ANKARA,
07/04(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 06 Nisan 2005 tarihinde
yayımlanan Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerine yer verilen haber ve
yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ABD BASINI:
Amerika'nın Sesi
Radyosu'nun Türkçe yayınında (06/04) "Kadın Haklarında Uygulama Eksik"
başlığı altında ve Güven Özalp imzasıyla yer verilen haberde, Türkiye
söz konusu olduğunda Avrupa Birliği'nin çok yakından izlediği
konulardan birini de kadın haklarının oluşturduğu, özellikle 6 Mart'ta
İstanbul'da meydana gelen olaylar sonrasında Brüksel'in daha fazla
hassasiyet göstermeye başladığı bu konuda, Avrupa Parlamentosu için
hazırlanan raporun taslağının açıklandığı ve taslak raporun,
Türkiye'deki kadın haklarının kağıt üzerinde çok iyi korunduğuna, ancak
uygulamada ciddi sorunlar bulunduğuna dikkat çektiği belirtilmektedir.
Türk kökenli Hollandalı Parlamenter Emine Bozkurt tarafından
hazırlanan ve "Sosyal Ekonomik ve Siyasi Faaliyetlerde Türkiye'de
Kadının Rolü" başlığını taşıyan taslak raporda, kadın haklarının üyelik
için şart olduğunun vurgulandığı ve AB Komisyonu'na bu konunun
müzakereler sırasında ön planda tutulması çağrısının da yapıldığı
belirtilen haberde, Türk Hükümeti'nin kadın haklarını iyileştirme
yolunda yaptığı yasal düzenlemelere ilişkin "takdir ifadeleriyle"
dikkat çeken taslak raporun, bazı alanlarda Türkiye'yi AB'ye örnek
gösterdiği ifade edilmektedir.
Türk Hükümeti'nden
uygulamaya önem vermesini isteyen raporun, siyasette kadın kotası
uygulamasının yerleşmesi, aile içi şiddetin önüne geçilmesi ve kız
çocuklarının okula gönderilmesinin sağlanması konularına öncelik
verilmesini talep ettiği kaydedilen haberde, raporu hazırlayan
Bozkurt'un, Türkiye'deki kadın haklarının kağıt üzerinde çok iyi durumda
olduğunu belirterek, "Yasal düzenleme olarak Türkiye'nin AB
üyeleriyle eşit durumda olduğunu söyleyebilirim" dediği ve bu durumun
uygulamaya da yansıması gerektiğini söyleyerek, kadın haklarının
müzakere sürecinde çok önemli bir rol oynayacağını, AB'nin kadın
haklarında kaydedilen gelişmeler konusunda Türkiye'yi yakından
izleyeceğinin altını çizdiği vurgulanmaktadır.
ALMANYA BASINI:
Deutschlandradio'nun
internet sayfasında (06/04) "Hukuk Danışmanı, Türkiye'yi Hala Reform
Çizgisinde Görüyor" başlığı altında ve Ceza Hukuku ve Kriminoloji
Profesörü Hans-Heiner Kühne ile yapılan mülakata yer verilmektedir.
Mülakatta, Trier
Üniversitesi Ceza Hukuku ve Kriminoloji Profesörü ve aynı zamanda
Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın İnsan Hakları Hukuk Danışmanı Hans-Heiner
Kühne'ye göre, Türk Hükümeti'nin Türkiye'deki reform sürecini ileriye
götürmek için çaba göstermeye devam ettiği belirtilmekte ve Kühne'nin
uygulamada tabii ki sorunlar olduğunu, fakat bunun reform coşkusunun
tükendiği anlamına gelmediğini söylediği ifade edilmektedir. Kühne'nin
böylece, ilerlemedeki eksiklikleri eleştiren Ankara'daki Alman AB
Büyükelçisi Hansjörg Kretschmer'e itiraz ettiğine ifade edilen
mülakatta, Türkiye'nin büyük gayretle bütün hukuk sistemini
değiştirerek Avrupa'nın isteklerine uyum sağlayacağını belirten
Kühne'nin, fakat bunları bugünden yarına uygulamanın mümkün olmadığını
söylediği kaydedilmektedir.
Türkiye'ye yönelik
eleştirilerin, hükümetin geniş kapsamlı Ceza Hukuku reformunu iki ay
ertelemesinden sonra arttığı ve bu konuyla ilgili olarak, "Burada bazı
şeylerin geriye gitmesi söz konusu değildir" diyen Kühne'nin, AB'nin
işaret etmesi üzerine Türkiye'nin bazı iyileştirmeler yapmak zorunda
kaldığı hususların olduğunu, bu zamanın şimdi yargıç ve savcıların yeni
hukuki uygulamalara hazırlanması için kullanılacağını ifade ederek,
"Değiştirilen ayrıntıların tamamen farklı bir hukuk anlayışını da
beraberinde getireceği unutulmamalıdır" dediği aktarılmaktadır.
