10.05.2005

   

Anasayfa

e-posta


 

ANKARA, 10/05(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  09 Mayıs 2005 tarihlerinde yayımlanan Türkiye-Avrupa  Birliği ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu  hususlara değinilmektedir:

 

            ALMANYA BASINI:

 

            Welt am Sonntag gazetesinde (08/05) "Avrupa'nın  Konsensüse İhtiyacı Var" başlığı altında ve Bavyera Eyalet  Başbakanı ve CSU Genel Başkanı Edmund Stoiber imzasıyla  yayımlanan bir yazıda, AB'nin geçtiğimiz yıl 10 yeni üye  devletle gerçekleştirdiği ve boyutu itibarıyla gerçekten   de tarihi denilebilecek Doğu'ya genişlemesini, şimdi bir   istikrarlaşma döneminin izlemesi gerektiği ve bu tarihi  Doğu'ya genişlemenin üzerinden daha bir yıl geçmişken,  AB'nin yeterince üyelik ve alım kapasitesi olmadan hemen  Romanya ve Bulgaristan'a, daha sonra da Sırbistan'a ve  hatta Türkiye'ye avans verenlerin yanlış davrandıkları  belirtilmektedir. Yazıda, Türkiye'deki, örneğin   reformlardaki duraksama, Dünya Kadınlar Günü'ndeki güncel   insan hakları ihlalleri ya da sözde Ermenilere yönelik  soykırım gibi belirgin eksiklikleri halının altına  süpürmek isteyenlerin, Avrupalı ruhuyla hareket  etmedikleri, zira Avrupa'nın ideallerini, büyük ortak ve  dost Türkiye karşısında net ve açık bir şekilde dile  getirme cesaretine sahip olmayanların, şimdiden kaybettiği  ve verilecek yanıtın, "AB'ye ulaşmak için, Avrupa'nın  ideallerinin yerine getirilmesi gerekmez; sözlü taahhüt  yeterlidir, gerçek ise tamamen farklı olabilir." şeklinde  olacağı ifade edilmektedir. Yazıda şöyle denilmektedir:  "İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Avrupa'nın kurucu   babalarının en önemli nasihati, milliyetçiliğin aşılmasıydı.   Anavatan sevgisi ve memlekete duyulan sevgi, tüm Avrupalı   ulusları karakterize etmektedir. Fakat birleşik bir Avrupa'da milliyetçiliğin siyasi bir şansı olmamalıdır. Bu yüzden,   'ben de milliyetçiyim' diyen Türk Başbakanı Erdoğan'ınki gibi   bir tutum, Avrupa'nın siyasi birliğine uymamaktadır.  Türkiye'nin bir Avrupa perspektifine ihtiyacı var, ama AB'ye  üyelik şeklinde değil, Avrupa ile ayrıcalıklı ortaklığa   giderek. Bu model, Ukrayna, Rusya ya da Akdeniz'e kıyısı olan   Kuzey Afrika ülkelerine de uygulanabilir. Avrupa'nın siyasi  birliği, vatandaşlarının net bir çoğunluğunun onayını  gerektirmektedir."

            Der Tagesspiegel gazetesinde (07/05) "Ermenistan  Türkiye'deki Reformlara Umut Bağlıyor" başlığı altında ve  Matthias Meisner imzasıyla yayımlanan bir yazıda,  Ermenistan'ın Berlin Büyükelçisi Karine Kazinian'ın   sözlerine göre, ülkesinin, "Avrupa kriterlerini yerine  getirmesi durumunda" Türkiye'nin AB'ye alınmasından  memnuniyet duyacağı belirtilmektedir. "Türkiye'nin  katılımıyla birlikte biz de AB'nin doğrudan komşusu oluruz.  Uluslararası alanda kabul gören insan haklarına riayet eden  ve AB normlarına uygun bir azınlık politikası yürüten bir  komşumuz olmasını çok isteriz." diyen Kazinian'ın, bunun  için Türkiye'nin, "tarihinin karanlık sayfalarıyla"  yüzleşmesi gerektiğini belirttiği kaydedilen yazıda,  Büyükelçi Kazinian'ın, Şansölye Gerhard Schröder'in (SPD)  Ankara'da mentalite değişikliği talep etmesini memnuniyetle  karşıladığı ifade edilmekte, Schröder'in, Osmanlı  İmparatorluğu'nda 1915-1916 yıllarında Ermenilere karşı  gerçekleştirilen sözde katliamlara da değindiği, ancak  soykırım kelimesini kullanmaktan kaçındığı ve Türkiye  Başbakanı'nın, bu olayların bir uluslararası tarihçiler  komisyonu tarafından incelenmesi yönündeki önerisini  desteklediğine işaret edilmektedir. Yazıda, "Gerçi bugünkü  Türkiye, Ermenilere karşı gerçekleştirilen soykırımdan  sorumlu değildir." diyen Kazinian'ın, Türkiye'nin buna  rağmen Osmanlı İmparatorluğunun hukuki halefi olarak  1915-1916 olaylarını ele alması ve mahkum etmekle yükümlü  olduğunu söylediği kaydedilmektedir.

