ANKARA, 21/04(BYE)---
Yabancı basın-yayın organlarında 20 Nisan 2005 tarihinde yayımlanan
Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu
hususlara değinilmektedir:
ALMANYA
BASINI:
Die Welt gazetesinde (20/04)
"Türkiye Soykırımı Tanımak Zorunda" başlığı altında ve Aşot Manuçaryan
imzasıyla Ermenistan Dışişleri Bakanı Vartan Oskanyan ile yapılan
mülakata yer verilmektedir. 1915'deki sözde Ermeni soykırımının ele
alındığı mülakatta şu ifadeler yer almaktadır:
(...)
"SORU: Ankara, AB ile
katılım müzakereleri başlamadan önce soykırımı tanımalı mı?
OSKANYAN: Türkiye'nin AB'ye
katılım süreci, Ermeni-Türk ilişkilerinin başarısına katkıda
bulunabilir, özellikle de sınırların açılması ve soykırımın tanıması
konusunda. Ancak şu bir gerçek: AB, 10 yıldan uzun bir süredir
Ermenistan sınırını kapalı tutan ve açılmasını kabul edilemez koşullara
bağlayan bir devletle müzakereleri başlatmak istiyor. Diğer adaylarla
kıyaslandığında Türkiye bu müzakereleri yürütmek için olgunlaşmadı.
AB'nin Türkiye olayında sadece siyasi bir karar vermesinden
endişeliyiz.
SORU: Brüksel'den ne
bekliyorsunuz?
OSKANYAN: Avrupalıların
Türkiye'ye, 20. yüzyılın ilk soykırımını resmen tanımak zorunda
olduğunun gereğine işaret etmesini umuyoruz. Ayrıca AB, sınırın bloke
edilmesinin ve soykırımın inkarının, Avrupa'nın dünyada temsil ettiği
değerlere ters düştüğünü de açıkça belirtmelidir."
Almanya'nın Sesi Radyosu'nun
Türkçe Yayınında (20/04) "Türkiye-AB Ortaklık Konseyi Kıbrıs Rum
Engeline Takıldı" başlığı altında ve Duygu Leloğlu imzasıyla yer
verilen bir haberde, Türkiye-Avrupa Birliği arasındaki en üst düzey
kurumsal yapı olan, Lüksemburg'da toplanması öngörülen Ortaklık
Konseyi'nin, Kıbrıs Rum engeline takıldığı ve Güney Kıbrıs'ın konsey
toplantısı sırasında Türkiye'ye Kıbrıs Rum yönetimini resmen tanıması
yönünde çağrı yapılmasını istemesinin, Brüksel'de derin görüş
ayrılıkları yarattığı belirtilmektedir. Görüş ayrılıklarının Avrupa
Birliği'nin 25 ülkesinin diplomatlarından oluşan çalışma grubunun
toplanarak, Avrupa Birliği'nin konsey toplantısındaki tutumunu ortaya
koyacak bir ortak metnin oluşturulmasıyla ortaya çıktığı belirtilen
haberde, taslak metinde, Türkiye'yi zorlayacak hatta ilişkilerde kriz
yaratabilecek iki noktanın yer aldığı, buna göre belgede Türkiye'nin,
Avrupa Birliği ülkeleriyle ilişkilerini normalleştirmesi özellikle de
Kıbrıs'ın da içinde bulunduğu Avrupa Birliği ülkeleriyle iki ilişkiler
kurması istendiği ve bu ifadelerin, Ankara'nın Rum yönetimini resmen
tanıması talebi anlamına geldiğine işaret edilmekte, ikinci olarak da,
Türkiye'nin Gümrük Birliği'ni Kıbrıs'ın da içinde bulunduğu 10 Avrupa
ülkesine genişletmesi için öngörülen Ankara Anlaşması'nın ek
protokolünü müzakerelerin başlayacağı 3 Ekim öncesinde imzalaması,
hatta yürürlüğe sokması çağrısı yapıldığı ifade edilmektedir. Bütün bu
noktalar nedeniyle İngiltere ve İtalya'nın metni bu haliyle kabul
edemeyeceklerini belirterek, Türkiye'nin aleyhine çıkabilecek bu kararı
engelledikleri, ancak Rumların, bu ifadelerin konulmasında ısrarlı
göründükleri belirtilen haberde, Avrupa Birliği'nin büyükelçiler
düzeyinde tekrar bir araya gelerek metinde uzlaşma arayacağı, uzlaşma
sağlanamaması durumunda Avrupa Birliği Dışişleri Bakanlarının, konuyu
bir kere daha Genel İşler Konseyi'nde görüşeceği kaydedilmektedir.
