ANKARA, 16/05(BYE)--- Yabancı
basın-yayın organlarında 13-15 Mayıs 2005 tarihlerinde yayımlanan
Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu
hususlara değinilmektedir:
ABD BASINI:
New York Times gazetesinin
internet sayfasında (13/05) "AİHM Kürt Lideri Tekrar Yargılaması İçin
Türkiye'ye Baskı Yapıyor" başlığı altında ve Craig Smith-Şebnem Arsu
imzalarıyla yer alan makalede, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM)
aldığı karar dolayısıyla Türkiye'nin, Kürt lider Abdullah Öcalan'ı
yeniden yargılamak zorunda kalabileceği, zira mahkemenin, Kürt liderin
adil yargılanmadığına hükmettiği belirtilmektedir. Türkiye'nin kararı
dikkate almayı reddetmesi durumunda, AB'ye üyelik sürecinin sekteye
uğrayabileceği ileri sürülen makalede, Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'ın, "Bu dava yeniden görülebilir, fakat halkın vicdanında
çoktan kapanmıştır." dediği ifade edilmektedir. Türkiye'de birçok
insanın, Öcalan'ın yeniden yargılanmasının Kürt milliyetçiliğini
ateşleyeceğinden korktuğu ve Öcalan dosyasının yeniden açılmasının
Türk milliyetçiliğini de körükleyebileceği, bunun da Türkiye'nin AB
üyeliğini tehlikeye atabileceği öne sürülen makalede, AİHM'in kararının
gerekçeleri arasında, Öcalan'ın mahkeme öncesinde çok uzun süre
gözaltında tutulması ve savunma hazırlaması için çok az zaman
tanınmasının bulunduğu ve bu konuya Türk yetkililerinin gösterdiği
tepkilere yer verilmektedir.
ALMANYA BASINI:
Die Welt gazetesinde
(13/05) "Öcalan" başlığı altında ve Boris Kalnoky imzasıyla yayımlanan
bir yorumda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin, PKK lideri Abdullah
Öcalan hakkındaki davanın adil görülmediğine hükmettiği belirtilmekte
ve "Ankara'daki hükümetin üç seçeneği var: Hükümet davanın yeniden
görülmesine karar verebilir, ama bunu yapmak zorunda değil, kaldı ki
mahkeme de bunu özellikle altını çizerek önermedi. Veya olayı sadece
bir formalite olarak dikkate alır. Ya da bu kararı Kürt sorununun
çözümüne doğru yaklaşmak için bir fırsat olarak kullanır. Yeniden
yargılamanın, Türklerin AB üyeliği için bir önkoşul olmadığını ifade
eden Adalet Bakanı Cemil Çiçek çok doğru söylüyor. Ancak AB, bir iç
savaşın yaşandığı bir ülkeyi hiçbir zaman almayacaktır. Kürtlerle
Türkler arasında taşınabilir bir barış, AB'ye üyelik için çok hatta
belki de en önemli koşul." denilmektedir.
Süddeutsche Zeitung'da
(13/05) "Ankara İçin Hassas Karar" başlığı altında ve Christiane
Schlötzer imzasıyla yayımlanan bir yorumda şöyle denilmektedir:
"Türkiye AB'ye girmek için çaba harcıyor. Recep Tayyip Erdoğan hükümeti
bu yüzden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararını görmezden
gelemez. PKK gerillası elebaşının ömür boyu demir parmaklıklar arasında
kalacağı şimdiden kesin olsa da hükümet, Abdullah Öcalan gibi bir terör
babasına da adil yargılanma şansı vermek zorundadır. Strasbourg'daki
hakimler de hükmü değil, sadece yargılanmanın adil olmayışını
kınadılar. Ankara'daki hükümet için bundan çıkarılacak sonuç net olsa
da, bunu Türkiye'de herkese anlatmakta zorlanacak. Strasbourg'dan
gelen karar, ülkede giderek artan Avrupa şüphecisi bir atmosfere denk
geldi. Türklerin duyguları, Avrupa'nın, boğazdaki ülkenin yoluna yeni
taşlar koymak için elinden geleni yaptığını söylüyor. Bu yüzden
Türkiye'deki Avrupa karşıtları mahkemenin kararını kendi amaçlarına
alet etmeye çalışacaklar... Bazı radikallerin seve seve alevlendirmek
istediği yeni bir Kürt ihtilafı, Türkiye'nin AB şansını ciddi bir
şekilde tehlikeye düşürecektir. AB için ise bu, Strasbourg kararını
uygulamaya koyması için Ankara'ya zaman tanıması gerektiği anlamına
geliyor. Anlaşılan hakimler de böyle düşünüyorlar, zira yeni Öcalan
davası için bir tarih belirlemediler."