 

            FİNLANDİYA BASINI:

 

            Turun Sanomat gazetesinde (09/05) "Ville Itala:  Türkiye'nin Üyeliği Güvenlik Tehditlerini ve Irkçılığı  Artıracaktır" başlığı altında yer alan bir haberde, Avrupa Parlamentosu'nun Koalisyon Partisi üyesi Ville  Itala'nın,  Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğinin, en azından 20 yıl kadar  kabul edilmemesi gerektiğini düşündüğü belirtilmektedir.  Itala'nın, Türkiye'nin üyeliğinin getireceği güvenlik  tehdidinden endişe ettiği belirtilen haberde, Itala'ya göre,  Suriye ve Irak'ın AB'ye komşu ülkeler olmaları halinde  alınacak risklerin çok büyük olacağı ifade edilmektedir.  Türkiye ve Ukrayna vakalarında Itala'nın, tam üyelik statüsü   elde etmelerinin gerekip gerekmediğinin sorgulanması  gerektiğini düşündüğü ve Gümrük Birliği'nin ve stratejik  ortaklığın yeterli olabileceğini ileri sürdüğü ifade edilen  haberde, Itala'nın ayrıca, Türkiye'nin üye olması halinde  bunun Finlandiya için, mali kayıplar ve nüfuz kaybı anlamına   geleceğini, bunun yanı sıra gelecekteki seçimlerin AB'nin  genişlemesine yönelik bir tepkiye sahne olmasından korktuğu  ve bu durumun ırkçı partilere yer  açabileceğini, bunun da  kimsenin yararına olmadığına işaret ettiği vurgulanmaktadır.  Haberde, AB karşıtlarının Türkiye'nin üyeliğinden yana  oldukları, çünkü bunun Birliğin tamamen çökmesine neden  olmasını umdukları öne sürülmektedir.

 

            İNGİLTERE BASINI:

 

            Financial Times gazetesinin internet sayfasında (09/05)  "Fransa'da Anayasa'ya Hayır Türkiye'ye Hayır Anlamına  Gelmemelidir" başlığı altında ve Tony Barber-Brian Groom  imzasıyla yer alan bir haberde, İtalya Dışişleri Bakanı  Gianfranco Fini'nin, Fransa'da yapılacak olan Avrupa  Anayasası referandumdan hayır cevabı çıksa bile AB'nin  Türkiye'yi bünyesine katmak için çalışmalarına devam  etmesi gerektiğini söylediği belirtilmektedir. Fini'nin,  Financial Times'a verdiği mülakatta, Fransa'daki   referandumu, 'evet' yanlılarının kazanacağından umutlu   olduğunu, fakat oylamadan çıkacak 'hayır' kararının da   Türkiye'nin AB üyeliğini engellememesi gerektiğini  söylediği belirtilen haberde, Fini'nin, "Türkiye Birliğe  katılmak adına insan hakları da dahil birçok alanda  radikal reformlar gerçekleştirdi. NATO üyesi Türkiye,  bölgede bir istikrar abidesi ve büyük bir Müslüman ülke.  Avrupa gerçekleştirmesini istediği bunca değişiklikten  sonra Türkiye'yi reddederse Türkiye köktendinciliğe  itilmiş olmaz mı?...Sadece Müslüman oldukları için onlara  hayır diyemeyiz. Türkiye'nin üyeliğe kabulü, İslam ve  demokrasinin uyumunun bir göstergesi olacaktır." dediği  aktarılmaktadır.

