ANKARA, 11/02(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında
09-10 Şubat 2005 tarihlerinde yayımlanan Türkiye-AB
ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara
değinilmektedir.
ALMANYA BASINI:
Die Welt gazetesinde (10/02) "Türkiye... AB Referandumunda
Yüzde 70'i Evet Oyu Kullanırdı" başlığı altında ve DPA'ya atfen
yayımlanan bir haberde, bir kamuoyu yoklamasının sonucuna göre,
Türkiye'de, ülkenin AB üyeliğine ilişkin bir referandum yapılacak
olsaydı, deneklerin yüzde 70.2'sinin evet, yüzde 16.2'sinin ise
hayır oyu kullanacağı öne sürülmektedir. Haberde, Devlet
İstatistik Enstitüsü'nün bir araştırma sonucu yaptığı açıklamaya
göre, üyeliği onaylayan erkeklerin oranının yüzde 77.5 ile
kadınların oranından (yüzde 63.1) çok daha fazla olduğu ve
deneklerin yüzde 55.5'i AB üyeliğinin Türkiye'deki yaşamı olumlu
yönde etkileyeceğini söylerken, yüzde 10'nu tersini düşündüğü
ifade edilmektedir.
AVUSTURYA BASINI:
Salzburger Nachrichten gazetesinde (10/02) "Türkiye" başlığı
altında yayımlanan bir haberde, Almanya eski Başbakanı Helmut
Kohl'ün (1982'den 1998'e kadar) Türkiye'nin AB'ye katılımını
desteklediği belirtilmektedir. Kohl'ün Berlin'de, ülkenin geniş
kültür ve tarihiyle en büyük ve önemli ülkelerden biri olduğunu,
ancak değişim yolunda olmasına rağmen bu yolun daha sonuna varmış
olmadığını söylediği belirtilen haberde, Kohl'ün, Fransa
Cumhurbaşkanı Jacques Chirac gibi bazı politikacıların her şeye
hemen şimdi karar verilmesi gerekiyormuş gibi davranmalarını
anlayamadığını ifade ettiği kaydedilmektedir.
FRANSA BASINI:
L'Humanite gazetesinde (09/02) "Bocquet: Avrupa'da ve
Türkiye'de Yapılması Şart Değişiklikler Yönünde Teşvikte
Bulunmak Üzere Geleceğin Güçlerinin Yanında Yer Almak
İstiyoruz" başlığı altında ve Sebastien Crepel imzasıyla
Fransa Ulusal Meclisi Başkanı'nın liderliğinde 3-5 Şubat'ta
Türkiye'ye giden heyette yer alan PCF'nin grup başkanı Alain
Bocquet ile yapılan mülakata yer verilmektedir. Mülakatta şu
ifadeler yer almaktadır:
"SORU: Ziyaretinizden sonra Türkiye'nin, Avrupa'nın
parçası olma yeteneğine sahip olduğunu düşünüyor musunuz?
BOCQUET: En başından beri, Türkiye'nin üyeliğinin iki
hareketin ardından sonuçlanması gerektiğini düşündüğümü
söylüyorum. Biri, Avrupa'nın kendisini ve kurumlarını yeniden
düzenlemesi, diğeri de Avrupa'nın demokratik normlarına uyum
sağlayabilmesi için Türkiye'nin ilerlemesi. Ziyaretimin
ardından bu düşüncem daha da kuvvetlendi. Elbette coğrafi
açıdan Türkiye'nin topraklarının yalnızca yüzde üçü Avrupa'da.
Ancak İstanbul'da Boğaz'ın bir tarafından durup baktığınızda,
öbür tarafta Asya'yı görüyorsunuz. Bu Doğu'ya uzanan mükemmel
bir el. Komünistler tarafından arzulanan, Avrupa bakış açısıyla
konuşursak, bu yolda ilerlemek, Avrupa'nın kapılarında tecrit
edilmiş bir Türkiye'ye tercih edilmeli. Üstelikte Türkiye'nin
tecrit edilmesi başka sorunların çıkması riski taşıyor. İlki,
yükselen kökten dinci İslam -burada şunu hatırlatmak isterim
ki Müslüman bir topluma sahip Türkiye, laik bir devlet-.
İkincisi, kuvvetli bir militarizmin ortaya çıkması ve üçüncüsü,
Türkiye'nin ABD'ye yakınlaşması, zira ABD, Türkiye'yi NATO
bünyesinde bulundurmayı hep önemli bir strateji olarak görüyor.
SORU: Ülkelerinin AB'ye üyeliği konusunda Fransa'da
yaşanan tartışma, Türkler tarafından nasıl görülüyor?
BOCQUET: Türkiye'de, Fransız kültürünün inkar edilemez bir
varlığı var. Bu durum, bu ülke hakkında bilinmeyen bir gerçek.