FRANSA BASINI:
AFP'nin (20/04) "Ankara,
Yeni Papa'nın Türkiye'nin AB Üyeliği Konusundaki Görüşlerini
Değiştireceğini Umuyor" başlığı altında yer verdiği bir haberde,
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı açıklamada, yeni Papa Alman
Kardinal Joseph Ratzinger'in, Türkiye'nin AB'ye üyeliğine karşı
tavrını değiştireceğini umduğunu belirttiği kaydedilmektedir.
Erdoğan'ın, "Geçmişte, şahsi fikri olarak bu tarz görüşler (Türkiye'nin
AB üyeliğine karşı) ileri sürmüştür, ancak söylemi şu andan itibaren
değişebilir." dediği belirtilen haberde, Erdoğan'ın, "Sorumluklar yeni
durumlar yaratır. İleride böyle bir değişiklik görmeyi umuyorum, zira
Papa'nın görevi ve sorumlulukları bunu gerektiriyor." şeklindeki
ifadesine yer verilmektedir. Erdoğan'ın ayrıca, Papa'nın Türkiye'nin
Avrupa emelleri üzerindeki etkisinin fazla olmadığını, zira Vatikan'ın
Avrupa bloğuna ait olmadığını belirterek, "Bizim Avrupa sürecimiz ile
ilgili karar alma mekanizması değişik bir mekanizma. Kararı alacak
ülkeler farklı ülkeler." dediği ifade edilen haberde, Türkiye'de
neredeyse tüm gazetelerin hepsinin bir ağızdan, Yeni Papa'nın
Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olduğu konusu üzerinde yoğunlaştığı ve
okuyucularına Ratzinger'in ülkeleri hakkında söylediği katı sözleri
aktardığı vurgulanmaktadır.
İNGİLTERE BASINI:
Reuter'in (20/04) "Türkiye
Genelkurmay Başkanı, Kıbrıs ve Kürtler Konusunda AB'yi Uyardı" başlığı
altında ve Ayla Jean Yackley imzasıyla yer verdiği bir haberde, Türkiye
Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün, Türkiye ve Kıbrıs Rum tarafı
arasında tıkanan barış görüşmelerini yeniden canlandırma adına bölünmüş
Kıbrıs adasındaki askeri birliklerin geri çekilmesi tavsiyelerine
uyulmayacağı sinyallerini verdiği belirtilmektedir. İstanbul'da Harp
Akademiler Komutanlığı'nda konuşan Özkök'ün ayrıca, AB'nin insan
hakları ihlali olarak eleştirdiği Kürt ayrımcılığına karşı yürütülen
savaşta Türkiye'nin AB'ye boyun eğmeyeceğini söylediği belirtilen
haberde, Özkök'ün, "Türkiye Kıbrıs'taki ulusal çıkarları doğrultusunda
sorumluluğundan hiçbir zaman ödün vermeyecektir" diyerek, Türkiye'nin
AB üyeliğini hiçbir ödün vermeden destekleyeceğini yinelediği
kaydedilmektedir. Haberde, Ordu içinde bir uzlaşmacı olarak bilinen
Özkök'ün, "AB üyesi olmak Türkiye'nin temel çıkarlarındandır, ancak
AB'nin bunu bize karşı bir koz olarak görmesi çok yanlıştır. Eğer
hiçbir anlaşmaya varılmazsa, eğer Türkiye AB'ye girmezse, bu dünyanın
sonu demek değildir" dediği aktarılmaktadır.
The Guardian gazetesinde
(20/04) "Avrupa'ya Kuşkuyla Bakanlar Pek Yakında Fransız Soluna Minnet
Duyabilirler" başlığı altında ve Simon Tisdall imzasıyla yayımlanan bir
yazıda, Avrupa Anayasası konusunda Fransa'da gelecek ay yapılacak
referandumda Fransızların yeni anayasayı onaylamamak eğiliminde
oldukları ifade edilerek, bunun sonuçları değerlendirilmektedir.