 

            İTALYA BASINI:

 

            Corriere della Sera gazetesinin "Corriere Lavoro- İstihdam Olanakları  ve Sektörleri" ekinde (06/05) "Yeni  Avrupalılar: Türkiye... Süreç Uzun Ama Ülke Hareket  Halinde" başlığı altında ve Giuliana Gagliardi imzasıyla  yayımlanan analizde, AB'nin bir parçası olmak isteyen ilk  Müslüman ülke Türkiye'nin, müzakere masasında hiç de kolay  olmayan bir müsabakayı sürdürdüğü belirtilmektedir.  Geleneklerine sıkıca bağlı ama aynı zamanda da Batı'ya dönük politikalarıyla ciddi anlamda laik olan Türkiye kısa bir süre  önce de olsa, kadını erkeğe bağımlı kılan ve daha birkaç yıl  öncesine kadar zinayı suç sayan bazı kanun maddelerinde  değişikliğe gittiği belirtilen analizde, AB'nin, Türkiye'ye  "evet" dediği ve Türkiye'nin, 25 üyeli Avrupa kulübüne 2014  yılında katılacağı öne sürülmekte ve bugüne kadar -özellikle  de ekonomik alanda- başlatılan reformların, başta Avrupa ve  Kuzey Amerika olmak üzere, Batı pazarlarına yönelik olarak  kendilerini çok hızlı bir şekilde geliştiren ve AB'ye  katılımın Doğu pazarlarının fethi ve Asya'ya doğru yayılan  imtiyazlı bir koridor elde etmek anlamına geldiğinin  bilincinde olan girişimcilerin hedeflerini temsil ettiği  kaydedilmekte, Türkiye'nin ekonomik durumu ile Türk-İtalyan  ilişkilerine değinilmektedir.

 

            KIBRIS RUM BASINI:

 

            Simerini gazetesinde (09/05) "Helmuth Schmidt: 'Bölünme  de Çözümdür'" başlığı altında yayımlanan bir haberde, Batı  Almanya eski Başbakanı Helmut Schmidt'in, Yunanistan'ın   Kathimerini gazetesine yaptığı açıklamalarda, Kıbrıs  sorununun çözümsüz olmadığını ve bölünmenin de bir çözüm  olabileceğini ifade ettiği kaydedilmektedir. Haberde,   Schmidt'in, Türkiye'nin bugünkü koşullarda AB'ye üye olması   durumunda ise AB'yi mahvedeceğini, çünkü milyonlarca Türk'ün   genel anlamda Avrupa'ya değil Almanya'ya akın edeceğini de   iddia ettiği belirtilmektedir.

 

            YUNANİSTAN BASINI:

 

            Elefterotipia gazetesinde (09/05) "Sezer'den AB'ye:  Müzakerelerin Başlangıç Tarihine Hürmet Edin" başlığı  altında yayımlanan bir haber-yorumda, Cumhurbaşkanı Ahmet  Necdet Sezer'in, AB'den, Türkiye'nin üyelik müzakerelerinin  başlangıç tarihine hürmet etmesini istediği belirtilmektedir.  Sezer'in, Avrupa Günü dolayısıyla yaptığı konuşmada, "Türk  halkının en büyük beklentisinin üyelik müzakerelerinin  gecikmeksizin 3 Ekim'de başlaması olduğunu" ifade ettiği  belirtilen haberde, Sezer'in, ülkesinin hedefinin modern  Avrupa'nın bir parçası haline gelmek olduğunu ve Türkiye'nin, müzakerelerin yapıcı olması için elinden geleni yapacağını  vurgulayarak, AB'yi, 40 yıllık ilişkilerin sorumluluğuyla  hareket etmeye davet ettiği kaydedilmektedir. 

 

                   

 
ESKİ SAYILAR