12.04.2005

   

Anasayfa

e-posta


 

ANKARA, 12/04(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  11 Nisan 2005 tarihinde yayımlanan Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:

 

            ALMANYA BASINI:

 

            Financial Times Deutschland gazetesinde (11/04)  "Koalisyon ve Birlik Partileri Türkiye'ye Baskı Uygulamak   İstiyorlar" başlığı altında ve Marina Zapf imzasıyla  yayımlanan bir yazıda, SPD ve Yeşillerin, Hristiyan Birlik  Partilerinin Federal Meclis Grubuyla birlikte, 90 yıl  önceki sözde Ermeni katliamıyla yüzleşmesi için Türkiye'ye  baskı yapmak istedikleri ve hafta sonunda her iki cepheden  de yapılan açıklamada, Birlik Partilerinin önergesi zemininde   ortak bir görüş belirlenmesinin hedeflendiğinin belirtildiği kaydedilmektedir. 

            Parti içerisinde Ermeni konusunda yetkili olan SPD  Dış Politika uzmanı Markus Meckel'in, "Almanya'daki  tecrübelerimiz, geçmişe eleştirel yaklaşmanın, demokrasinin  saygınlığı için ne kadar önemli olduğunu göstermektedir"  dediği belirtilen yazıda, koalisyon partilerinin, Türkiye  politikası konusunda Birlik Partileriyle çok nadir iş  birliğine gittikleri, ancak Federal Meclis'in Türkiye'den,  AB'ye giden yolda Ermenilere karşı suçluluk konusuyla açık  bir şekilde yüzleşmesi yönündeki talebinin, yaz tatili  öncesine kadar bekletilemesinin öngörüldüğü ifade  edilmektedir.

            Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, "Avrupalı  dostların" Ermeni sorunu konusundaki baskısını "yanlış  ve haksız" olarak nitelediği ve ekim ayında AB ile üyelik  müzakerelerine başlanmadan önceki bu baskının, Müslüman  bir ülkeyi Hristiyan ağırlıklı değerler birliğinden  dışlama çabası olarak değerlendirildiği belirtilen yazıda,  Birlik Partilerinin, ilk kez 21 Nisan'da Federal Meclis'te  tartışılması öngörülen önergesinin, soykırım suçlamasından  kaçındığı, fakat temelde yatan durum anlattığına işaret  edilmektedir.

            Meckel'in, "Önerge, katliamın planlandığından ve  organize edildiğinden yola çıkıyor" dediği, Türkiye'nin   ise soykırımı reddettiği vurgulanan yazıda, SPD ve  Yeşillerin bakışına göre, eleştirel bir siyaset kültürü  ve tarihe daha açık bir yaklaşımın, AB üyeliğinin bir  parçası olduğu kaydedilmektedir.

            Welt am Sonntag gazetesinde (10/04) "Sen Ünlüsün,  Tehlike Var" başlığı altında ve Juan-Gaston Messerschmidt  imzasıyla yazar Orhan Pamuk ile yapılan mülakata yer  verilmektedir. Nobel Ödülü adayı Orhan Pamuk ile romanı  "Kar" ve vatandaşlarının öfkesi hakkındaki görüşleri ile  Türklerin 1915-1918 tarihleri arasında Ermenilere yönelik  sözde soykırımdaki suçu üzerine yaptığı açıklamalarının  ele alındığı mülakatta şu ifadeler yer almaktadır:

 

            "SORU: Türkiye'nin AB'ye yakınlaşması hakkında ne   düşünüyorsunuz?

 

            PAMUK: Yakınlaşma, Türkiye'deki havayı olumlu yönde  değiştirdi, şimdi yapıcı bir hava hakim. Şimdi, korkunç  hadiseler de dahil olmak üzere Türkiye'nin tarihine açık   bir şekilde bakmalı ve her şeyi adıyla anmalıyız.  Türkiye'de ve Avrupa'da, Türklerin ve Avrupalıların   birlikte yaşamasını ırkçı nedenlerle reddeden insanlar  var. Fakat Avrupa'nın geleceği için bu çok önemli. Bir  Müslüman ülkenin kültürler arası ilişkiler yoluyla  demokratik standartlara ulaşabilmesi, Türkiye ve Avrupa  için radikal bir yeniden tanımlama anlamına gelir.

 

            SORU: Türkiye'nin AB'ye girememesinin sonuçları ne   olurdu?

 

            PAMUK: AB'ye üyelikten çok daha önemlisi, demokrasinin gerçekleştirilmesidir. Eğer Türkiye önümüzdeki yıllarda  demokratik bir topluma dönüşürse, üyeliğin fazla bir önemi   yok. Türklerden değil, demokrasinin olmadığı bir Türkiye'den korkulmalıdır. Eğer Birlik istemiyorsa, Türkiye'yi almaz.   Bu AB'nin hakkıdır.

 

            SORU: Daha az ünlü olsaydınız, bu romanı yayımlamak   tehlikeli olur muydu?

 

            PAMUK: Tanınmış olmam bana belirli bir koruma sağlıyor.  Buna rağmen, çalışmamı bitirdiğimde yayınevime, bir avukatla  konuşup konuşmamamız gerektiğini sordum. Cevap, "Türkiye ve   AB birbirine yakınlaşıyor, sen ünlüsün, tehlike yok" şeklinde   oldu. Kitabı okuduktan sonra ise pekala bir avukata danışmak  istediler; kitabın baskılardan bir bölümü, takibat tehlikesi  yüzünden gizli bir yere saklandı."

