ANKARA,
14/02(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 11-13 Şubat 2005
tarihlerinde yayımlanan Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerine yer verilen
haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ALMANYA BASINI:
Die Welt gazetesinde
(11/02) "Almanya'da AB'ye Olan Güven Arttı" başlığı altında ve Andreas
Middel imzasıyla yayımlanan bir yazıda, "Almanya'da AB Anayasası
konusunda bir referandum çok kolay olurdu" şeklinde bir görüşe yer
verildiği ve AB Komisyonu Berlin Temsilciliği Yöneticisi Gerhard
Sabathil'in de bu görüşü savunduğu ve iyimserliğini de Eurobarometer'de
yeni yayımlanan anketlere dayandırdığı kaydedilmektedir. Anayasanın
somut içeriği hakkındaki soruların bu ankette yer almadığı ve
Sabhatil'in, bu alanda kesinlikle eksiklikler bulunduğunu tahmin ettiği
belirtilen yazıda, anket sorumlularının, anketin en önemli sonuçlarını,
"Entegrasyona evet, yeni genişlemeye hayır" olarak özetledikleri, zira
Almanya'da belirgin bir çoğunluğun (yüzde 57), ister Romanya,
Bulgaristan ve Hırvatistan, isterse Türkiye olsun, AB'ye yeni üyeler
alınmasını reddettikleri ve araştırmada, Almanların özellikle
Türkiye'nin olası üyeliği konusundaki şüphelerini o kadar çabuk bir
kenara bırakmayacaklarının ifade edildiği vurgulanmaktadır. Yazıda,
araştırmanın, Almanların AB hakkındaki bilgilerini kesinlikle vasat bir
seviyede olduğunu gösterdiği ve her ne kadar Almanlar kendilerini AB
konularında bilgi sahibi olarak görseler de, ankette yöneltilen bazı
soruların AB'nin en büyük ülkesinde bilgi eksiklikleri olduğunu ortaya
koyduğu ifade edilmektedir.
İNGİLTERE BASINI:
Reuter'in (11/02) "Moody's
Türkiye'nin Kredi Notu Görünümünü Pozitife Çevirdi" başlığı altında ve
Daniel Bases imzasıyla yer verdiği bir haberde, kredi derecelendirme
kuruluşu Moody's'in, kaydettiği etkileyici ekonomik ilerleme ve AB ile
güçlenen bağları nedeniyle Türkiye'nin kredi notunu durağandan pozitife
yükselttiği belirtilmektedir. Moody's'in, AB üyeliği hedefinin,
enflasyonun hızla düşmesine, yatırımların ve üretimin artmasına ve
siyasi istikrarın sağlanmasına katkıda bulunarak Türkiye'nin kredi
notunun yükselmesine yardımcı olduğunu bildirdiği ifade edilen
haberde, Türkiye'nin ağır borç yükü ve cari işlem açığı açığının ise
Moody's tarafından zayıf noktalar olarak nitelendirildiği
kaydedilmektedir.
The Economist dergisinde
(12/02) "Büyük Tartışma Başlıyor" başlığı altında yayımlanan bir
yorumda, geçen yıl hazırlanan anayasa taslağının gelecek iki yıl içinde
AB'nin bütün ülkeleri tarafından onaylanması gerektiği, bu ülkelerden
10'unun konuyu referanduma götüreceği ifade edilerek, "Bu aşamada
anayasanın ne olduğunu belirtmek yararlı olurdu. Yararlı, ama ne yazık
ki aynı zamanda da imkansız" denilmektedir. AB ülkelerinde
politikacıların, halklarına kabul ettirmek için anayasanın farklı
yönlerini öne çıkardıklarına değinilen yorumda, İspanya'dan sonra
Fransa ve Hollanda'da da referanduma gidileceğine işaret edilerek şöyle
denilmektedir: "Bu iki ülkedeki tartışmalara damgasını vurması beklenen
konu; yani Türkiye'nin AB üyesi olması ihtimali, İslami geçmişine
rağmen İspanya'da pek gündeme gelmedi. Fransa ve Hollanda'da Müslüman
göçünün çapı son derece tartışmalı bir konu. Her iki ülkede de
anayasaya karşı çıkanlar, Türkiye'nin AB'ye üye olması ve bunun
beraberinde getirdiği Türklere Avrupa'da diğer ülkelere yerleşme hakkı
doğması ihtimalini, anayasanın onaylanmasıyla bağlantılandırmaya
çalışacaklar. Evet denmesini savunanlar ise (doğru olarak)
Türkiye'nin AB üyeliğinin, kelimenin tam anlamıyla, anayasa
antlaşmasıyla bir ilgisi olmadığını söyleyecekler. Ancak daha şimdiden
Türkiye ve anayasa ile ilgili tartışmaların karışmasının kaçınılmaz
olduğunu kabullenmiş görünüyorlar."
