25.05.2005

   

Anasayfa

e-posta


 

ANKARA, 25/05(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  24 Mayıs 2005 tarihlerinde yayımlanan Türkiye-Avrupa Birliği  ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara  değinilmektedir:

 

            ABD BASINI:

 

            AP'nin (24/05) "AB ile Katılım Müzakereleri Öncesinde  Türkiye'den Karmaşık Sinyaller" başlığı altında ve James C.  Helicke imzasıyla yer verdiği bir haberde, Türkiye'de son  günlerde erotik televizyon kanallarının yayından kaldırıldığı,  alkolden alınan vergilerin sert bir şekilde artırıldığı,  iktidar partisinden milletvekillerinin zinayı yasaklamak  üzere yoğun girişimlerde bulunduklarına işaret edilmekte ve  son yıllarda eşi benzeri olmayan demokratik reformlar  gerçekleştiren bu Müslüman ülkeyi elit ülkelerin yer aldığı  kulübün üyeliğine hiç olmadığı kadar çok yaklaştıran bu  hükümetin böyle bir tavır sergileyeceğini AB'nin asla  tahmin edemeyeceği vurgulanmaktadır. Aralık ayında AB  katılım müzakerelerinin önünü açma kararı aldığından bu  yana kendisini, dine daha çok önem verilmesi gerektiğini  söyleyenlerin, AB'nin talep ettiği reformlara soğuk bakan  milliyetçiler ve AB ile bir an evvel katılım müzakerelerine  başlanması gerektiğini söyleyen AB fanatikleri arasında  bulan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın populist partisinin  liberalleşme yönünde attığı adımların neredeyse yerinde  saydığı öne sürülen haberde, Orta Doğu Teknik Üniversitesi  Profesörü Hüseyin Bağcı'nın, "Adalet ve Kalkınma Partisi  liberallerden, İslamcılardan ve milliyetçilerden oluşan  çok çeşitli grupların yer aldığı karmaşık bir parti.  Erdoğan tüm bu grupları dengelemeye çalışıyor. Erdoğan'ın  AB konusundaki samimiyetini kanıtlaması gerekiyor. Aynı  zamanda belli başlı konularda taleplerini ortaya koyan  seçmenlerinin beklentilerini de karşılaması gerekiyor."  dediği aktarılmaktadır.

            AP'nin (24/05) "Türkiye Dışişleri Bakanı: Almanya'daki  Seçimler Türkiye'nin AB Müzakerelerini Etkilemez" başlığı  altında yer verdiği bir haberde, Dışişleri Bakanı Abdullah  Gül'ün, Almanya'daki seçimlerin, ekim ayında başlaması  planlanan Türkiye'nin AB'ye katılım müzakereleri üzerinde  herhangi bir etkisinin olmayacağını söylediği  belirtilmektedir. Türkiye'nin AB girişimi konusunda  Schröder ile görüş ayrılıkları olan Hıristiyan Demokrat  lider Angela Merkel'in, çoğunluğu Müslüman olan ülkenin  AB'yi hem kültürel hem de mali açıdan aşırı derecede  zorlayacağını ileri sürdüğü belirtilen haberde, Merkel'in,  Türkiye'ye, tam üyelikten ziyade belli belirsiz bir şekilde  tanımlanmış "imtiyazlı ortaklık" sunulması çağrısında  bulunduğu ifade edilmektedir. Haberde, Gül'ün, Stockholm'de  yaptığı açıklamada, Almanya'daki seçimlerin 3 Ekim'de  başlaması planlanan Türkiye'nin üyelik görüşmelerini  ertelemesinin söz konusu olmadığını söyleyerek, "Hükümetler  değişebilir, muhalefet partileri iktidara gelebilir ancak  devamlılığı engelleyemezler." dediği aktarılmaktadır.