 

            AVUSTURYA BASINI:    

 

            Die Presse gazetesinde (11/04) "Erdoğan Polise İhtarda  Bulundu" başlığı altında yayımlanan bir haberde, Başbakan  Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türk polisine, "Türkiye'nin AB'ye  katılım sürecinde önemli bir döneme girdiği şu günlerde",  operasyonlarında vatandaş haklarına saygı göstermesi yolunda  ihtarda bulunduğu belirtilmektedir. 

            Haberde, Brüksel'in, bundan bir ay önce, polisin  İstanbul'daki bir kadın gösterisinde şiddet kullanmasını  sert bir dille eleştirdiği hatırlatılmaktadır.

 

            FRANSA BASINI:

 

            AFP'nin (11/04) "Danimarkalıların Yüzde 63'ü Türkiye'nin  AB Üyeliğine Karşı" başlığı altında yer verdiği bir haberde,  Jyllands-Posten gazetesinde (muhafazakar) yayımlanan bir  kamuoyu araştırmasına göre, Danimarkalıların büyük bir  çoğunluğunun (yüzde 63) Türkiye'nin AB üyeliğine karşı  olduğu, yüzde 19'unun lehinde, yüzde 18'inin ise konu  hakkında fikir belirtmediği kaydedilmektedir.

            Eylül 2004'te aynı konu hakkında Danimarka'da yapılan   bir kamuoyu araştırmasında, Türkiye'nin üyeliğine karşı   çıkanların oranı yüzde 49, lehinde olanların ise yüzde 31  olduğu hatırlatılan haberde, AB Anayasası'na karşı olan  Danimarka Halk Partisi (PPD, aşırı sağ) Başkanı Pia  Kjaersgaard'ın, yeni Avrupa Anlaşması hakkındaki  referandumdan önce büyük bir kampanya hazırlığı içerisinde  olduğu ifade edilmekte ve Kjaersgaard'ın, Anayasa'ya "hayır"  demenin Türkiye'nin üyeliğine de "hayır" demek anlamına  geldiğini belirttiği ve partisinin kampanya sırasında "iki  konuyu da birbirine bağlayacağını, çünkü Danimarka halkının  bunu yaptığını" söyleyerek, "(Avrupa'da) Türkiye ile ilgili  büyük bir tartışma gerçekleşti ve bu da, hakları için gösteri   yaptıkları bir sırada kadınlara kötü davranan Türk polisini  gördüklerinde insanları oldukça etkiliyor" dediği  kaydedilmektedir.

 

            İNGİLTERE BASINI:

 

            The Observer gazetesinin internet sayfasında (10/04)  "Fransa'dan Çıkabilecek 'Hayır' Kararı Avrupa'nın Geleceğini  Nasıl Krize Sürükleyebilir?" başlığı altında ve Alex Duval  Smith imzasıyla yer alan makalede, Cumhurbaşkanı Jacques  Chirac'ın bu hafta, Fransızları önümüzdeki ay AB Anayasası  referandumunda "evet" oyu kullanmaya ikna etme yönünde  başlattığı haçlı seferinde, siyasi kariyerinin en büyük  mücadelelerinden biriyle karşı karşıya olduğu belirtilmektedir.

            Avrupa Parlamentosu Başkanı Josep Borrell'in, Fransızları,  Anayasa'yı reddetmeleri halinde Avrupa'yı krize  sürükleyeceklerine dair uyardığı belirtilen makalede, "Hayır"  kampanyasının önde gittiğini gösteren anketlerden endişe eden  Borrell'in ayrıca, 29 Mayıs'ta anlaşmayı reddetmenin,  Avrupa'nın geleceği için tahmin edildiğinden çok daha vahim  sonuçları olacağına dair uyarıda bulunarak, Le Monde  gazetesine, "Avrupa'nın her yerinde, ciddi bir endişe hakim.  Herkes, sorunun, İngilizlerden kaynaklanacağını düşünüyordu,  ancak gördüler ki, sorun, Avrupa projesinin onsuz devam  edemeyeceğini düşündükleri bir kurucu üyeden kaynaklanıyor"  diye demeç verdiği kaydedilmektedir.

            İçişleri Bakanı Dominique de Villepin'in, "Eğer 'hayır'  tarafı kazanırsa, aşırı liberal bir ekonomi dünyasında  olacağımız için Fransızlar çok daha zor bir süreç  yaşayacaklardır" dediği ifade edilen makalede, öte yandan  eski Başbakan Laurent Fabius'un, sosyalist milletvekili  Bruno Le Roux'un "Türkiye'nin muhtemel üyeliğini bir  Müslüman istilası olarak betimleyen ırkçı ve milliyetçi  bir grup" olarak adlandırdığı kişilerin müttefiki olarak  ortaya çıktığı ve Fabius'un aynı amaç uğruna çalıştığı  arkadaşları arasında, Ulusal Cephe lideri Jean-Marie Le  Pen, Fransız milliyetçi Philippe De Villiers ve Troçkist  Arlette Laguiller'in de bulunduğu vurgulanmaktadır.

 

               

 
ESKİ SAYILAR