17.03.2005

   

Anasayfa

e-posta


 

ANKARA, 17/03(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  16 Mart 2005 tarihinde yayımlanan Türkiye-Avrupa Birliği  ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara  değinilmektedir:

 

            ALMANYA BASINI:

 

            Frankfurter Rundschau gazetesinde (16/03) "Ermeni  Soykırımı... Gerekli Hatırlama Çalışması" başlığı altında  ve Hans-Helmut Kohl imzasıyla yayımlanan bir yazıda, sözde  Ermeni soykırımı ve Fransa'daki güçlü Ermeni lobisinin  faaliyetlerine yer verilmektedir. Kantocu ve sinema  oyuncusu Charles Aznavur ile diğer tarafta Ermeni kökenli  Fransa Sanayi Bakanı Patrick Deveciyan'ın diğer binlerce   kişiyle birlikte, 2001 yılında sözde Ermeni soykırımı  ilgili bir yasayı Fransa Ulusal Meclisi'nden geçirmeyi  başardıktan sonra, Ermeni soykırımının Türkiye tarafından  tanınması için çalışmalar yaptığı belirtilen yazıda, bu  yasaya imza koyan Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın,   geçen yıl soykırımın Türkiye tarafından tanınması meselesini   iki ulus arasındaki "ikili bir sorun" seviyesine indirgemeye   çalışınca ülkesindeki Ermeni azınlığında sert bir tepkiyle   karşılaştığı, bu sert protestolar üzerine Chirac'ın, geçen   aralık ayında Brüksel'deki AB zirvesinden önce Ankara'dan   "tarihi hatırlamak için gerekli bir çalışma" yapmasını   istediği hatırlatılmaktadır. Fransa'da, Türkiye'nin AB'ye  üyeliğine karşı olan çekincelerin yanında, Fransa Ermeni  Örgütleri Koordinasyon Kurulu'nun kamuoyu çalışmaları  nedeniyle "Ermeni sorununun" da iç siyasi çekişmelerde  önemli bir rol oynadığı ifade edilen yazıda, Chirac ve   Başbakan Jean-Pierre Raffarin'in, 29 Mayıs'taki AB Anayasası   referandumu nedeniyle bu konuları dışarıda bırakmak  istedikleri, fakat pek başarılı olamadıkları vurgulanmaktadır.  Yazıda, muhafazakar UMP'nin bugünlerde AB Anayasası'na "evet"   kararının yanı sıra Türkiye'nin AB üyeliğine "hayır" dediği,   bunun yerine Türkiye'ye "ayrıcalıklı ortaklık" verilmesini   istediği ve bunun bir nedeninin de Ermenilere yönelik soykırım   konusunda Türkiye'nin tavrı olduğuna işaret edilmektedir.

 

            İNGİLTERE BASINI:

 

            Financial Times gazetesinin internet sayfasında  (16/03) "AB, Hırvatistan Müzakerelerini Savaş Suçları  Tartışmalarından Dolayı Rafa Kaldırdı" başlığı altında ve  George Parker-Eric Jansson-Haig Simonian imzalarıyla yer  alan makalede, Birleşmiş Milletler Savaş Suçları Mahkemesi  ile çalışmalarındaki başarısızlığından dolayı Hırvatistan'a,  Avrupa Birliği'ne üyelik görüşmelerine başlayamayacağının  bildirileceği kaydedilmekte, ancak bu konunun AB'de bölünme  yarattığı ve tartışmanın Türkiye'nin üyelik umutlarına zarar  verebileceği yönünde endişelere yol açtığı ifade edilmektedir.  AB diplomatları arasında tartışmanın tırmanabileceğine ve  Türkiye'nin 3 Ekim'de kendi üyelik görüşmelerine başlama   umutlarının Hırvatistan sorununa ilişkin karara rehin   olabileceğine ilişkin artan endişelerin söz konusu olduğu  belirtilen makalede, Hırvatistan'ı bekleme odasında bırakma  kararının Zagreb'i ve özellikle komşuları Avusturya,  Macaristan, Slovakya ve Slovenya olmak üzere AB içindeki  müttefiklerini öfkelendirdiği, bazı AB diplomatlarının,  Türkiye'nin AB üyeliğine şüpheyle yaklaşan Avusturya'nın,  Hırvatistan'ın üyelik sırasına girmemiş olması halinde  Ankara ile görüşmelerin başlamasını engellemek için veto  hakkını kullanacağını düşündüğü öne sürülmektedir. Bir AB  diplomatının, "İngiltere'nin Dönem Başkanlığı sırasında en  önemli önceliği, Türkiye ile görüşmelerin zamanında  başlamasını sağlamak olacak. Avusturyalılar baskı uygulamaya başladıklarında İngilizler gerçekten Hırvatistan'ı dışarıda  tutmak için mücadele edecekler mi?" dediği ifade edilen  makalede, Viyana'daki Avusturya Hükümeti'ne yakın olan  kaynakların, Türkiye ile üyelik görüşmelerini Hırvatistan'a  bağlama yönündeki girişimleri reddettikleri, ancak kapının   Hırvatistan'ın yüzüne kapatılmasıyla Balkanlar'daki istikrara  yönelik tehlikeleri de vurguladıklarına işaret edilmektedir.