 

            ALMANYA BASINI:

 

            Die Welt gazetesinde (24/05) "Hıristiyan Birlik  Partileri Türkiye Kararının Ertelenmesini Talep Ediyorlar"  başlığı altında yayımlanan bir haberde, Hıristiyan Birlik  Partileri'nin, Almanya'da erken seçimlere gidileceğinin  açıklanmasının ardından, Türkiye ile katılım  müzakerelerinin ertelenmesini talep ettikleri  kaydedilmektedir. CDU'nun Avrupa uzmanı Matthias  Wissmann'ın yaptığı açıklamada, Schröder hükümetinin,  böylesine geniş kapsamlı bir kararı, kurulması muhtemel  yeni bir hükümetten önce alamayacağını söylediği  belirtilen haberde, AB'nin katılım kararı 3 Ekim'de  verileceği ve hükümet eylül ayında değişecek olsa bile,  Kırmızı-Yeşiller hükümetinin fiilen hala görevde olacağına  işaret edilmekte ve AB üyeliğinin tehlikeye düşmesi  ihtimali yüzünden Türk borsasında düşüş kaydedildiği  ifade edilmektedir.

            Süddeutsche Zeitung'da (24/05) "Barroso, AB  Müzakerelerinin Zorlu Geçmesini Bekliyor" başlığı altında  ve Alexander Hagelüken-Cornelia Bolesch imzalarıyla  yayımlanan bir yazıda, AB diplomatlarının, Almanya'daki  yeni seçimlerin, AB'nin gelecekteki finansmanına ilişkin  görüşmeleri geciktireceğini hesaba kattıkları ve Brüksel'de,  buna ilaveten Berlin'deki gelişmelerin Avrupa'nın diğer  önemli planlarını ne şekilde etkileyeceğine dair  spekülasyonlar yapılırken, Türkiye ile katılım  müzakerelerinin hızı ve hizmet sektörü pazarlarının  açılması üzerinde bazı sonuçlar yaratacağının belirtildiği kaydedilmektedir. Yazıda, AB Komisyonu'nun, yeni seçimlerin  genişlemeyle ilgili yol haritasını doğrudan engellemeyeceği  görüşünde olduğu ve Komisyon'un bir sözcüsünün, Türkiye ile  katılım müzakerelerinin planlandığı gibi 3 Ekim'de  başlayacağını söyleyerek, "AB hükümet başkanları buna  oybirliğiyle karar verdiler." diye konuştuğu belirtilmektedir.

            Financial Times Deutschland gazetesinde (24/05) "Birlik  Partileri Türkiye'nin AB'ye Üyeliğine Karşı Mücadele Ediyor"  başlığı altında ve Wolfgang Proissl-Dilek Zaptçıoğlu-Thomas  Klau imzalarıyla yayımlanan bir yazıda, Hıristiyan Birlik  Partileri'nin, hükümet görevini üstlenmeleri halinde,  Türkiye'nin AB üyeliğini engellemek için herşeyi yapmak  istedikleri belirtilmektedir. Avrupa İşleri Komisyonu  Başkanı (CDU) Matthias Wissman'ın, yaptığı açıklamada,  "İnsanlara, Birlik Partileri hükümeti zamanında  Türkiye'nin AB'ye üye olabilme ihtimalinin çok çok düşük  olacağını söyleyeceğiz." diyerek, bu yüzden CDU ve  CSU'nun, bu ülkenin üyeliğine olan itirazlarını Federal  Meclis seçim kampanyasının konusu yapacaklarını söylediği  ve "Tabii ki Almanya yalnız başına karar veremez. Fakat  Almanya'nın AB içerisindeki ağırlığı, Alman görüşünün  belirgin bir şekilde değişmesiyle muhtemelen Avrupa'daki  görüşün de değişmesini sağlayacaktır." dediği belirtilen  yazıda, Gerhard Schröder yönetimindeki Kırmızı-Yeşiller  hükümeti şimdiye dek Türkiye'nin AB'ye alınmasının en  kararlı destekçileri arasında yer aldığı, Fransa'da ve  1 Haziran'da Hollanda'da yapılacak referandumlarda AB  Anayasası'nın reddedilmesi durumunda üyelik  perspektifinin bozulabilecek olmasının da Türkiye'nin  korkularını körüklediği ve Brüksel'de, "Türklerin AB'deki  bu tartışmayı büyük bir gerginlik içinde izledikleri"  konuşulduğu ifade edilmektedir. Birlik Partileri'nin  seçimleri kazanmasıyla ve Fransa'nın AB Anayasası'na  "hayır" demesiyle, müzakerelerin ileri bir tarihe atılması  veya iptal edilmesi teorik olarak mümkün olduğu ve  Şansölye seçilecek Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı  Chirac'ın bu konuda ısrar etmeleri durumunda, diğer AB  hükümetlerinin bu ortak isteğe boyun eğebilecekleri ifade  edilen yazıda, Avrupa Parlamentosu'ndaki Hıristiyan  Demokratların Grup Başkanı Hans-Gert Pöttering'in,  yaptığı açıklamada, Birlik Partileri'nin, müzakerelere  başlanması tarihine dokunmayacağını vurgularken, "Fakat  bir hükümet değişikliği, müzakerelerde kendini  hissettirecektir." diye konuştuğu kaydedilmektedir.