BELÇİKA BASINI:
Derniere Heure gazetesinin
internet sayfasında (13/05) "Öcalan Tekrar Yargılanacak" başlığı
altında yer alan bir haberde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM)
Kürt Lider Abdullah Öcalan'ın adil yargılanmadığına karar verdiği ve
AB kapısını çalan Türkiye'nin, 1999 yılında idam cezasına çarptırılan
ve 2002 yılında cezası ömür boyu hapse çevrilen Öcalan'ı tekrar
yargılamasının gerekeceği belirtilmektedir. Avrupa Birliği'nin kararı
memnuniyetle karşıladığını belirttiği ifade edilen haberde, Avrupa
Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonu üyesi Vittorio Emanuele
Agnoletto'nun, "Türkiye'den beklentimiz Öcalan'ı adil ve bağımsız bir
şekilde yargılamasıdır. Türkiye'nin Kürt lideri bir an önce adil bir
şekilde yargılaması AB-Türkiye müzakerelerinde olumlu bir rol
oynayacaktır." dediği ve AİHM'in kararını memnuniyetle karşılamayan
Türkiye'nin, yine de bu karar saygı duyacağını ve Kürt lideri tekrar
yargılayacağını açıkladığı kaydedilmektedir.
FRANSA BASINI:
Le Monde gazetesinin
internet sayfasında (13/05) "AB Türkiye'ye, Demokratik Reformların
Gerçekleştirilmesi Konusunda Çağrıda Bulundu" başlığı altında ve Thomas
Fernczi imzasıyla yer alan bir haberde, Türkiye'nin üyelik
görüşmelerine başlanmasına beş aydan az bir zaman kala AB'nin,
Ankara'nın son yıllarda insan hakları alanında kaydettiği gözle
görülür gelişmeleri memnuniyetle karşıladığı, fakat reformların
uygulanmasının gecikmesinden endişe duyduğu belirtilmektedir. 5
Mayıs'ta İstanbul'da Genişlemeden Sorumlu Avrupa Komiseri Olli Rehn'in,
Türkiye'de başlatılan reformların geri döndürülemez olduğunu belirttiği
ve muhataplarına, bu reformları ara vermeden hayata geçirmeleri
çağrısında bulunarak "Reformların hızı, görüşmelerin hızını
belirleyecek. Türkiye AB'nin gözetimi altında olacak, sadece
yöneticilerinin değil aynı zamanda basın kuruluşlarının ve
kamuoylarının da gözetiminde olacak. Bu siyasi bir gerçek." şeklindeki
ifadeleri hatırlatılan haberde, Komisyon'un AİHM'in Öcalan konusundaki
kararını açıklamasından sonra Türk yetkililerinin bu karara uyulacağını
söylemesinden büyük memnuniyet duyduğunu dile getirdiği ve Komisyon
Sözcüsü'nün, insan haklarına riayet edilmesinin AB üyeliğine aday
ülkelerin yerine getirmesi gereken bir kriter olduğunu ve AİHM'in konu
hakkındaki görüşünün AB için bir referans değeri taşıdığını
belirttiği kaydedilmektedir.