Reuter'in (11/02)
"Türkiye'nin AB'ye Üye Olmasına Daha 10 Yıl Var" başlığı altında ve
Toni Vorobyova imzasıyla yer verdiği bir haberde, Reuter'in gelişmekte
olan piyasalardan 40 analizci ile yaptığı bir ankete göre, Türkiye'nin
AB'ye üyeliği konusundaki müzakerelerin, planlandığı gibi bu yıl ekim
ayında başlayacağı, ancak 10 yıl daha geçmeden, Türkiye'nin tam üye
olmasının beklenmediği ifade edilmektedir. Türkiye'nin 1963 yılından
beri AB'ye üye olmanın yollarını aradığı ve nihayet geçtiğimiz aralık
ayında AB'den 3 Ekim'de üyelik müzakerelerine başlanması yönünde söz
aldığı hatırlatılan haberde, 8-11 Şubat tarihleri arasında yapılan
ankete göre, üyelik müzakerelerinin planlandığı gibi başlaması
ihtimalinin yüzde 80 olduğu şeklinde tahminlerin yer aldığı
belirtilmektedir. Köln'deki Oppenheim Araştırma Merkezi'nden Dagmar
Alpen'in, "AB ve Türkiye tarafından verilen sözlere bakılırsa,
müzakerelerin belirtilen tarihte başlaması bekleniyor. Ancak Türkiye'nin
AB'ye girebilmesi için gerekli reformların çapına bakılırsa,
müzakerelerin en az on yıl sürmesini bekliyoruz, hatta bu sürenin bile
gecikmesine şaşırmayacağız" dediği belirtilen haberde, Londra'da Bear
Sterns'den Tim Ash'ın, "Kıbrıs konusu giriş müzakerelerinin
başlangıcını geciktirebilir veya bir karışıklığa yol açabilir" dediği
ve anketin, Türkiye'nin Birliğe 2015 yılında üye olabileceğini ve
böylece -on yıl süren müzakerelerden sonra- temelde Hristiyan bir
kulübü olan Birliğin ilk Müslüman üyesi olacağını gösterdiği öne
sürülmektedir. Londra'daki CA IB'den Roger Monson'un, "Halihazırda
Türkiye'nin üyeliği konusunda biraz olumsuz olan kamuoyu, gerçek
reformlar ve sabit politikalar ile değişecektir" dediği ifade edilen
haberde, analistlerin müzakerelerin ve reformların zaman alacağını
söylediği ve ankete katılanlar arasından iki kişinin ise, Türkiye'nin
hiçbir zaman AB'ye üye olamayacağını düşündüklerini belirttiği
vurgulanmaktadır.
İRAN BASINI:
Tahran Radyosu'nun Türkçe
yayınında (12/02) "Türkiye'de Her 10 Kişiden Birisi, Ülkelerinin AB'ye
Üye Olmasını İstiyor" başlığı altında yer verilen bir haberde,
Türkiye'de her 10 kişiden birisinin, ülkelerinin AB'ye üye olmasını
istediği belirtilmektedir. Türkiye'de yapılan anketlerin, bu ülkede
sadece halkın yüzde 16'sının AB üyeliğine karşı olduğunu gösterdiği
belirtilen haberde, Türkiye'nin geçen aralık ayında AB ile üyelik için
müzakere tarihini elde ettiği ve 1963 yılından beri AB'ye üye olmak
için çaba harcadığı hatırlatılmaktadır.
İSPANYA BASINI:
ABC gazetesinin internet
sayfasında (11/02) "Kamuoyu Yoklamalarında, AB Anayasası'na 'Evet'
Diyecek İspanyolların Sayısı 10 Puan Arttı" başlığı altında ve "J.L.L."
imzasıyla yer alan bir haberde, Avrupa Anayasası hakkındaki referanduma
10 gün kala, Sosyolojik Araştırmalar Merkezi'nin, İspanyolların yüzde
46'sının referandum günü sandıklara gitmeyi düşündüğünü yansıtan bir
kamuoyu yoklamasını açıkladığı belirtilmektedir. Bu sonuçların,
geçtiğimiz aralık ayında Sosyolojik Araştırmalar Merkezi tarafından
yayımlanan son verilere göre, "evet"i benimseyecek vatandaşların
sayısında hemen hemen 10 puanlık bir artış olduğunu gösterdiği
belirtilen haberde, Sosyolojik Araştırmalar Merkezi'nin çalışmasının,
Türkiye'nin AB'ye katılımını da ilgilendirdiği ve İspanyolların yüzde
35.2'sinin bu katılımı desteklerken, yüzde 20.4'ünün muhalif
olduklarını belirttikleri kaydedilmektedir.
