kurumun  çoğunluğu tarafından paylaşılan bir hassasiyettir" dediği   ifade edilen haberde, Kuzey Birliği gibi Türkiye'nin AB'ye   katılımına karşı gelen politik güçler konusuna gelince,   Casini'nin bu hususta da TBMM Başkanı Arınç ile konuştuklarını  ima ederek, "Bunlar göz önünde bulundurduğum hassasiyetlerdir.  Zira bu amaçla da, İtalyan tarafında başkanlığını Monica   Baldi'nin (Forza Italia) yürüteceği, parlamentolar arası   dostluk grupları oluşturulmasını önerdim ve bu gruplara da,   birtakım yanlış anlamaları açıklığa kavuşturmaları ve birbirini  daha iyi tanıyıp anlamalarını teminen, en şüpheci çalışma  arkadaşlarımın katılmasını ümit ediyorum"  dediği aktarılmaktadır.

 

            YUNANİSTAN BASINI:

 

            Kathimerini gazetesinde (31/01) "Yeni Dinamizm Yunanistan  İçin Yararlı" başlığı altında ve Nikos Konstantaras imzasıyla  ABD'nin yeni Atina Büyükelçisi Charles Ries ile yapılan mülakata  yer verilmektedir. Kıbrıs konusu ve Türk-Yunan ilişkilerinin ele  alındığı mülakatın Türkiye ile ilgili bölümünde şu ifadeler yer almaktadır: 

            "SORU: Yunanistan, Türkiye-AB yakınlaşmasını faal bir   şekilde destekledi. Ancak, şimdiye kadar Yunanistan, Ege ile   diğer konular yönünde Türk politikasında belli bir ilerleme   tespit etmedi. ABD bu olguyu nasıl karşılıyor? 

            RİES: Konuya farklı bir bakış açısından bakmanızı  istiyorum. Atina'nın da yardımıyla Türkiye'nin AB'ye bağlanması   ve ülkenin Avrupa yönelimine ilişkin ilgisi Ankara'nın iç   konularına yaklaşımını çok değiştirdi... Türkiye'nin Avrupa   yönelimi olmasaydı bu reformların yapılması imkansız olacaktı.   Bu çabaların Yunanistan'ın güvenliği, Yunan siyasi çıkarları,  Yunanistan'ın AB üyesi olarak yararına olacağını, bunların   aralık kararı sayesinde mümkün olduğunu vurgulamam gerekir."

 

 

 

 
ESKİ SAYILAR