Fransızlardan gelecek ret yanıtının AB'nin gelecekteki entegrasyon ve
genişleme sürecine, ortak para projesine ve Birliğin dünyadaki
etkinliğine zarar vereceği ve Avrupa projesinde geçici de olsa bir
duraklamaya neden olacağı belirtilen yazıda, Dış Politika Merkezi'nden
Richard Gowan'ın, bunun kesin olarak büyük bir kriz anlamına
gelmeyeceği yönündeki görüşüne işaret edilmekte ve Gowan'ın, Fransa'da
yapılacak referandumun tüm Avrupa'da, Birliğin daha da genişlemesi ve
özellikle de Türkiye'nin üyeliğine karşı bir oylama olarak da görüldüğü
yönündeki sözlerine yer verilmektedir.
İTALYA BASINI:
La Stampa gazetesinde
(20/04) "Ankara Yeni Seçilen Papa Konusunda Suskun Kaldı... Türkiye
Hayırı Unutmadı" başlığı altında yayımlanan bir haberde şöyle
denilmektedir: "Ankara'dan Papa'nın seçilmesi konusunda şimdiye kadar
resmi bir açıklama gelmedi. Ama Türkiye'de iktidar çevrelerinde ve AB
üyeliğini arzu edenler arasında Türklerin AB vizyonuna daha yakın olan
bir Papa'nın tercih edildiği de bir sır değil. Çünkü Ratzinger, birçok
defa, Türkiye'nin AB üyeliğini 'büyük bir hata' ve 'tarihe karşı'
olarak nitelemişti."
RUSYA BASINI:
Regnum Haber Ajansı'nın
internet sayfasında (19/04) "Ermenistan Savunma Bakanı: Türkiye'nin AB
Üyesi Olması İşimize Gelir" başlığı altında yer alan bir yazıda, 19
Nisan tarihinde yapılan basın toplantısında Ermenistan Savunma Bakanı
Serj Sarkisyan'ın, Türkiye'nin AB üyesi olmasının Ermenistan'ın işine
geleceğini ve AB üyelik sürecinde Ankara'nın hem iç hem dış
politikasında birtakım ciddi reformlar yapması gerekeceğini söylediği
belirtilmektedir. Sarkisyan'ın, "Bu reformlar, başta sınırın açılması
olmak üzere, mutlaka Ermeni-Türk ilişkilerini de kapsayacak. AB'ye üye
olmak isteyen bir ülke, 'Avrupa'nın Yeni Komşuları' programına dahil
edilen Ermenistan'a ambargo uygulamaya devam edemez. Ermenistan,
Türkiye ile ilişkileri herhangi bir ön şart olmadan düzenlemeli, ancak
bu, Ankara'nın Ermeni soykırımını tanıması ve Karabağ konusunda
politikasını gözden geçirmesi gerekmediği anlamına gelmemeli" dediği,
Türkiye'nin sözde Ermeni soykırımını tanıyıp tanımayacağına ilişkin bir
soruya ise Sarkisyan'ın, "Evet, onlar bunu yapacak" cevabını verdiği
kaydedilmektedir.
