24.03.2005

   

Anasayfa

e-posta


 

ANKARA, 24/03(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  23 Mart 2005 tarihinde yayımlanan Türkiye-Avrupa Birliği  ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara  değinilmektedir:

 

            ALMANYA BASINI:

 

            Süddeutsche Zeitung'da (23/03) "Türkiye Reform Şevkinin  Altını Çiziyor" başlığı altında ve Christiane Schlötzer  imzasıyla yayımlanan bir yazıda, Dışişleri Bakanı Abdullah  Gül'ün, AB ve ABD'den gelen, Türkiye'nin reform politikasından  vazgeçtiğine ilişkin eleştirileri geri çevirdiği  belirtilmektedir. AKP'nin Meclis Grubu'nda yaptığı konuşmada,  "AB süreci bizim için öncelik taşımaktadır." diyen Gül'ün,  AKP hükümetinin, "Türk ulusunun Avrupa standartlarında  yaşayabilmesini" hedeflediğini söylediği belirtilen yazıda,  Türk medyasının da geçenlerde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın  reform şevkine şüpheyle yaklaşıldığını dile getirdiği  hatırlatılmakta, Gül'ün, hükümetin AB üyeliğine ulaşma hedefine   "bütün kararlılığıyla" bağlı kaldığını söyleyerek bunlara   karşılık cevap verdiği ve hükümetin dizginleri yeniden daha  sıkı tutacağı izlenimi uyandırdığı vurgulanmaktadır. Yazıda,  Gül'ün, son dönemde sürekli olarak Ankara'ya kızan ABD   yönetimine atıfta bulunarak, Türkiye'nin bağımsız dış   politikasını savunduğu kaydedilmektedir.

            Rheinischer Merkur gazetesinin internet sayfasında (23/03)  "Boğaz'da Bahar Yorgunluğu" başlığı altında ve Tom Weingaertner  imzasıyla yer alan bir yazıda, Türk Hükümeti ile üyelik  müzakerelerinin başlaması konusunda görüşmek isteyen Lüksemburg  Dışişleri Bakanı Jean Asselborn, İngiliz AB Bakanı MacShane ve Genişlemeden Sorumlu Komiser Olli Rehn'den oluşan AB   Troykası'nın, Ankara'da kaldığı otelin televizyon ekranında   Türk polisinin, İstanbul'da Dünya Kadınlar Günü'nde eşit haklar   için gösteri yapan savunmasız kadınları dövülmesine verdikleri  tepkiye yer verilmekte ve kolluk kuvvetlerinin İstanbul'da  göstericileri darp etmesinin üyelik karşıtlarını yeniden  harekete geçirdiği belirtilmektedir. Avrupa Parlamentosu  Milletvekili Hartmut Nassauer'in, "Bu yoldan çıkış çok övülen  Türkiye'deki reform sürecinin bir inanıştan çok üyelik  müzakerelerinin kabul edilmesine yöneliktir." diyerek üyelik müzakerelerinin askıya alınmasını talep ettiği belirtilen  yazıda, Türkiye'deki reform gayretinin AB Konseyi'nin 3 Ekim'de  Türkiye'yle üyelik müzakerelerine başlama kararıyla  yavaşladığının çok açık olduğu ifade edilmektedir. Geçtiğimiz  yılın aralık ayındaki tarihi karardan sonra Ankara'da olduğu  kadar Brüksel'de de hayalkırıklığının hakim olduğu ve  Türklerin ayaklarına kırmızı halı serileceğini umduğu,   şimdiyse AB yolunun olmayacak taleplerle döşendiğinin farkına  vardığı işaret edilen yazıda, AB'nin ise müzakerelere  başlamanın reformcu güçleri teşvik edeceğini umduğu, şimdilik  böyle bir görüntünün olmadığı kaydedilmektedir. Yazıda,  Brüksel'deki diplomatların, Türkiye ile AB'nin yakınlaşmasını sağlamlaştırmak için bunu yeterli görmediği vurgulanmaktadır.

 

            FRANSA BASINI:

 

            AFP'nin (23/03) "Fransa'da AB Anayasası ile İlgili  Tartışma Yoldan Çıkıyor" başlığı altında yer verdiği bir  haberde, AB'nin Gelişme ve İnsani Yardımdan Sorumlu Komiseri  Belçikalı Louis Michel'in, Le Monde gazetesi ile yaptığı bir  mülakatta, Fransa'da AB Anayasası konusunda politikacılar  arasında süren tartışmanın yoldan çıktığını ve artık gerçekle  bir alakasının kalmadığını belirttiği ifade edilmektedir.  Michel'in, "Politikacılar arasında AB Anayasası ile ilgili   süren tartışma yoldan çıktı ve gerçekle hiçbir ilgisi kalmadı.   Bu durum endişe verici. Anayasa tartışması Türkiye'nin üyeliği   ve Avrupa'nın sınırları tartışmasına döndü." dediği belirtilen  haberde, Michel'e göre, "Anayasa'ya evet" yandaşlarının artık  konuya yabancılaştıkları, tartışılması gerekenin, "Anayasa'nın  kabulü ile bireysel ve bütün olarak daha kuvvetli olacak mıyız"  sorusuna verilecek cevap olduğu vurgulanmaktadır.