 

            AVUSTURYA BASINI:

 

            Salzburger Nachrichten gazetesinde (24/05) "Berlin'deki  Seçimler AB Politikasını da Felce Uğratıyor" başlığı altında  ve Manfred Perterer imzasıyla yayımlanan yazının Türkiye ile  ilgili bölümünde, Almanya'daki erken seçimlerin Türkiye'nin  AB'ye alınma süreci açısından da hassas neticelere yol  açabileceği Almanya'daki seçimlerin muhtemelen 18 Eylül'de  yapılacağı ve Almanya'daki seçim kampanyasının bir Türkiye  tartışmasına dönüşebileceği öne sürülen yazıda, Birlik  Partileri'nin başkanları Angela Merkel ile Edmund Stoiber'in,  birçok kez Türkiye'nin AB'ye katılımına karşı olduklarını  belirttikleri hatırlatılmakta, Merkel ve yandaşlarının  seçimleri kazanacak olması halinde, müzakerelerin bloke  edilmesi beklenebileceği ileri sürülmektedir.

 

            FRANSA BASINI:

 

            AFP'nin (24/05) "Chirac: Anayasa Türkiye'nin AB Yolunu  'Daha da Uzatacak'" başlığı altında yer verdiği bir haberde,  Fransa Ermeni Örgütleri Koordinasyon Konseyi (CCAF)  tarafından kamuoyuna açıklanan mektupta Fransa  Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın, Avrupa Anayasası'nın  hoşgörü, adalet ve azınlıklara riayet dayatmalarında  bulunarak, Türkiye'nin AB yolunu "daha da uzatacağının"  güvencesini verdiğinin belirtildiği kaydedilmektedir.  Türkiye'nin AB üyeliği taraftarı olan Chirac'ın mektubunda,  "Türkiye'nin hala aşması gereken uzun bir yolu var, hatta  bu yol, Avrupa Anayasası Anlaşması ile AB'nin değerlerinin  daha fazla üzerinde durulduğu ek bir aşamayı geçmeye  hazırlanmasıyla daha da uzayacak." şeklinde fikir  belirttiği kaydedilen haberde, Chirac'ın, "Gerçekten de  Avrupa Anayasası'yla birlikte tarihte ilk defa, temel hak  ve özgürlükler Avrupa Birliği tarafından tanınmış olacak  ve tüm Avrupa vatandaşlarına garanti edilmiş olacak."  dediği aktarılmaktadır.

            AFP'nin (24/05) "Ankara ile Müzakereler... Brüksel  Hala 3 Ekim'e Hazırlanıyor" başlığı altında yer verdiği  bir haberde, Avrupa Komisyonu'nun, üye ülkeler tarafından  Anayasa'nın onaylanması ve Almanya'daki siyasi durumun  yarattığı belirsizliklere rağmen, Türkiye ile üyelik  müzakerelerinin başlama tarihinin hala 3 Ekim olarak  öngörüldüğü konusunda güvence verdiği belirtilmektedir.  AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn'in  Sözcüsü Krisztina Nagy'in, "Komisyon, üye devletler  tarafından geçen Avrupa Zirvesi'nde kendisine verilen  Türkiye ile 3 Ekim'de üyelik müzakerelerine başlama  görevine hazırlanmak üzere çalışıyor. Türk yetkililer de  yapmaları gerekeni yapıyorlar. Türkiye ile 3 Ekim'de  üyelik müzakereleri başlatılma kararı oybirliği ile en  üst düzey siyasi karar organı tarafından alındı." dediği  belirtilen haberde, Ankara'nın, AB ile üyelik  müzakereleri için başmüzakereci olarak Ekonomiden Sorumlu  Devlet Bakanı Ali Babacan'ın görevlendirildiğini  açıkladığı ifade edilmektedir.

