ANKARA,
13/04(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 12 Nisan 2005 tarihinde
yayımlanan Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerine yer verilen haber ve
yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ALMANYA BASINI:
Frankfurter Rundschau gazetesinde
(12/04) "Türkiye Kimlik Krizinde" başlığı altında ve Gerd Höhler
imzasıyla yayımlanan bir yorumda, Türkiye'nin AB adaylığının iyi yolda
olmadığı ve Ankara'nın reform şevkinin kırıldığı öne sürülmektedir. Söz
verilen yasa değişikliklerinin hala beklendiği ve gerçekleştirilen
reformların uygulanmasında ise, barışçı göstericilere yönelik polis
müdahalesinin de gösterdiği gibi, aksamalar olduğu, hatta dayak
sahnelerinin, Başbakan Erdoğan'ı yorum yapmaya tahrik ettiği, fakat
Erdoğan'ın polisleri değil, gösteri hakkında haber yapan ve böylece
-Başbakan'a göre- ülkeyi küçük düşüren Türk medyasını eleştirdiği
belirtilen yorumda, Erdoğan'ın, reform sürecini ileriye götürmek
yerine, muhalefet politikacılarına ve eleştiren gazetecilere iftira
davaları açtığı ifade edilmektedir. AB'ye olan ilgisini kaybeden tek
kişinin Erdoğan olmadığının görüldüğü ve geçen yıl yaşanan Avrupa
coşkusunun ardından Erdoğan'ın vatandaşları arasında da çekingenliğin
yayıldığı ileri sürülen yorumda, o dönemde Türklerin yüzde 70'inin AB
üyeliğinden yana iken, bu oranın şimdi sadece yüzde 63.5 olduğu ve en
sık karşılaşılan itirazın ise, Türkiye'nin Avrupalılara, Kıbrıs veya
Kürtlere dair konularda çok fazla taviz verdiği olduğuna işaret
edilmektedir. Yorumda, "Türkiye'yi Avrupa'dan ayıran uçurumun ne kadar
derin olduğu şimdi kendini gösteriyor. Anadolu'yu bir milletçilik
dalgası sardı... Yurtsever dalgalanmalar, kökü derinlere inen kronik
bir kimlik krizinin sinyalini veriyor. Bu, özellikle Avrupa ile olan
ilişkilerde kendini gösteriyor. Türkiye'nin Avrupa kararı gerçi
Atatürk'ten bu yana devlet ve toplum doktrininin değişmez bir ilkesi,
fakat yerine getirilmesi zor bir istek olarak kalıyor... Kimlik
çatışması, Birinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasındaki Ermeni
takibatları konusunda yeniden alevlenen tartışmalarda örnek teşkil
edecek bir şekilde kendini gösteriyor. Türklerin yüzde 80'i, sözde
Ermeni soykırımını kabul etmektense AB'ye üye olmaktan vazgeçmeyi
yeğliyor. Bu konu Türkiye'de hala tabu durumunda. Bu arada Avrupa'daki
üyelik yanlıları bile, Türkiye'ye üyelik müzakereleri sözü verilmesi
yönünde aralık ayında alınan kararın aceleye geldiğini kabul etmek
zorunda kalıyorlar. Bugünkü Türk toplumunun ruhsal durumunun Avrupa'ya
uyup uymadığı sorusu; uyum ihtiyacı, yabancı düşmanlığı ile suçlanma
korkusu ve Türkiye'nin oyalanması ve hata reddedilmesi durumunda İslam
dünyasına yöneleceği endişesi nedeniyle görmezlikten gelindi. Üyelik
müzakereleri için artık söz verildi ve Avrupa'nın bundan geri dönmesi
pek mümkün değil. Fakat müzakerelerin üyeliğe götürmesi bugün hiç
olmadığı kadar ihtimal dışı gözüküyor ve önümüzdeki yıllar içinde
bizzat Türklerin, AB'ye tam üyeliğin aslında kendilerinin gerçekte
istediği şey olmadığı sonucuna varmaları büyük bir sürpriz
olmayacaktır." denilmektedir.