ERMENİSTAN BASINI:
Asbarez gazetesinin
internet sayfasında (12/05) "Barnier Bir Kez Daha AB Adayı Türkiye'nin
Geçmişini Gündeme Getirdi" başlığı altında yer alan bir haberde, Fransa
Dışişleri Bakanı Michel Barnier'in bir kez daha, Türkiye'nin AB'ye
girmeden önce sözde Ermeni soykırımını tanıması gerektiğini vurguladığı
belirtilmektedir. Türkiye'nin AB üyesi olabilmek için 15-20 yıllık bir
müzakere dönemi geçireceğini hatırlatan Barnier'in, bu zorunlu
müzakerelerin sonlandığı aşamada da sözde Ermeni soykırımını inkar
etmesi durumunda AB'ye üye olamayacağını söylediği belirtilen haberde,
Barnier'in, "Müzakereler olumlu sonuçlansa bile Fransa Anayasası'nın,
Türkiye'nin AB'ye girişinin bir halk oylaması ile tasdik edilmesini
öngördüğünü dikkate almalıyız. Türkiye, Avrupa'nın Türkiye'ye değil,
Türkiye'nin Avrupa'ya katılmaya talip olduğunun bilincinde
olmalıdır." dediği kaydedilmektedir.
İNGİLTERE BASINI:
The Economist dergisinde
(14/05) "Türkiye ve AB... Hala Aşılması Gereken Engeller Var" başlığı
altında yayımlanan bir yorumda, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın,
hükümetini, "AB ile 3 Ekim'de başlaması öngörülen katılım
müzakerelerine hazırlanmak için yeterince çaba sarf etmiyor" diye
eleştirenlere kızdığı ve bu eleştiriyi getirenlerin ise, Erdoğan'ın
müzakereler için tarih aldığı 17 Aralık AB Zirvesi'nden önceki aylarda
büyük reformlar yaptığını, ancak o zamandan bu yana hiçbir şey
yapılmadığını öne sürdükleri, Türk milliyetçiliğindeki yükselişin de,
AB'ye katılma planının geri teptiğini gösteren bir belirti olarak
değerlendirenlerin olduğu belirtilmektedir. Kıbrıs sorunu ve AB için
baş müzakereci atanamaması konusunda ele alındığı yorumda şöyle
denilmektedir: "Türkiye'nin AB ile 3 Ekim'de üyelik müzakerelerine
başlaması kesin mi? Tam değil. Türkiye resmen iki koşulu yerine
getirmek zorunda. Bunların birincisi yeni Ceza Kanunu'nun haziran
ayında yürürlüğe girmesi. İkincisi ise, Gümrük Birliği anlaşmasının
Kıbrıs dahil, AB'nin 10 yeni üyesini de kapsayacak şekilde
genişletilmesi. Ancak başka sorunların da ortaya çıkması kesin.
Örneğin, herkes Hırvatistan'ın daha önce söz verilen tarih olan 17
Mart'taki müzakerelere başlayamadığının farkında. Çünkü AB, bu ülkenin
Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi ile işbirliği yapmadığına
hükmetti. Kıbrıs'ın da Ekim ayı sonrası Türkiye ile müzakerelerde sorun
çıkaracağı biliniyor. Türkiye ile ilgili mevcut iki sorun, iki hafta
içinde Fransa ve Hollanda'da yapılacak olan Avrupa Anayasası
referandumları. Her iki ülkede de Türkiye'nin üyeliği, hayır cepheleri
için önemli bir silah. Türkiye, insan haklarına saygı ve Kürtlerle
diğer azınlıklara yönelik muamelelerinde önemli ilerlemeler sağladı.
Ancak hala, Avrupa standartlarını yakalaması için yapması gereken çok
şey var. Ülkede ordu halen, Atatürk'ün laik mirasını korumakta
önemli bir rol oynuyor. Generaller, ülkenin AB arzularını kucakladı;
ancak üyeliğin kendi miraslarını zayıflatması değil, desteklemesi
koşuluyla. Avrupalıların kendilerine yönelik husumetlerini aşma yolunda
çok çalıştıktan sonra, Türklerin AB'nin kurallarının külfetli olduğu
sonucuna varması çok garip bir durum; ancak bunu tasavvur etmek
mümkün."