 

            İTALYA BASINI:

 

            La Padania gazetesinde (23/03) "Buttiglione: Değerleri  Olmayan Bir Avrupa Anayasası" başlığı altında ve Francesca  Morandi imzasıyla Topluluk Politikaları Bakanı Rocco  Buttiglione ile yapılan mülakata yer verilmektedir. Mülakatta  şu ifadeler yer almaktadır:

 

            "SORU: Sayın Bakan Avrupa Anayasası kıtamızın Hristiyan   köklerine atıfta bulunmuyor. Sizin bu husustaki görüşünüz nedir?

 

            BUTTIGLIONE: Avrupa'nın Hristiyan köklerine atıfa   bulunulmaması, Avrupa Anayasası'nın değerini azaltmıştır. Bu  tercih, öte yandan, Avrupa halkının en iyi ve de en önemli  yönü olan Avrupa idealinden uzaklaşılması riskini doğurmaktadır.  Değerleri taşımayan ve sadece teknik olan bu anayasa, AB'nin  temel belgesi sayılacaksa, işte bu ruhsuz Avrupa'ya ilk 'hayır'  diyecek olanlar da bizler olacağız.

 

            SORU: Peki Türkiye'nin AB'ye olası katılımı hakkındaki  düşünceleriniz nelerdir?

 

            BUTTIGLIONE: Bu hususta beklemek ve düşünmek için çok  sayıda iyi neden vardır. Ankara'nın katılımı konusunda lehte  bazı görüşler olduğu gibi, birçok da olumsuz görüş mevcuttur.  'Türkiye'nin Müslüman bir ülke olması, bir problem teşkil  etmez' görüşünü desteklemeyi hatalı buluyorum. Çünkü bu bir  problemdir."

 

            KIBRIS RUM BASINI:

 

            Kıbrıs Haber Ajansı'nın (KİPE) internet sayfasında  (23/03) "Papadopulos, Kıbrıs'ın Veto Hakkının Saklı Olduğunu  Söyledi" başlığı altında yer alan bir haberde, Cumhurbaşkanı  Tassos Papadopulos'un, Türkiye'nin en sonunda Gümrük  Birliği'nin AB üyesi 10 yeni ülkeye de genişletilmesi konusunda  protokolü imzalayacağını zannettiğini söylediği belirtilmektedir. Papadopulos'un, Brüksel'de yaptığı açıklamada, Lefkoşa'nın   Türkiye'nin protokolü imzalamak zorunda olduğu görüşünü   yineleyerek, Kıbrıs Rum kesiminin Türkiye'nin protokolü  3 Ekim'den önce uygulamasını istediğini bildirdiği kaydedilen  haberde, bu görüşlerinin AB tarafından desteklenip   desteklemeyeceğinin henüz bilinmediğini açıklayan Papadopulos'un,  her şeye rağmen Kıbrıs'ın veto hakkının saklı olduğunu vurguladığı  ifade edilmektedir.

 

            YUNANİSTAN BASINI:

 

            Makedonya Haber Ajansı'nın (MPE) internet sayfasında  (22/03) "Antonaros'un Karamanlis-Erdoğan Görüşmesine İlişkin  Açıklaması" başlığı altında yer alan bir haberde, Yunanistan  Başbakan Kostas Karamanlis ile Türkiye Başbakanı Recep Tayyip  Erdoğan'ın yaptıkları görüşmeye ilişkin olarak Hükümet Sözcü  Vekili Evaggelos Antonaros'un basın mensuplarını bilgilendirme  toplantısı konu edilmektedir. Basın toplantısında Antonaros'a  yöneltilen sorular ve cevapları şöyledir:

 

            "SORU: Başbakan'ın Sayın Erdoğan ile meşhur görüşmesi   dün gerçekleşti. Sayın Erdoğan'ın Kıbrıs, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni   tanıma ve Yunan-Türk konularında söylediklerinden Yunan Hükümeti   memnun mu?

 

            ANTONAROS: Yunanistan Hükümeti'nin, Başbakan'ın da   vurguladığı gibi bu konuda tutumu sabittir. Avrupa sürecinde   ilerlemek isteyen Türkiye, 10 yeni AB üyesi ülkeyi kapsayan   Ankara Protokolü'nü zamanında imzalama yükümlülüğünü üstlenmiş  bulunuyor. Bu ülkelere Kıbrıs da dahil. Türkiye'den, bildiğiniz   gibi AB ile üyelik müzakerelerinin önşartı olan bu adımı   atmasını beklediğimiz gayet açık...

 

            SORU: Türkiye, 3 Ekim'e kadar Kıbrıs Cumhuriyeti'ni   tanımazsa, Yunanistan ya da Kıbrıs için veto uygulama zamanı   gelir mi?

 

            ANTONAROS: Schröder, AB ülkelerinin Türkiye'den söz konusu  protokolü imzalamasını beklediklerini söyledi. Bu Yunanistan'ın  talebi olmadığı gibi Yunanistan'ın istemiş olduğu bir şey de  değil. Türkiye'nin Yunanistan'a karşı taahhütte bulunduğu bir  şey değil bu. Tüm AB üyesi ülkelere karşı üstlendiği bir  yükümlülük. Dolayısıyla Yunanistan ve Kıbrıs da dahil 25 AB  üyesi ülke, Türkiye'den bu yükümlülüğünü yerine getirmesini  bekliyor. Önemli olan budur..." 

 

 

 

                                          ESKİ SAYILAR