           

            ERMENİSTAN BASINI:

 

            AZG gazetesinin internet sayfasında (24/05)  "Türkiye'nin AB Üyeliğine Karşı" başlığı altında yer alan  bir yazıda, Avrupa'nın Süryani, Ermeni ve Yunan Ortadoks  toplumlarının, AB Dönem Başkanlığı'na yaptıkları ortak  başvuruda, halihazırda radikal islamcı hükümetiyle  Türkiye'nin AB üyeliğine hazır olmadığını ve bu prestijli  birliğe üye olmaya layık olmadığını vurgulayarak üyelik  başvurusunun reddedilmesini istedikleri belirtilmektedir.  Yazıda, başvuruyu hazırlayan Ninos Toma'nın, isteyenlerin  imzalaması için yollanılan mektubun bir örneğini http://www.petitiononline.com/turkeyeu internet  sayfasına da yerleştirdiği kaydedilmektedir.

 

            İNGİLTERE BASINI:

 

            Reuter'in (24/05) "Türkiye Zorlu AB Görüşmeleri İçin Başmüzakerecisini Seçti" başlığı altında ve Gill Tudor  imzasıyla yer verdiği bir haberde, Avrupa'da, AB üyeliğini  zora sokma ihtimali taşıyan bir oylama yaklaşırken  cesareti kırılan Türkiye'nin, Birlik ile zorlu üyelik  görüşmeleri için önde gelen ekonomi reformcusu Devlet  Bakanı Ali Babacan'ı başmüzakereci yaparak üyelik arzusuna  yeni bir itici güç sağladığı belirtilmektedir. Başbakan  Erdoğan'ın AKP grup toplantısında yaptığı konuşmada,  "Gençliği ve dinamizmi ile başarılı olacağına inanıyorum."  dediği ve söz konusu açıklamanın, 3 Ekim'de başlaması  planlanan üyelik müzakereleri için başmüzakerecisini  belirlememiş olmasından dolayı rahatsızlığını dile  getiren mali piyasalar ve Avrupa Birliği tarafından da  beklendiğine işaret edilen haberde, analist Tim Ash'ın,  "Hükümetin gerçekten de AB reform cephesinde yakaladığı  ivmeyi yeniden ele geçirmesi lazım ya da hem  Fransız-Hollanda AB referandumlarının hem de Almanya'da  yaklaşmakta olan seçimlerin etkisi altında ezilme riski  ile karşı karşıyalar. Hükümet üyelik sürecine yeniden  enerji kazandırmak gerektiğini anlamış olmalı ki sonunda  başmüzakereci olarak Babacan'ı atadı." dediği aktarılan  yazıda, teknik olarak Türkiye'nin AB üyeliği ve AB  Anayasası üzerindeki oylama arasında doğrudan bir  bağlantı olmadığı, ancak Türkiye'nin Fransa'dan çıkacak  bir "Hayır" oyunun, AB içerisinde en azından kendi  müzakerelerini geciktirecek bir krize yol açmasından  endişe ettiği, AB'nin ne olursa olsun Ankara'ya verdiği  ekim sözünü yerine getirmeye çalışacağını açıkladığı  kaydedilmektedir.

            The Daily Telegraph gazetesinin internet sayfasında  (24/05) "Almanya'daki Seçim Yenilgisi Türkiye Piyasalarını  Sarstı" başlığı altında ve Ambrose Evans-Pritchard  imzasıyla yer alan bir haberde, Türkiye'nin AB üyeliğini  tehlikeye sokuyor gibi görünen Almanya'daki seçim  yenilgisinin ardından Türk piyasalarının olumsuz bir  seyir gösterdiği, yatırımcıların Başbakan Gerhard  Schröder'in hafta sonundaki bölgesel seçimlerde uğradığı  yenilgiye tepki göstermeleri sonucunda İstanbul Menkul  Kıymetler Borsasının yüzde 4,6 oranında düştüğü ve Türk  Lirası'nın euro karşısında 0.8 oranında değer kaybettiği  belirtilmektedir. Türkiye'nin, son dönemde AB'nin üyelik  kriterlerini karşılama çabası çerçevesinde yaptığı  reformlarla yatırımcılar için önemli bir pazar haline  geldiği belirtilen haberde, piyasaların, Schröder'in  Sosyal Demokratlarının verdiği güçlü destek sayesinde  ekim ayında üyelik müzakerelerine başlanmasını çok az  şeyin tehlikeye atabileceğini varsaydığı, ancak  Almanya'daki muhalefetin sonbaharda yapılacak seçimlerde  iktidara gelme ihtimalinin bu siyasi manzarayı birdenbire  değiştirdiğine işaret edilmektedir.