The Guardian gazetesinde
(14/05) "Kürtler... Türkiye İçin Sınav" başlık altında yayımlanan
başyazıda, PKK Lideri Öcalan'ın Kenya'da yakalanışı ve Türkiye'de
Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından daha sonra 1999'da vatana ihanet
suçlamasıyla verilen ölüm cezasını, Avrupa Birliği'ne üyelik vaadi
karşılığında ödenmesi gereken bedelin bir parçası olarak ömür boyu
hapis şeklinde hafifletilmesi ele alınmakta, Türkiye'nin şimdi de,
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin, Öcalan'ın yargılanmasının adil
olmadığı şeklindeki kararı karşısında yeni bir sınavla yüz yüze olduğu
belirtilmektedir. Türkiye'deki 12 milyon Kürt'ün, Öcalan'ın Kürdistan
İşçi Partisi PKK'nın savaş sürdürdüğü döneme göre daha iyi durumda
olduğuna işaret edilen başyazıda, AB'ye katılım kampanyasının bir
parçası olarak, sınırlı Kürtçe yayın ve özel eğitime, Atatürk'ün üniter
mirasının bekçilerini kızdırarak da olsa izin verilirken, Öcalan'ın
yakalanmasını takip eden ateşkes güney ve güneydoğuya nispi bir barış
ortamı getirdiği ifade edilmektedir. Ekim ayında katılım görüşmelerine
başlanacak AB'nin talepleri karşısında çok fazla taviz verildiği
yönünde uyarıda bulunan güçlü generaller ve milliyetçilerden gelen
tepkilere yer verilen başyazıda, Türklerin AB'ye katılım heveslerinin,
70 milyon Müslümanın kabul edilmesine karşı Fransa, Almanya ve diğer
bazı ülkelerdeki muhalefet karşısında Birliğin savunmaya geçmesi
nedeniyle kırıldığı ve Güneydoğu'da ateşkesin ihlali ve münferit şiddet
olaylarının yeniden başlaması ile komşu Iraklı Kürtler ile ilgili
endişelerin ateşi körüklediği kaydedilmektedir. AB'nin de, ABD gibi,
PKK'yı terörist örgüt olarak gördüğü belirtilen başyazıda, Türklerin
çoğunluğunun Öcalan'ın darağacına gönderilmemiş olması nedeniyle pişman
ve Avrupa'nın yeni yargılama talebi karşısında kızgın olduğu, ancak
mahkemenin Öcalan'ın masum olduğunu iddia etmediğine işaret edilmekte
ve "Öcalan yeniden yargılanıp mahkum olsa dahi, izlenecek süreç,
Türkiye'nin kendi şeytanlarına karşı durması ve daha geniş bir Avrupa
ailesine katılmayı hak etmesi için gereksinim duyduğu desteği
sağlayacak doğru istikamet olacaktır." denilmektedir.
İSPANYA BASINI:
ABC gazetesinin internet
sayfasında (13/05) "AB, Türkiye'den, Kürt Lider Abdullah Öcalan'la
İlgili Davanın Tekrar Edilmesini İstedi" başlığı altında ve Enrique
Serbeto imzasıyla yer alan bir haberde, Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi'nin Kürt gerilla lideri davası hakkındaki kararının, oldukça
nazik bir dönemde, Türkiye ve Avrupa Birliği arasındaki ilişkileri
zorlaştırmakla tehdit ettiği ve kararın, Türkiye'yi suçladığı ve Öcalan
hakkındaki davanın tekrar edilmesini istediği belirtilmektedir. Davanın
tekrarlanmasının, askerler için bir küçümseme anlamına geleceği, bunu
yapmamak ise insan hakları alanındaki prestijine zarar vereceği; bu
ikilemin, Ankara'nın Brüksel ile olan ilişkilerine yansıyabileceği öne
sürülen haberde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, mahkemenin
Türkiye'den istemiş olduğu kararı yerine getirip getirmeyeceği
konusuna açıklık getirmediği, ancak "Bu dava yeniden açılsa bile,
Türklerin kalbinde kapanmış bir meseledir." dediği vurgulanmaktadır.
İTALYA BASINI:
La Repubblica gazetesinde
(14/05) "AİHM'in Kararı: Öcalan Yeniden Yargılanmayı Hak Etmektedir"
başlığı altında yayımlanan bir haberde, Türkiye'nin AİHM'in kararı
konusunda tepkili olduğu ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da "Bizim
için konu kapanmıştır. Türk kamuoyu da esasen Öcalan'ı yargılamıştır.
