26.04.2005

   

Anasayfa

e-posta


 

           

ANKARA, 26/04(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  25 Nisan 2005 tarihinde yayımlanan Türkiye-Avrupa Birliği  ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara  değinilmektedir:

 

            ALMANYA BASINI:

 

            Frankfurter Rundschau gazetesinde (25/04) "CDU 1915'deki  Soykırımın Tanınmasını Talep Ediyor" başlığı altında ve DPA  kaynaklı yayımlanan bir haberde, Türkiye'den 90 yıl önceki  sözde Ermenilere yönelik soykırımı tanımasını talep eden   Hessen Eyalet Parlamentosu CDU grubu Genel Müdürü Frank   Gotthard'ın, Wiesbaden'de yaptığı açıklamada, "Eğer Türkiye  Avrupa istikametinde bir adım atmak istiyorsa, tarihi rolüyle  yüzleşmek zorundadır" diyerek, Türkiye'nin, CDU/CSU Parlamento  grubunun Ermeni önergesine gösterdiği tepkiden, ülkenin uzun  vadede AB'ye üye olamayacağının görüldüğünü söylediği  kaydedilmektedir.

 

            AVUSTURYA BASINI:

 

            Neue Kronen Zeitung'da (25/04) "90 Yıl Sonra da Türkiye  Soykırımı Kabul Etmiyor" başlığı altında ve Christian  Hauenstein imzasıyla yayımlanan bir yazıda, Türkiye'nin AB'ye  katılmak istediği, ama yakın geçmişte olanlara bakıldığında  ülkede hala insan haklarına saygı duyulmadığı öne sürülmektedir.   Yazıda, 1915'te Osmanlı ordusu tarafından acımasızca   gerçekleştirilen sözde katliamı anma törenleri ve Türkiye'nin  buna tepkisi gözönünde bulundurulduğunda, Ankara'nın sözde  soykırım karşısındaki tutumunun AB'ye katılım planlarında bir  engel teşkil edip etmeyeceği gibi bir sorunun akla geldiğine  işaret edilmekte ve nitekim Fransa Dışişleri Bakanı Barnier'in, Türkiye'nin muhtemelen bu trajedinin anısı ile yüzleşmesi  gerekeceğini söylediği kaydedilmektedir.

 

            FRANSA BASINI:

 

            Le Monde gazetesinde (24/04) "Jacques Chirac İlk Kez  Ermeni Soykırımını Anma Törenine Katıldı" başlığı altında  yayımlanan bir haberde, 22 Nisan günü Cumhurbaşkanı Chirac'ın,  Ermenistan Cumhurbaşkanı Koçaryan ile Fransa Ermenilerine  ithaf edilmiş anıtın önüne çelenk koyduğu, Koçaryan'ın  Fransa'yı ziyareti için bu sembolik tarihi seçtiği  belirtilmektedir. Haberde, Chirac-Koçaryan görüşmesine yer  verilmekte ve Elysée Sarayı'nın bir basın sözcüsüne göre,  görüşmede, Chirac'ın Ermenistan'ın Türkiye ile ilişkilerini  iyileştirmesi için diyalog çağrısında bulunduğu; öte yandan  Türkiye'nin AB üyeliğinin AB değerlerini benimseme ve sözde  soykırım konusunda hafıza çalışması yapmasına bağlı olacağını  ifade ettiği bildirilmektedir. Haberde, Komitas heykeli  önündeki törene değinilmekte ve iki cumhurbaşkanının çelenk  koymalarının ve mevcut sivil ve dini erkanı selamladıktan  sonra onları karşılamak için gelmiş Ermeni kökenli Fransız  vatandaşları arasından geçerek herhangi bir açıklama yapmadan  gittikleri ifade edilmektedir. Olayın küçük ölçekli kalmasına   rağmen, izleyicilerin tatmin oldukları ve bunu kuvvetli bir  jest olarak değerlendirdikleri; bazılarının Türkiye'nin AB  üyeliğinin Avrupa için bir kötülük olacağını Chirac'ın  anlaması gerektiğini savundukları; hatta en katılarının,  Türkiye "soykırımı" tanısa dahi yabani bir ülke olduğunu ve  Ermenistan'da, Kürdistan'da veya başka yerlerde suç işleme  olanağı bulunması halinde bunu yapacağını; Türkiye'de yaşayan  Ermenilerin korkunun evlatları olduklarını ve rehine olarak değerlendirildiklerini ifade ettikleri aktarılan haberde, bir   Ermeninin ise Chirac'ın önemli bir jest yaptığını ve Türkiye'ye   evet derken belli bir Türkiye'ye evet dediğini iddia ettiği belirtilmektedir.