            Reuter'in (16/03) "AB, Hırvatistan ile Üyelik  Görüşmelerini Belirsiz Bir Tarihe Erteledi" başlığı altında  ve Marie-Louise Moller imzasıyla yer verdiği bir haberde,  Avrupa Birliği'nin bugün beklenmedik bir kararla, pek  çoklarınca ulusal kahraman olarak görülen bir savaş suçu  şüphelisini uluslararası mahkeme önüne çıkaramadığı için  Zagreb'i cezalandırmak adına, Hırvatistan ile üyelik   görüşmelerine başlamayı belirsiz bir tarihe ertelediği  belirtilmektedir. AB Dışişleri Bakanlarının bu kararla  iptal edilen görüşmeler için yeni bir başlangıç tarihi  vermemekle birlikte, "AB Konseyi Hırvatistan'ın eski  Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi ile tam bir işbirliği  yaptığına kanaat getirir getirmez görüşmelere başlanacağını"  da ifade ettikleri kaydedilen haberde, Brüksel'de bir araya  gelen 25 Dışişleri Bakanı'nın, kararın bir bakıma insan  haklarının ve hukukun üstünlüğü konusunda diğer AB adayı  Balkan ülkeleri ve Türkiye'ye de güçlü bir mesaj vermesi  gerektiğini vurguladıklarına işaret edilmektedir.

 

            KIBRIS RUM BASINI:

 

            Haravgi gazetesinde (16/03) "Ne İstediklerine Karar  Versinler" başlığı altında yayımlanan bir yorumda, İngiltere  Dışişleri Bakanı Jack Straw'ın, Kıbrıs Rum kesiminin Ankara  tarafından tanınması konusunu açık bırakan açıklamasının hiç  kimseyi şaşırtmadığı belirtilmektedir. İngiltere'nin, Kıbrıs  Rum kesiminin ayağını kaydırma politikasının yeni olmadığı  ve bunun, nisan ayında yapılan referandumun ardından yoğun  bir şekilde olmaya başladığı belirtilen yorumda,  İngiltere'nin nisan ayından beridir, Türklerin AB içinde  Kıbrıs aleyhindeki saçma taleplerinin savunulması konusunda  başrol oynadığı ve İngiltere'nin bu yılın ikinci yarısında  AB Dönem Başkanlığı görevini üstlenecek olmasını kullanmak  istediğinin açık olduğu, bu şekilde, Ankara'nın AB ve Kıbrıs   karşısındaki yükümlülüklerini yerine getirmeme konusunda   işini kolaylaştırarak, Türkiye'nin 3 Ekim tarihinde üyelik   müzakerelerine başlamasını ilerletmeyi arzu ettiği  kaydedilmektedir. İngiltere'nin bu taktikle gerek Türkiye'ye   gerekse AB'ye kötü hizmetler sunduğu ve kötü bir örnek teşkil  ettiğine işaret edilen yorumda, gelecekte AB'yi, diğer üye  olmaya aday ülkelerle zor bir duruma sokacağı, çünkü bu  ülkelerin de Türkiye'ye yapılan muamelenin aynısını  isteyecekleri vurgulanmaktadır. Yorumda, "Ankara,  İngiltere'nin cesaretlendirmesinden sonra, hareketlerine  aynı şekilde devam ederse, 3 Ekim tarihinde müzakerelere  başlamaya hazır olmayacak. Sonuç olarak Türkiye'nin, Kıbrıs   karşısındaki yükümlülüklerinden nasıl kaçınacağını araması   yerine, yükümlülüklerini yerine getirmesi tercih edilmektedir.  Türkiye ancak bu şekilde, belirlenen tarihte, üyelik  müzakerelerine başlamaya hazır olacak. Kıbrıs'ın da dahil  olduğu 10 yeni devletle yapılacak olan müzakerelere. İster  İngiltere Kıbrıs aleyhindeki uygulamalarını terk etmek  zorunda kalsın, ister Türkiye Avrupai perspektifini terk  etmek zorunda kalsın, er ya da geç bu müzakerelerin başlama  günü gelecektir. Çünkü Kıbrıs müdahil olmadan üyelik  müzakereleri yapılamaz. Sonuç olarak Türkiye ve İngiltere  hangi yolu tercih edeceklerine karar versinler: AB yolunu  mu, yoksa Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ayağını kaydırma yolunu mu?" denilmektedir.

