ANKARA,
01/04(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 31 Mart 2005 tarihinde
yayımlanan Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerine yer verilen haber ve
yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ALMANYA BASINI:
Frankfurter Allgemeine
Zeitung'da (31/03) "Olumlu Hava Kayboldu" başlığı altında ve Johannes
Leithaeuser imzasıyla yayımlanan bir yazıda, AB'nin, Türkiye ile
müzakerelere başlanması yönündeki ilke kararının kutlanmasından üç ay
sonra, iki tarafın da sahip olduğu olumlu havanın giderek artan depresif
bir hastalığa dönüştüğü, bu durumun, hem AB'nin Genişlemeden Sorumlu
Komiseri Rehn'in geçenlerde "endişe" kavramından yararlanarak bir durum
değerlendirmesi yaptığı AB-Türkiye ilişkileri için hem de daha ziyade,
kültürel ve toplumsal yabancılıklar ve yanlış anlaşılmaların özellikle
Türk tarafında belirgin saldırganlıklara neden olduğu Alman-Türk
ilişkileri için geçerli olduğu belirtilmektedir. "Avrupa'nın
endişelerinin, Türkiye'nin, AB müzakere kararındaki başarıdan bu yana,
Kıbrıs'la ilişkili gümrük birliği protokolünü imzalamayı ağırdan aldığı,
iç politika bakımından da önemli bir reform çabası göstermediğinden
kaynaklandığına" işaret edilen yazıda, AB Parlamentosu'nda bile,
İstanbul'daki bir kadın gösterisine yönelik polis şiddetinin buna örnek
olarak kabul edildiği ifade edilmektedir. Yazıda, AB'nin Genişlemeden
Sorumlu Komiseri Rehn'in, Ankara'ya yaptığı bir bilgilenme ziyaretinden
sonra Berlin'deki açıklamasında, Erdoğan hükümetinin müzakerelere
başlama hedefine ulaşabilmek için gösterdiği büyük gayretlerden sonra
şimdi Türk tarafında 'küçük bir bitkinliğin' ortaya çıkmasının
anlaşılabilir ve insani bir durum olduğunu söylediği ve bir yandan da,
sadece polis şiddetini kastetmeyerek Türkiye'deki reform iradesinin
güvenilir bir şekilde kurumların tutumlarına da yansımasının henüz
şüpheli olduğunu belirttiği hatırlatılmaktadır.
AVUSTURYA BASINI:
Kurier gazetesinde (31/03)
"Boğazdaki Yorgun Adam" başlığı altında ve Walter Friedl-İngrid Steiner-Gashi
imzalarıyla yayımlanan bir yazıda, Türkiye'yi AB standardına getirecek
olan reformların geniş çapta hızının kesildiği, Birliğe ilişkin coşkunun
yerini giderek artan bir milliyetçiliğin aldığı belirtilmektedir.
Ankara'daki siyasal bilimci Hüseyin Bağcı'nın Kurier ile söyleşisinde,
"Ankara'ya giriş müzakerelerinin başlangıcı olarak 3 Ekim 2005 tarihinin
verildiği 17 Aralık'taki AB Zirvesi'nden bu yana bir duraklama dönemi
başladı." dediği ve hükümetin yorulduğunu söyleyerek Başbakan Erdoğan ve
grubunu sert bir şekilde eleştirdiği belirtilmektedir. Başbakan
Erdoğan'ın kararları giderek yalnız başına vermeye başlamasının
yarattığı düş kırıklığı yüzünden, Ocak ayından bu yana 13
milletvekilinin AK Parti'den istifa ettiği ifade edilen yazıda, ayrıca
reformların uygulamaya geçirilmesinin de hala beklendiği -örneğin
toplanma hakkı ya da ceza muhakemeleri usulü konularında-
kaydedilmektedir.
Kurier gazetesinde (31/03)
"Yeterli Değil" başlığı altında ve Walter Friedl imzasıyla yayımlanan
bir yorumda, Batı Avrupa ülkelerinde (çoğunlukla) bir konu hakkında uzun
süre tartışıldığı ve sonra da bunun yasaya dönüştürüldüğü belirtilmekte
ve Türkiye'de ise genellikle bunun tersi olduğu; önce yasanın
çıkarıldığı, sonra bunun üzerinde tartışıldığı veya hiç tartışılmadığı,
bunun değişiklikleri tepeden indiren geleneksel Kemalist merkezcilikle
çok ilgisi olduğu öne sürülmekte, ancak bu eski modelin şimdi AB
çabaları konusunda Ankara'nın zararına olduğu vurgulanmaktadır.