AVUSTURYA BASINI:
Die Presse gazetesinde
(06/04) "Haklı Kriz Korkusu" başlığı altında yayımlanan bir haberde, AB
adayı Türkiye'nin ekonomisinin geçtiğimiz onyıllarda birçok kez ağır
krizlerle sarsıldığı, ama Türk ekonomisinin oldukça küçülmesine neden
olan 2001'in ardından, reformların ülkeyi hissedilir derecede
istikrara kavuşturduğu, ekonomik büyümenin geçen yıl yüzde 8.9 olduğu
ve ülkenin AB rotasına girdiği belirtilmektedir.
Viyana Uluslararası
Ekonomik Kıyaslar Enstitüsü'nün Türkiye uzmanı Josef Pöschl'in,
Başbakanlığın isteği doğrultusunda yapılan bir araştırmanın sonuçlarını
açıklarken, "Bugün Türkiye'nin ekonomisi temelde diğer aday
ülkelerinkinden farklı değil, örneğin Polonya'nınki kadar büyük. Bizim
görüşümüze göre, giriş müzakerelerini olumsuz görmek için hiçbir neden
yok" dediği belirtilen haberde, şu sıralar hükümetin başında Recep
Tayyip Erdoğan gibi güçlü bir adam bulunduğu, Pöschl'e göre bunun
ekonomi için bir zaruret olduğu, ancak hükümetin 2007 parlamento
seçimleri öncesi popülerliğini kaybetmemek için, şimdiki reform
rotasından ayrılabileceği ve bunun da ekonomiye zarar verebileceği
kaydedilmektedir.
Yorumda, WIIW uzmanlarının
AB'ye katılım konusundaki endişelerin daha çok toplumsal alanda
aranması gerektiğine işaret ettikleri vurgulanmaktadır.
KIBRIS RUM BASINI:
Haravgi gazetesinde (06/04)
"Zarar Verici Görüşler" başlığı altında ve Lenia Stilianu imzasıyla
yayımlanan bir yorumda, Türkiye eski Dışişleri Bakanı ve Kıbrıs Türk
toplumu lideri Rauf Denktaş'ın danışmanı Mümtaz Soysal'ın, BBC'ye
verdiği demeçte, Kıbrıs sorununun Türkiye'nin AB üyeliğinden önce
çözümlenmemesi gerektiği yönünde görüş ifade ettiği ve tezini
desteklemek için, Avrupa'ya ilk önce Kıbrıslı Türklerin üye olup,
Türkiye'nin ne zaman üye olacağını beklememeleri gerektiğini iddia
ettiği belirtilmektedir.
Bütün Türk hükümetleri
gibi, Soysal'ın da Kıbrıs sorununun çözümlenmesini ve Kıbrıs'ın yeniden
birleşmesini samimi bir şekilde istemediğinin herkes tarafından
bilindiği ileri sürülen yorumda, öte yandan Kıbrıs sorununun sadece ve
sadece Kıbrıslı Türklerin Türkiye'nin üyeliğinden önce AB'ye
girmemeleri için çözümlenmemesi gerektiği yönündeki tezin saçma olduğu,
Soysal'ın mantığı ile Kıbrıslı Türklerin AB dışında kalmaları ya da
daha iyi durumda AB'ye üye olmaları için en azından 10 yıl, (Türkiye
ile AB arasındaki üyelik görüşmeleri süresince) daha beklemeleri
gerektiği öne sürülmektedir.
Öte yandan Avrupa Konseyi
Sonuç Bildirgesi'nde, müzakerelerin ucunun açık olacağının
belirtilmesinin, Türkiye'nin üyelik müzakerelerinin belki de tam
üyelikle değil de, başka çeşit bir ilişki ile sonuçlanabileceğini
ortaya koyduğu ifade edilen yorumda, "Soysal'a göre böyle bir durumda,
Kıbrıs sorununun çözümlenmemesi ve Kıbrıslı Türklerin Avrupa dışında
kalmaları gerekiyor. Soysal'ın ifade ettiği bu görüşler, hem Kıbrıs hem
de Kıbrıslı Türkler için zarar vericidir. Aynı zamanda bu görüşler,
hem Türkiye'nin AB üyeliği, hem de genel olarak ülke için
tehlikelidir. Soysal'ın da, onunla aynı ideolojiyi paylaşanlar gibi
Türkiye'nin Avrupa sürecini kendi isteği ile seçtiğini kavraması
gerekiyor. Türkiye'nin, Avrupa ilke ve değerleri temelinde bu yolda
yürümekten başka seçeneği yoktur" denilmektedir.
-
-
ESKİ SAYILAR