            Reuter'in (24/05) "'Medeniyetler Çatışması'nın Yazarı  Türkiye'ye AB'ye Sırtını Dönmesi Çağrısında Bulundu"  başlığı altında yer verdiği bir haberde, Batı ve İslam  dünyası arasındaki çatışmaya dair öngörülerde bulunan ve  en çok satan "Medeniyetler Çatışması"nın yazarı Amerikalı  Samuel Huntington'un, Türkiye'den Avrupa'ya sırtını dönmesi  ve Müslüman komşularına doğru yönelmesini istediği  belirtilmektedir. Avrupa ve Asya arasında köprü olan  İstanbul şehrine gerçekleştirdiği ziyaret sırasında CNN Türk  televizyonuna konuşan Samuel Huntington'un, Türkiye'nin  Avrupa Birliği'ne katılma girişiminin başarısızlığa mahkum  olduğunu söyleyerek, "Avrupalılar Türkiye'yi istemediği  için Türkiye'nin AB'ye üye olacağını zannetmiyorum. Bu  sebeple, Türkiye'yi AB dışında tutmak için ellerinden gelen  her şeyi yapacaklardır." dediği belirtilen haberde,  Huntington'un, Türkiye'nin, aralarında pek çok ülkenin  İstanbul'dan yönetilen Osmanlı İmparatorluğu'nun bir  zamanlar bir parçası olduğu İslam dünyasında daha aktif bir  rol üstlenmesi gerektiğini söyleyerek, "Türkiye Müslüman  kimliğine geri dönmeli ve fanatik laikliği geride  bırakmalıdır." şeklindeki ifadesine yer verilmektedir.

 

            KIBRIS RUM BASINI:

 

            Simerini gazetesinde (24/05) "Karmaşık Denklemler"  başlığı altında ve Nifalia (Dengeli) sütununda Andreas  Hacikiriakos imzasıyla yayımlanan bir yorumda şöyle  denilmektedir: "Fransızların Avrupa Anayasası'na 'hayır'  demeleri halinde, AB, tarihinin en büyük krizlerinden  birine hazırlanıyor. Fransızların hayır yanıtı muhtemelen,  Avrupa Anayasasının diğer ülkelerde de onaylanma sürecinin  sonunu erkenden işaret edecektir. Hiç kuşkusuz böyle bir  gelişme, genişlemede yaşanacak tahmin edilemez etkilerle  birlikte AB'de bir içe kapanıklığa neden olacaktır. Bu,  Türkiye'nin üyelik sürecinin de başlamadan tehlikeye  girdiği anlamına gelmektedir. Ancak Türkiye'nin üyelik  talebi, Almanya'da Sosyal Demokratların seçim bozgunundan  ve Türkiye'nin üyelik talebini engelleyeceklerini  açıklayan Hıristiyan Demokratların zaferinden sonra,  ortaya çıkan erken seçim olasılığı yüzünden de tehlike  içindedir. AB'deki gelişmeler ve üye ülkeler içerisinde  yaşanan olaylar, Kıbrıs sorununda gelişme yaşanma  perspektifini de etkilemektedir. Tabii eğer biz, tam üye  olarak, Türkiye'nin üyelik sürecini çözümle bağdaştırmakta  ısrar edersek... Olayların gidişatı, Kıbrıs sorununu  Türkiye'nin üyelik sürecinden 'korumakta' ısrar edenlerin  politikasının doğru olduğunu göstermektedir. Her ne kadar  Ankara, 25'leri Kıbrıs'la tehdit etmeye kalkışacak  olsa da..." 

 

 
ESKİ SAYILAR