Geçtiğimiz yıllarda büyük bir hızla Brüksel'deki şüphecileri bile
etkileyen reformlar "gerçekleştirildiği" ve giriş müzakereleri için bir
tarih alma şeklindeki ulusal hedefin her şeyi geride bıraktığı ifade
edilen yorumda, bir şeyi yalnızca istememin, gerçekleştirilmesi için
yeterli olmadığı, nitekim dayakçı polislerin de AB'de işinin olmadığına
işaret edilmektedir. Yorumda, "Başbakan Erdoğan'ın hükümeti çifte
başarısızlığa uğradı: Bir yandan reformların uygulamaya geçirilmesinde,
öte yandan da enformasyon politikasında. Halka şimdiye kadarki çabaların
uzun bir yolun başlangıcı olduğu yolunda yeterli bilgi verilmedi.
Birçoğu AB'ye yeteri kadar kolaylık gösterildiği inancında olduğundan,
Brüksel'den gelen her eleştiri hakaret telakki ediliyor. Bunun sonucunda
korkutucu milliyetçi dalgalar oluşuyor... Ankara hala bunun önüne
geçebilir, ama bunun için şunun bilincine varmak gerekir: AB Türkiye'ye
değil, Türkiye AB'ye katılmak istiyor. Bu da Birliğin kurallarının kabul
edilmesi ve uygulanması anlamına geliyor." denilmektedir.
İNGİLTERE BASINI:
Financial Times gazetesinin
internet sayfasında (31/03) "Türkiye Gümrük Birliği'ni Genişleterek AB
Yolu Üzerindeki En Büyük Engeli Ortadan Kaldırdı" başlığı altında ve
Vincent Boland imzasıyla yayımladığı makalede, Türkiye'nin, AB ile
halihazırdaki Gümrük Birliği Anlaşması'nı Kıbrıs dahil 10 yeni Birlik
üyesini de kapsayacak şekilde genişleterek üyelik müzakerelerinin
önündeki en büyük engeli de ortadan kaldırdığı belirtilmektedir. Türk
Hükümeti'nin, Avrupa Komisyonu'na, 10 yeni AB üyesiyle imzalayacağı ek
protokol metnini kabul ettiğini belirten bir mektup gönderdiği, ancak
bunun, Kıbrıs Rum kesimindeki hükümetin tanınması anlamına gelmediği
konusunda ısrar ettiği ifade edilen makalede, analistlere göre,
Türkiye'nin, Gümrük Birliği'ni genişletmek konusundaki istekli tavrının,
AB'ye üyelik yolu üzerindeki tüm pürüzleri gidermeye kararlı olduğunu
gösteren bir işaret olduğu ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün yaptığı
açıklamayla, AB üyeliğinin, Türkiye'nin "önceliklerinin başında" yer
aldığını yinelediği kaydedilmektedir. Makalede, analistlere göre, kabul
edilen ek protokole rağmen Kıbrıs konusunun, Türkiye'nin AB'ye girişte
yumuşak bir geçiş dönemi yaşamasına engel olabileceği öne sürülmektedir.
İRAN BASINI:
Tahran Radyosu'nun Türkçe
yayınında (31/03) "Vorkink, Türkiye'de Yaşanan Gelişmeleri Övdü" başlığı
altında yer verilen haberde, Dünya Bankası Türkiye Direktörü Andrew
Vorkink'in, Türkiye'de yaşanan gelişmeleri övdüğü açıklamasında, Türkiye
ekonomisinin, bütçe disiplini, bankacılık sektörünün yeniden
yapılandırılması ve geniş kapsamlı yapısal reformların bir sonucu olarak
bugün daha sağlam bir zeminde olduğunu, istikrarlı ve hızlı büyüme
görüldüğünü söylediği belirtilmektedir. Haberde, Vorkink'in, Dünya
Bankası ve Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın ortaklaşa düzenlediği, "AB'ye
katılım sürecinde stratejik liderlik" konulu seminerin açılışında
yaptığı konuşmada, Türkiye'nin AB'ye giriş sürecinin gelecek yıllarda da
ekonomik reformların devamı için bir dayanak noktası olacağını ifade
ederek, Türkiye'nin daha iyi yatırım seferberliği ile daha fazla
doğrudan yabancı sermaye çekebileceğini belirttiği kaydedilmektedir.
-
-
ESKİ SAYILAR