 

            İNGİLTERE BASINI:

 

            Reuter'in (25/04) "Türkiye Üyelik Müzakereleri Öncesi  Reformlar İçin Bastırmalı" başlığı altında ve Marie-Louise  Moller imzasıyla yer verdiği bir haberde, AB Dışişleri  Bakanlarının, Türk mevkidaşları ile görüşmeden önce Türkiye'nin  AB ile bu yıl planlanan üyelik müzakereleri öncesinde siyasi  reformları Meclis'ten geçirmek için daha fazla çalışması  gerektiğine karar verdikleri belirtilmektedir. Lüksemburg'da  bir araya gelen bakanların, dini özgürlük ve azınlık hakları  konularında ilerleme kaydedilmemesinden duydukları endişeyi  dile getirip Ankara hükümetine Türkiye'nin güçlü ordusu  üzerinde tam bir sivil kontrol sağlaması çağrısında  bulundukları belirtilen haberde, bakanların ayrıca Türkiye'nin  AB ile Gümrük Birliği'ni bütün yeni üye devletleri kapsayacak  şekilde genişleten anlaşmanın hemen imzalanması çağrısında da  bulunarak, bunun, Türkiye ile Kıbrıs dahil bütün AB üyeleri  arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi yönünde önemli bir  adım olacağını söyledikleri ifade edilmektedir.

 

            RUSYA BASINI:

 

            Rossiyskaya Gazeta'da (23/04) "Ermeni Soykırımı Dünya  Politikasının Bir Parçasıdır" başlığı altında ve Yevgeni  Şestakov imzasıyla Dünya Ermenileri Kongresi ve Rusya  Ermenileri Birliği Başkanı Ara Abramyan ile yapılan bir  mülakata yer verilmektedir. Sözde Ermeni soykırımının ele  alındığı mülakatta şu ifadeler yer almaktadır:  

(...) 

            "SORU: Bazı kimseler Türkiye'nin AB'ye katılmasından  sonra soykırım konusunda Ankara ile diyalog kurmanın daha  kolay olacağına inanıyor. Zira AB'ye katıldıktan sonra  Türkiye'nin, oradaki standartlara uymak zorunda kalacağı  söyleniyor. Siz bu görüşe katılıyor musunuz?

 

            ABRAMYAN: Ben bu görüşe katılmıyorum. Çünkü Türkiye'nin   soykırımı tanımadan AB'ye kabulü, Avrupa'nın Ankara'ya "yeşil   ışık" yakmış olması anlamına gelecektir. Bu da Türkiye'nin,   Ermenistan dahil hiçbir ülke önünde hiçbir yükümlülüğü   olmayacağı demektir.

            Bu nedenle, Türkiye'yi, AB'ye katıldıktan sonra soykırımı  tanımaya zorlamak çok daha güç olacaktır."