Atatürk'ün miras bıraktığı kütüphanede birçok Fransız eseri
hatta Aydınlanma Çağı'ndan eserler bulunuyor. Aynı şekilde
Türkiye'nin anayasası temelde Fransız Anayasası'ndan esinlenmiş
durumda -uygulaması ayrı konu olsa da-. Türkiye'de talep gören
ve 'Türk elitini' eğiten Galatasaray Lisesi'nde derslerin yüzde
45'i Fransızca görülüyor, ki bu, dünyada tek. Bu durumda
Fransa'ya karşı büyük bir çekim tespit ediyoruz ve haliyle
Fransız siyasetçilerinin tartışmasının aldığı yön kalp kırıyor.
(...)
SORU: Türkiye ile üyelik sürecinin sonunu nasıl
görüyorsunuz?
BOCQUET: Sarf edilmesi gereken çok çaba var. Çok uzun ve
zorlu bir yol olacak, ancak bugün hiçbir şey imkansız değil.
Komünistler için devekuşunu oynamak söz konusu değildir. Bizler
Avrupa'da ve Türkiye'de yapılması şart değişiklikler yönünde
teşvikte bulunmak üzere geleceğin güçlerinin yanında yer almak
istiyoruz."
KIBRIS RUM BASINI:
Fileleftheros gazetesinde (10/02) "Avrupa'yı Dışlıyorlar...
ABD ve İngiltere Kıbrıs Sorununun Çözüm Çabalarına AB'nin
Müdahil Olmasına Sıcak Bakmıyor" başlığı altında yayımlanan bir
haberde, İngilizler ile Amerikalıların, AB'nin Kıbrıs sorununa
herhangi bir müdahalesini istemedikleri ve bunun, ABD'nin
Kıbrıs'taki Büyükelçisi Michael Klosson ve Lord Hannay'ın,
İngiltere Dışişleri Bakanlığı ile Wilton Park tarafından
Larnaka'da düzenlenen basına kapalı seminerde söylediklerinden
anlaşıldığı belirtilmektedir. Hem Klosson hem de Hannay'ın
Kıbrıs'ın AB üyesi ve Türkiye'nin de üyelik müzakerelerinde
olmasına karşın, AB'nin çözüm prosedüründen uzak durması
gerektiği görüşünü savundukları belirtilen haberde, Larnaka'da
yapılmakta olan ve basına kapalı gerçekleştirilen seminerde AB
Komisyonu Sözcüsü Adrian Van Der Meer'in, yaptığı konuşmada,
AB Komisyonu, Türkiye'nin, hemen, yarın bile 10-20 bin asker
çekme ihtimalini düşünmesini istediğini söylediği, İngiliz AB
Milletvekili Andrew Daf'ın ise, KKTC'nin Tayvan'a dönüştürülmesi
gerektiğini ifade ederek, KKTC'nin Türkiye'nin AB'ye üyeliğine
kadar dayanamayacağından ötürü çözüm için gelişmelerin işlerlik
kazanması gerektiğini söylediği, Meer'in ise verdiği cevapta,
KKTC'nin canlı bir organizma olduğunu söyleyerek dayanamayacağı
şeklindeki görüşe katılmıyor göründüğünü iddia ettiği
kaydedilmektedir.
RUSYA BASINI:
Nezavisimaya Gazeta'da (09/02) "Türkiye Gürcistan'ın
Toprak Bütünlüğünden Yana ve İran'a Saldırıya Karşı...
Ankara'nın Avrupa Birliği'ne Katılması Türk-Rus İlişkilerini
Olumlu Etkileyecek" başlığı altında ve İvan Groşkov imzasıyla
Türkiye Cumhuriyeti'nin Moskova Büyükelçisi Kurtuluş Taşkent
ile yapılan mülakata yer verilmektedir. Mülakatta, Rus-Türk
ilişkilerinin şimdiki durumu ve perspektifleri, Güney Kafkasya
sorunu (Güney Osetya ile Abhazya'daki durum), Çeçenistan'daki
durum, Irak, ABD'nin İran'a saldırı olasılığı gibi konuların
ele alındığı mülakatta, "Türkiye'nin Rusya ile ilişkilerini
'yeni seviyeye' çıkarma dileği ülkenin Avrupa Birliği'ne
katılma arzusuyla çelişmiyor mu?" şeklindeki bir soruya
karşılık, Büyükelçi Taşkent'in, "Burada hiçbir çelişki yok.
Türkiye AB'ye katıldıktan sonra da çok yönlü dış ve ekonomik
politikalarını uygulamayı sürdürecektir. Bu bakımdan Rusya
ile ilişkilerin korunması öncelikli önem taşımaktadır. Bunun
da ötesinde, Ankara'nın AB'ye katılması Rus-Türk ilişkilerini
müspet yönde etkileyecektir. Başkan Putin, Moskova'nın
Türkiye'nin AB'ye katılmasını tasvip ettiğini şahsen söyledi."
dediği aktarılmaktadır.
-
-
ESKİ SAYILAR