Bir hukuk devleti olan Türkiye'de yargı bağımsızdır." şeklinde
açıklamada bulunduğu kaydedilmekte, bununla birlikte yine de
Türkiye'nin Öcalan davasının yeniden görülmesi ihtimalini
dışlamadığı, mamafih hükümetin bunu AB ile üyelik müzakerelerinin
başlayacağı 3 Ekim tarihinin sonrasına ertelemeyi hedeflediği
vurgulanmaktadır.
Il Manifesto gazetesinde
(13/05) "AİHM Kürt Liderin Davasının Adil Olmadığını Söylüyor. Türk
Hükümeti ise Dişlerini Sıkarak, 'Yapmamız Gerekeni Yapacağız' Diyor...
Öcalan: Herşey Yenibaştan" başlığı altında yayımlanan bir haberde,
Komünist Yeniden Kuruluş Partisi (PRC) listesinden Avrupa
Parlamentosu'na seçilen Vittorio Agnoletto'nun, AİHM kararını
yorumlamak amacıyla düzenlediği basın toplantısında, "Türkiye'nin bu
karara nasıl karşılık vereceğini görmenin önemli olduğunu, netice
itibariyle Türkiye'nin -hukuki mevzuatını ileri sürerek- davanın hemen
görülemeyeceğini söyleyebileceğini, bunun ise kabul edilemez olduğunu,
derhal bir tarih talep edilmesi gerektiğini ve bu tarihin de Türkiye
ile üyelik müzakerelerinin başlatılacağı 3 Ekim'den önce olması
gerektiğini" ifade ettiği kaydedilmektedir. Haberde, insan hakları
meselesinin Türkiye'nin AB üyeliği kapsamında denetlenecek konuların
nüvesini oluşturması gerektiğini belirten Agnoletto'nun Öcalan
davasının bir ölçüde bu gelişmelerin sonucunu oluşturacağına dikkat
çektiği ve bu konuda Türkiye'ye sürekli olarak baskı yapılması
gerektiğini savunduğu ifade edilmektedir.
YUNANİSTAN BASINI:
İmerisia gazetesinde
(13/05) "Türkiye'nin AB Yoluna Öcalan-Stoiber Engeli" başlığı altında
yayımlanan bir haber- yorumda, Alman Hıristiyan Demokratlar Başkanı
Bavyera Başbakanı Stoiber'in, Türkiye'nin olası AB üyeliğini "veto"
etmesinin, özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Abdullah
Öcalan'ın davasını "haksız" olarak nitelendirmesinden ve Kürt liderin
yeniden yargılanmasını talep etmesinden sonra, Ankara'nın daha da sıkı
kuşatılmasına neden olduğu belirtilmektedir. AİHM'in kararının
bağlayıcı olmamasına rağmen, konunun, gelecek ekim ayında üyelik
müzakereleri başlamadan önce insan hakları alanında Erdoğan hükümeti
için kritik bir sınav oluşturacağı ve belki de yoğunlaşmakta olan
itiraz seslerini susturacağı belirtilen haber-yorumda, Stoiber'in,
Almanya'da iktidara "CDU ile CSU parti koalisyonunun geçmesi durumunda
Türkiye'nin hiçbir zaman AB üyesi olmaması için elimizden gelen her
şeyi yapacağız." şeklinde bir açıklama yaptığı kaydedilmektedir.
Erdoğan hükümetinin artık Brüksel'in talepleri ile Türkiye'nin bir
numaralı aranan adamının yakalanmasından ve mahkum edilmesinden altı
yıl sonra yeniden yoğunlaşmaya başlayan halkın aşırı milliyetçiliği
arasında kaldığı ifade edilen haber- yorumda, Ankara'nın "gerekeni
yapacağı" hakkında AB'ye güvence vererek, Kürt lideri yeniden
yargılayacağını ima ettiği öne sürülmekte ve AB Komisyonu ile AB
Parlamentosu'nun Ankara'ya Öcalan'ı tekrar yargılaması önerisinde
bulundukları, AB Komisyonu Sözcüsü Amadeus Altaphage'nin, "Türkiye
Avrupa Konseyi üyesidir bu nedenle de Mahkeme kararına saygı
göstermesi gerekir." dediği aktarılmaktadır.