 

            YUNANİSTAN BASINI:

 

            To Vima gazetesinde (24/04) "Efsane" başlığı altında ve  Yanis Kartalis imzasıyla yayımlanan bir haber-yorumda, Türkiye  Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün ve MGK Genel Sekreteri'nin  Türkiye'nin Ege'deki talepleri ile ilgili geçen haftaki  beyanatlarının, Türk siyasi yönetimi ile askeri yönetim   arasında Ege konularında değişik görüşlerin bulunduğu efsanesini   yıktığı ve AB'ye verilmiş olan sözlere rağmen, askerlerin   siyasetçilerle eşit şartlarda Türkiye'nin savunma ve dış   politikalarını yönettiklerinin ispatlandığı öne sürülmektedir.  Türkiye'nin diğer AB ülkelerinden farklı olduğunu ve ordunun  rolünü anlamak için Orgeneral Özkök'ün, Savaş Akademisi'nde  yapmış olduğu konuşmayı okumanın yeterli olduğu belirtilen  haber-yorumda, Orgeneral Özkök'ün, Türkiye'nin üyeliği için  AB'nin uyguladığı baskılardan dolayı AB'yi tenkit etmekten  çekinmeyerek, "Bu üyeliğin AB'nin hediyesi olarak  nitelendirilmemesi gerekiyor. Müzakereler sonunda evet veya  hayır demek yalnız AB'nin özel hakkı değil, Türkiye de sonunda  evet veya hayır diyebilir." dediği aktarılmakta ve bu  cümlelerin, siyasi-askeri kurulu düzenin  hoşnutsuzluğunu  belirttiği, bunun da AB beklentisi adına ayrıcalıkların iptal  edilmesinden ve son zamanlarda AB'ye karşı Ankara'da hüküm  süren hoşnutsuzluktan ileri geldiğine işaret edilmektedir.  Türkiye'nin, AB kamuoyunun Türkiye'ye karşı tedirgin tutumu   ve AB genişlemesini havaya uçurabilecek Fransa'nın AB  Anayasası'na negatif bakışı nedeniyle, AB üyesi olup  olmayacakları hususunda tereddüt etmeye başladığı ifade edilen  haber-yorumda, 90. yıldönümünde sözde Ermeni soykırımı ve  Papa'nın Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkmasının, Türkiye  için olumsuz bir tablo yarattığı, bu sebepten dolayı,  Türkiye'de gerekli değişimlerin yapılmasında isteksizlik  belirtilerinin olduğu ve Brüksel'in hoşnutsuzluğunu açıkça  ifade ettiği kaydedilmektedir. Haber-yorumda, "Türkiye'nin  Atina'ya, üyelik müzakerelerinin seyrine bakılmaksızın ikili  ilişkilerin karşılanış şeklinde hiçbir şeyin değişmediği  yolundaki üçlü hatırlatmasını, bu şartlar altında  değerlendirmek lazımdır. Bu, Türkiye'nin Ege problemlerine  yaklaşımının değişmeden sabit kaldığı ve AB beklentisinden  etkilenmediğini göstermektedir. Ankara'nın bu tutumunun bu  dönemde açıkça ifade edilmesi ve Türk-Yunan problemlerinin  AB çerçevesinde daha kolay çözülebileceğinde ısrar eden  Atina politikasına ters düşmesi hiç tesadüf değildir.   Türkiye AB üyeliğini kabul etmez ise veya kabul  edilmeyeceğine inandırıldığı takdirde ne olacağı sorusu  vardır." denilmektedir.

            Makedonya Haber Ajansı'nın (MPE) internet sayfasında  (24/04) "Yorgos Yakovu: Kıbrıs Türkiye'nin AB Üyeliği Önünde  Büyük Bir Engel" başlığı altında yer alan bir haberde,  Türkiye'nin AB üyeliği ihtirasının önünde Kıbrıs sorununu   büyük bir engel olarak bulacağını açıklayan Dışişleri Bakanı   Yorgos Yakovu'nun, Kıbrıs sorunu çözülmeden Türkiye'nin AB  üyeliği ihtimalinin olmadığı değerlendirmesinde bulunduğu belirtilmektedir. Haberde, Türkiye'nin AB üyelik sürecinin  çok karmaşık olduğunu ifade eden Yakovu'nun, Türkiye'nin  sadece Kıbrıs konusunda değil diğer konularda da ciddi  adımlar atması gerekeceğinin ve şu ana kadarki ilerlemenin  tatmin edici düzeyde olmadığının altını çizdiği  kaydedilmektedir. 

 

    

  

                   

 
ESKİ SAYILAR