AVUSTURYA BASINI:
Die Presse gazetesinde (12/04) "AB
Anayasası... Küçüklerin Direnişi Büyüyor" başlığı altında ve Franziska
Annerl imzasıyla yayımlanan yazının Türkiye ilgili bölümünde,
Danimarka, Çek Cumhuriyeti ve Hollanda gibi ülkelerin yeni Avrupa
Anayasası'nın getireceği güç kaybından giderek daha çok korkmaya
başladığı belirtilmektedir. Yeni Avrupa Anayasası'na karşı direnişin
arttığı ve birçok küçük üye ülkede hakim olan "büyüklerin" baskın
çıkacağı bir Birlik konusundaki korkuların, AB'ye karşı olanlar
tarafından Anayasa aleyhinde bir hava yaratılmak üzere kullanıldığı,
bu konuda oldukça da başarılı oldukları belirtilen yazıda, anketlere
göre Danimarka, Çek Cumhuriyeti ya da Hollanda gibi ülkelerde halkın
Anayasa metnine giderek daha şüpheli gözlerle bakmaya başladığı ve
Birçoklarının yeni Anayasa'nın yürürlüğe girmesiyle güç kaybına
uğramaktan korktukları vurgulanmaktadır. Yeni Anayasa ile birlikte
çoğunluk kararları uygulanacağı, ancak çok az alanda oy birliği ile
karar alınmasının öngörüldüğü ifade edilen yazıda, 2004'te yeni bir
parti kuran Geert Wilders gibi sağcı popülistlerin, tartışmalı aday
Türkiye'yi de anayasa tartışmasına karıştırmak istedikleri ve Türkiye
gibi büyük nüfuslu ülkelerin AB üyesi olmaları halinde Hollanda gibi
küçük ülkelere sözlerini geçirebileceklerinin belirtildiği
kaydedilmektedir.
FRANSA BASINI:
AFP'nin (12/04) "Erdoğan: AB,
Müslümanlar ve Hıristiyanlar Arasında Buluşma Noktası Olmalı" başlığı
altında yer verdiği bir haberde, 1972 ve 1994 yıllarında referandum
yoluyla AB'ye girmeyi iki kere reddetmiş olan Norveç'e iki günlük resmi
ziyarette bulunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Norveç'in Atfenposten
gazetesine verdiği demeçte, AB'nin Müslümanlar ve Hıristiyanlar arasında
bir buluşma noktası olması gerektiğini belirterek, "Biz, AB'yi, bir
Hıristiyan kulübü olarak nitelendirmiyoruz. AB'yi daha çok, Müslümanlar
ve Hıristiyanların birbirine yaklaşabilecekleri bir yer olarak
görüyoruz." dediği ifade edilmektedir. Haberde, ülkesinin AB üyeliğini
bir kez daha savunan Erdoğan, "Zamanı geldiğinde AB'nin Türkiye'ye
ihtiyacı olacak." dediği belirtilmektedir.
RUSYA BASINI:
Regnum Haber Ajansı internet sayfasında
(11/04) "Hrant Dink: Avrupa, Ermeni Sorununu Speküle Ediyor" başlığı
altında yer alan bir yazıda, Türkiye'deki Ermeni cemaatinin ilk Türkçe-
Ermenice haftalık gazetesi Agos'un Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in,
Avrupalı politikacıları Ermeni sorununu çıkarları doğrultusunda
kullanmakla suçladığı belirtilmektedir. Dink'in, "Avrupa, 1915 yılı
trajedisinde, Ermeni sorununu speküle ederek önemli rol oynamıştır ve
hala da bu sorunu kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaktadır."
dediği belirtilen yazıda, Yazıda, Dink'in, CDU Genel Başkanı Angela
Merkel'in parlamentoda konuyu gündeme getirmeye çalışmasını da ağır
bir dille eleştirerek, "Diasporadaki bazı Ermeni arkadaşlarıma 'Merkel
sizi çok sevdiği için mi bunu meclise taşıyor? Yoksa Ermeni lobisinin
baskısıyla mı?' diye soruyorum. Ne o, ne de bu. Merkel'in derdi,
Türkiye'nin AB üyeliğine engel olmaktır." açıklamasında bulunduğu
kaydedilmektedir.
-
-
ESKİ SAYILAR