İmerisia gazetesinde
(13/05) "Anayasa Anlaşması ve Genişleme..." başlığı altında ve Yorgo
Kapopulos imzasıyla yayımlanan bir yorumda, Anayasa Anlaşması'nın
onaylanması aslında genişlemeyle ilgili olmadığı belirtilmekte,
Bulgaristan ve Romanya'nın 1 Ocak 2007 tarihinde AB'ye tam üye
olacakları, Avrupa'nın da uyum sağlamakta eksiklikler öne sürerek,
üyeliği bir yıldan fazla bir süre için geciktiremeyeceği
kaydedilmektedir. Ankara'nın üstlenmiş olduğu yükümlülükleri yerine
getirmesi durumunda, Türkiye'nin 3 Ekim 2005 tarihinde üyelik
müzakerelerine başlaması için de aynısının geçerli olduğu, ancak
Birliği derinleştirmek-genişletmek konularını birbirinden ayrı tutmak
bir şey, Fransızların "hayır" demesinden sonra ortamın nasıl
biçimleneceğinin başka bir şey oluşturduğu ve her halükarda bir aday
ülkenin uyum sağlayıp sağlamadığı ve yükümlülüklerini yerine getirip
getirmediği hakkındaki değerlendirmenin tarafsız değil, her şeyden önce
siyasi bir karar olduğu ifade edilen yorumda şöyle denilmektedir:
"Bugünkü koşullar altında ve Anayasa anlaşması onaylanmazsa, Bükreş ile
Sofya'nın katılımlarının gecikeceği ve Ankara ile üyelik
müzakerelerinin başlamasının sürekli olarak, AB'nin krizi aşmasına
kadar erteleneceği kesin sayılmalı. Bu tür bir gelişme, ilgili ülkeler
için nasıl bir anlam taşıyacak? Bugün kesinlikle verilebilecek tek
cevap, Avrupa'ya yönelik hayal kırıklığının bırakacağı boşluğu
ABD'nin kapatacağı: Türkiye ile ilişkilerini düzene sokacak, gerek
Büyük Orta Doğu gerekse eski SSCB'ye müdahale yeteneklerini
destekleyerek, Bulgaristan ile Romanya'nın statülerini yükseltecekler.
Avrupa anayasasının reddedilmesi ve genişlemenin önümüzdeki aşamasının
engellenmesi AB için çok büyük bir zarar oluşturacak: AB'nin on yeni
üye ülkesinin esaslı bir şekilde Avrupa'ya uyum sağlamaları gecikecek,
ABD'nin siyasi düzeyde müdahil olma yeteneği devam edecek, belki de
güçlenecek. Doğu Avrupa'da ve Balkanlar'da Amerikan üsleri kurmak,
Moskova'nın eski SSCB üzerindeki etkisinin azaltılması yönündeki
çabaya bağlanacak... ABD'nin Büyük Orta Doğu stratejisine Türkiye'nin
uyum sağlaması, AB'nin Washington'a karşı müzakere kartlarının değerini
düşürecek. Anayasa'nın reddedilmesi durumunda bugün olduğu gibi, 'Nice
Anlaşması ile işimize devam ederiz' görüşünün çok basit olduğu nettir.
'25'lerin AB'si yeni bir müzakereyi organize etme gücünü bulsa, yeni
bir anayasa metninin hazırlanmasını ve onaylanmasını başarsa dahi,
jeopolitik dengelerle ilgili kayıpların yeniden kazanılması kolay
olmayacak. AB bir iç kriz nedeniyle Romanya, Bulgaristan, Türkiye ve
Batı Balkanlar'a yönelik yükümlülüklerini yerine getirmezse jeopolitik
açıdan intihar etmiş olacak, bunun da Yaşlı Kıta'nın gelecekte dünya
dengelerini biçimleyen güç olarak ortaya çıkmasını olumsuz yönde
etkileyecek."
-
-
ESKİ SAYILAR