YUNANİSTAN BASINI:
Vradini gazetesinde (11/02)
"Yunan Hükümeti'nin Tezi Türkiye'nin Avrupa Yöneliminden Yana Olmalı"
başlığı altında ve Takis Kambras imzasıyla YDP Milletvekili Vasilis
Manginas ile yapılan mülakata yer verilmektedir. Mülakatın Türkiye ile
ilgili bölümünde şu ifadeler yer almaktadır:
SORU: AB, Türkiye için
kapılarını araladı, ancak komşu ülkenin Yunanistan hava sahasına
yaptığı ihlaller son günlerde yoğunlaştı. Sizce Yunanistan'ın,
Türkiye'ye karşı tezi ne olmalıdır?
MANGİNAS: Yunan Hükümeti,
Türkiye'nin Avrupa yönelimine destek çıkmaya ilişkin tezini devam
ettirmeli. Türkiye Avrupa yönelimine devam ederse, ister istemez,
tutumunu AB müktesebatına uydurmak zorunda kalacaktır. Unutmamalıyız
ki, komşumuz ülkede Türkiye'nin Avrupa yönelimine karşı çıkan etkili
güçler bulunmaktadır. Bu güçlerin çabuk ve kolay bir şekilde ikna
edilmeleri olanaksızdır. Ayrıca, birkaç ay içerisinde, senelerdir
takınılan tavırlardan da kurtulmak güçtür. Bu nedenle Yunan
Hükümeti'nin soğukkanlı ve sabit bir siyasi tutumu olmalıdır.
Apofasi gazetesinde (11/02)
"Türkler, İçtenliklerini Kıbrıs Konusunda Pozitif Tez Sergileyerek
Göstereceklerdir" başlığı altında ve Hristos Kaputsis imzasıyla
Dışişleri Bakan Yardımcısı Yannis Valinakis ile yaptığı mülakata yer
verilmektedir. Dışişleri Bakan Yardımcısı Yannis Valinakis'in
mülakatında, "Türkiye, Avrupa ailesine çıkan yolu takip etmekte
içtense, 3 Ekim'den evvel Gümrük Birliğinin genişlemesi protokolünü,
aralarında Kıbrıs'ın da bulunduğu 10 yeni AB üyesi ülkeyle de
imzalaması gerekmektedir" dediği belirtilen mülakatta, Valinakis'in,
Türkiye'nin tutumunun 25 hakem tarafından değerlendirildiğini,
Yunanistan'ın ise, Türkiye'nin Avrupalılaşmasını destekleme
politikasının sabit, samimi ve yapıcı olduğunu, ancak açık çek
politikası olmadığını vurguladığı kaydedilmektedir. Türk-Yunan
ilişkileri, Kıbrıs konusunun çözümü ve bu konudaki gelişmelerin ele
alındığı mülakatta, "3 Ekim'e kadar Türkiye, Gümrük Birliği
Protokolü'nü, aralarında Kıbrıs'ın da bulunduğu 10 yeni AB üyesi ülke
ile imzalamadığı takdirde, AB'ye girmesi için müzakereler başlayacak
mı?" şeklindeki bir soruya, Valinakis'in, "AB Konseyi'nin bu konu
hakkında kararları bilinmektedir. Türkiye 3 Ekim'de AB müzakereleri
başlamadan evvel Gümrük Birliği Protokolü'nü 10 yeni AB üyesi ülkeyle,
yani Kıbrıs Cumhuriyeti ile de imzalayacağına dair söz vermiştir.
Verdiği söz, 17 Aralık'taki AB zirvesinin nihai sonuç metnine
kaydedilmiş olmakla birlikte, Avrupa ülkeleri ve AB yetkilileri
tarafından da tekrarlanmaktadır. Türkiye Avrupa ailesine çıkan yolu
takip etmekte içtense, bunu yapmak zorundadır ve ne kadar çabuk
yaparsa, Avrupa beklentileri için o kadar iyi olacaktır" dediği,
"Türkiye'nin, Yunanistan'ın egemenlik haklarına saygı göstermemesine
rağmen, neden Yunan Hükümeti, Türkiye'nin Avrupa yönelimini
desteklemede ısrar ediyor?" şeklindeki bir başka soruyu ise,
"Yunanistan stratejik seçimini yaparak, bölgede barış ve istikrarın
sağlanması için 'tüm bölgemizin' Avrupalılaşması yönünde yardım etme
kararını almıştır. 50 yıldan bu yana, Avrupa'nın bütünleşmesi çabaları,
bir işbirliği Avrupa'sının biçimlenmesi yönünde önemli rol oynadı, bu
nedenle bölgemizde etkisinin olumlu olacağına inanıyoruz" şeklinde
cevapladığı kaydedilmektedir.
-
-
ESKİ SAYILAR