YUNANİSTAN BASINI:
Elefterotipia gazetesinde
(20/04) "Türkiye Solo Tango" başlığı altında ve Kira Adam imzasıyla
yayımlanan bir haber-yorumda, 19 Nisan'da yapılan "Economist"
konferansı konu edilmekte, konferansın ana konusunu, Türkiye'nin AB
yönelimi ve bu yönelimin tamamen müzakerelerdeki performansına bağlı
olduğuna dair konuşmaların teşkil ettiği belirtilmektedir. Başbakan
Karamanlis'in, Türkiye'nin Ege tahriklerinin ağırlığı altında
Yunanistan'ın Türkiye'nin üyeliğini desteklediğini, ancak bu üyeliğin,
uluslararası hukuk ve anlaşmalara uygun olarak Türkiye tarafından
atılacak adımlara ve Türkiye'nin komşuları ve Kıbrıs Rum kesimi ile
iyi komşuluk ilişkilerine bağlı olduğunu bildirdiği kaydedilen
haber-yorumda, PASOK Başkanı Papandreu'nun Ege olaylarına doğrudan
değinerek, bu hareketlerin ilişkilerin kötüleşmesine sebep olduğunu,
Türkiye'nin mevcut bazı temel ilkeler çerçevesinde sorunları
çözebileceklerini anlaması gerektiğini ve bu temel ilkelerin AB
yöneliminde her ülke tarafından uygulanması gerektiğini ifade ettiği,
Dışişleri Bakan Yardımcısı Valinakis'in, Türkiye'nin AB'ye karşı
mecburiyetlerini ve bütün ilkeleri yerine getirdiği takdirde AB üyesi
olabileceği hususundaki Yunanistan'ın görüşünü tekrarlayarak, bu
ilkeler arasında iyi komşuluk ilişkilerinin bulunduğunu ve bunlara
uymakla Türkiye'nin AB üyeliği öncesi yöneliminin daha normal olacağını
vurguladığına işaret edilmektedir. Türk gazeteci ve yorumcu Mehmet Ali
Birand'ın Türkiye'nin üyelik yöneliminde "tango" yapmak için iki
kişinin gerektiğini (Türkiye ve AB) söylediği ve Valinakis'in ise,
Türkiye'nin AB üyeliği yolunda tek başına dans ettiğini ve AB'nin
Türkiye'nin ilkelerini benimsemediğini" ifade ettiği belirtilen
haber-yorumda, Birand'ın, Yunanistan ve Kıbrıs'ın Türkiye'yi "sağılacak
inek gibi gördüklerinden" AB'ye itmek istediklerinde ısrar ettiği
vurgulanmaktadır.
To Vima gazetesinde (20/04)
"Ratzinger'in Papalığa Seçilmesi Türkiye İçin Yara" başlığı altında
yayımlanan bir haber-yorumda, Ankara'da Recep Tayyip Erdoğan
hükümetinin, Kardinal Joseph Ratzinger'in, 16. Benedict adıyla papalığa
seçimini, Türkiye'nin AB politikası için ciddi yara olarak kabul
ettiği belirtilmektedir. Türkiye'nin Vatikan'a yalnızca siyasi olarak
önem verdiği belirtilen haber-yorumda, Alman asıllı Papa'nın,
Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olmasıyla tanındığı ve AB'yi
Hıristiyanlık'tan ayıran laik Avrupa kimliğine karşı olduğu, Hıristiyan
geleneklerini ihtiyar kıtayla özdeşleştirdiği, Türkiye'nin ise Osmanlı
döneminden gelen derin bir Müslüman geleneği ve bugünkü laik
sisteminden olmasından dolayı Papa'yı rakip olarak gördüğü ifade
edilmektedir. Haber-yorumda, "Türkiye, Papa II. Jean Paul'u arıyor.
Papa'nın tutucu sosyal mesajı Türkiye'yi ilgilendirmiyordu, çünkü bu
mesaj toplumca benimsenmiyordu, Türkiye'nin AB üyeliğini desteklemesi
de Türkiye'nin menfaatineydi" denilmektedir.
Elefterotipia gazetesinde
(20/04) "İngiltere Türkiye'nin Hatırı İçin AB'yi Bloke Etti" başlığı
altında ve Kostas Moshonas imzasıyla yayımlanan bir haber-yorumda,
İngiltere'nin, Türk heyetine açıklanacak olan "25" üye devletin ortak
düşünceleriyle ilgili diğer üyelerin anlaşmış oldukları metni,
Ankara'yı rahatsız edecek gerekçesiyle bloke ettiği belirtilmektedir. Bu
metin üzerinde, İngiltere hariç bütün üye devletlerin anlaştığı ve
İngiltere temsilcisinin Londra ile görüştükten sonra Türkiye'yi
rahatsız edecek noktaların bulunması sebebiyle metni bloke ettiği
belirtilen haber- yorumda, yapılacak olan "25" daimi temsilci
(büyükelçi) toplantısında yeni bir görüşmenin yapılmasının
programlandığı, İngiltere'nin tutumu devam ettiği takdirde, ortak
düşünceler metninin Lüksemburg'ta toplanacak olan Dışişleri Bakanları
Komisyonu'na sevkedileceği kaydedilmektedir.
-
-
ESKİ SAYILAR