 

            RUSYA BASINI:

 

            Rus haber ajansı Regnum'un internet sayfasında (15/03)  "Türkiye'nin Kanlı Ellerle AB'ye Girmesine İzin Vermeyin"  başlığı altında yer alan bir yazıda, Ermenistan'ın başkenti  Erivan'da 15 Mart günü Avrupa Komisyonu binası önünde, 1915  yılı Osmanlı Türkiyesi'nde sözde Ermeni soykırımının  yaşanmasının baş sorumlusu olan Talat Paşa'nın Berlin'de  Ermeni öğrenci Sogomon Teyleryan tarafından öldürülmesinin  84. yıldönümüne denk getirilen bir gösteri düzenlendiği ve  gösteri organizatörü olan Ermeni Devrimci Federasyonu  "Daşnaksütyan"ın gençlik kanadının, tüm ülkeleri, Türkiye'nin   "kanlı elleriyle Avrupa Birliği'ne girmesine" izin vermeyerek  birleşmeye ve sözde Ermeni soykırımını tanımaya davet ettiği kaydedilmektedir.

 

            YUNANİSTAN BASINI:

 

            Elefterotipia gazetesinde (16/03) "Straw, Ankara'nın  Kıbrıs'ı Tanımamasına Destek Çıkıyor" başlığı altında ve  İoanna Niaoti imzasıyla yayımlanan bir haber-yorumda, Kıbrıs  konusunda İngiltere ile Türkiye arasında bir işbirliğinin  mevcut olduğu, çünkü İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un  Kıbrıs Rum kesiminin Ankara tarafından tanınması konusunu  Türkiye'nin AB'ye tam üye olmasından sonraya ertelediği  belirtilmektedir. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün, Ankara'nın  "Gümrük Birliği Protokolü'nü imzalamaya hazır olduğunu, bunun  Kıbrıs Rum kesimini tanıma anlamına gelmeyeceğini" belirttiği  ifade edilen haber-yorumda, Gül ile Straw'un Londra'daki  görüşmesine yer verilmekte ve Straw'un, "görüşmenin ana   konusunu, Türkiye'nin aşamalı bir şekilde AB'ye tam üyeliği   çerçevesinde düzenlenecek olan programı Kıbrıs'ın tanınması   konusunun oluşturmadığını, Türkiye'nin Avrupa yönelimiyle   ilgili yapılması gereken çalışmaların oluşturduğunu" söylediği kaydedilmektedir. Kıbrıs Rum lideri Tasos Papadopulos'u Kıbrıs   konusuna ilişkin müzakere masasına geri dönmeye ikna etmek   görevinin artık AB üyesi ülkelere düştüğünü söyleyen Gül'ün,  Ankara hükümetinin AB yönünde üstlenmiş olduğu  gerekli  reformları ilerletmek ile ilgili yükümlülükleri yerine  getirmediği şeklindeki eleştirileri reddettiği ve ekim ayında  üyelik müzakerelerine başlamak için hazırlıkların doğru yolda ilerletildiğini savunarak, "Reformların uygulanmasının çok  önemli olduğunu biliyoruz. Devam edeceğiz. Durdurmamız söz  konusu değildir." dediği aktarılmaktadır. Haber-yorumda,  İngiltere Dışişleri Bakanı Straw'ın, protokolün şimdiye kadar  imzalanmamış olmasının sorumluluğunun bir kısmını AB  Komisyonu'na yüklediği ve "Türkiye'nin iyi niyetli tutumunu  kabul ediyoruz, ancak protokolün şimdiye kadar  imzalanmamasından Türk Hükümeti sorumlu değil. AB Komisyonu   içinde bazı konuların ön plana gelmesi gecikmeye neden oluyor."   dediği vurgulanmaktadır. 

 

 

 

                                          ESKİ SAYILAR